Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4236, sondan 2001. ayet; 41. sure ve bu surenin 18. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 27 ve toplam ebced değeri ise 1659 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (1) bulunuyor.
ونجينا الذين امنوا وكانوا يتقون
ونجيناالذينامنواوكانوايتقون
Ve necceynâ-lleżîne âmenû ve kânû yettekûn(e)
İnananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.
“Doğru yol” diye çevirdiğimiz hidayet kelimesi 17. âyette körlüğün zıddı olarak kullanılmış olup bu kullanım kelimenin bir tür aydınlanmayla ilgisi olduğunu göstermektedir. Önü aydınlanan yolunu bulur, kör olan veya karanlıkta kalan ise yolunu kaybeder, Kur’an’da genellikle birinci durum için hidayet, ikincisi için dalâlet deyimleri kullanılır. Hidayet Allah’tandır; şu halde ilâhî kaynaklı olan vahyin ışığına yönelip onunla aydınlanan doğru yolu bulur, bu ışıktan kendini uzaklaştıran da yolunu şaşırır ve bir kör gibi nereye bastığını, nereye gittiğini bilemez. Diğer benzerleri gibi Semûd kavmi de, Allah kendilerine Sâlih peygamber vasıtasıyla doğru yolu gösterdiği halde körlüğü, dalâleti hidayete tercih etmişler; böylece yollarını şaşırmışlar ve bu gidiş onları, kendi kazanımlarının sonucu olan alçaltıcı bir yıkıma götürmüş; ilâhî ışığa yönelerek onunla aydınlanan, bu sayede inanan ve kötülüklerden korunanlar ise Allah’ın kurtarıcı yardımına mazhar olmuşlardır.
İman edip [takvâ]lı (duyarlı) davranmış olanları ise kurtarmıştık.
Benzer mesaj: Neml
27:53.
İnananları ve Allah'tan sakınanları kurtardık.
Biz, inanan ve takvalı davranan kimseleri kurtardık.
İman edenleri (ve gereğini yapanları, küfür ve kötülükten) sakınmakta olanları ise kurtardık.
Ve inananları kurtardık ve onlar, çekinen kişilerdi.
Biz yalnızca iman etmiş ve yolunu yordamını Allah'ın kitabıyla bulanları kurtarmış olduk.
İman ederek, Allah'a sığınıp, emirlerine yapışmaya, günahlardan arınıp, azaptan korunmaya, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranmaya, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olmaya devam edenleri biz kurtardık.
İman eden ve sakınanları kurtardık.
İman edenleri ve sakınanları ise kurtardık.
(Peygamberleri Salih'e) iman edib de (küfürden) sakınanları ise kurtardık.
Ve inanıp da (özlerini) koruyanları kurtardık.
Kurtardık inanmış bulunanlarla, sakınanları
İnananları ve Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanları ise kurtardık.
İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanları kurtardık.
İnananları kurtardık. Onlar (Allah'tan) korkuyorlardı.
İnananları ve erdemli davrananları ise kurtardık.
Biz iman edenleri ve kötülükten sakınanları ise kurtardık.
İyman edip de korunur olanları ise kurtardık
(İçlerinden) îman edib de (Allahdan) korkanları ise kurtardık.
Îmân edip (günahlardan) sakınmakta olanları ise kurtardık.
Allah’ın azabından kendilerini korumuş olan iman edenleri bu azaptan kurtardık.
Biz, içlerinden inanıp sakınanları ondan kurtardık.
İman edenleri ve korkup sakınmakta olanları ise kurtardık.
Âyetlerimize iman eden ve bu imana yaraşır dürüst ve erdemlice bir hayatı tercih ederek kötülüklerden sakınan kimseleri ise, dünya ve âhiret azâbından kurtardık. Kâfirlerin âhirette uğrayacakları azâba gelince:
İman edenleri ve sakınıp korunmakta olanları kurtardık.
Biz de (Allah’a gerçekten) inanan ve Ondan (hakkıyla) sakınanları kurtardık.
Biz, [yalnızca] imana ermiş olan ve Bize karşı sorumluluk bilinci duyanları kurtardık.
Ama biz, inananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. 10/103, 30/47
Ama Biz, iman eden ve sorumluluk bilinciyle kuşananları kurtardık.
Ve imân etmiş ve ittikâda bulunur olmuş olanları ise necâta erdirdik.
İman edip de Allah'a karşı gelmekten sakınanları da kurtardık.
İnananları ve korunanları kurtardık.
İnanıp güvenmiş ve kendilerini korumuş olanları daha önce kurtardık.
İman edenleri ise, Allah'tan sakınmaları sebebiyle kurtarmıştık.
İman eden ve Allah'a karşı gelmekten sakınanları ise kurtardık.
İnananları kurtardık, onlar korunuyorlardı.
daħı ķurtarduķ anları kim įmān getürdiler daħı oldılar ķorķarlar.
Ḳurtarduḳ ol kişileri ki īmān getürdiler ve taḳvā üstine oldılar.
İman gətirib (Allahdan) qorxanları isə xilas etdik.
And We delivered those who believed and used to keep their duty to Allah.
But We delivered those who believed and practised righteousness.