Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4250, sondan 1987. ayet; 41. sure ve bu surenin 32. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 14 ve toplam ebced değeri ise 1722 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (2) bulunuyor.
Nuzulen min ġafûrin rahîm(in)
31,32. “Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah’tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var.”
Yukarıda Kur’an’a karşı inatla mücadelelerini sürdürüp onun sesini boğmak ve etkisini önlemek için tertipler hazırlayan inkârcıların karşılaşacakları ağır cezalardan söz edilmişti; buradan 36. âyete kadar da müminlerin temel nitelikleri ve uhrevî ödülleri özetlenmektedir. İnancını yüreklice dile getirenleri takdirle anan bir ifade tarzının sezildiği 30. âyette, belirttiğimiz niteliklerin en önemlileri olan, hatta bir bakıma onları da kuşatan şu iki nitelik öncelikle zikredilmektedir: a) Allah’ı rab tanımak, b) Dosdoğru çizgide yaşamak. Hz. Peygamber de kendisinden sımsıkı sarılacağı temel ilkenin ne olduğunu soran bir sahâbîye, “Allah’a inandım de ve sonra dosdoğru ol” buyurmuşlardır (Müsned, III, 413; Müslim, “Îmân”, 62). Dinî terminolojide yalnızca Allah’ı rab tanımaya “tevhîd-i rubûbiyet” denmektedir. Bu tevhid, insan varlığının en yüksek amacı, bütün yetkinlik şartlarının en önemlisi kabul edilen mârifetullahı da içerir. Mârifetullahın bir ifadesi olan “Rabbim Allah’tır” ikrarı gönüllere her türlü şekten şüpheden uzak bir şekilde işleyince bu ikrar, insanın duygu, düşünce ve eylem dünyasına da yansıyarak onu doğru, iyi ve adaletli çizgiye yöneltir. Âyette bu yöneliş, “dosdoğru çizgide yaşamak” diye çevirdiğimiz istikamet kavramıyla ifade edilmiştir. Râzî, buradaki istikametin din, tevhid ve bilgiyle (mârifet) veya erdemli işlerle ilgili olduğu yönünde iki farklı görüş bulunduğunu belirtir (XXVII, 121). Ancak bize göre her iki görüş de isabetlidir. Yorumlarında Kur’an’ın ilk muhatapları olan putperest Araplar’ın dinî telakkilerini, psikolojik, sosyal ve siyasal yapılarını ve davranışlarını dikkate almaya özen gösteren Taberî de kelimeyi bu geniş kapsamına göre yorumlamıştır (XXIV, 114). Müminlerin üzerine meleklerin inmesi ne zaman gerçekleşir? Bu soruya başlıca şu cevaplar verilmiştir: a) Ölüm sırasında; b) İnsanlar yeniden diriltilip kabirlerinden çıkartıldıkları sırada; c) Ölüm sırasında, kabirdeyken ve yeniden dirilme sırasında olmak üzere üç defa (Râzî, XXVII, 123; Şevkânî, IV, 589). 25. âyette inkârcılara sapkınlıklarını arttıran kötü dostların musallat edildiği bildirilmişti. Burada ise müminlerin üzerine, onlara müjdeler getiren meleklerin inmesinden söz edilmekte; bu meleklerin, sadece âhirette değil, dünya hayatında da müminlerin dostu oldukları belirtilmektedir. Bundan anlaşıldığına göre bazı melekler, “Rabbimiz Allah’tır” dedikten sonra bu inanç çizgisini sürdüren ve hayatını bu inanca uygun eylemlerle bezeyen insanların iyiliklerini arttırmalarına yardımcı olmakta; bu suretle ilâhî inâyetin melekler vasıtasıyla müminler üzerine inmesi süreklilik kazanmaktadır (benzer görüşler için bk. İbn Âşûr, XXIV, 286). Râzî’ye göre 31. âyetteki “canınızın çektiği her şey” ifadesiyle cennetteki maddî nimetler, “umduğunuz her şey” ifadesiyle de mânevî nimetler kastedilmiştir (XXVII, 123). Aynı müfessir, “ikram” diye çevirdiğimiz metindeki “nüzül” kelimesinin özellikle misafire yapılan ikram için kullanıldığını hatırlatarak, bu kelimeden, nasıl ki cömert bir ev sahibi misafirine, sahip olduğu şeylerin en değerli olanlarını ikram ederse Allah Teâlâ’nın da cennetine kabul buyurduğu mümin kullarına en güzel nimetlerini ikram edeceği anlamının çıktığını belirtmektedir.
31,32. (Melekler şöyle derler): “Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Orada, çok bağışlayan, çok merhametli olan (Allah)’tan bir ikram olarak sizin için canlarınızın çektiği her şey vardır ve istediğiniz her şey orada sizin için (hazırlanmış olacak)tır.”
31,32. “Biz, dünya hayatında da, âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli Allah'ın bir ikramı olarak, orada sizin canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır.”
“Çok Bağışlayıcı ve Rahmeti Kesintisiz olan tarafından bir ikram olarak.”
“Çok Bağışlayan, çok Esirgeyen (Allah) tan indirilen bir ağırlanma olarak (cennetler sizin için var edilmiştir) .”
Suçları örtenden, rahim olandan bir ziyafet, bir ihsan bu.
Çok bağışlayan ve merhamet eden Allah'tan bir konukluktur bu.”
“Çok bağışlayan ve engin merhamet sahibi Allah'ın ikramı olarak hazır."
Bağışlayıcı ve merhamet sahibi (Allah)'tan bir ağırlanma olarak.
'Çok bağışlayan, çok esirgeyen (Allah)tan bir ağırlanma olarak.'
Gafûr, Rahîm olan Allah'dan konukluk bir ikram olarak...”
31, 32. Biz dünya hayatında da ahirette de sizin Sahibiniziz. Ahirette iştahınızın çektiği her yiyecek ve içecek vardır. Arzuladığınız her şey, sizin için orada vardır. Bu, Gafur ve Rahim olan Rabbinizden bir ikram olarak (size verilir.)
31,32. Hem dünya dirliğinde, hem de ahrette biz size dostuz, bağışlayan, yarlıgayan katından ağırlanmak üzere, gönlünüz ne çekerse, ne isterseniz orda size verilir
“(Bütün bunlar) çok bağışlayan, çok merhamet eden Allah'tan bir ağırlanma olarak (size lütfedilmiştir).”
30,31,32. "Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.
31, 32. Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Gafûr ve rahîm olan Allah'ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şey orada sizin için hazırdır.
"Bağışlayan ve Rahim olandan bir ağırlama olarak."
Bunlar çok bağışlayıcı ve çok merhametli olan Allah tarafından bir ağırlamadır.
Konuklu olarak, mağrifet-ü rahmetine nihâyet olmıyan bir gafuri rahimden
31,32. «Biz dünyâ hayâtında da, âhiretde de sizin dostlarınıza l Çok yarlığayıcı, çok esirgeyici (Allah) dan bir fazl-u kerem olmak üzere, burada canlarınız neyi hoşlanırsa (hepsi) sizindir, burada ne isterseniz (hepsi) sizin».
“(Bu,) Gafûr (çok bağışlayan), Rahîm (çok merhamet eden Allah) tarafından bir ağırlamadır!”
Bağışlayan ve merhametli olan Rabbinizden indirilmiş (pek çok nimetler var).
Onlar, yarlıgayan, bağışlayan tarafından size bir ziyafettir».
“Çok bağışlayan ve çok esirgeyen Allah'tan bir ağırlanma (ziyafet) olarak.”
Çok bağışlayıcı, çok merhametli olan Rabb’inizden bir karşılama ziyafeti ve sınırsız bir lütuf olarak!”O hâlde:
“Rahîm gafûr’dan bir ağırlama / konukluk olmak üzere!”.
31,32. (Ve devamla:) “Sizin, dünya hayatında da âhirette de gerçek dostlarınız biziz. Orada çok bağışlayan ve çok merhametli olan (Allah)’tan bir ikram olarak, sizin için canlarınızın arzu ettiği her şey ve istediklerinizin tamamı vardır.”1 (derler.)
1 Bu ifâde Allah’a da ait olabilir.
bağışlayıcı ve rahmet kaynağı olan Allah'tan bir karşılama [olarak]!”
– Bütün bunlar eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibi olan Allah’tan bir ikramdır. 5/12, 39/73-74
tarifsiz bir bağış ve eşsiz rahmet kaynağı olan (Allah) tarafından bir ikram olarak…”
Çok mağfiret eden, çok merhametli olandan (Allah tarafından) bir ziyafet olmak üzere.
31, 32. Dünya hayatında da, âhirette de biz sizin dostunuzuz. Orada sizin canınızın çektiği her şey, Gafur ve Rahîm'den (affı, merhamet ve ihsanı bol olan Allah tarafından) bir ikram olarak sizindir. Hem orada siz bütün istediklerinize kavuşacaksınız.
Meleklerin inmesi sırasında müminlerin onları görmeleri gerekmez. Melekler onları cesaretlendirmek, teselli etmek için gelir ve kalplerine kuvvet verirler.
(Bütün bunlar) Çok bağışlayan, çok esirgeyen(Allah)ın ağırlaması olarak (size lutfedilir).
Bunlar, bağışlaması ve ikramı bol olan Allah’ın yaptığı ağırlamadır.
Bağışlayan ve merhametli Allah'tan bir ikram olarak..
“Bu, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olan Allah'tan bir ikramdır.”
"Gafûr ve Rahîm Allah'tan bir ikram olarak..."
31-32. [256a] “biz dostlaruñuz-uz ya'nį firişteler eyide yaķın dirlik içinde daħı āħiretde . daħı sizüñdür anuñ içinde ya'nį āħiretde ol kim arzu eyler nefslerüñüz daħı sizüñdür anuñ içinde ol kim dilersiz yaraķlanmış iken yarlıġayıcıdan raḥmet ķılıcı.”
Ḳonuḳluḳdur ‘afv idici, raḥmet idici Tañrıdan.
Bağışlayandan, rəhm edəndən (Allahdan) ruzi (ziyafət) olaraq!”
A gift of welcome from the Forgiving, the Merciful.
"A hospitable gift from One(4502) Oft-Forgiving, Most Merciful!"*
4502 Cf.
3:198. Through Allah's infinite Mercy and Forgiveness, they will now be in the position of guests to Host, and will receive unnumbered gifts out of all proportion to their own merits.