Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4242, sondan 1995. ayet; 41. sure ve bu surenin 24. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 11, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 3298 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (6) bulunuyor.
فان يصبروا فالنار مثوى لهم وان يستعتبوا فما هم من المعتبين
فانيصبروافالنارمثوىلهموانيستعتبوافماهممنالمعتبين
Fe-in yasbirû fe-nnâru meśven lehum(s) ve-in yesta’tibû femâ hum mine-lmu’tebîn(e)
Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.
Farklı kıraat şekillerine göre âyetin son cümlesi, “Allah’ın hoşnutluğunu kazanabilmeleri için kendilerine fırsat verilmesini talep etseler de bunu yapamazlar, bu imkânı elde edemezler” veya “Rablerinin kendilerini bağışlamasını dilemek isterlerse de buna güçleri yetmez” (Zemahşerî, III, 390); “Sevdikleri şeylere tekrar kavuşmaları için Allah’a yalvarsalar da buna lâyık olmadıkları için istekleri kabul edilmez” gibi değişik şekillerde yorumlanmıştır. Son yorumu aktaran Şevkânî âyetten şu anlamı çıkarır: “Allah’ın kendilerinden hoşnut olmasını dilerler fakat dilekleri kabul edilmez; çünkü artık ateşe atılmaları kesinleşmiştir” (IV, 586).
Dayanabilirlerse onların yeri ateştir. (Mahşerde Allah’ı) hoşnut etmek isterlerse istekleri asla kabul edilmeyecektir.
Eğer dayanabilirlerse yerleri ateştir. Eğer Allah'ı hoşnut etmek isterlerse, memnun edilecek değillerdir.
Artık dayanabilirlerse¹, onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip² af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.
1- İster dayanabilsinler ister dayanamasınlar. 2- Pişman olduklarını ve kendilerine bir şans daha verilmesini istemek.
Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar (kâfirler ve münafıklar) için sürekli tutuklanma yeri (cezaevi) ateştir. Ve eğer onlar (Allah’ı) hoşnut etmek (üzere tekrar dünya) ya dönmek isterlerse, kesinlikle bu istekleri kabul olunmayacaktır. (Memnun kılınmayacaklardır.)
Artık sabredebilirlerse ateştir yurtları onların ve onlar suçlarından geçilmesini isterlerse dilekleri kabul edilmez.
Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Allah'ı razı etmek için dünyaya dönüp iyi işler yapmak isterlerse bile, kendilerini düzeltmelerine izin verilenlerden olmayacaklardır.
Şimdi eğer, sabredebilir, dayanabilirlerse, onların konaklama yeri ateştir. Şâyet tekrar dünyaya dönüp Allah'ı hoşnut etmek istiyorlarsa, artık arzularına nâil olamayacaklar.
Eğer dayanırlarsa ateş onların barınağıdır. (Allah'ı) hoşnut etmek isterlerse artık hoşnut edecek bir şey yapmalarına izin verilmez. [2]
2.Yahut: "Eğer özür dilemeye kalkarlarsa özürleri kabul edilmez" veya "hoşnut olacakları dünyaya dönmek isterlerse bu şekilde döndürülerek hoşnutluğa kavuşturulmazlar."
Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler.
Artık sabredebilirlerse, ateş kendilerine bir meskendir. Eğer dünyaya dönmeyi isterlerse, artık dünyaya dönecek olanlardan değillerdir.
Artık sabrederlerse de, onların sığınıp gideceği yer ateştir… Özür de beyan etseler, özürleri kabul edilmeyecektir.
(Son cümleye onlar dönmek isterlerse de dönemeyeceklerdir şeklinde meal verilebilir.)
Beklerlerse de durakları ateştir, hoşnutsuzluk gösterseler de, yine hoşnut edilmezler
İster sabretsinler ister etmesinler, (yaptıkları yüzünden) onların durağı ateş olacaktır. (Ahirette) kendilerini düzeltmelerine izin verilmesi için (Allah'tan özür dileyip) yalvarsalar da buna izin verilmeyecektir (çünkü geri dönüşü olmayan bir yola girmişlerdir).
İster sabretsinler ister etmesinler, onların durağı ateştir. Hoş tutulmalarını isteseler de artık hoş tutulmazlar.
Şimdi eğer dayanabilirlerse, onların yeri ateştir. Ve eğer (tekrar dünyaya dönüp Allah'ı) hoşnut etmek isterlerse, memnun edilecek değillerdir.
Dayanırlarsa yerleri ateştir. Yok, hoş görülmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir.
Şimdi eğer dayanabilirlerse onların yeri ateştir. Yok eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse bile artık onlar hoşnut edileceklerden değildirler.
Artık sabredebilirlerse ateş kendilerine bir ikametgâhtır, yok eğer hoşnudluğa dönmek isterlerse hoşnud edileceklerden değildirler
Şimdi eğer (azaba) dayanabilirlerse işte onların yurdu: Ateş! (Yok), eğer (hoşnud oldukları dünyâye) tekrar dönmek isterlerse bu suretle de onlar hoşnud edilecek değildirler.
Şimdi eğer sabrede(bili)rlerse, onların kalacakları yer artık ateştir. (Kendilerinden)râzı olunmayı da isteseler, artık onlar râzı olunacak kimselerden değildirler.
Eğer onlar inkârlarına devam ederlerse (sabrederlerse), ateş onlar için kalacak yer olacaktır. (Hesap günü) Hatalarını düzeltmek isteseler de, kendilerine hatalarını düzeltme fırsatı verilecek değildir.
Onlar, katlanıp dursalar yine kurtulamazlar. Çünkü Cehennem onların yurdudur [³]. Eğer istedikleri şeye dönmek isterlerse yine dönmelerine müsaade olunmayacak.
[3] Katlansalar da, telâş etseler de yine orada kalacaklar.
Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir ve eğer onlar hoşnutluk isterlerse, artık onlar hoşnut olunanlardan değillerdir.
Artık sabretseler de sabretmeseler de, varacakları yer ateştir! Kendilerinden razı olunması için yalvarıp yakarsalar da, asla hoşnutluğa erenlerden olamayacaklar! Çünkü vaktiyle, hakikat onlara bütün açıklığıyla tebliğ edilmiş, ama onlar bilerek inkârı tercih etmişlerdi.
Sabrederlerse / direnirlerse, artık onlar için mesken / ikamet yeri olarak Ateş vardır.
Hoşnutluk için itiraf ederek özür dilemek isterlerse, onlar Özrü Kabul Edilecek / Hoşnut Olunacaklar’dan değildir.
Eğer dayanabilirlerse artık onların sonsuz ikametgâhı, cehennemdir. (Rablerini) râzı etmek isteseler bile, buna izin verilmeyecektir.
[Başlarına gelene] sabırla katlansalar [bile,] onların mekanı, yine ateş olacak: 22 ve kendilerini düzeltmelerine izin verilmesi için yalvarsalar da buna izin verilmeyecek; 23
Şimdi dayansalar da dayanmasalar da artık onların yeri ateştir. Eğer Allah’ın razı olacağı işler yapmak için dönmek isterlerse bu istekleri asla kabul edilmeyecektir. 6/26...28, 23/99...108, 35/37
Eğer dayanabilirlerse, bu durumda ateş onlar için bir çeşit mesken olacaktır; geri dönüp af için başvurmak isteyecekler, asla başvuruları kabul edilmeyecektir.
İmdi sabrederlerse hemen ateş onlar için bir ikametgâhtır ve eğer bir hoşnutluk dilerlerse artık onlar hoşnut olacak kimselerden değildirler.
Eğer sabredip dayanabilirlerse, cehennem zaten kendi yerleşme yerleridir. Şayet özür dileyip Rab'lerini razı etmek için tekrar dünyaya dönmek isterlerse, onlara bu imkân verilmez.
Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateştir onların yeri. Ve eğer özür dileyip Rablerini razı etmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir (çünkü özür dileme vakti geçmiştir artık).
Ateş onların durağı olacaktır, eğer dayanabilirlerse! Kurtulmak isteselerse de istekleri dikkate alınmaz.
Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateş onların maskesidir. Eğer kendilerinden razı olunmasını beklerlerse, kesinlikle onlardan razı olunmayacaktır.
Dayanabilirlerse, artık onların yeri ateştir. Çünkü özür de beyan etseler kendilerine bir fırsat daha verilecek değildir.
Şimdi eğer dayanabilirlerse, barınakları ateştir. Yok, eğer özür dileyip hoşnutluk sağlamak istiyorlarsa, özürleri kabul edilmeyecektir.
pes eger śabr eylerlerse od ŧuraķdur anlaruñ. daħı ħoşnūdluķ isterlerse degül anlar ħoşnūd olınmışlardan.
Eger ṣabr itseler cehennem odı yirleridür ve eger dünyāya dönmek istese‐ler anlaruñ sözleri ḳabūl olmaz.
İndi (əzaba) dözsələr də (dözməsələr də), onların məskəni Cəhənnəmdir. Onlar (Allahdan) riza diləsələr də, onların diləyi qəbul olunmaz (yaxud dünyaya qayıtmaq istəsələr də, onların bu istəyi qəbul ediməz).
And though they are resigned, yet the Fire is still their home; and if they ask for favour, yet they are not of those unto whom favour can be shown.
If, then, they have patience,(4491) the Fire will be a home for them! and if they beg to be received into favour, into favour will they not (then) be received.*
4491 If they have patience: there is sarcasm in the meaning. "Let them not be impatient; they will soon find a home in the Fire of Hell! If they ask for grace and forgiveness then, it will be too late."