Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3885, sondan 2352. ayet; 37. sure ve bu surenin 97. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 7, harf sayısı 32 ve toplam ebced değeri ise 751 olarak hesaplanmıştır.
قالوا ابنوا له بنيانا فالقوه في الجحيم
قالواابنوالهبنيانافالقوهفيالجحيم
Kâlû-bnû lehu bunyânen feelkûhu fî-lcahîm(i)
Kavmi, “Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın” dedi.
Hz. İbrâhim’in putları kırması etrafında gelişen olaylar burada en dikkate değer yönleriyle özetlenmiş; başka sûrelerde ise daha ayrıntılı bilgi verilmiştir. Şöyle ki, halk bayram şöleni için şehrin dışına çıkınca İbrâhim, hasta olduğunu söyleyerek yalnız kalmış; bu sırada, en büyüğü dışındaki bütün putları kırmıştı. Törenden dönenler durumu görünce, yaptıkları soruşturma sonucunda İbrâhim’i sorguya çekmişlerdi. Bu sırada bâtıl inançlarına karşı Hz. İbrâhim’in yönelttiği eleştirilere karşı inançlarını savunamayan, haklı cevaplar bulamayan putperestler, onun varlığını ortadan kaldırmak istediler; ancak bir mûcize gerçekleşti ve Allah onu yanmaktan korudu (Hz. İbrâhim’in eleştirileri, putları kırması ve diğer gelişmeler konusunda ayrıntılı bilgi için bk. Enbiyâ
21:51-70). Artık halkını putperestlikten vazgeçiremeyeceğini anlayan İbrâhim, yurdunu terketti. “Ben rabbime gidiyorum, O bana yol gösterecektir” ifadesi, Allah’ın buyruğuna uyarak ülkesinden ayrılıp O’nun kendisi için takdir ettiği başka bir yere gideceğini açıkladığı şeklinde yorumlanmaktadır (Zemahşerî, III, 306; Hz. İbrâhim ve hayatı hakkında bilgi için bk. Bakara
2:124). Hz. İbrâhim’in, putperestlerin inançlarındaki mantıksızlığı açıkça ortaya koymak üzere 96. âyette geçen, “Oysa sizi de yaptıklarınızı da Allah yarattı” şeklindeki sözü iki şekilde açıklanmıştır: a) “Sizi de sizin yaptığınız putları da Allah yarattı.” Böylece yaratılmış olanın yaratılana ortak koşulmasındaki mantıksızlık dile getirilmektedir. b) “Sizi de sizin amellerinizi, işlerinizi de Allah yarattı.” Şu halde Allah dilemese ve insanlara iş yapma gücü ve imkânını vermeseydi hiç kimsenin hiçbir eylemde bulunması mümkün değildi. Kader inancına bağlı olan Ehl-i sünnet bu açıklamayı, Mu‘tezile ise ilk açıklamayı benimsemişlerdir (kader konusuyla ilgili bilgi için bk. Bakara
2:7, 286).
(Putperestler ise) “Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın!” demişlerdi.
Kavmi, “Onun için bir yer yapın ve onu ateşe atın” dediler.
“Onun için bir yer hazırlayın, sonra da onu cehenneme¹ atın.” dediler.
(Bunun üzerine kâfirler ve zalimler) Dediler ki: “(İbrahimi düşüncenin kökünü kurutmak üzere) Onun için (özel) bir bina (fırlatıcı mancınık) yapın ve kendisini hemen (ateş ve azabın) içine atın!”
Onun için bir yapı yapın da demişlerdi, atın onu ateşe.
Bu olay ve sözler üzerine ileri gelenler şöyle bağrıştılar: “Bir odun yığını hazırlayın ve O'nu ateşin içine atın.”
Onlar: “Büyük ocaklar çatın, derhal onu alevlerin arasına atın.” dediler.
Dediler ki: "Onun için bir bina yapın da kendisini (oradan) alevli ateşe atın."
Dediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”
(Onlar şöyle) dediler: “- İbrahim için (duvarla çevrili) bir bina yapın da, onu ateşe atın.”
Onlar: “İbrahim için bir bina (hapishane) yapın, onu orada ateşe atın!” dediler.
Dediler ki: «Ona bir yapı yapın, onu da içinde ateşe atın !»
Puta tapanlar: (İbrahim'i nasıl cezalandırılacakları konusunda kendi aralarında görüştüler ve) şöyle dediler: “Fırın gibi bir yapı inşa edin (odunları tutuşturun) ve O'nu alevlerin içine atın.”
Hz. İbrahim’in ortaya koyduğu bu apaçık deliller karşısında verecek cevapları olmayınca ya inanmak zorunda kalacaklardı ya da daha önceki peygamberlerde olduğu gibi Hz. İbrahim’i yalanlayıp cezalandırmaya kalkacaklardı. Onlar da ataları gibi cezalandırma yöntemine başvurarak derhal kurdukları bir mahkeme ile Hz. İbrahim’i yargılayıp ayetteki kararı duyurdular.
Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler.
Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın! dediler.
Dediler ki, "Onun için bir yapı kurun ve onu ateşe atın."
Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.
Haydin dediler, bunun için bir bina yapın ve bunu ateşe atın
Dediler: «Onun için bir bina yapın da alevli ateşe atın onu».
(Onlar ise:) “Onun için bir binâ yapın da, onu ateşe atın!” dediler.
Kavmi “İbrahim için bir bina yapın da, onu oradan ateşin içine atın” dediler.
Nemrudiler «— Ona mahsus bir bina yapın, oraya ateş doldurun, onu kızgın ateşe atın» dediler.
Dediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”
“İlahlarımıza dil uzatan bu adamın derhal öldürülmesi gerekir! O hâlde, şehrin meydanında büyük bir ateş hazırlayın, sonra onun için yüksek bir kule yapın ve onu oradan ateşe atın! Atın ki, onun izinden gitmeyi düşünenler ibret alsınlar!” dediler.
Dediler ki: -“Onun için bir bina yapın! Onu Cahîm’in / Çılgın Alev’in içine atın!”.
97,98. (Kâfirler): “Onun için bir bina yapın ve onu derhâl ateşin içine atın.” diyerek ona bir tuzak hazırlamak istediler. Ama Biz de sonunda onları rezil ettik.
Onlar, “Bir odun yığını 35 hazırlayın ve o'nu yanan ateşin içine atın!” diye bağırdılar.
Bunun üzerine: – İbrahim’i yakmak için bir bina yapın ve onu ateşin içine atın! Dediler. 21/52...68
Onlar “Onu (yakmak) için bir yapı yapın ve onu çılgınca yanan ateşin ortasına atın!” dediler.
Dediler ki: «Bunun için bir bina yapınız da bunu bir ateş içinde bırakınız.»
Sonunda: “Haydin, dediler, onun için bir odun yığını hazırlayın da onu ateşin içine atın! . ”
Onun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler.
Onlar da şöyle dediler: “Onun için bir yer yapın da alevli ateşin içine atın.”
-Onun için bir bina yapın, onu ateşin içine atın! dediler.
“İbrahim için bir fırın yapın,” dediler. “Ve onu ateşe atın.”
Dediler: "Şunun için bir bina yapın da bunu ateşin ortasına fırlatın!"
eyittiler “bunyad uruñ anuñ-içün bir bunyad pes bıraġuñ anı ulu oda.”
Eyitdiler: Aña yapular yapuñuz. Daḫı anı ulu od içine bıraġuñuz, didiler.
Onlar dedilər: “Bunun (İbrahim) üçün bir bina tikin, (içərisini odunla doldurub) özünü də oda atın!”
They said: Build for him a building and fling him in the red hot fire.
They said, "Build him a furnace, and throw him(4093) into the blazing fire!"*
4093 The argument of Abraham was so sound that it could not be met by argument. In such cases Evil resorts to violence, or secret plotting. Here there was both violence and secret plotting. The violence consisted in throwing him into a blazing Furnace. But by the mercy of Allah the fire did not harm him (
21:69), and so they resorted to plotting. But the plotting, as the next verse (
37:98) shows, was a boomerang that recoiled on their own heads.