Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4258, sondan 1979. ayet; 41. sure ve bu surenin 40. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 26, harf sayısı 100 ve toplam ebced değeri ise 6766 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (11) bulunuyor.
ان الذين يلحدون في اياتنا لا يخفون علينا افمن يلقى في النار خير ام من يأتي امنا يوم القيمة اعملوا ما شئتم انه بما تعملون بصير
انالذينيلحدونفياياتنالايخفونعليناافمنيلقىفيالنارخيراممنيأتيامنايومالقيمةاعملواماشئتمانهبماتعملونبصير
İnne-lleżîne yulhidûne fî âyâtinâ lâ yaḣfevne ‘aleynâ(k) efemen yulkâ fî-nnâri ḣayrun emmen ye/tî âminen yevme-lkiyâme(ti)(c) i’melû mâ şi/tum(s) innehu bimâ ta’melûne basîr(un)
Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O hâlde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
“Gerçekten sapma” olarak çevirdiğimiz âyet metnindeki ilhâd kavramı, sözlükte “sapma, ayrılıp uzaklaşma” anlamına gelir. Buradaki mânasıyla ilgili olarak şu açıklamalar getirilmiştir: Kur’an’a imandan sapmak; Kur’an tilâveti sırasında ıslık çalarak, el çırparak, şarkı söyleyip kuru gürültü yaparak Kur’an’ın sesini boğmak suretiyle haksızlığa sapmak, âyetler hakkında yalan dolan sözler sarfetmek, inatçılık ve zorbalık yapmak, şirke sapmak (İbn Atıyye, V, 19; Şevkânî, IV, 593); doğruluktan sapmak, kozmolojik deliller ortaya koyan âyetlerin ifade ettiği gerçeklerden yüz çevirmek (İbn Âşûr, XXIV, 304). Âyetteki ilhâd kavramının bütün bu olumsuz davranışları kapsadığı, dolayısıyla inkârcıların Kur’an ve İslâm konusunda gerçeği saptırmayı amaçlayan, haksızlık ve şiddete dayanan inatçı tutumlarını ifade ettiği düşünülebilir. Âyet, bu tutumları sergileyenlerin Allah tarafından çok iyi bilindiği uyarısında bulunmakta; bu tavırları yüzünden ateşe atılmayı hak edenlerle dürüstlüğü ve hakikati ilke edinenlerin eşit değerde olmadıklarını, uhrevî âkıbetlerinin de aynı olmayacağını, birincilerin ateşte, ikincilerin güvenlik yurdu olan cennette olacaklarını haber vermektedir.
Ayetlerimiz hakkında eğriliğe sapanlar bize gizli kalmazlar. Kıyamet günü ateşin içine atılacak olan mı hayırlıdır; yoksa (huzurumuza) güvenle gelecek olan mı? Dilediğinizi yapın! Şüphesiz ki O yaptıklarınızı görendir.
Âyetlerimizin anlamını saptıranlar, kendilerini bizden gizleyemezler. Kıyamet gününde ateşe atılacak olan mı daha iyidir; yoksa güven içinde gelecek olan mı? Dilediğinizi yapınız. Şüphesiz ki Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir.
Ayetlerimizde saptırma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. O halde Kıyamet Günü ateşe atılan kimse mi yoksa Bize güven içinde gelenler mi hayırlıdır? Dilediğinizi yapın. Kuşkusuz O, yaptığınız şeyleri en iyi görendir.
Ayetlerimiz konusunda (yalanlama ve yamultma amacıyla) doğruluktan sapanlar (ve çarpıtma yorum yapanlar) Bize gizli değildir. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelip (huzurumuza çıkan) mı daha iyidir (ve hayırlı kimsedir) ? Artık dilediğinizi yapın. O, yaptıklarınızı görmektedir.
Bizim delillerimizle eğri yola sapanlar gizli değildir bize. Artık ateşe atılan mı hayırlıdır, yoksa kıyamet günü emin olarak gelen mi? Ne dilerseniz yapın, şüphe yok ki o, bütün yaptıklarınızı görür.
Ayetlerimizi inkâr edip, yalanlayıp, anlamını saptıranlar, bize gizli kapalı kalmazlar. O halde, şu iki kişiden hangisi daha hayırlıdır; ateşe atılmaya mahkum edilen mi, yoksa kıyamet günü huzurumuza güvenle gelecek olan mı? Ne dilerseniz yapın, şüphe yok ki O, bütün yaptıklarınızı görür.
Âyetlerimizle ilgili ileri geri konuşup, bâtıl te'viller yapanlar, âyetlerimize dil uzatıp hakaret ederek inkâra kalkanlar, bize gizli kalmaz. Tepe taklak ateşe atılan mı, yoksa Kıyamet gününe, hesap gününe güven içinde gelen mi daha iyi durumdadır? Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde tercihinizi isabetli kullandığınızı zannederek dilediğinizi yapın. Allah şuurlu maksatlı amellerinizi biliyor, görüyor.
Ayetlerimiz hakkında sapıklığa düşenler bizden gizli kalmazlar. O halde ateşe atılan mı daha iyi durumdadır yoksa kıyamet günü güven içinde gelen mi? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı görmektedir.
40.İbnu Cerir`in Sa`d bin Cubeyr`den rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime Kureyşilerin: "Bu Kur`an yabancı dille ve Arapça (iki dille) indirilmeli değil miydi?" demeleri üzerine indirildi.
Ayetlerimiz konusunda çarpıtma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. Öyleyse ateşin içine bırakılan mı daha hayırlıdır yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Siz dilediğinizi yapın. Çünkü O yaptıklarınızı gerçekten görendir.
Ayetlerimiz hususunda hakdan ayrılanlar (inkâra düşenler), muhakkak bize gizli kalmazlar, (bütün yaptıklarınızı biliriz). O halde ateşe atılan mı hayırlıdır, yoksa kıyamet günü (azabdan) emin olarak gelecek olan mı? Artık dilediğinizi yapın; çünkü O, bütün yaptıklarınızı görendir.
Hiç şüphesiz ayetlerimizden sapanlar, Biz’den gizli kalamazlar. Artık, ateşe atılan mı, yoksa kıyamet günü güven içinde (Rabbinin huzuruna) gelen mi daha yararlıdır? İstediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı çok iyi görendir.
Bizim âyetlerimizde ¡griliğe sapanlar, bize gizli değildir, ateşe atılan mı? Yoksa, kıyamet günü emniyette olarak gelen mi, daha hayırlıdır? Ne isterseniz yapınız, O görür sizlerin yaptığınızı!
Ayetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp eğriliğe sapanlar bize gizli kalmazlar. O halde ateşin içine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü tam bir güven içinde (korku ve endişe duymayacak) olan mı? (Bütün bu uyarılara rağmen yolunuza devam edecekseniz) istediğinizi yapın (ama ne yaparsanız ona göre muamele göreceksiniz, bunu bilin). Şüphesiz O, yaptıklarınızı (hem) görmektedir (hem de kaydetmektedir).
Ayetlerimizi inkar edenler Bize gizli değillerdir. Kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi işleyin, doğrusu O, yaptıklarınızı gören'dir.
Âyetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp eğriliğe sapanlar bize gizli kalmaz. O halde, ateşin içine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Dilediğinizi yapın! Kuşkusuz O, yaptıklarınızı görmektedir.
Âyetler hakkında, doğruluktan ayrılıp eğriliğe sapma hususu, doğruyu kötüleme, tahrife yeltenme, bâtıl tevillere kalkışma ve manasız tartışmalara girişme şeklinde yorumlanmıştır.
Ayetlerimiz konusunda çarpıtmalar yapanlar bizden gizli kalmaz. Ateşe atılan mı, yoksa diriliş gününde güven içinde bize gelen mi daha iyidir? Dilediğiniz gibi davranın. O, yaptıklarınızı elbette Görendir.
Müşriklerin Kuran'da tahrifat yapmağa çalışacaklarını bilen Yüce Tanrı, Kuran'ın mükemmel korunmasından söz ettiği ayetlerden önce, tahrifatçılara uyarıda bulunmaktadır.
Âyetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp inkâra sapanlar bize gizli kalmazlar. O halde ateşe atılacak olan mı daha hayırlıdır, yoksa kıyamet günü güven içinde gelecek olan mı? İstediğinizi yapın. Şüphesiz ki Allah, yaptığınız şeyleri hakkıyla görür.
Âyetlerimizde ilhada sapan sapgınlar elbette bize gizli kalmazlar o halde ateşe atılanmı hayırlıdır yoksa Kıyamet günü emniyyet içinde gelecek olan mı? Düşünün de istediğinizi yapın, çünkü o her ne yaparsanız görür
Bizim âyetlerimiz hakkında sapkınlık edenler şübhesiz bize gizli kalmazlar. O halde ateşin içine atılacak olan kimse mi hayırlıdır, yoksa kıyamet günü korkusuzca gelecek olan kişi mi? Siz dilediğinizi yapın. Çünkü O, ne yaparsanız hakkıyle görendir.
Muhakkak ki, âyetlerimiz hakkında haktan (meyledip) sapanlar, bize gizli kalmazlar. O hâlde, ateşin içine atılan mı hayırlıdır, yoksa kıyâmet günü emîn bir hâlde gelen mi? Dilediğinizi yapın! Şübhe yok ki O, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.
Ayetlerimizi kasıtlı olarak saptıranlar, bize gizli kalacak değildir. Ateşin içine girecek olan mı daha hayırlıdır? Yoksa kıyamet gününe güven içinde gelen mi? Siz dünyada iken dilediğinizi yapın. Allah bütün yaptıklarınızı görendir.
Âyetlerimize türlü türlü söz söyleyerek eğri yola gidenler yok mu, onlar bize gizli kalmaz. Kıyamet günü ateşe atılan kimse mi daha iyidir? Yoksa emniyetle gelen mi? Siz ne isterseniz onu yapın, çünkü O, bütün yaptıklarınızı görür.
Ayetlerimiz hakkında eğriliğe sapanlar, bize gizli kalmazlar. Öyleyse ateşin içine bırakılan mı daha hayırlıdır, yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Siz dilediğinizi yapın. Çünkü O, yapmakta olduklarınızı gerçekten görendir.
Gerek evrendeki yaratılış delillerini görmezlikten gelerek, gerekse Kur’an’ıkasten yanlış yorumlayarak ayetlerimiz konusunda doğru yoldan sapanlar, Bizden asla gizli kalmazlar!Düşünün ey insanlar; işlediği zulüm ve haksızlıklardan dolayı ateşe atılan inkârcılar mı daha iyidir, yoksa Hesap Gününde Rabb’inin huzuruna güven içinde gelen müminler mi? İşte, size doğruyu ve eğriyi gösterdik, bu ikisinden dilediğinizi seçin ve dilediğinizi yapın! Ama unutmayın: Muhakkak Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.
Âyetlerimiz hakkında yanlışa sapanlar, bize gizli kalmaz.
Kıyamet günü güven içinde gelen kimse mi hayırlıdır, yoksa Ateş’e atılan kimse mi?
Dilediklerinizi işleyin!
O, işleyeceğiniz şeyleri görmektedir.
O Bizim âyetlerimizi çarpıtanlar,1 Bize asla gizli kalmazlar. Öyleyse kıyamet günü cehennemin içine atılan kimse mi daha hayırlıdır yoksa (huzurumuza) güvenle gelen kimse mi? Artık siz dilediğinizi yapın. Çünkü O (Allah) yaptıklarınızı gerçekten hakkıyla görendir.2
1 İlhad: Kelime anlamı olarak ölüyü lâhde (mezara) koymak, sapmak, incitmek demek olup, doğruluktan eğrilmek, haktan bâtıla sapmak anlamına gelir. Âyetlerde ilhad ise; doğru mana vermeyip, istikametten ayrılarak eğrisine çekmek, yalanlamak, yanlış tevil etmek ve tahrif etmek demektir. 2 Bu âyet, Ammar b. Yasir ve Ebû Cehil hakkında indirilmiştir. (Esbâb-ı Nüzûl -Suyûtî)
MESAJLARIMIZIN anlamını saptıranlar Bizden gizlenemezler: öyleyse [şu iki kişiden] hangisi daha iyidir: ateşe atıl[maya mahkum edil]en mi, yoksa Kıyamet Günü [huzurumuza] güvenle gelecek olan mı? Dilediğinizi yapın: O, yaptığınız her şeyi görür.
Bütün bu delillerimizin gösterdiği gerçeklerden yüz çevirenler asla bizden gizlenip kaçamazlar. Söyleyin bakalım kıyamet günü ateşe atılan kimse mi yoksa o gün güven içinde huzurumuza gelen kimse mi daha iyidir? İstediğinizi yapın bakalım, nasıl olsa Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir. 10/15, 16/32, 21/101...103
GERÇEK şu ki, âyetlerimizi anlam ve amacından saptıranlar[4278] asla bizden gizlenemezler: şimdi, ateşe atılan mı, yoksa Kıyamet Günü (huzura) güven içinde gelen mi daha hayırlıdır? İstediğinizi yapın, nasıl olsa O yaptığınız her şeyi görmektedir.
[4278] İlhad, hem insanı müşrik eden akidedeki şirki hem de insanı günahkâr eden sebeplerdeki şirki kapsar (Râğıb). Kök anlamı, “bir şeyi anlam ve amacından yoksun bırakmaya çalışmak ya da saptırmak”tır. Vahye yönelik tebdil, tahvil, tağyir ve tahrif çabalarının hepsini içerir.
Şüphe yok o kimseler ki, âyetlerimizde haktan ayrılarak sapıtırlar. Bize karşı gizli kalamazlar. Ateşe atılan mı hayırlıdır, yoksa Kıyamet günü emin bir halde gelecek olan mı? Dilediğinizi yapınız, şüphe yok ki o, ne yapar olduğunuzu hakkıyla görücüdür.
Âyetlerimiz konusunda, haktan sapanlar bize gizli kalmazlar. Şimdi söyleyin bakalım: Cehenneme atılmak mı iyidir, yoksa kıyamet günü büyük duruşmaya tam bir güven içinde gelmek mi? İstediğinizi yapın, çünkü O, bütün yaptıklarınızı görmektedir.
İlhad: İstikametten uzaklaşmak, asıl maksattan sapmak, dinden uzaklaşmak anlamlarına gelir.
Ayetlerimiz hususunda doğruluktan sapanlar bize gizli kalmazlar. Şimdi, ateşin içine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Dilediğinizi yapın, O, yaptıklarınızı görmektedir.
Âyetlerimiz karşısında yamukluk yapanlar bize gizli kalmazlar. Ateşe atılacak olan mı hayırlıdır, yoksa (mezardan) kalkış günü güven içinde gelecek olan mı? Ne yaparsanız yapın; Allah yaptığınızı görür.
[*] Yamukluk yapmak diye tercüme ettiğimiz kelime ilhad'dır; lahd kökünden gelir. Lahd, kabirlerde kıble tarafına açılan yarım daire şeklindeki oyuktur, ölünün yüzü ve göğsü o oyuğa yapıştırılarak kabrin orta kısmı boşaltılır. Ayetler ortadayken kendini bu şekilde kenara çeken ve ayetleri duymamış gibi davrananlar ilhadda bulunmuş olurlar. Bir çok kimse vardır ki okuduğunuz ayeti duyar ve anlar ama hesabına gelmediği için duymazlıktan gelir; susar ve hiç bir şey konuşmaz. Yamukluk yapma kelimesi Türkçe bakımından uygun düşüyor. Onun yerine "kendini kenara çekenler" veya "kenara çekilenler" de denebilir.
Ayetlerimiz hakkında yanlış yorumda bulunanlar bize gizli değildir. Kıyamet günü ateşe atılanlar mı daha hayırlıdır yoksa emniyet içinde gelen mi? İstediğinizi yapın. Nitekim O ne yaptığınızı görüyor.
Âyetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılanlar Bizden gizli kalmaz. Kıyamet gününde ateşe atılan kimse mi hayırlıdır, yoksa güven içinde huzurumuza gelen mi? Dilediğinizi yapın; hiç şüphe yok ki O sizin bütün yaptıklarınızı görüyor.
Ayetlerimiz hakkında eğri ile doğruyu birbirine katanlar, bize gizli kalmazlar. Şimdi, ateşin içine atılan mı hayırlıdır, kıyamet günü güven içinde gelen mi? Dilediğinizi yapın. O, yapıp ettiklerinizi iyice görmektedir.
bayıķ anlar kim egilürler āyetlerümüz içinde ya'nį yalan dutarlar gizlenmezler bizüm üzerümüze. ay ol kim bıraġın-ıla od içine yigrekdür yā ol kim gele imin ķıyāmet güni? işleñ anı kim diledüñüz bayıķ ol anı kim işlersiz göricidür.
Ol kimseler ki ilḥād iderler bizüm āyetlerümüzde, bize maḫfī olmazlar. Odiçine bıraġılan mı yigrekdür, yā imin gelen kimse mi yigrekdür ḳıyāmetgüninde? İşleñüz her ne dileseñüz, ol Allāh siz işlegeni göricidür.
Ayələrimizi inkar edənlər (ayələrimizdən üz döndərənlər) Bizdən gizli qalmazlar. Cəhənnəm oduna atılan kəs yaxşıdır, yoxsa qiyamət günü (Allahın hüzuruna) arxayın gələn kəs?! İstədiyinizi edin. Şübhəsiz ki, O nə etdiyinizi görəndir.
Lo! those who distort Our revelations are not hid from Us. Is he who is hurled into the Fire better, or he who cometh secure on the Day of Resurrection? Do what ye will. Lo! He is Seer of what ye do.
Those who pervert(4512) the Truth in Our Signs are not hidden from Us. Which is better?- he that is cast into the Fire, or he that comes safe through, on the Day of Judgment? Do what ye will: verily He seeth (clearly) all that ye do.*
4512 Pervert the Truth in Our Signs: either by corrupting the scriptures or turning them to false and selfish uses; or by neglecting the Signs of Allah in nature around them, or silencing His voice in their own conscience. Everything is known to Allah. Why not work for true salvation at the final Judgement?