Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4305, sondan 1932. ayet; 42. sure ve bu surenin 33. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 15, harf sayısı 55 ve toplam ebced değeri ise 5534 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم عسق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م ع (0) س (1) ق (0) bulunuyor.
ان يشأ يسكن الريح فيظللن رواكد على ظهره ان في ذلك لايات لكل صبار شكور
انيشأيسكنالريحفيظللنرواكدعلىظهرهانفيذلكلاياتلكلصبارشكور
İn yeşe/ yuskini-rrîha feyazlelne ravâkide ‘alâ zahrih(i)(c) inne fî żâlike leâyâtin likulli sabbârin şekûr(in)
O, dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
İnsanın irade gücünü ve sahip olduğu yetenekleri yanlış yolda kullanması kendisi için kötü sonuçların doğmasına yol açar. Bu, madde âleminde geçerli olan kanunlar gibi bir kanun, bir kuraldır. Bu sonuçlardan kurtulmak için insanın ilâhî iradeye karşı bir mücadele vermeye kalkışması ise büyük bir densizlik ve boşuna ortaya konan bir çabadır. 31. âyetin ilk cümlesi genellikle şöyle açıklanmıştır: Ne kadar güçlü olursanız olun, nasıl bir yola başvurursanız vurun, yapıp ettiklerinize karşılık başınıza bir musibetin gelmesi mukadder ise ondan kaçamazsınız, bu konuda Allah’ı âciz bırakamazsınız, ilâhî iradeyi bertaraf edemezsiniz (Taberî, XXV, 33). Âyette yer alan “yeryüzünde” kaydı mekân açısından da genelliği ifade etmek içindir (İbn Âşûr, XXVII, 104); “nerede olursanız olun” anlamındadır (Hâzin, V, 413). 32-34. âyetlerde yüce Allah’ın kudretine karşı direnmenin anlamsızlığını kavratmak üzere kolayca gözlemlenebilen bir tabiat olayına değinilmekte, gemilerin denizlerde yüzebilmesini sağlayan yasanın O’nun iradesinden kaynaklandığı hatırlatılmaktadır. 32. âyette geçen a‘lâm kelimesinin “dağlar” anlamı esas alınarak âyetin bu kısmına genellikle, “Denizde dağlar gibi akıp giden gemiler” şeklinde mâna verilmiştir (Zemahşerî, III, 406; İbn Atıyye, V, 37-38). Meâlde ise, bu tasvirin daha geniş biçimine yer verilen başka bir âyetteki mâna esas alınarak, “denizde (yelkenlerini) bayraklar gibi (açarak) süzülüp giden gemiler” anlamı tercih edilmiştir (bk. Rahmân
55:24). 33. âyette rüzgârın, gemilerin seyrine yardımcı olması özelliği ön plana çıkarılırken, 34. âyette -sırf rüzgâr faktörüne bağlanmaksızındilediği takdirde Allah Teâlâ’nın gemilerde bulunanları helâk edebileceği belirtilmiştir. Gemilerin hareketini sağlayan rüzgârdan söz edilirken bir taraftan sabrın diğer taraftan da şükrün övülmesi dikkat çekicidir.
(Allah) dilerse rüzgârı durdurur da (gemiler denizin) üzerinde (öylece) kalakalırlar. Şüphesiz ki bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır.
Dilerse rüzgârı durdurur; o zaman denizin üstünde hareketsiz kalıverirler. Bunda, şüphesiz çok çok sabreden, gönülden şükreden herkes için mesajlar vardır.
Dilerse rüzgârı durdurur da denizin yüzünde kalakalırlar. Kuşkusuz bunda çok sabreden ve çok şükredenler için âyetler¹ vardır.
1- Kanıtlar, işaretler, göstergeler.
(Allah) Eğer dileyecek olsa, rüzgârı durdurup keser ki, böylece (gemiler ve içindekiler) onun (suyun) üstünde öylece kalıverirler; şüphesiz bunlar (ibadet, hizmet ve musibet üzerinde) çokça sabreden, (nimet, fazilet ve muvaffakiyetlere) çokça şükreden kimse için gerçekten ayetler (ibretler) içermektedir.
Dilerse rüzgarı durdurur da denizin üstünde, öylece kalakalırlar; şüphe yok ki bunda, iyideniyiye sabreden ve çok şükreden herkese elbette deliller var.
Dilerse rüzgarı durdurur da, yelkenli olanlar denizin üstünde durakalırlar. Şüphesiz bunda her türlü sıkıntılara göğüs geren ve Allah'a gönülden şükreden herkes için mesajlar vardır.
Eğer Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygunsa, rüzgârı durdurur da, yelkenliler denizin üzerinde hareket edemez hale gelirler. Bunda, çok sabrederek mücadeleye devam eden ve çok şükreden kimseler için, açıkça Allah'ın kudretini gösteren deliller vardır.
Dilese rüzgarı sakinleştirir ve böylece onlar onun (denizin) üzerinde durakalırlar. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve çokça şükreden herkes için ibretler vardır.
Eğer dileyecek olsa, rüzgarı durdurur, böylece onun üstünde kalakalırlar. Şüphesiz, bunda çokça sabreden, çokça şükreden kimse için gerçekten ayetler vardır.
Eğer Allah dilerse, o rüzgârı durduruverir de, (gemiler) deniz üzerinde kalakalırlar. Şübhesiz bunda, (Allah'ın nimetlerine) çok şükreden, ziyade sabırlı olan herkes için bir çok ibretler var.
Allah dilese, rüzgârı sakinleştirir, o gemiler denizin üzerinde durup kalırlar. İşte bunda, sabreden ve şükreden herkes için önemli ayetler vardır.
Dilerse yeli dindirir, sırtüstü durakalırlar; işte bunda her katlanan kimseye, her şükredene ibretler var
Eğer (Allah) dilerse, (onları hareket ettiren) rüzgârı durdurur da (o gemiler denizin) üstünde durup kalırlar. Şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
O zaman gemileri yürüten yelkendi ve bu da rüzgârın gücüyle hareket ederdi ama şimdi enerji üreten kömür, gaz, dizel, benzin gibi çok daha farklı enerji türleri vardır. “Dilerse rüzgârı durduran Allah” bu enerji kaynaklarını da yok eder, işlevsiz bırakır. Ama O, bütün bunları insanlığın faydasına sunmuştur ve onlardan istifade etmek için ona özel kabiliyet ve yüksek irade vermiştir.
O, dilerse rüzgarı durdurur, yelkenle giden gemiler o zaman denizin yüzünde durakalır. Bunlarda, sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için deliller vardır.
Dilerse O, rüzgârı durdurur da onun (denizin) üstünde kalakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Dilerse rüzgarı durdurur ve onlar suyun üzerinde hareketsiz kalırdı. Bunda, her sabreden ve şükreden kişi için ibretler vardır.
Eğer O dilerse rüzgarı durdurur da yelkenle giden gemiler denizin üzerinde duruverirler. Şüphesiz ki bunda sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için nice ibretler vardır.
Dilerse o rüzgârı durduruverir de sırtı üzerinde dura kalırlar, şübhesiz ki bunda nice âyetler var: çok sabırlı çok şükredici her kimse için
Eğer O, dilerse rüzgârı durdurur da (gemiler denizin) sırtı üstünde (akmayıb) kalırlar. Şübhesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için kat'î âyetler vardır.
Eğer (Allah) dilerse, (onlara hareket veren) rüzgârı durdurur da, (o gemiler denizin) sathı üstünde hareketsiz şeyler olarak kalıverirler. Şübhesiz ki bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için nice ibretler vardır.
Eğer dilerse rüzgârı sakinleştirip dindirir. Sonra denizin ortasında hareketsiz kalıverirler. Bunda tüm sabredip şükredenler için alınacak ibretler var.
O, dilese rüzgârı durdurur da gemiler derya yüzünde durakalır. İşte bunda ziyadesiyle sabır ve şükür edenler hakkında ibretler vardır.
Eğer dileyecek olsa rüzgârı durdurur, böylece onlar da (gemiler de) onun (denizin) üstünde kalakalırlar. Hiç şüphesiz çokça sabreden, çokça şükreden kimse için bunda elbette (nice) ayetler vardır.
Allah dilese, rüzgarı durdurur ve yelkenli gemiler, içindeki yolcularla birlikte denizin ortasında öylece kalıverirlerdi. Yâhut diğer vasıtaları öylece çalışmaz hâle getirirdi de, hayatınızı felce uğratabilirdi. Hiç kuşkusuz bunda, musîbetler karşısında isyan etmeyip sabreden ve nîmetler karşısında şımarmayıp şükreden kimseler için nice ibret dersleri vardır.
Dilerse, Rüzgâr’ı dindirir; sırtında durakalırlar.
Çok şükreden sabreden herkes için bunda elbette âyetler vardır.
Eğer O dilerse rüzgârı durdurur1 onlar da onun üzerinde kalakalırlar. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır.
1 Yani o gemileri hareket ettiren rüzgârı ve enerjiyi durduruverir, o enerjiye verdiği gücü alıverir.
dilerse rüzgarı dindirir, o zaman denizin üstünde hareketsiz kalıverirler; bunda, şüphesiz, sıkıntılara göğüs geren ve [Allah'a] gönülden şükreden herkes için mesajlar vardır;
Allah dilerse rüzgârı durdurur da işte o zaman gemiler su üstünde kalakalırlar. İşte bunda da direnip sabreden ve nimetlerin hakkını çokça verip şükreden herkes için alınacak nice ibretler vardır. 17/67
isterse rüzgârı kesiverir de, o zaman denizin üzerinde hareketsiz kalakalırlar:[4344] şüphesiz bunda da her daim sabreden ve şükrü eda etmek için çaba harcayan herkes için ibretler vardır.
[4344] Zımnen: Allah’ın desteğini arkasına alan kişi, hayat denizindeki kulluk gemisini kolayca yüzdürüp sahil-i selamete çıkar.
Eğer dileyecek olsa rüzgarı durdurur. Artık onun sırtı üzerine durakalırlar. Şüphe yok ki, bunda elbette âyetler vardır, her ziyâde sabreden, ziyâde şükreden kimse için.
32, 33, 34, 35. Denizlerde dağlar gibi akıp giden gemiler de O'nun kudretinin ve hikmetinin delillerindendir. Eğer O dilerse rüzgârı durdurur, gemiler de denizin üstünde durakalır. Elbette bunda sabrı ve şükrü bol olanlar için alacak ibretler vardır. Yahut işledikleri günahlar sebebiyle o gemileri batırır, günahların birçoğunu da affeder. Böyle yapmasının bir sebebi de, âyetlerimiz hakkında tartışanların kaçacak bir yerleri olmadığını onlara bildirmektir.
Kureyşliler ticaret amacıyla Hind okyanusuna, Afrika’nın sahil ülkelerine gemilerle yolculuk yapıyor, Kızıl Deniz’den geçiyorlardı.
Dilerse rüzgarı durdurur, (gemiler denizin) sırtında durakalır. Kuşkusuz bunda sabreden, şükreden herkes için ibretler vardır.
Tercihi farklı olsaydı güçlerini durdurup, gemileri de denizin üstünde hareketsiz bırakırdı. Bunda, sabreden ve görevlerini yerine getiren herkes için âyetler vardır.
[*] er riha: Kelimenin yaygın anlamı rüzgar olmasına rağmen üfleme, patlama, gaz sıkışması anlamlarına da gelir. Bu kelimenin sözlük anlamlarının tamamını kullanırsak ister yelkenli, ister içten yanmalı veya bizim şimdilik bilemediğimiz başka bir sistemi olsun gemilerin veya diğer bineklerin tahrik güçlerinin esasıdır.
Dilerse rüzgarı durdurur da su üstünde kalakalırlar. İşte bunda da çok sabreden ve şükreden herkes için ayetler vardır.
O dilerse rüzgârı durdurur da denizin üstünde hareketsiz kalıverirler. Çok sabreden ve çok şükreden herbir kul için bunda âyetler vardır.
Dilerse rüzgârı durdurur da o akıp giden gemiler denizin sırtında donmuş gibi kalırlar. Gereğince sabreden, gereğince şükreden herkes için bütün bunlarda elbette ki ibretler vardır.
eger dilerse dölendüre yili pes olalar durıcılar arķası üzere. bayıķ şunuñ içinde nişānlardur her śabr eyleyiciye şükr eyleyici.
Eger Tañrı Ta‘ālā dilese‐y‐di sākin iderdi yili. Pes durup ḳalurlardı deñiz yü‐zinde. Taḥḳīḳ anda āyetler vardur her ṣabr idici ve şükr idici ḳullara.
Əgər (Allah) istəsə, küləyi saxlayar, onlar da (suyun) üzündə durub qalarlar (nə irəli, nə də geri gedə bilərlər). Həqiqətən, bunda (əziyyətlərə) çox səbr edən, (ne’mətlərə) çox şükür edən hər bir kəs üçün ibrətlər vardır!
If He will He calmeth the wind so that they keep still upon its surface Lo! herein verily are signs for every steadfast grateful (heart).
If it be His Will He can still the Wind: then would they become motionless on the back of the (ocean). Verily in this are Signs for everyone who patiently(4573) perseveres and is grateful.*
4573 If we study such Signs in the right spirit, we learn the highest lessons for our spiritual life: on the one hand, patient perseverance with reliance on Allah, and on the other a feeling or attitude of grateful thanks to Allah, that He enables us to achieve so much in spite of our shortcomings, and forgives in us so much that deserves punishment and disaster.