Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3776, sondan 2461. ayet; 36. sure ve Yâsîn Suresinin 71. ayetidir. Yâsîn Suresi 71. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 50 ve toplam ebced değeri ise 2370 olarak hesaplanmıştır. Yâsîn Suresinin toplam ebced değeri 217134 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure يس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ي (3) س (0) bulunuyor.
Arapça Metin
اولم يروا انا خلقنا لهم مما عملت ايدينا انعاما فهم لها مالكون
İlk âyette geçen en‘âm kelimesini (tekili neam) belirli tür hayvanlarla sınırlandırarak tercüme etmek de mümkün olmakla beraber (bilgi için bk. Mâide 5:1), kelime bu bağlamda insanların binmek, etlerinden, sütlerinden vb. ürünlerinden yararlanmak üzere kendi hâkimiyetleri altına alabildikleri hayvanlar için kullanılmıştır. Âyetin devamından ve müteakip iki âyetten bu mâna zaten anlaşıldığı için meâlde “hayvanlar” şeklinde mutlak bir karşılık verilmiştir. 71. âyetin “kendi kudretimizin eserlerinden” şeklinde çevrilen kısmı lafzan “kendi ellerimizle yaptıklarımızdan” mânasına gelmektedir. Burada insanlara lutfedilmiş bir nimet olarak zikredilen hayvanların meselâ tarımsal veya endüstriyel ürünlerde olduğu gibi insanın da katkılarıyla oluşan ürünlerden farklı ve doğrudan doğruya ilâhî kudretin eserleri olduğunu belirtmek üzere böyle bir üslûp kullanıldığı düşünülebilir. Ayrıca bu hayvanların doğasına güdülme, üzerinde hâkimiyet kurulabilme özelliğini yerleştirenin de Cenâb-ı Allah olduğu bu âyetlerde açıkça ifade edilmiştir. Âyetlerin asıl amacının da Allah Teâlâ’nın insanlara lutfettiği nimetlerin kadrini bilmediklerini, gereğince şükretmediklerini, üstelik kendilerine hiçbir yararı dokunmayan varlıkları tanrı edindiklerini hatırlattıktan sonra Resûlullah’a teselli vermek ve onların sözlerinden ötürü üzülmesine gerek olmadığını bildirmek olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim 77 ve 78. âyetlerde müşriklerin küstahlık derecesine varan had bilmez tavırları için canlı bir örnek üzerinde durulacaktır. Burada verilmek istenen mesajın da şu olduğu söylenebilir: Bunca nimetine karşılık Allah’a şükretmek şöyle dursun bir de O’na ortak koşarak nankörlüğün en büyüğünü yapan bu insanların Hz. Peygamber hakkında ağır hakaretlerde bulunmaları ve haksız sözlerle onu incitmeleri yadırganacak bir şey değildir. Şu halde Resûlullah ve onun yolunu izleyen müminler bu durumdan müteessir olmamalı, haklı mücadelelerini azimle sürdürmelidir. 74. âyette müşriklerin düzmece tanrılardan yardım göreceklerini umdukları belirtilirken, putların –dünya işleriyle ilgili olarak– Allah katında kendileri için şefaatçilik yapacağı yönündeki inançlarına işaret edilmektedir (İbn Âşûr, XXIII, 71). 75. âyetin ikinci cümlesindeki zamirlerden ilkinin müşriklerin, ikincisinin ise sahte tanrıların (putların) yerini tuttuğu görüşü esas alındığında âyetin meâli değişir ve açıklaması şöyle olur: Halbuki o putlar âhirette müşriklerin çarptırıldığı azabı seyretmek üzere toplanmıştır ve sayıları da çok olduğu halde onlara yardım edemezler (İbn Atıyye, IV, 463; İbn Âşûr, XXIII, 71).
Mehmet Okuyan
Ellerimizin (kudretimizin) yaptığı işlerden olarak kendileri için hayvanları yaratmamızı ve onlara sahip olmalarını düşünmediler mi!
(Bizzat kudret) Ellerimizin yaptıklarından, kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik (sahip ve hâkim) oluyorlar.
(Şunu da o Mekke halkı) görmediler mi: Biz, onlar için, kudretimizin meydana getirdiklerinden bir takım davarlar yaratmışız da, onlara sahib bulunuyorlar.
Bir tek Allah’a kulluktan kaçınan o gâfiller, kendi ellerimizle —yani sınırsız ilim, kudret ve merhametimizin eseri olarak— onların faydalanması için nice evcil hayvanlar yarattığımızı ve kendilerinin,bunlara nasıl kolayca sahip ve egemen olduklarını görmüyorlar mı?
1 Yani başka bir sanatkârın müdahalesi olmayıp, doğrudan doğruya kendimizin yarattığı…2 En’am: Ehlî hayvanlardan deve, sığır, koyun ve keçi demektir. At, katır, eşek gibi tek tırnaklı hayvanlar buna dâhil değildirler. Konu ile ilgili olarak Bk. (En’am: 139, 142, 144, Nahl: 5-8, Hac: 28, 30, 134, Mü’minun: 21, Zümer: 6, 66, 80, Mü’min: 79)
Muhammed Esed
Görmezler mi ki, eserlerimizden biri olarak 41 kendileri için [bugün] kullanıp yararlandıkları evcil hayvanlar yarattık?
Şimdi onlar, kendileri için kudretimizin bir nişanesi[3979] olarak evcil hayvanlar yarattığımızı ve bu sayede onlara sahip olabildiklerini de mi görmezler?
Allah için el, ayak gibi, yaratıklara mahsus organlar nisbet edilemez. Kur'ân-ı Kerîm'de mecaz olarak yed (el), sâÆ (bacak) ta'bîrleri kullanılmıştır. Bunları Kur'ân içeriğini göz önünde bulundurarak anlamak gerekir. Allah'ın, yaratıklar gibi eli olduğunu düşünmek hatâlıdır. Bu âyetleri Arapçadaki anlamıyle kabul ederiz, fakat Allah'a nisbet edilen, el, ayak, bacak, göz gibi sıfatların mâhiyetlerini bilemeyiz.
Süleymaniye Vakfı
Görmediler mi ki, kendi el ürünümüz olan malı davarı onlar için yarattık. Onlar bunlara sahip olurlar.