Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3932, sondan 2305. ayet; 37. sure ve bu surenin 144. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 6, harf sayısı 22 ve toplam ebced değeri ise 1453 olarak hesaplanmıştır.
للبث في بطنه الى يوم يبعثون
Lelebiśe fî batnihi ilâ yevmi yub’aśûn(e)
143,144. Eğer o, Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.
Yûnus aleyhisselâm, Kur’ân-ı Kerîm’de altı yerde anılmaktadır; Nisâ sûresinde (
4:163) kendilerine vahiy gönderilen peygamberler arasında zikredilmekte; En‘âm sûresinde (
6:86) on yedi peygamberin ismi sıralanırken onun da adı geçmekte; Yûnus sûresinde (
10:98) kavminin inkârdan vazgeçerek helâk edilmekten kurtuldukları bildirilmekte; Enbiyâ sûresinde (
21:87-88) tebliğinin başlangıcında halkının kendisine inanmamasına kızarak ülkesini terkettiği, ancak Allah tarafından sıkıntıya uğratılınca yanlışlığının farkına varıp “karanlıklar içinde” (balığın ağzında) iken, “Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben kötü işler yapmışım!” diyerek Allah’a yakardığı; bunun üzerine duasının kabul edilip sıkıntı ve kederden kurtarıldığı bildirilmekte; Kalem sûresinde (
68:48-50) sabırsızlık gösterip öfkeye kapılması eleştirilmekte, ardından Allah’ın nimeti sayesinde içine düştüğü durumdan kurtulduğu anlatılmaktadır. Konumuz olan âyetlerde ise ülkesinden ayrıldıktan sonra başına gelenler hakkında kısa bilgi yer almaktadır. Kur’an’ın amacı, salt tarihî bilgi vermek değil, olayın ibret verici yönünü öne çıkarmak olduğu için onun hayatı hakkında daha fazla ayrıntı vermeye gerek görülmemiştir. Kitâb-ı Mukaddes’te Hz. Yûnus hakkında genel hatlarıyla Kur’an’da verilenlerle de uyuşan daha ayrıntılı bilgi bulunmaktadır (Yunus, 1-4. bablar). Buna göre milâttan önce VIII. yüzyılda Asur Devleti’nin başşehri Ninevâ’nın halkını Allah yoluna davet etmesi için Rab tarafından görevlendirilen Yûnus, bu emri dinlemeyip ülkesinden kaçmak üzere Yafa’dan Tarşiş’e (Tarsus) gidecek olan bir gemiye biner. Fırtınaya yakalanan geminin batmaması için bütün yükü denize bırakıldığı gibi çekilen kur’a sonucu Yûnus da atılır ve onu Rabbin gönderdiği bir balık yutar. Balığın karnında hatasını anlayıp dua eder; bunun üzerine balık onu karaya kusar. Tekrar Ninevâ’ya gitmekle görevlendirilir. Halkı tövbe edip kendisine inanır ve cezalandırılmaktan kurtulur. Yûnus kıssasından çıkan sonuç şudur: Allah Teâlâ peygamberlerini, başlarına gelen olağan dışı olaylarla eğitmiş, zorlu geçecek bir tevhid mücadelesine hazırlamıştır. Hz. Yûnus’un büyük bir balık, muhtemelen bir balina aracılığıyla boğulmaktan kurtulması mûcizevî bir olaydır. 143. âyetin lafzı, onun, balığın karnına girmeden ağzında tutulmuş olduğu şeklinde anlamaya uygundur. Tefsirlerde verilen bilgiye göre Yûnus kavmini uzun süre (bir rivayete göre otuz üç sene) putperestlikten vazgeçirip tevhid inancını benimsemeye çağırmışsa da bunda başarılı olamayınca artık onların ıslah olmayacağını düşünüp kızgınlıkla ülkesini terketmiş ve bu sabırsızlığı sebebiyle cezalandırılmıştır (bk. Enbiyâ
21:87-88). Taberî, 143. âyete dayanarak Yûnus’un, bu musibet başına gelmezden önce Allah’a karşı kulluk görevlerini titizlikle uygulamış olması sayesinde balık vasıtasıyla kurtarıldığını belirtir (XXIII, 99). Buna göre onun, kötü olarak nitelediği ve pişman olduğu davranışı (Enbiyâ
21:87), bir anlık gaflet ve öfkeden kaynaklanmış, çektikleriyle de bedelini ödemiştir. “...balığın karnında kalırdı” ifadesi, “...olsaydı ...olurdu” şeklinde bir varsayıma dayanıyor; yani o, iyi bir kul olmasaydı balık kendisini yutacak, orada ölecek ve tekrar dirilmesi kıyamete kalacaktı.
143,144. (Allah’ı) [tesbih] edenlerden (yüceltenlerden) olmasaydı, (insanların) diriltilecekleri güne kadar o (balığın) karnında kalırdı.
Hz. Yunus balığın karnına düştüğünde kurtarılmayı hak ettiyse, bu onun daha önceden Yüce Allah’a samimi kul olması nedenine bağlıdır. Benzer şekilde boğulmak üzereyken “İsrailoğulları’nın iman ettiği Yüce Allah’tan başka ilâh olmadığını ve müslümanlardan olduğunu” söyleyen Firavun’un kurtarılmamasının nedeni de normal hayatında bu imana sahip olmamasıydı.
143,144. Eğer Allah'ı sıkça ananlardan olmasaydı, kıyamet gününe kadar balığın karnında kalırdı.
Diriltilecekleri güne kadar¹ balığın karnında kalırdı.
1- Ölüp gidecekti. Balığın karnı ona mezar olacaktı.
Onun (balığın) karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar (öylece) kalakalmıştı.
Halkın tekrar dirileceği günedek balığın karnında kalırdı.
İnsanların yeniden diriltilecekleri güne kadar, O'nun karnında kalmış olacaktı.
Kesinlikle, tekrar insanların diriltileceği güne, Kıyamete kadar balığın karnında kalacaktı.
(İnsanların) diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Onun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.
Muhakkak (kabirlerden) dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Dirileceği güne kadar, onun karnında kalacaktı.()
(*) Dünya bir deniz, nefis bir balık, eğer insan, Allah’a yalvarıp kurtulmazsa, kıyamet gününe kadar nefsin dar, kısır sahası içinde boğulup kalır.
143,144. Tespih eden kimselerden bulunmasaydı, kıyamet gününe dek, onun karnında kalırdı
143-144. Eğer o, Allah'ın sınırsız şanını yüceltenlerden (tevbe edenlerden) olmasaydı, onun karnında insanların diriltilecekleri güne kadar kalacaktı.
Bkz.
21:87,
68:48“Onun karnında insanların diriltilecekleri güne kadar kalacaktı” ifadesi, bir daha geri dönmeyecekti ve orada ruhu kabzedilecekti anlamı taşımaktadır. Yoksa kıyamet kopana kadar balığın karnında kalacaktı demek değildir.
143,144. Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
143, 144. Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Yunus (a.s.)ın tesbihi şöyle idi: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn: Senden başka ilâh yoktur, şüphesiz ben zalimlerden oldum.
Diriliş Gününe kadar onun karnında kalacaktı.
143,144. Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Her halde ba'solunacakları güne kadar onun karnında kalırdı
Her halde (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalıb gitmişdi.
143,144. Fakat gerçekten o, tesbîh edenlerden olmasaydı, mutlaka (insanların)diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Diriliş gününe kadar balığın karnında kalacaktı.
Dirileceği güne kadar balığın karnında ölü kalacaktı [²].
[2] Yunus aleyhisselâm gerçek sözlere göre balık karnına düşer düşmez balık onu attı.
Onun karnında (insanların) dirilip kaldırılacakları güne kadar kalakalırdı.
Kesinlikle, insanların yenidendiriltileceği Güne kadar o balığın karnında kalır, yani orası onun mezarı olur ve asla oradan kurtulamazdı.
Yeniden diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
143,144. Eğer o, (Allah’ı) tesbih edenlerden olmasaydı tekrar diriltilecekleri güne kadar (balığın) karnında kalırdı.
herkesin yeniden dirileceği güne kadar o (balığı)n karnında kalmış olacaktı:
Yeniden diriliş gününe kadar balığın karnında kalacaktı. 37/139...147, 54/48...50
(balığın) kıyamet günü (olan ölümü)ne kadar onun karnında kalacaktı.[4035]
[4035] Bu âyet, “diriliş günü”, bir başka ifadesiyle “kıyamet günü”nün bir canlının ölümü için kullanılmasına Kur’ani bir örnektir. Zira Yunus’u yutan balığın kıyamete/yeniden diriliş gününe kadar yaşamayacağı, asla değişmeyeceği haber verilen ilâhî sünnetin bir gereğidir.
Elbette ki, onun karnında, tekrar dirilecekleri güne kadar kalırdı.
143, 144. Şayet Allah'ı çok zikreden, ibadetli kimselerden olmasaydı, tâ mahşere kadar onun karnında kalırdı.
Hz. Yunus (a.s.) ın kıssası için bkz. 21,87.Allah Teâla, inkârlarında ısrar eden bu halka, elçisi Yunus (a.s.) vasıtasıyla helâk edici azap vaad etti. Bununla beraber, onların bu azapla imha edilmemeleri ihtimali de vardı. Dolayısıyla Yunus (a.s.) için, evla yani en iyi tutum, halkını dine dâvete devam etmesi idi (Razî). Azap gelmek üzere olduğundan o ayrılıp gemiye bindi. Daha matlub olan tutumu terk ettiğini görerek çok üzüldü. Daha sonra Allah onu kurtarıp o da sahile çıktığında, ahaliden iman edenler olduğunu görünce bu içtihadında isabet etmediğini anlamıştı. Bu kıssada esas hedef, tövbenin af sebebi olduğunu bildirmektir. Vallahu a’lem.Bazı rasyonalistler, balığın onu yutmasını tevil etmek isterler. Bu olay bir mûcize olarak pekâla gerçekleşmiştir. Kaldı ki mûcize olmaksızın bile normal şekilde şöyle bir olay cereyan etmişti: 1891’de İngiltere’de balina avında bir balıkçı denize düşmüş ve bir balina da onu yut-muştu. Bir iki gün sonra o balık ölü olarak bulununca, yutmasından 60 saat geçtiği halde o kişi balığın karnından canlı olarak çıkartılmıştı (Urdu Digest, Şubat, 1964’den Mevdudî, Tefhim, bu âyetlerin tefsirinde).
(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalacaktı.
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalacaktı.
İnsanların diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalacaktı.
143-144. pes eger degül misse bayıķ ol namāz ķılıcılardan dölene-di ķarnında girü ķoparınılaśıları güne degin.
ḳalurdı balıḳ ḳarnında ḳıyāmet günine degin.
Yəqin ki, balığın qarnında qiyamət gününə qədər qalardı.
He would have tarried in its belly till the day when they are raised;
He would certainly have remained inside the Fish(4125) till the Day of Resurrection.*
4125 This is just the idiom. This was to be the burial and the grave of Jonah. If he had not repented, he could not have got out of the body of the creature that had swallowed him, until the Day of Resurrection, when all the dead would be raised up.