Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4289, sondan 1948. ayet; 42. sure ve bu surenin 17. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 11, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 2535 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم عسق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م ع (0) س (1) ق (2) bulunuyor.
الله الـذي انزل الكتاب بالحق والميزان وما يدريك لعل الساعة قريب
اللهالـذيانزلالكتاببالحقوالميزانومايدريكلعلالساعةقريب
(A)llâhu-lleżî enzele-lkitâbe bilhakki velmîzân(e)(k) vemâ yudrîke le’alle-ssâ’ate karîb(un)
Allah, hak olarak Kitab’ı ve mizanı[481] indirendir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır.
Mizan ölçü demektir. Burada bu kelime ile hayatımızın temel ölçüsü olan İslâm kastedilmektedir.
Kitab kelimesiyle peygamberlere indirilen ilâhî mesajlar bütününün (İbn Atıyye, V, 31; Zemahşerî, III, 401) veya Kur’an-ı Kerîm’in (Taberî, XXV, 20) kastedildiği yorumları yapılmıştır; Hadîd sûresinin 25. âyeti birinci yorumu teyit etmektedir.
“Ölçü ve denge” diye tercüme edilen kelimenin âyetteki karşılığı mîzândır. Bu kelime birçok âyette “tartı” anlamında kullanılmıştır. Bu bağlamda ise müfessirlerin çoğunluğu tarafından “adalet” mânasında anlaşılmıştır. Bazı müfessirler bu kelime için, “ilâhî kitaplarda insanın yapması gerekenlerle ilgili olarak açıklananlar yani davranış ölçüleri”, bazıları da “kulluk çağrısına uymanın ödüllendirilmesi ve Allah’a başkaldırmanın cezalandırılması” yorumunu yapmışlardır (Şevkânî, IV, 608). Âyetin bağlamı ve konuya ilişkin başka âyetler ışığında bu kelime “ölçü, denge, denge kanunu, iyiyi kötüden doğruyu eğriden ayırt etme yeteneği, davranışları değerlendirme kriteri, adalet duygusu” gibi mânalarla da açıklanabilir. Adaleti gerçekleştirme, düzgün biçimde ölçmek ve değerlendirmekle mümkün olduğuna göre, bunu sağlamak için maddî varlıklarda tartı âletine, mânevî konularda ise akıl ve ruhun belli donanımlarına, varlık ve olaylar arasında gerekli dengeyi kuracak muhakeme gücüne ihtiyaç vardır (İbn Atıyye, V, 31; “adalet” hakkında bilgi için bk. Nisâ
4:58, 135; A‘râf
7:159, 181; Nahl
16:90).
Yüce Allah’ın kitabı indirmesi, ölçü ve dengeyi var etmesinden bahsedilmesinin âyetin sonundaki şu cümleye fikrî hazırlık amacı taşıdığı anlaşılmaktadır: “Kıyamet vakti belki de çok yakın!” Buna göre âyetin anlamı şu olmaktadır: Evreni yaratan, ilâhî bildirimlerde bulunan, ölçü ve dengeyi var eden yüce yaratıcının böylesine bir düzeni gayesiz, boş yere kurmuş olması düşünülemez; bilinmeli ki bu dünyada yapılıp edilenlerin ölçülüp değerlendirileceği ve sonuçlarının görüleceği bir gün mutlaka gelecektir. Birçok âyet bu yorumu desteklemektedir. Zemahşerî ise âyetin başı ve sonu arasındaki bağı şöyle açıklar: Kıyamet, öldükten sonra dirilmek, hesap gününün gelmesi ve adaletin icrası için tartıların işletilmesi demektir; şu halde âyette âdeta “Allah size, hesaba çekileceğiniz, amellerinizin tartılıp herkese hak ettiğinin verileceği gün gelmeden önce adalet ve eşitlikle muamele etmenizi ve dinlerin gereklerine uymanızı buyurdu” denmektedir (III, 401). “Nereden bileceksin?” anlamındaki ifade muayyen bir kişiye hitap olmayıp âyetin bütün muhataplarını kıyamet gerçeği üzerinde düşünmeye çağırmaktadır (İbn Âşûr, XXV, 68-69).
Kitabı ve ölçüyü bir amaç ile indiren Allah’tır. Belki de o (Son) Saat çok yakındır. Onu sana bildirecek olan ne olabilir ki!
Ayette geçen [el-Kitab] kelimesi, son ilahî mesaj olması bakımından “Kur’an” ve evrensel anlamda “bütün ilahî mesajlar”dır. Buradaki [el-mîzân] sözcüğü ise “denge kanunu, adalet, ölçü” anlamlarını içermekte, bu şekilde insanla ilişkili olan inanç, davranış, hukuk, ahlak, adab vs. her konuda bir dengenin ve adaletin bulunduğu ifade edilmiş olmaktadır.,Benzer mesajlar: A‘râf
7:187; Tâhâ
20:15; Enbiyâ
21:109; Lokmân
31:34; Ahzâb
33:63; Fussilet
41:47; Zuhruf
43:85; Muhammed
47:18; Mülk
67:26; Nâzi‘ât
79:42-46.,Bu cümle “Sen nereden bilebilirsin ki” şeklinde de tercüme edilebilir. Kur’an’da [ve [mâ] edrâke] ifadelerinin aksine Ahzâb
33:63 ve ‘Abese
80:3’te de geçen bu ifade cevabı verilmeyen bir hitaptır.
Gerçeği taşıyan kitabı ve adalet ölçüsünü hak olarak indiren Allah'tır. Ne biliyorsun, belki de kıyamet saati yakındır![520]
[520] Kitâb ve mîzan hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 205-206; VII, s. 71-72; XIII, s. 299-301.
Allah, Kitap'ı ve mizanı¹ hakk ile indirendir. Nereden bileceksin ki belki de o Sa'at² çok yakındır!
1- Ölçüyü: Adalet ölçüsünü. Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, yararlı olanla zararlı olanı ayırt etme ölçüsünü. Hak, adalet ve yaşamın dengesini sağlayacak ölçüyü. 2- Kıyamet.
Ki Allah, Hakk olmak (ve her konuda hakem yapılıp başvurulmak) üzere Kitabı ve mizanı indirmiş bulunmaktadır. Ne bilirsin; belki de (Kur’an nizamının hâkimiyet ve) kıyamet-saati pek yakındır. (Öyle ise nefsi, siyasi ve dünyevi hevesler için didişmek boşunadır.)
Öyle bir Allah'tır ki gerçek olarak kitabı ve adaleti indirmiştir ve ne bilirsin, belki de kıyamet, pek yakındır.
Allah Kur'ân'ı ve diğer kitapları kesin bir doğruluk üzere; hukuk, adalet ve dengeli bir hayat için, ölçü ve prensipler olarak indirendir. Ne bilirsin belki de kıyamet saati pek yakındır.
Allah, gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek kuralları içeren kitabı, Kur'an'ı, adâleti, dengeyi, ölçüyü, tartıyı yerleştirecek ilkeleri indirendir. Kıyametin kopacağı anı sana bildiren belgeler neler? Umulur ki Kıyametin vakti yakındır.
Allah, hak üzere Kitab'ı ve ölçüyü (mizanı) indirendir. Ne bilirsin; belki de kıyamet yakındır.
Ki Allah, hak olmak üzere Kitabı ve mizanı indirdi. Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakındır.
O Allah'dır ki, hakkı beyan (ve ikame) için, kitabı ve adaleti indirdi. Ne bilirsin, belki kıyamet yakındır.
Allah, sağlam ve doğru olarak kitabı (yasaları) ve mizanı (yargıyı) indirendir. Ne bilirsin, belki de kıyamet çok yakındır.
Hak olarak, hem kitabı, hem tartıyı indiren Allah; bilmezsin, olur ki saat yakındır
Çünkü indirdiği vahiy ile hakikati ortaya koyan ve (böylece insana, doğru ile eğriyi tartacağı) bir mizan veren O'dur. Nereden bileceksin, belki de kıyamet saati çok yakındır.
Kur’an, insan için hakça düzeni gerçekleştirecek kuralları içeren, iyiyi ve güzeli öğütleyen, kötü ve zararlı olan şeyleri yasaklayan bir kitaptır. İnsan için temel davranış kurallarını en uygun şekilde ortaya koyan, hayatın pratik sorunlarını en zararsız şekilde çözen, mana ve anlam yumağı olan İslâmiyet’in temel kaynağıdır Kur’an. Enbiya
21:10 “Yemin olsun, size öyle bir Kitap gönderdik ki, şerefiniz yalnız ondadır” buyrulmaktadır. Ayrıca ayette geçen “adalet/ölçü” anlamındaki “mizan” kelimesinden de anlıyoruz ki; hayatımızın temel değerini belirleyecek, adaleti, dengeyi, hakkaniyeti, ölçüyü, disiplini yerleştirecek ilkeler Kur’an’dadır. Ayetin son cümlesinde Kur’an’la bağlantılı olarak “hesap gününe” yapılan atıf, Allah’ın nihaî yargılaması ile ilgili itirazda bulunanlara hesap gününün yaklaştığına dair bir hatırlatmadır.
Gerçekten Kitap'ı ve ölçüyü indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır.
Kitab'ı ve mizanı hak olarak indiren Allah'tır. Ne biliyorsun, belki de kıyamet saati yakındır!
O ALLAH ki kitabı gerçek ve adaletle indirmiştir. Ne bilirsin, belki Saat (dünyanın sonu) yakındır.
Bu kitabı ve ölçüyü hakla indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır!
O Allahdır ki hakka dâir kitab ve mîyzan indirdi ve ne bilirsin belki saat yakındır
Allah, hakkın ikaamesine sebeb olmak üzere kitab (lar) ı ve mîzânı indirendir. Ne bilirsin, belki de o saat yakındır.
Allah, kitâbı ve mîzânı (adâleti) hak ile indirendir. Hem ne bilirsin, belki de kıyâmet yakındır!
Allah kitabı hak ile ve ölçüyü (teraziyi) indirendir. Sen nereden bileceksin, belki kıyamet saati yakındır.
Doğru olmak üzere Kitabı ve teraziyi indiren [¹], Allah/tır. Ne bilirsin? [²] Belki kıyametin kopması yakındır.
[1] Veya hakkı tartan, halk arasında müsavi surette muamele eden şeri'at veya adaleti indiren. Kitap ile bak âşikâr olur, şeri'at ile muameleler tartılır.[2] Bilemezsin, belki yalnız vahiy ile bilebilirsin.
Kitab'ı ve mizanı hak olarak indiren Allah'tır. Ne bilirsin; belki kıyamet pek yakındır!
Allah, hakîkati açıkça ortaya koyan bu Kitabı göndermiş ve bu sayede insana, doğruyu eğriden ayırt edebileceği en mükemmel Ölçüyü bahşetmiştir. Öyleyse ey insan, hemen şimdi, hiç vakit kaybetmeden hayatını bu ölçüye göre yeni baştan düzenle! Ne biliyorsun, belki de ecelin gelip kapıya dayanmıştır ya da evrenin eceli olan kıyâmet iyice yaklaşmıştır!
Mîzan’ı ve Hakk ile Kitab’ı indiren Allah’tır.
Ne bilirsin, belki de Saat yakındır.
Şüphesiz gerçekleri açıklamak için Kitabı ve dosdoğru kanunları indiren1 Allah’tır. (Doğrusu) kıyametin kopma zamanı pek yakın bile olsa bu, sana bildirilmemiştir.2
1 “Mizan” kelimesi, sadece “terazi” olarak tercüme edildiği zaman, tam anlaşılmayacağı, ayrıca mecazen ölçü, kanun, kural anlamlarına da geldiği için yukarıdaki tercüme daha uygun görülmüştür.2 Bu âyetin son bölümü, “(doğrusu) bu, sana bildirilmemiştir. Belki de kıyametin kopma zamanı pek yakındır.” diye de tercüme edilebilir. Bk. (Ahzab: 63)
çünkü indirdiği vahiy ile hakikati ortaya koyan ve [böylece insana, doğru ile eğriyi tartacağı] bir terazi veren O'dur. 22 Senin bütün bildiğin ise, Son Saat'in yakın olduğudur.
Çünkü Allah hak ve hakikati ortaya koymak için Kuran’ı indirmiş böylece adaletin değer ölçülerini göstermiştir. Hem sen nereden bileceksin o saat bu dünyanın sonu belki de çok yakındır. 2/91, 4/105, 79/42.46
O Allah ki, indirdiği vahiylerle[4323] hem hakikati ortaya sermiş, hem de (âdil ve mutedil) ölçüp tartacak (bir tasavvur) inşâ etmiştir.[4324] Hem sen (ey muhatab);[4325] nerden bileceksin, belki de Son Saat çok yakındır![4326]
[4323] el-Kitab’daki belirliliğin, bütün vahiyleri kapsadığına delâlet eder (Krş:
57:25).
[4324] el-Mîzân: tartı aleti. İstiare yoluyla vahyin muhatabında doğru ölçüp tartan bir tasavvur ve akıl inşâsına atıf. Tersi bir tasavvur için krş: “Kahrolası, nasıl da ölçüp biçti” (
74:19-20).
[4325] Belli bir şahsı değil, her bir muhatabı ifade eder (İbn Âşûr).
[4326] Zımnen: Bu dünyada âdil ölçünün öznesi olmazsanız, âhirette İlâhî ölçünün nesnesi olacağınızı unutmayın!
Allah, o zâtdır ki, bihakkın kitabı ve mizanı indirdi ve sana ne bildirir? Belki o Kıyamet yakındır.
Allah hakkı bildirip ikame etmek için kitabı ve adalet ölçüsünü indirmiştir. Hep gerçeği bildiren o kitabın bildirdiği kıyamet, ne bilirsin, belki de yakın olabilir? [57, 25; 55, 7-9]
Bu âyet Kur’ân, kâinat mizanı (dengesi) ve kıyamet arasında tam bir irtibat bulunduğunu gösterir. Kur’ân dünya dengesini en güzel şekilde kurmayı öğreten bir kitaptır. Hayatın gidişatını iyi inceleyen kimse, dünyanın da bir sonu olup ebedî bir hayatın başlamasını bildiren kıyametin geleceğini anlar. Fakat inanmayan kâfirler acele gelmesini isterken, müminler sabırla, tayin edilen vakti gözler, hatta onun dehşetinden endişe ederler.
Allah'tır ki gerçeği içeren Kitabı ve (adalet) ölçü(sün)ü indirdi. Ne bilirsin, belki o sa'at yakındır?
Gerçekleri içeren bu kitabı ve mîzânı[1] indiren Allah’tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır.
[*] El mîzâne:Denge, düzen, sistem anlamlarına gelir. Hadid
57:25 ile bu ayet birlikte okunduğunda Kitapla birlikte indirilen bir şey olduğu ve elçiler ile ulaştırıldığı anlaşılmaktadır. Pek çok ayette de kitapla birlikte indirilen şeyin hikmet olduğu bildirildiğinden hikmet ve denge (el mîzâne) aynı şeye işaret ederler. Öyleyse mizan, Allah'ın kitabını nasıl bir sistem ile düzenlediğidir(tevil). Bu ilmi bir yöntemdir. Bu yöntem aracılığı ile Kur'an'dan elde edilmiş doğru hükümlere 'Hikmet' denir. Bkz:Al-i İmran
3:7, Al-i İmran
3:48, Hud
11:1-2, Fussilet
41:3 ve dipnotları.
Kitabı hak ve adalet ölçüsü olarak indiren Allah'tır. Ne bilirsin belki de kıyamet çok yakındır.
O Allah ki, kitabı ve mizanı(8) hak ile indirdi. Nereden bileceksin, belki de kıyametin vakti yakındır.
(8) Ölçü, denge, adalet, hukuk.
Gerçeğe ilişkin Kitap'ı ve adalet ölçüsünü indiren o Allah'tır. Nereden bileceksin, belki de kıyamet saati çok yakındır.
Tañrı oldur kim indürdi kitāb’ı ḥaķk-ıla daħı terāzūyı ya'nį 'adlı. daħı ne bildürür saña ola kim ķıyāmet yaķındur.
Tañrı Ta‘ālādur kitābı indüren ḥaḳḳ‐ıla, daḫı ‘adl‐ile. Daḫı ne bildürdisaña? Ola ki ḳıyāmet yaḳın ola.
Kitabı və mizan-tərəzini (insanlar arasında ədalət tərəzisi olan şəriəti) haqq olaraq nazil edən Allahdır. Nə bilirsən, bəlkə də, o saat (qiyamət saatı) yaxındır!
Allah it is who hath revealed the Scripture with truth, and the Balance. How canst thou know? It may be that the Hour is nigh.
It is Allah Who has sent down the Book in Truth, and the Balance(4550) (by which to weigh conduct). And what will make thee realise that perhaps the Hour is close at hand?*
4550 Revelation is like a balance, an instrument placed by Allah in our hands, by which we can weigh all moral issues, all questions of right and wrong in conduct. We must do so constantly. For the Judgement in any given case may come at any time: it may be quite near, and we must always be prepared. The Balance may also refer to the God-given faculty by which man can judge between right and wrong.