Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4000, sondan 2237. ayet; 38. sure ve bu surenin 30. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 7, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 638 olarak hesaplanmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (0) bulunuyor.
ووهبنا لداود سليمن نعم العبد انه اواب
ووهبنالداودسليمننعمالعبدانهاواب
Ve vehebnâ lidâvûde suleymân(e)(c) ni’me-l’abd(u)(s) innehu evvâb(un)
Dâvûd’a Süleyman’ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
Yukarıda Allah Teâlâ’nın Dâvûd’a çeşitli lutuflarda bulunduğu bildirilmişti. Burada ise belki de ona en büyük lutuf olmak üzere özellikle oğlu Hz. Süleyman’ın verildiği bildirilmektedir.
Davud’a Süleyman’ı vermiştik; o ne güzel bir kuldu; daima (Allah’a) yönelendi.
Biz Dâvûd'a Süleyman'ı bağışladık. Süleyman ne iyi bir kuldu! Çünkü o, daima Allah'a yöneliyordu.[481]
[481] Hz. Süleyman’ın kıssası hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 263-272.
Dâvud'a Süleymân'ı armağan ettik. Ne güzel bir kuldu. O, her zaman Allah'a yönelendi.
Biz Davud'a (oğlu) Süleyman'ı armağan ettik. O ne güzel bir kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-bağlanan biriydi. (Her konuda Allah'a sığınırdı.)
Ve Davud'a.Süleyman'ı ihsan ettik, ne güzel bir kuldu, şüphe yok ki o, daima Rabbine dönen, tövbe eden bir kuldu.
Biz Davud'a oğul olarak Süleyman'ı armağan ettik. O ne güzel bir kuldu, daima Allah'a döner, Allah'a sığınırdı.
Biz Dâvûd'a Süleyman'ı ihsan ettik. Süleyman ne güzel, bizi ilâh tanıyan, candan müslüman, saygılı bir kuldu. Sesli zikir ve tesbih ile Allah'a yönelirdi.
Davud'a Süleyman'ı bahşettik. O ne güzel bir kuldu! (Her tutumunda Allah'a) yönelen biriydi.
Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.
Bir de Davûd'a (oğlu) Süleyman'ı ihsan ettik. Süleyman ne güzel kuldu? Çünkü o, daima (Allah'ın rızasına ve ibadetine) rücû edendi.
Biz Süleyman’ı, Davud’a bağışladık. O ne iyi kuldu! Kesinkes o her zaman Bize yönelirdi.
Davud'a da, Süleyman'ı vermişiz, o ne güzel bir kuldur, Allaha da sığınır
Biz Davud'a (oğul olarak) Süleyman'ı bahşettik. O, ne güzel bir kuldu! O, her daim hayatını Allah'a göre yaşardı.
Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi.
Biz Davud'a Süleyman'ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah'a yönelirdi.
Davud'a, Süleyman'ı verdik. İyi bir kuldu, (Tanrı'ya) sürekli yönelen biriydi.
Bir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi.
Bir de Davuda Süleymanı bahşettik, ne güzel kul, o cidden bir evvab
Biz Dâvuda (oğlu) Süleymanı ihsan etdik. (Süleyman) ne güzel kuldu! Çünkü o, (tesbîhde, zikirde ve bütün vakıtlarında) dâima (Allaha) dönen (bir zât) di.
Bir de Dâvûd'a (oğlu) Süleymân'ı ihsân ettik. (O Süleymân) ne iyi kuldu! Hakikaten o, dâimâ (Allah'a) yönelen bir kimseydi!
Dâvud’a Süleyman’ı bağışladık, Süleyman ne güzel bir kuldu ve o hep Rabbine samimi olarak yönelirdi.
Biz, Davut/a Süleyman/ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldur! O, daim Allah/a sığınırdı.
Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, pek de güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelen biriydi.
Biz Davud’a, oğul olarak Süleyman’ı armağan ettik. O ne güzel bir kuldu; çünkü o, dâimâ Rabb’ine yönelirdi. Öyle ki;
Davud’a Süleyman’ı hibe ettik.
Ne güzel Kul! O, (Allah’a) yönelmiş biridir.
Biz Dâvût’a da Süleyman’ı hediye ettik. O ne güzel bir kuldu. Çünkü o, çok doğru (ve azimli) birisiydi.
VE BİZ DAVUD'A [oğul olarak] Süleyman'ı armağan ettik; o, ne güzel bir kul[umuz oldu]! O, her zaman Bize yönelirdi. 28
Biz Davud’a Süleyman’ı bahşettik. Süleyman, ne güzel bir kuldu. O, her daim Allah’a yönelen biriydi. 17/55
DÂVUD’A Süleyman’ı bahşettik: o ne güzel kuldu; çünkü o sürekli Bize yönelirdi.[4071]
[4071] Zımnen: İktidar, ihtişam ve servet onu Allah’tan koparamamıştı.
Ve Davûd için Süleyman'ı bağışladık. Ne güzel kul! Şüphe yok ki, O (Hakk'a) dönücü idi.
(Bunları belirttikten sonra tekrar Davud'un kıssasına dönelim: ) Davud'a evlat olarak Süleyman'ı ihsan ettik. Süleyman ne güzel kuldu! Hep Allah'a yönelirdi. [27, 16]
Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik, (Süleyman) ne güzel kuldu! Hep Allah'a başvururdu.
Davut’a Süleyman’ı bağışladık; o ne güzel kuldu! Çok saygılıydı.
Davud'a Süleyman'ı bağışlamıştık. O, ne güzel bir kuldu. O, Allah'a yönelen biriydi.
Davud'a Biz Süleyman'ı bağışladık. Ne güzel bir kuldu o; doğrusu, Allah'a yönelmiş bir kimseydi.
Dâvûd'a Süleyman'ı armağan ettik. Ne güzel kul! Hep Allah'a sığınır, yakarırdı.
daħı baġışladuķ dāvud’a, süleymān’ı. eyü ķuldur! bayıķ ol gey dönicidür.
Daḫı baġışladuḳ Dāvūda Süleymānı. Ne yaḫşı ḳuldur ol. Taḥḳīḳ ol tevbeidici ḳuldur.
Biz Davuda Süleymanı bəxş etdik. Nə gözəl bəndə! O, daim Allaha sığınan bir kimsə idi. (Onun rizasını qazanmaq diləyirdi).
And We bestowed on David, Solomon. How excellent a slave! Lo! he was ever turning in repentance (toward Allah).
To David We gave Solomon (for a son),-(4182) How excellent in Our service! Ever did he turn (to Us)!*
4182 The greatest in this life have yet need of this spiritual blessing: without it all worldly good is futile. Referring back to the story of David, we are now introduced to Solomon, who was a great king but greater still because he served Allah and turned to Him. The Qur'an, unlike the Old Testament, represents Solomon as a righteous king, not as an idolater, doing "evil in the sight of the Lord" (1 Kings,
11:6).