Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3795, sondan 2442. ayet; 37. sure ve bu surenin 7. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 18 ve toplam ebced değeri ise 1750 olarak hesaplanmıştır.
Ve hifzan min kulli şeytânin mârid(in)
Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.
“Yüce topluluk” diye çevirdiğimiz 8. âyetteki mele-i a‘lâ, dünyaya göre yücelerde bulunduğu kabul edilen, ayrıca mânevî mertebeleri de yüksek olan melekler için kullanılan bir deyimdir. Burada, şeytanların bu yüce topluluğa kadar ulaşarak onların sahip olduğu bilgileri öğrenmelerinin önlendiği, nâdiren yanlarına kadar yaklaşıp bir bilgi kırıntısı kapanların olabileceği, ancak onların da isabet ettiği şeyi delip geçecek kadar etkili olan ateş toplarıyla kovalanıp uzaklaştırılacağı bildirilmektedir. Bugün sahip olduğumuz bilgilerle anlamlarını tam olarak kavramamız imkânsız veya son derece güç olduğu için “müteşâbihât” grubu içinde değerlendirilmesi gereken bu âyetler hakkında klasik tefsirlerde o dönemlerin bilgi birikimine ve doğruluğu kuşkulu rivayetlere dayanarak bazı yorumlar yapılmaya çalışılmıştır (meselâ bk. Taberî, XXIII, 36-39). Fakat burada Allah’ın meleklere verdiği bilgilerin ve özellikle vahyin korunmuşluğunu, bu bilgilere herhangi bir şeytanî gücün vakıf olup gerçekliğini bozmasına veya ehliyetsiz olanların açıklamasına izin verilmeyeceğini belirten kısmen sembolik bir anlatımın yer aldığı düşünülebilir (benzer bir anlatım ve açıklaması için bk. Hicr
15:16-18). Bu âyetlerde, olağan üstü niteliklere sahip olduklarına inanılan kâhinlerin semavî güçlerden bilgi aldıkları yolundaki inançların asılsız olduğuna dikkat çekildiği de belirtilmektedir (Kurtubî, XV, 66-67; İbn Âşûr, XXII, 92).
(Onu) isyankâr her şeytandan koruduk.
O yakın göğü her türlü inatçı asi şeytandan koruduk.
Bütün Marid¹ şeytanlardan koruduk.
1- Azgın, isyankâr, haddi aşan.
Ve Onu itaatten çıkmış her azgın şeytandan (ve cinn topluluğundan) koruduk; (yıldız kayması sandığınız olayla, gök taşlarını fırlatıp hırsız şeytanları kovaladık).
Ve onu, her inatçı ve asi Şeytandan koruduk.
Ve o gökleri hertürlü inatçı şeytandan yıldızlarla koruduk.
Semâyı, uzayı, mütemadiyen bozgunculuk ve kötülük yapan her türlü şeytandan, şeytanî güçlerden koruduk.
Her azgın şeytandan koruduk.
Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk;
(Hem o göğü), itaatten çıkan her şeytandan koruduk.
İnatçı her nevi şeytandan koruduk.
6,7. Dik başlı her şeytandan, korumak için, yakın olan göğü yıldızlarla bezettik
Onları her (isyankâr) şeytanın tasallutundan koruduk.
Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk.
Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.
Her türlü inatçı şeytana karşı bir koruma yaptık.
Onu her inatçı şeytandan koruduk.
Hem mütemerrid ve her şeytandan koruduk
(Onu itaatden çıkan) her mütemerrid şeytandan koruduk.
Ve (onu) her âsî şeytandan muhâfaza ederek (koruduk).
Her türlü aldatıcı şeytandan koruyarak elbette biz süsledik.
Onu boyun çeken her şeytandan da [³] koruduk.
[3] Veya yıldızların tevhit ve Kudret i Bâri'ye delâlet etmesini mütemerrit olan nüfus-u habisenin idrak etmemesi için bir perde çektik.
Ve (gökyüzünü) her hayırsız şeytandan koruduk.
Ve onu,gelecekten haber verdiklerini iddia eden astrologların, medyumların, falcıların, kahinlerin haber kaynağı olan her türlü azgın ve isyankâr şeytanın istilasından koruduk.
Her inatçı şeytan’dan korumak üzere!
Ve onu her türlü azgın şeytanın1 şerrinden tamamen koruduk.
1 Buradaki şeytanı, iblis gibi şeytan şeklinde anlamak mümkünse de haktan uzak, tüm şeytanlıklara sahip şahıslar, olarak anlamak da mümkündür. Bu şahıs, hükmî şahsiyet de olabilir.
ve onları her türlü bozguncu, şeytanî güce 3 karşı emin kıldık,
Ve orayı azgın ve isyankâr her şeytandan koruduk. 15/17-18
üstelik (onları) her isyankâr[3988] şeytanın tasallutundan koruduk,
[3988] Veya: “kontrol dışı”. el-Mârid, “kontrol dışı” (el-hâric ‘ani’t-tâ‘ah) anlamını da içerir. Gaybı bildiğini iddia eden ve kendi kendini gerçekleştiren kimi kehanetlerle insan iradesini zaafa uğratan şeytanlar ve şeytansılar. el-Mâridin “soyutlayan, yalıtan, soyan” anlamı göz önüne alındığında, her tür kehanet teşebbüsünün “bilgiyi amacından soyutlamak”, bir tür “hırsızlığa soyunmak” olduğu anlaşılır.
Ve hem her isyankar şeytandan muhafaza ettik.
Ve orayı her türlü şeytandan koruduk.
Ve (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk.
Onu, her hayırsız şeytana karşı da koruduk.
Her inatçı şeytandan koruyarak.
Ve onu her türlü isyankâr şeytandan koruduk.
Ve her türlü inatçı-âsi şeytandan koruduk.
daħı śaķlamaķ her şeyŧāndan boyun virmeyici.
daḫı ṣaḳlamaġ‐ıçun anı her sürülmiş şeyṭān şerrinden.
(Biz həm də göyü) itaətdən çıxmış hər bir şeytandan qoruduq.
With security from every froward devil.
(For beauty) and for guard(4037) against all obstinate rebellious evil spirits,*
4037 Verses 7-11 seem to refer to shooting stars- Cf.
15:17 -18, and notes 1951- 53. The heavens typify not only beauty but power. The Good in Allah's world is guarded and protected against every assault of Evil. The Evil is not part of the heavenly system: it is a thing in outlawry, merely a self-willed rebellion-"cast away on every side, repulsed under a perpetual penalty" (verses 8-9).