Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3835, sondan 2402. ayet; 37. sure ve bu surenin 47. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 7, harf sayısı 24 ve toplam ebced değeri ise 1574 olarak hesaplanmıştır.
لا فيها غول ولا هم عنها ينزفون
Lâ fîhâ ġavlun velâ hum ‘anhâ yunzefûn(e)
Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.
Yukarıda inkârcıların âhiretteki durumları hakkında bilgi verilmişti; burada da müminlerin nâil olacakları nimetlerden örnekler sıralanmaktadır. “Bilinen bir nasip” ifadesiyle ne kastedildiği hususunda şu yorumlar yapılmıştır: a) Vakti bilinen rızıklar. Nitekim başka bir âyette (Meryem
19:62) “Orada, sabah akşam rızıkları hazırdır” buyurulmuştur; b) Niteliği bilinen rızıklar. Buna göre cennet nimetlerinin tadı, kokusu ve görünüşüyle kendilerine mahsus özellikleri olacaktır; c) Bir görüşe göre cennetteki rızıkların bilinmesinden maksat, dünya nimetlerinin aksine sürekliliğinden emin olunmasıdır; d) Veya herkesin, dünyadaki iyiliklerine göre hak ettiği miktar ne ise o ölçüde rızıklara nâil olmasıdır (bk. Râzî, XXVI, 136). İbn Âşûr, üçüncü yorumu tercih etmiştir (XXIII, 111). Cennet meyveleri, aynı olmamakla beraber, dünya meyvelerine benzerlikler taşıyacağı için bu yönden “bilinen meyveler” denilmiş olabilir. 42. âyetteki “türlü meyveler” ifadesi bir önceki âyette geçen rızıkların ne olduğunu açıklamaktadır. Müfessirlere göre “meyveler” kelimesi, cennet nimetlerinin beslenme amaçlı değil, lezzet amaçlı olduğunu göstermektedir; çünkü orada yaşamak için dünyadaki gibi beslenmeye ihtiyaç duyulmayacaktır. Taberî’nin 45. âyetin tefsiri münasebetiyle Süddî’den naklettiğine göre Araplar şarap dolu kaba “ke’s” (kadeh), boş olanına da “inâ’” (kap) derlerdi (XXIII, 53). Taberî ve sonraki müfessirler, Süddî’nin verdiği bu bilgi yanında Katâde, Dahhâk gibi başka âlimlere dayanarak bu kelimenin Kur’an’da da özellikle “şarap dolu kâse” anlamında kullanıldığını belirtirler. “İçenleri sarhoş etmez” diye çevirdiğimiz 47. âyetin ilgili kısmına, kıraat farkından dolayı, “İçilmekle tükenmez” şeklinde de mâna verilmiş; 48. âyetteki “kısa bakışlı, ürkek bakışlı kadınlar” anlamına gelen “kåsırâtü’t-tarf” ise mecazi bir ifade olup “sadece eşlerine bakan, eşlerinden başkasında gözü olmayan kadınlar” şeklinde açıklanmıştır (bk. Taberî, XXIII, 54-56; İbn Atıyye, IV, 472-473).
Onlarda (içtiklerinde) sersemletme (baş ağrısı) yoktur; ondan dolayı sarhoş da edilmezler.
Cennette sunulacak içeceklerin dünyadaki içkilerden farklı olacağı ve içenlere rahatsızlık vermeyecekleri gibi sarhoş da etmeyecekleri ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Tûr
52:23; Vâkı‘a
56:25; Nebe’
78:35.
O içecekte ne sersemletme vardır, ne de ondan dolayı sarhoş olurlar.
İçinde kötü etkisi olan bir şey yoktur. Ve onlar, ondan akılları karışmaz.
(Bu cennet şaraplarında) On(lar) dan (dolayı) ne bir bulantı ve sıkıntı (doğacaktır), ne de (içenler sersemleyip) kendilerinden geçerek, akılları çelinmiş olacaktır.
Orada ne bir sersemlik var, ne de sarhoş olurlar.
Çarpıp sersem etmeyen ve sarhoşluk da vermeyen bir içki.
Orada hiçbir keder, sıkıntı, zarar, baş ağrısı, aklı giderme, mide sancısı söz konusu değildir. İçtiklerinden sarhoş da olmazlar.
Onda ne bir sersemletme vardır ne de ondan dolayı sarhoş olurlar.
Onda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir.
Onu içmekte bir gaile yok ve onlar, ondan sarhoş da olmazlar.
45, 46, 47. Onlara başağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen içenlere zevk veren, berrak bir kaynaktan doldurulmuş kadeh(ler) sunulur.
45,46,47. Ne bir ağrı yapan, ne de başı döndüren, içenlere tatlı, ak, pak olan bir ırmaktan doldurulmuş olan bardaklarla su verilir onlara
Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.
45,46,47. Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar.
Onda ne başağrısı ne de sarhoşluk vardır.
Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir.
Onda ne bir gaile vardır, ne de başlarına vurur
Orada bir humar (baş ağrısı) da yok, onların bundan bîhuş olacakları da yok.
Onda ne bir sersemletme vardır, ne de onlar ondan sarhoş olurlar.
İçerisinde ne sarhoş eden bir şey var, nede ondan dolayı uyuşup kalırlar.
Onda tiksinti [⁵] gibi hiçbir hal bulunmayacak. İçenler sarhoş da olmayacaklar.
[5] Baş ağrısı, sersemlik, fena koku.
Onda ne bir zarar vardır, ne de onunla sarhoş olurlar.
Ne dünyadaki içkiler gibi sağlığa zararlıdır, ne de sarhoş eder.
Orada baş dönmesi yoktur; ondan sarhoş olmazlar.
45,46,47. (Cennette onlara) berrak, içenlere lezzet veren, zararsız ve sarhoş etmeyen cennet içecekleriyle (dolu) kâseler,1 sunulur.
1 (كَاْسٌ) içi dolu camdan yapılmış kadeh, kâse demektir. Kadeh kelimesi Türkçede genellikle sarhoş edici içecekler için kullanıldığından yukarıda kâse kelimesi tercih edilmiştir.
çarpmayan ve sarhoşluk vermeyen.
O içecekler ne baş ağrıtır ne de sarhoş eder.
Ne onda bir zahmet var ve ne de ondan dolayı sarhoş olurlar.
Kendisinde ne bir gâile vardır, ve ne de onlar ondan sarhoş olacaklardır.
43, 44, 45, 46, 47. Naim cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde otururlar. Kaynağından taze doldurulmuş, berrak mı berrak, içenlere pek hoş gelen, içinde zararlı ve sersemletici şey olmayan, sarhoş da etmeyen içecekler, dolu dolu kadehlerle etraflarında fır dönen hizmetçiler tarafından ikram edilir. [56, 17-19; 78, 34]
Başka yerlerden, cennette hizmet edenler arasında çocukların da bulunduğu anlaşılmaktadır (52,24; 76,19). Bâliğ olmamış müşrik çocukları cennetlik olup, annesi babası cehenneme gitmiş bu çocuklar, mutlu olsunlar diye, cennetliklere hizmet etmek üzere vazifelendirilirler.Dünya içkilerinin kokusu ve tadı pis olup mideyi olumsuz yönde etkiler. Daha sonra beyne tesir edip baş döndürür, karaciğerin çalışmasını aksatarak bünyeyi harap eder.
Onda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar.
Onlarda ne baş ağrıtıcı bir şey bulunur ne de ondan dolayı sarhoş olurlar.
O, ne baş ağrısı verir, ne de ondan sarhoş olurlar.
Ne rahatsızlık verir, ne sarhoş eder.
Sersemletme/baş ağrısı yok onda. Sarhoş da olmazlar ondan.
yoķdur içinde aġrı ne daħı anlar andan esrük olınurlar.
Ol şarābda ḫumār yoḳdur. Daḫı anlara andan esrük olmaḳ yoḳdur.
Onun içində (dünyadakı şərabdan fərqli olaraq) ağlı başdan çıxaran (başağrısı, süstlük verən) heç bir şey yoxdur. Onlar ondan məst də olmazlar.
Wherein there is no headache nor are they made mad thereby.
Free from headiness;(4063) nor will they suffer intoxication therefrom.*
4063 The passing round of the social cup, as in the case of odier pleasures, is without any of the drawbacks and evil accompaniments of the pleasures of this world, which are taken as types. In drink there is no intoxication: in fruit there is no satiety. Cf. Dante: "The bread of Angels upon which One liveth here and grows not sated Sby it." (Paradiso, Canto II., Longfellow's translation.)