Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4110, sondan 2127. ayet; 39. sure ve bu surenin 52. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 15, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 3193 olarak hesaplanmıştır.
اولم يعلموا ان الله يبسط الرزق لمن يشاء ويقدر ان في ذلك لايات لقوم يؤمنون
اولميعلموااناللهيبسطالرزقلمنيشاءويقدرانفيذلكلاياتلقوميؤمنون
Eve lem ya’lemû enna(A)llâhe yebsutu-rrizka limen yeşâu veyakdir(u)(c) inne fî żâlike leâyâtin likavmin yu/minûn(e)
Bilmediler mi ki, Allah rızkı dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
Kötülüğü Allah’a nisbet ederken nimeti, iyiliği kendinden bilme tarzındaki yanlış telakki eleştirilmekte; gerek eski inkârcı toplulukların gerekse 51. âyette “bunlar” şeklinde kendilerine işaret edilen putperest Araplar’ın bu telakkiye göre davrandıkları; sonuçta öncekiler gibi bunların da kendi kazanımları olan kötülüklerinin cezasını çekecekleri açıklanmaktadır. 52. âyette rızık örneğinden hareketle bolluğun da sıkıntının da Allah’ın irade ve takdirine bağlı olduğu ortaya konmuştur. Kötülüğün Allah’tan geldiğini kabul ederken iyi durumları kendinden bilen, bunları kendi bilgisinin, yetenek ve deneyiminin sonucu olarak gören anlayışı Kur’ân-ı Kerîm reddeder. Aslında Allah’ın izni ve iradesi olmadan evrende hiçbir olay gerçekleşmediği gibi insanlar da herhangi bir iyi veya kötü durumla karşılaşmazlar. Bu açıdan iyilik de kötülük de Allah’tandır (bk. en-Nisâ
4:78). Öte yandan insanın kendi niyet ve seçiminin etkili olduğu iyilik veya kötülükler –her üç âyette geçen deyimiyle– onun kendi kesbi (kazanımı) olup sonuçları da etkisinin derecesine göre kendisine aittir; sorumluluğu oranında kötülüğün cezasını görür, iyiliğin ödülünü alır. Bu bakımdan Kur’ân-ı Kerîm’de insanlarla ilgili eylemler, iyilik veya kötülük, nimet veya sıkıntı türünden olgular, yerine göre Allah’a da insanlara da nisbet edilmiştir. 49. âyete göre nimetin verilmesi bir imtihandır; onu Allah’ın rızasına ve hükümlerine uygun olarak değerlendirenler imtihanı kazanmış, aksine hareket edenler de kaybetmiştir.
Bilmediler mi ki Allah rızkı dilediğine (layık olana) açarak (bol) da verebilir; kısarak (dar) da. Şüphesiz ki bunda inanan bir toplum için dersler vardır.
Allah'ın, dilediklerine verdiği rızkı genişletip kıstığını bilmezler mi? Şüphesiz bunda, inanan toplum için dersler vardır.
Allah'ın dilediğine rızkı genişlettiğini ve ölçülendirdiğini bilmediler mi? Bunda iman edecek bir toplum için ayetler¹ vardır.
1- Göstergeler, işaretler.
Onlar (hâlâ akledip) bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah; dilediğine (imtihan gereği) rızkı genişletip yaymakta ve (dilediğine imkânları) kısıp daraltmaktadır. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler (ibret ve hikmetler) vardır.
Bilmezler mi ki Allah, şüphe yok ki dilediğinin rızkını bollaştırır ve dilediğinin daraltır. Şüphe yok ki bunda, inananlara deliller var elbet.
Bilmezler mi ki Allah, dilediğine bol rızık verir, dilediğine de az. Doğrusu bunda inanan insanlar için, nice dersler ve ibretler vardır.
Allah'ın rızkı ve serveti, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere bol bol vereceğini; ölçüyle kısarak da verebileceğini bilmiyorlar mı? İman eden bir kavim için bunda sayısız ibretler vardır.
Allah'ın dilediğine rızkı genişlettiğini ve daralttığını bilmediler mi? Şüphesiz bunda iman edecek bir topluluk için ibretler vardır.
Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah, dilediğine rızkı genişletip-yayar ve (dilediğine) kısar da. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
O kâfirler hâlâ bilmediler mi ki, Allah, dilediğine rızkı genişletir, dilediğine de kısar. Şübhesiz bunda, (Peygambere ve Kur'an'a) iman edecek bir kavim için ibretler vardır.
Onlar bilmediler mi? Ki Allah istediğine rızkı açan ve kısandır. Şüphesiz bu rızık konusunda, inanan bir toplum için önemli ayetler vardır.
Onlar, bilmiyorlar mı Allah dilediği kimseye bol verir azığını, onu kısar da, inanan bir ulusa bunda ibretler vardır
Onlar bilmiyorlar mı ki, gerçekten Allah, dilediğine rızkı genişletip yayar ve (dilediğine) de kısar. Şüphesiz bunda, inanacak bir toplum için gerçekten ibretler vardır.
Allah'ın rızkı dilediğine yaydığını ve kısıp bir ölçüye göre verdiğini bilmezler mi? Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.
Bilmiyorlar mı ki Allah, rızkı dilediğine bol bol verir, dilediğinden de kısar. Şüphesiz bunda inanan bir kavim için ibretler vardır.
ALLAH'ın dilediğine rızkı genişletip daralttığını bilmezler mi? İnanan bir toplum için bunda dersler vardır.
Hâlâ bilmediler mi ki; Allah, rızkı dilediğine açar ve kısar. Şüphesiz ki bunda iman edecek bir kavim için nice ibretler vardır.
Hâlâ bilmediler mi ki: Allah rızkı dilediğine açar, kısar da, şübhesiz ki bunda iyman edecekler için âyetler vardır
Allahın, kimi dilerse onun rızkını yaymakda, (kimi de dilerse onunkini) kısmakda olduğunu haalâ bilmediler mi? Şübhesiz bunda îman edecek bir kavm için kat'î ibretler vardır.
Hem bilmediler mi ki, şübhesiz Allah, dilediğine rızkı genişletir ve (dilediğine)daraltır. Doğrusu bunda, îmân edecek bir kavim için nice deliller vardır.
Onlar bilmiyorlar mı? Allah rızkı dilediği kimseye yayıyor ve dilediğine de kısıyor. Elbette inanan bir toplum için bunda alınacak dersler var.
Onlar bilmiyorlar mı ki Allah rızkı dilediğine bol, dilediğine az verir. İşte bunda mü/minler için ibretler vardır.
Onlar gerçekten Allah'ın, dilediğine rızkı genişletip yaydığını ve (dilediğine de) kıstığını bilmiyorlar mı? Şüphesiz bunda, iman etmekte olan bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
Peki bu zâlimler, sahip oldukları servet ve zenginlikten dolayı kibirlenme hakkını nereden buluyorlar? Dilediğine bol bol nîmetler bahşeden ve dilediğine belli bir ölçü ile verenin Allah olduğunu bilmiyorlar mı? Hiç kuşkusuz bunda, inanmaya gönlü olan insanlar için nice ibret dersleri, nice deliller vardır. Peki, bunca zulüm işleyen insanların, tövbe edip kurtulma imkân ve ihtimalleri yok mudur? Elbette var:
Görmediler mi Allah, dileyeceği kimseler için Rızk’ı genişletiyor; ölçülü veriyor.
İnanacak bir kavim için bunda elbette âyetler vardır.
Onlar, Allah’ın rızkı1 dilediğine genişletip (dilediğine) de daralttığını bilmiyorlar mı? Şüphesiz bunda, îman eden bir toplum için gerçekten ibretler vardır.
1 Rızık: Kelime olarak faydalanılması için verilen bağış, nasip, gıda, yiyecek ve mutlaka kendisiyle faydalanılan şey demektir. Allahu Teâlâ’nın canlılara yiyip içerek yaşaması için lutfettiği şeylerdir. Rızık; “rezaka” fiilinden türemiş bir isimdir. Çoğulu “erzâk” gelir. Rızka sebep olmasından dolayı yağmura da rızık denilir: “Gece ile gündüzün birbirini izlemesinde, Allah’ın gökten rızk(a sebep olarak yağmur) indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgârları (değişik yönlerden) estirmesinde de aklını kullanabilen bir toplum için mûcizeler, vardır.” (Casiye: 5) Rızık, insan ve diğer bütün canlıların sadece beslenip yaşamaları için yedikleri ve içtikleri yiyecek ve içecekler yani besinlerdir. Eş’ari âlimleri, tarifi geniş tutarak rızkı: “Allahu Teâlâ’nın bütün canlılara, yiyip içerek gıdalanmaları ve faydalanmaları için lutfettiği şeylerdir.” diye tarif etmişlerdir. Rızık veren ancak Allahu Teâlâ’dır. Herkes, kendisi için takdir edilen rızkını yer, bir kimse başkasının rızkını yiyemez. Kimse de kendisi için takdir edilen rızkını yemeden ölmez. Allah’ın ilminde bir insanın ömrü boyunca yiyeceği rızık bellidir. Bir insan, dağlar kadar mal kazansa da, ömrü boyunca bundan yiyeceği miktar belirlidir. Bu sebeple bir mü’minin kazandıklarından ihtiyaç fazlasını ihtiyaç sahiplerine vererek manevi rızık (ahiret azığı) kazanmaya çalışması güzel bir davranıştır. Rızıklarını elde etmede insanların çalışmalarının rolü vardır. Haramları ve temiz yiyecekleri helâl olmayan yollardan elde edenler, kendileri için haram olan rızkı yemiş olurlar. İnsanların haram yollarla rızıklarını elde etmelerine Allahu Teâlâ’nın rızası yoktur. Haram olan rızıklar da yaratılma bakımından Allah’a isnat edilir, elde etme açısından da kullara nispet edilir. Mu’tezile’ye göre haram yiyecekler rızık değildir. Hâlbuki Allahu Teâlâ: “Yeryüzünde, rızkı Allah’a ait olmayan hiç bir canlı yoktur…” (Hûd: 6) buyurmuştur. Her insanın, kâfir de olsa müşrik de olsa rızkı Allah’a aittir. Allah bütün canlılara yetecek miktarda rızık yaratır. Ama yeryüzündeki zalim ve zorbalar müstaz’af insanların rızıklarını hep gasp ederler.
Bilmezler mi Allah dilediğine bol rızık verir, dilediğine az? Doğrusu, bunda inanan insanlar için dersler vardır!
Şimdi onlar Allah’ın dileyip çalışana rızkı yayıp ve bir ölçüye göre verdiğini bilmiyorlar mı? İşte bunda inanan bir toplum için alınacak nice dersler vardır. 53/39
Şimdi onlar bilmezler mi ki, Allah hak ve tercih edenin/tercih ettiğinin rızık alanını genişletir, hak ve tercih etmeyenin/tercih etmediğinin alanını sınırlandırır.[4149] Elbet bunda, inanan bir toplumun mutlaka alması gereken dersler vardır.
[4149] Allah’ın rızık dağıtımı, insanın yetenek ve çabasının da dahil olduğu ilâhî bir değerlendirmenin sonucudur. Dünyevîleşmiş akıl “açlık evrensel, ihtiyaçlar sınırsızdır” derken, vahyin inşâ ettiği akıl “rızık evrensel, paylaşmak sorumluluktur” der.
Blimediler mi ki, muhakkak Allah, rızkı dilediğine açar ve darlaştırır. Şüphe yok ki, bunda imân edecek bir kavim için elbette ibretler vardır.
Hâlâ şunu anlamadılar mı ki Allah dilediği kulunun nasibini bollaştırır, dilediğinin nasibini ise daraltır. Elbette bunda inanacak kimseler için alacak ibretler vardır.
Bilmediler mi ki Allah dilediğine rızkı açar ve kısar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
Onlar bilmiyorlar mı ki Allah, doğru tercihte bulunan ve gerekli güce sahip olan için rızkı yayar. İnanıp güvenen bir topluluk için bunda göstergeler (ayetler) vardır.
Bilmiyorlar mı ki Allah, rızkı yayar dilediğine ve takdir eder. İman eden bir toplum için işte bunda belgeler vardır.
Onlar bilmiyor mu ki, Allah dilediği kimsenin rızkını genişletir, dilediğininkini de daraltır? İnanan bir topluluk için elbette bunda âyetler vardır.
Bilmediler mi ki Allah, rızkı dilediğine açıp yayar da kısıp daraltır da. İman eden bir toplum için bunda elbette ibretler vardır.
ay daħı bilmediler mi kim bayıķ Tañrı döşer rūzıyı her kime diler-ise daħı ŧar dutar? bayıķ şunuñ içinde nişānlardur ķavma kim inanurlar.
Bilmezler mi ki Tañrı Ta‘ālā çoġaldur rızḳı kime dilese, daḫı ṭaraldur kimedilese? Taḥḳīḳ anda āyetler vardur bir ḳavme ki īmān getürdiler.
Məgər onlar hələ də bilmirlərmi ki, Allah istədiyinin ruzisini artırar, (istədiyininkini də) azaldar. Həqiqətən, bunda iman gətirən bir qövm üçün ibrətlər vardır!
Know they not that Allah enlargeth providence for whom He will, and straiteneth it (for whom He will). Lo! herein verily are portents for people who believe.
Know they not that Allah enlarges the provision(4323) or restricts it, for any He pleases? Verily, in this are Signs for those who believe!*
4323 Cf.
28:82. Allah's gifts are given to all men—to some in a greater degree than to others. But it is all done according to His wise Plan, for His Will is just and looks to the good of all creatures, No one should therefore be puffed up in prosperity or cast down in adversity. Prosperity does not necessarily mean merit on man's part, nor adversity the reverse. Thinking men bear in mind the large Plan—which is visible in all Allah's Signs.