Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3670, sondan 2567. ayet; 35. sure ve bu surenin 10. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 24, harf sayısı 109 ve toplam ebced değeri ise 5328 olarak hesaplanmıştır.
من كان يريد العزة فلله العزة جميعا اليه يصعد الكلم الطيب والعمل الصالـح يرفعه والذين يمكرون السيـات لهم عذاب شديد ومكر اولئك هو يبور
منكانيريدالعزةفللهالعزةجميعااليهيصعدالكلمالطيبوالعملالصالـحيرفعهوالذينيمكرونالسيـاتلهمعذابشديدومكراولئكهويبور
Men kâne yurîdu-l’izzete feli(A)llâhi-l’izzetu cemî’â(an)(c) ileyhi yas’adu-lkelimu-ttayyibu vel’amelu-ssâlihu yerfe’uh(u)(c) velleżîne yemkurûne-sseyyi-âti lehum ‘ażâbun şedîd(un)(s) vemekru ulâ-ike huve yebûr(u)
Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.[447] Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.
“Güzel sözler” kelime-i tevhid ve kelime-i şehadettir.
İzzet kelimesi “onur, saygınlık ve güçlü olma” anlamlarına gelir. “Kim izzet isterse bilmeli ki izzet tamamıyla Allah’a aittir” şeklinde çevirdiğimiz cümleye, bazı müfessirler, “Kim o sözde tanrılara ve putlara taparak bir izzet elde etmek istiyorsa bilsin ki izzet tümüyle Allah’a aittir”, bazıları “Kim izzet istiyorsa Allah’a itaat etsin, izzet bulsun”, bazıları da “Gerçek anlamda izzetin kime ait olduğunu öğrenmek isteyenler bilsinler ki, her yönden izzet Allah’a mahsustur” mânasını vermişlerdir (Taberî, XXII, 119-120). Şeref, onur, güç, pâye, üstünlük gibi anlamları olan “izzet”in bütünüyle Allah’a ait kılınması, bu kavramın insanlar açısından asla kullanılamayacağını değil, insanların elde edebilecekleri her türlü onur ve pâyenin Allah’tan olduğunu ve ancak O’nun hoşnutluğuna uygun olması halinde değer taşıyacağını ifade etmektedir. Nitekim başka bir âyette bu kavram Allah’a, resûlüne ve müminlere izâfe edilmiştir (bk. Münâfikūūn
63:8). Âyetin devamında yer alan ve “Sinsi sinsi kötülük tasarlayanlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzakları altüst olur” şeklinde çevirdiğimiz cümle ile de, izzetin şeytanî düşünceleri geliştirmekle elde edilemeyeceğine bir telmihte bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Birçok müfessir “güzel söz”den maksadın, başta kelime-i tevhid olmak üzere Allah’ı anma ve yüceltme mânası içeren her türlü tesbih, tehlil, Kur’an tilâveti, dua, istiğfar vb. sözler olduğunu kaydeder (meselâ Zemahşerî, III, 270). Fakat bunu belirli sözlerle sınırlandırmayıp iyiliği teşvik, kötülüğü engelleme gibi “iyi, temiz, güzel” vasfına uyan başka sözleri de bu kapsamda düşünmek uygun olur (Şevkânî, IV, 390). “O’na yükselir” ifadesinden maksat, Allah’ın bunları kabul etmesi, Allah katında makbul olması veya yazıcı meleklerin yazdıklarıyla yükselmeleridir (Şevkânî, IV, 390).
“İyi iş ve davranışları da O yüceltir” şeklinde yapılan tercümede öznenin Allah Teâlâ olduğu görüşü esas alınmıştır. Burada öznenin güzel sözler olduğu kanaatini taşıyanlar da vardır; buna göre cümleyi şöyle çevirmek gerekir: “Onları da (iyi işleri de) Allah’a güzel sözler yükseltir.” Meâlin böyle olması durumunda cümlenin izahı şöyle olur: İyi işlerin Allah katında değer bulması sağlam bir imana, Allah’ın birliği inancına dayalı olmasına bağlıdır, kelime-i tevhidi benimsemeden yapılan iyi işler O’nun nezdine yükselmez (Zemahşerî, III, 270). Öte yandan bu cümlede öznenin iyi işler ve tümlecin güzel söz olduğu da ileri sürülmüştür. Bu takdirde anlam “Güzel sözleri yükselten iyi işlerdir” şeklinde olur. Bu görüşün İbn Abbas gibi bazı ilk dönem âlimlerine nisbet edilmesini ihtiyatla karşılayan İbn Atıyye şu açıklamayı yapar: Bu görüşte iyi amel olmadan iman sözünün değerinin olmayacağı kastediliyorsa bu Ehl-i sünnet inancıyla bağdaşmaz ve İbn Abbas gibi birinin bunu söylemesine ihtimal yoktur. Ama güzel söz iyi amelle desteklenirse daha değerli olur ve daha yücelere çıkar mânası kastedilirse tutarlı olur (IV, 431). Râzî, insanı diğer canlılardan üstün kılan temel özelliğin söz olduğu ve bunun kalp ile ilişkisi üzerinde durur; âyetin sözün önemine ve değerine bir atıfta bulunduğunu belirtir (XXVI, 9).
Kim itibar istiyorsa (bilsin ki) itibar, tamamen yalnızca Allah’a aittir. Yalnızca iyi işin yükselttiği güzel sözler Allah’a yükselir. Kötülüklerin tuzağını kuranlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzağı ise yok olup gider.
Bu ayet Nisâ
4:139 ve Yûnus
10:65. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Bu ayet duaların kabul şartının samimiyet ve istenen şey uğrunda öncelikle fedakârlık gerçekleştirmek olduğunu ortaya koymaktadır
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân
3:54; En‘âm
6:123; Enfâl
8:18, 30; Ra‘d
13:42; İbrâhîm
14:46; Fâtır
35:43; Mü’min
40:25; Tûr
52:42; Târık
86:15-16.
Kim şeref istiyorsa, bilsin ki, şerefin tamamı Allah'ındır. Güzel söz Allah'a yükselir. İyi amel de güzel sözü yüceltir. Kötülükleri planlayanlara şiddetli bir azap vardır. Bunların planları boşa çıkacaktır.
Kim izzet¹ istiyorsa, bilsin ki izzet tamamen Allah'a aittir. Temiz sözler² O'na yükselir. Düzgün iş³ onu⁴ yükseltir. Kötülük planı yapanlar için, şiddetli bir azap vardır. Kurdukları düzenler boşa gidecektir.
1- Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç. 2- Şirkten arınmış, tevhit inancı, İslami tutum ve tavır. 3- Tevhide uygun eylemler, inancın pratiğe dönüşmesi. 4- Onur, şeref, saygınlık, üstünlük.
Kim izzet ve şeref istiyorsa (bilsin ki) izzet ve şerefin hepsi Allah’ındır (ve Onun yolunda aranmalıdır.) . O (Rabbimize) ancak (tevazu ve teslimiyetle yapılan övgüler ve şükürler gibi) güzel sözler yükselir. (Bu güzel dua ve zikirleri de sadece) Salih ameller (ve halis niyetler kabul ettirip) Allah’a ulaştırabilir. Ama kötülükler (ve şeytani niyetler) le hile ve tuzak kuranlara (halkı aldatmak için dini duyguları ve değerleri istismara kalkışanlara) gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve tuzakları (şeytani tasarıları) boşa çıkacaktır.
Kim yücelik, üstünlük dilerse bilsin ki bütün yücelik, üstünlük, Allah'ındır; güzel sözler, ona ağar, iyi işler de o sözleri yüceltir ve onlar ki düzenlerle kötülüklerde bulunurlar, onlaradır çetin bir azap ve onların düzenleri de zaten mahvolup gider.
Güzel sözler, tevhit ve şahadet sözleridir. Tanrıyı anmaktır diyenler de olmuştur. İyi işler de ibadettir.
Kim yücelik ve üstünlük dilerse bilsin ki, yücelik ve üstünlük yalnız Allah'a aittir. Bütün güzel sözler O'na yükselir, bütün doğru ve yararlı işleri O yüceltir. Sinsi şekilde kötü fiiller tasarlayanlara gelince, onları şiddetli bir azap beklemektedir ve onların bütün tertipleri de, yok olup gitmeye mahkumdur.
Kim, şan ve şeref, kuvvet ve haysiyet istiyorsa, bilsin ki, şan ve şeref, güç ve kuvvet, kudret ve hâkimiyet yalnız Allah'ın mülkünde, tasarrufundadır. Kelime-i tayyibeler, dualar, istiğfarlar, haram yememiş ağızlardan çıkan sözler, ancak Allah'a ulaşır. Bunları da Allah'a, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirme, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlama, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olma, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleme ulaştırır. Sinsice, türlü türlü kötülükler icat edenlere, şeytanca entrika ve dolaplar çevirenlere, İslâm'ın yükselişini önleme, müslümanların ilerlemesinin önünü kesme planları ve riyakârlık yapanlara dehşetli bir azap vardır. Onların sinsi hileleri, tuzakları, planları da darmadağın edilir.
Kim yücelik istiyorsa yücelik tamamen Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir. Salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tuzak olarak kuranlara gelince, onlar için şiddetli bir bir azap vardır. Onların tuzakları mahvolup gider.
Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli bir azab vardır. Onların tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur'.
Her kim şeref ve kuvvet isterse bilsin ki, bütün şeref ve kudret Allah'ındır. Hoş kelimeler (tevhid ve tesbihler) ancak O'na yükselir, kabul olunur. Salih ameli de hoş kelimeler (tevhid) yükseltir, makbul kılar. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azap vardır. Bunların yaptıkları tuzak mahvolur gider.
Artık kim, izzet ve şeref istiyorsa, bilsin ki bütün şeref ve izzet, Allah’ındır. Güzel, hoş sözler O’na yükselir. Yararlı işleri de O yükseltir (kabul eder.) (Artık kim izzet kazanmak istiyorsa, güzel bir söz olan Tevhid kelimesi ile imana gelsin, yararlı işler yapsın.) Kötü tuzaklar kuranlar için ise, şiddetli bir azap vardır. İşte böylelerin tuzakları yok olmaya mahkûmdur.
Kim şeref isterse, bütün şeref Allahın, arı söz yükselir Tanrı katına, yüceltir onu da iyi olan iş; kötülükle hile edene, katı azap var, onların hileleri yok olacaktır
Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah'a aittir. Bütün güzel sözler O'na yükselir; bütün doğru ve yararlı işleri O yüceltir. Kötülük tasarlayanlar için ise şiddetli bir azap vardır. Öylelerinin tuzakları boşa çıkmaya mahkûmdur.
Kudret isteyen kimse bilsin ki, kudret, bütünüyle Allah'ındır. Güzel sözler O'na yükselir, o sözleri de yararlı iş yükseltir. Kötülük yapmakta düzen kuranlara, onlara, çetin azap vardır. İşte bunların kurdukları düzenler boşa çıkar.
Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi Allah'ındır. O'na ancak güzel sözler yükselir (ulaşır). Onları da Allah'a amel-i sâlih ulaştırır. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzağı bozulur.
Onuru arzulayanlar, bilsin ki tüm onur ALLAH'a aittir. Güzel söz O'na çıkar, iyi iş de onu yükseltir. Kötülük planlıyanlar için çetin bir azap vardır ve onların planı başarısızlıkla sonuçlanacaktır.
Kuran'ın tanımladığı inanç, bireye ve topluma üstün bir karakter ve kişilik kazandırır.
Her kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamıyla Allah'ındır. O'na hoş kelimeler yükselir, onu da salih amel yükseltir. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azab vardır. Onların tuzakları hep darmadağın olur.
Her kim ızzet istiyorsa bilsin ki ızzet tamamiyle Allahındır, ona hoş kelimeler yükselir onu da ameli sâlih yükseltir, kötülükler kuranlara gelince onlara şiddetli bir azâb vardır, ve onların tuzakları hep tarmar olur
Kim ululanmak hevesine düşerse (bilin ki) bütün ululuk Allahındır. Güzel kelimeler ancak Ona yükselir. Onu da iyi amel (ve hareket) yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar (a gelince): Onlar için çetin bir azâb vardır. Onların (kurdukları) tuzağın bizzat kendisi mahvolur.
Kim izzet (şan ve şeref) istiyorsa, o hâlde (bilsin ki), izzet tamâmıyla Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir; sâlih amel de onu (o güzel sözü) yükseltir.(1) Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince, onlar için (pek) şiddetli bir azab vardır. İşte onların tuzağı yok mu,(bil'akis) kendisi darmadağın olur.
(1)“Hava unsurunun yüksek ve ehemmiyetli vazîfesi اِلَيْهِ يَصْعُدُ اْلكَلِمُ الْطَيِّبُ [Güzel söz O’na yükselir] âyetinin sırrıyla, güzel ve ma‘nîdâr (ma‘nâlı) ve îmânî ve hakīkatli kelimelerin kalem-i kaderin istinsâhıyla (çoğaltmasıyla) ve izn-i İlâhî ile intişâr etmesiyle (yayılmasıyla) bütün küre-i havadaki melâike ve rûhânîlere işittirmek ve Arş-ı A‘zam tarafına sevk etmek için kudret-i İlâhî kaleminin mütebeddil (değişebilen) bir sahîfesi olmaktır. Mâdem havanın kudsî vazîfesinin, hikmet-i hılkatinin (yaratılış hikmetinin) en mühimi budur. Ve rûy-i zemîni (yeryüzünü) radyolar vâsıtasıyla bir tek menzil (yer) hükmüne getirip nev‘-i beşere (insan nev‘ine) pek büyük bir ni‘met-i İlâhiye olmaktır. Elbette ve elbette beşer, bu pek büyük ni‘mete karşı bir umûmî şükür olarak, o radyoları herşeyden evvel kelimât-ı tayyibe (temiz sözler) olan Kelâmullâh’ın (Allah Kelâmı’nın), başta Kur’ân-ı Hakîm ve hakīkatleri ve îmânın ve güzel ahlâkların dersleri ve beşerin lüzumlu ve zarûrî menfaatlerine dâir kelimâtları olmalı ki o ni‘mete şükür olsun. Yoksa ni‘met böyle şükür görmezse, beşere zararlı düşer.” (Emirdağ Lâhikası-II, 88)
Kim güç ve şeref istiyorsa, (bilsin ki) bütün güç ve şerefin tamamı Allah’a aittir. Güzel, iyi sözler ve yararlı doğru işler Allah’a yükselir (ulaşır), Allah da onları değerlendirir, kıymetlendirir. Kötülükleri tuzak olarak hazırlayanlar için de çok şiddetli bir azap var. Hazırladıkları tuzakları da yok olup gider.
Her kim şan ve şeref isterse Allah/tan istesin. Çünkü bütün şan ve şeref Allah/ındır [¹]. Güzel bir söz [²] O/na yükselir [³], iyi amel onu dergâh-ı Bâri/ye kaldırır [⁴]. Kötülükleri gizli kuranlar için şiddetli azap vardır. Onların gizli kurdukları şeyler yok olur.
[1] Müşrikler putlarla şeref buluyorlardı. Nazm-ı âti ile şeref aranacak şeyler beyan buyuruluyor.[2] Zikrullah, kelime-i tevhit, «Sübhanallahi velhamdüllillâhi ve Lâilâhe illallah vallahü Ekber» gibi sözler.[3] Onu işitir.[4] Amelsiz kul makbul olmaz veya Allah iyi ameli yükseltir, iyi söz iyi ameli yükseltir.
Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu (güzel sözü) yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler (var ya), onlar için şiddetli bir azap vardır. İşte bunların kurdukları düzenler boşa çıkar.
Kim dünyada ve âhirette güç, kudret, itibar, üstünlük, yücelik ve şeref istiyorsa, bunu Allah’tan istesin; çünkü şeref ve yücelik, tamamen ve yalnızca Allah’ın elindedir ve onu dilediğine verir. Fakat bunu elde etmek için, dosdoğru bir imana sahip olmanız ve bu inancınızı güzel davranışlarla ortaya koymanız gerekir. Çünkü ancak iyi niyet, sağlam iman, güzel söz ve güzel düşünceler O’nun katına yükselir fakat bunları O’na yükseltecek olan, ancak ve ancak güzel davranışlardır. Dolayısıyla, ibâdetlerle, güzel davranışlarla desteklenmeyen kupkuru bir iman, sahibine hiçbir yarar sağlamayacaktır.Bunun içindir ki, İslâm’a ve Müslümanlara karşı çirkin tuzaklar peşinde koşan kâfirleri ve münâfıkları, her iki dünyada da çetin bir azap beklemektedir ve onların bütün tuzakları, eninde sonunda yok olup gitmeye mahkûmdur!
Kim (Güç ve) İzzet istiyorduysa, topluca (Güç ve) İzzet Allah’ındır.
Güzel Söz O’na yükseliyor; onu da Salih Amel yükseltiyor.
Kötülükler’i tezgâhlayanlara gelince; onlar için şiddetli bir azap vardır.
İşte böylelerinin tezgâhı boşa çıkar!
Kim şerefli olmak istiyorsa (şunu iyi bilsin ki) bütün şerefler Allah’a aittir.1 Bütün güzel sözler2 Ona yükselir, (îman edilen) iyi işleri yaşamak da o (güzel sözleri) yükseltir.3 Sinsice kötülükleri tasarlayanlara ise, çok şiddetli bir azap vardır ve onların tasarladıkları kötülükler, (bir gün) mutlaka bozulur.
1 Şeref dünyada da âhirette de tamamıyla Allah’a aittir. Onun için şeref isteyen, şuna-buna tapmakla kendisini alçaltmamalı, hepsini bir kenara bırakıp sadece Allah’a kul olmalı. Bk. (Yûnus: 65, Nisâ: 139, Münâfıkun: 8)2 Güzel sözler; başta kelime-i tevhit, olmak üzere Allah’ın ve Efendimizin öğrettiği tarzda tesbih, tekbir, Allah’ı zikir, dua, istiğfar, Kur’an okumak gibi kelimelerin hepsini kapsar. Tasavvuf ekollerinin kendilerine göre yaptıkları zikir tanımlama ve çeşitleri ile ilgili olarak, sahih kaynaklarda herhangi bir rivâyet bulunmamaktadır. Genellikle bu rivâyetlerin kaynağı, kendilerinden menkuldür. Peygamberimizin uygulamalarında Allah, sıfatlarıyla ve kelime-i tevhit’le zikredilmiş ve bunun sayısı da yüzü geçmemiştir. Sünnette sadece “Allah” ve “hû” lafızlarıyla zikir uygulaması yoktur ve zaten bu şekildeki zikir, câiz de değildir. Bir kısım çalgı aletleri eşliğinde ve zikir adı altında yapılan ritüeller ve danslar ise tamamen batıl ayinlerdir ve İslam’la hiçbir alakası yoktur. Bk. (Bakara: 152 ve dipnotu)3 Bu âyete göre söylenen her türlü güzel söz, zikir, dua ve nutukların Allah huzurunda kabul görmesi ancak bunları tasdik ettirecek sâlih ameller ile olur. Peygamberimiz; “Bir kul güzel bir söz söylerse melek onu Rahman’a arz eder, fakat o kulun amel-i sâlihi yoksa kabul olunmaz.” buyurmuştur. Yine bir hadiste: “Allah bir sözü amelsiz kabul buyurmaz ve sözü de ameli de niyetsiz kabul buyurmaz, sözü, ameli, niyeti de ancak sünnete isabet ediyorsa kabul eder.” buyurulmuştur. (Kurtubî) Sonuç olarak Allah’ın huzurunda şerefe ulaşmak hem güzel söz, hem de yaşama ile olur. Yoksa gurur, şeytanlık ve sadece laf ile değil.
Kudret ve ihtişam arayan kimse [bilsin ki] gerçek kudret ve ihtişam [yalnız] Allah'a aittir. Bütün güzel sözler O'na yükselir; bütün doğru ve yararlı işleri O yüceltir. Sinsi şekilde kötü fiiller tasarlayanlara gelince, onları şiddetli bir azap beklemektedir; ve onların bütün tertipleri de yok olup gitmeye mahkumdur. 7
Kim, şeref ve itibar arıyorsa iyi bilsin ki bütün şeref ve itibarın kaynağı Allah’tır. O’na sadece güzel sözler/tevhit inancı yükselir. İyi ve güzel işler de o tevhit inancıyla yücelir. Bu tevhidi yıkmak için sinsice tuzaklar planlayanlar var ya onlar için çok şiddetli bir azap vardır ve onların kurdukları tüm tuzaklar boşa çıkacaktır. 4/139, 54/54-55
Kim kalıcı şeref ve itibar arıyorsa, iyi bilsin ki şeref ve itibarın kaynağı Allah’tır.[3887] O’na sadece güzel sözler yükselir, o sözleri yücelten ise sâlih amellerdir.[3888] Gizliden gizliye çirkin entrikalar tasarlayanlara gelince:[3889] onları şiddetli bir azap beklemektedir; bu gibilerin tuzakları da hiçe[3890] çıkacaktır.
[3887] Bu kaynakla ilişkisi oranında kişiler şeref ve itibar kazanırlar: “Şeref Allah’a, O’nun Rasulü’ne ve mü’minlere aittir” (
63:8. Ayrıca krş:
4:139). Rasul ve mü’minler şereflerini O’na borçludurlar. İlâhî kaynağa nisbeti olmayan her tür şeref ve itibar sahtedir.
[3888] Veya yerfa’uhûdaki zamirin Allah’ı göstermesi halinde: “bütün imana uygun eylem(ler)i de O yüceltir”. Yani: “sâlih amelleri de o kabul eder ve değerlendirmeye alır”. Buna göre zımnen: Kelâm ve onu üreten bilinç dolaysız, eylem dolaylı yükselir. Çünkü kelâm insanın alamet-i fârikasıdır, eylem ise her canlıyla paylaştığı ortak niteliktir. Tercih ettiğimiz anlâma göre ise söz ancak eylemle yücelir, değerini bulur. Bkz: “Yapmadığınız/yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında ağır (sonuçları) olan pek dehşetli bir davranıştır.” (
61:3; krş: Ferrâ).
[3889] “Çirkin entrikalar” ile ilgili krş: 43. âyet not 50.
[3890] Yebûr tam da “hiç olmak, sıfıra çıkmak” mânasına gelir (
25:18, not 25).
Her kim izzet (şeref ve şan) istiyorsa (bilsin ki) bütün izzet (kuvvet ve hakimiyet) Allah'ındır. Pâk söz ona yükselir, sâlih ameli de O yükseltir ve o kimseler ki, hilekârâne bir surette günahları irtikab ederler, onlar için de pek şiddetli bir azap vardır. Ve onların o hileleri mahvolur gider.
Kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamiyle Allah'ındır. Güzel ve temiz sözler O'na yükselir. Amel-i salihi, güzel ve makbul işi de Allah yükseltir. Kötü işleri gizlice tasarlayıp kuranlara şiddetli azap vardır. Onların kurdukları bütün tuzaklar mahvolur. [4, 139; 10, 65; 63;8]
Âyette muhtemel olan birkaç anlam vardır.1-Mealde tercih ettiğimiz durum: Güzel söz doğrudan Allah’ın katına çıkar. Amel-i salih ise Allah’ın onu yükseltmesine bağlıdır. 2-Güzel sözü yükselten amel-i salihtir. Söz ancak eylemle değer kazanır. Hadiste Hz.Peygamber (a.s.m) “Allah sözü amelsiz kabul buyurmaz” buyurmuştur. 3-Amel-i Salih, amilini yükseltir. Kim izzet istiyorsa, amel-i salih işlesin, zira kula şeref ve izzet veren, budur.Kısacası, izzet elde etmek hem sözde, hem de işte ortaya çıkan itaatla olur, yoksa gurur, tembellik, şeytanlık ve kötülüklerle değil.
Kim şeref istiyorsa (bilsin ki) şeref tamamen Allah'ındır, (onu başkasından değil, Allah'tan istesin). Güzel söz O'na çıkar, iyi amel onu yükseltir. Kötü şeyleri kuranlara gelince, onlar için çetin bir azab vardır. Ve onların tuzağı bozulacaktır.
Âyete şu mânâ da verilmiştir: "Güzel söz O'na çıkar, iyi ameli de Allah'a yükselten odur." Yani kelime-i tevhîdden ibâret olan güzel söz, iyi ameli Allah'a yükseltir. Onsuz iyi amel kabul edilmez, demektir.
Kim güçlü olmak isterse bilsin ki, bütün güç Allah'ındır. Güzel sözler ona yükselir. O sözleri, yapılan iyi işler yükseltir. Kötü oyun oynayanlar için de ağır bir azap vardır. Bunların oyunları boşa çıkacaktır.
Kim, güç istiyorsa, bilsin ki bütün güç Allah'ındır. Güzel söz O'na çıkar, doğru ve iyi işler de O'na yükselir. Kötülükleri planlayanlar için şiddetli bir azap vardır. Onların planları boşa çıkacaktır.
Kim izzet arıyorsa, bilsin ki izzet bütünüyle Allah'a aittir. Güzel sözler Ona yükselir; onu da güzel işler yükseltir. Kötülük tasarlayanlar için ise şiddetli bir azap vardır. Öylelerinin tuzakları boşa çıkmaya mahkûmdur.
Onur ve yücelik isteyen bilsin ki, onur ve yüceliğin tümü Allah'adır. Temiz ve güzel kelime O'na yükselir; hayra ve barışa yönelik amel de o kelimeyi yüceltir. Kötülükleri kuranlara/kötülükleri tuzak yapanlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır. Ve böylelerinin tuzağı tarumar olur.
her kim diler-ise 'izzeti Tañrı’nuñdur 'izzet dükeli. andın yaña aġar aru sözler daħı eyü 'amel yüceldür anı. daħı anlar kim mekr eylerler yavuz işleri anlaruñdur 'aźāb ķatı daħı mekri anlaruñ ol bāŧıl olur.
Kim ki ‘azīz olmaḳ dilese, pes Tañrı Ta‘ālānuñdur ‘izzet barçası. Anuñḥażretine aġar aru sözler ki tevḥīd kelimesidür. Eyü ‘amel daḫı yüceldür. Ol kişiler ki yaman mekr iderler, anlara vardur ḳatı ‘aẕāb. Daḫı anlaruñ mekri fāsid olur.
Hər kəs (dünyada) izzət-qüdrət (şərəf-şan) istəsə, (bilsin ki, dünyada da, axirətdə də) bütün izzət-qüdrət (şərəf-şan) ancaq Allaha məxsusdur. (Buna yalnız Allaha itaət və ibadət etməklə nail olmaq mümkündür). Pak söz (tövhid kəlməsi, zikr, həmd-səna) Ona tərəf yüksələr və pak sözü də (Allah dərgahına) yaxşı əməl qaldırar. (Allah pak sözü eşidəndir, saleh əməli də qəbul edər). Pis əməllər edənləri şiddətli bir əzab gözləyir. Onların qurduqları hiylələr boşa çıxar.
Whoso desireth power (should know that) all power belongeth to Allah. Unto Him good words ascend, and the pious deed doth He exalt; but those who plot iniquities, theirs will be an awful doom; and the plotting of such (folk) will come to naught.
If any do seek for glory and power,-(3882) to Allah belong all glory and power. To Him mount up (all) Words of Purity: It is He Who exalts each Deed of Righteousness. Those that lay Plots(3883) of Evil,- for them is a Penalty terrible; and the plotting of such will be void (of result).*
3882 Good and Evil are to be distinguished sharply. No good is ever lost: it goes up to the Throne of Allah. The humblest Good, in word or deed, is exalted to high rank. If man seeks for mere glory and power, there is no such thing apart from Allah. But seeking Allah, we attain to the highest glory and power. 3883 It is the nature of Evil to work underground, to hide from the Light, to plot against Righteousness: but Evil inevitably carries its own punishment. Its plots must fail miserably. And eventually Evil itself is to be blotted out.