Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4325, sondan 1912. ayet; 42. sure ve bu surenin 53. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 15, harf sayısı 55 ve toplam ebced değeri ise 4097 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم عسق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م ع (0) س (1) ق (0) bulunuyor.
صراط الله الذي له ما في السموات وما في الارض الا الى الله تصير الامور
صراطاللهالذيلهمافيالسمواتومافيالارضالاالىاللهتصيرالامور
Sirâti(A)llâhi-lleżî lehu mâ fî-ssemâvâti vemâ fî-l-ard(i)(k) elâ ila(A)llâhi tasîru-l-umûr(u)
52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner.
Müfessirlerin genel kanaatine göre 52. âyetin metninde geçen ruh kelimesi mecazi bir anlamda ve Kur’ân-ı Kerîm için kullanılmış olup, asıl anlamıyla bağlantılı olarak “insana hayat veren ilâhî mesaj” şeklinde açıklanmıştır. Fakat bu kelimenin burada vahiy meleği Cebrâil veya peygamberlik anlamında kullanıldığı kanaatini taşıyanlar da vardır (Hâzin, V, 419); Derveze’nin “Müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre burada ruh kelimesiyle melek Cebrâil kastedilmiştir” şeklinde verdiği bilgi (V, 196) kaynaklardaki bilgiyle uyumlu görünmemektedir (bk. Taberî, XXV, 46; Zemahşerî, III, 409-410; İbn Atıyye, IV, 44). Hz. Muhammed kendisine peygamberlik verilmeden önce de putperestlikten uzak duruyor, özellikle ahlâkî erdemleriyle yakın çevresinin dikkatini çekiyordu. Peygamber olduğunu açıkladıktan ve tevhid çağrısına başladıktan sonra ona karşı sert bir mücadele başlatan Mekke’nin ileri gelenleri kendisiyle çok çetin tartışmalara girmelerine rağmen onun daha önce kendileriyle birlikte putlara taptığı yönünde bir argüman ileri sürememiş ve ahlâkî üstünlüğüne gölge düşürebilecek en küçük bir ithamda bulunamamışlardı. Şu halde 52. âyetin “Sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun” diye çevrilen kısmını bu olgu ışığında şöyle açıklamak uygun olur: Sen daha önce sana verilen kitabın içeriğini ve bütün iman konularını bilmiyordun, bunların hakikatini idrak etmiş değildin. Nitekim bazı âyetlerde iman kelimesi “İslâmiyet, Allah’ın buyruklarına uygun olarak yapılan ameller ve yaşanan Müslümanlık” anlamında kullanılmıştır (meselâ bk. Bakara
2:143). Ayrıca, âyette “Mümin değildin” denmemiş, “İman nedir bilmiyordun” buyurulmuştur. Burada geçen “bilme” anlamındaki derâ fiili, sıradan bir bilgiye sahip olmayı değil, bir konunun hakikatine vâkıf olmayı ve inceliklerini idrak etmeyi ifade eder (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “dry” md.; İbn Âşûr, XXV, 152-153). Pek çok âyet ve hadiste aklın ve insanın doğasına yerleştirilmiş donanımların iyiyi kötüden ayırt etmedeki rolü ve önemi üzerinde durulur; fakat bu âyet göstermektedir ki insan (aklıyla evrendeki düzene hâkim bir iradenin ve gücün varlığını tesbit edebilir ve fıtrî özellikleriyle birtakım insanî değerlere ulaşabilirse de), Allah’a nasıl kulluk edileceği ve O’nun hoşnut olacağı hayat çizgisinin hangisi olduğu hususunda ancak vahyin rehberliğinde tam ve kuşatıcı bilgiye sahip olabilir; ilâhî dinlerin ortak amacı da aklın beşerî zaaflara yenik düşmemesi için onun önündeki yolu aydınlatmaktır. Kitap “nur”a yani ışığa benzetilmiştir; çünkü o inkârcılığın ve cehaletin karanlığını giderip insanın yolunu aydınlatmakta, iman ve hidayete erişmeye vesile olmaktadır. Fakat bu sonuca ulaşabilmek için Allah’ın dilemesi şarttır ve yüce Allah kendisine verilen irade gücünü yerli yerince kullanıp tercihini hak yol yönünde yapanları bu kapsama alacağını bildirmiştir. Hz. Peygamber de insanların bu yolu yani göklerin ve yerin hükümranı olan Allah’ın hoşnut olduğu yolu bulmaları ve ondan sapmamaları için görevlendirilmiştir. Hiçbir şeyin Allah’ın bilgisi dışında kalamayacağı ve insanlığın uzun gibi görünen serüveni bittiğinde O’nun huzurunda verilecek hesaptan asla kaçılamayacağı yönündeki uyarı ile sûre sona ermektedir. “İşler” şeklinde çevrilen umûr kelimesi burada, maddî ve mânevî bütün varlıkları, iş, oluş, durum ve gerçekleri ifade eden geniş bir kapsama sahiptir (İbn Âşûr, XXV, 156). İşlerin dönüp dolaşıp Allah’a varması daha çok mahşer günü verilecek hesap ile açıklandığından, Taberî “İnsanların dünyadaki işleri de bu kapsamda değil mi?” gibi hatıra gelebilecek soruya şu cevabı verir: Tabii ki dünyada da bütün işler, kezâ insanların fiilleri de O’nun bilgisi ve iradesi dahilinde olup bitmektedir; fakat burada insanların ihtilâflarına bakan yargıçlar ve yöneticiler vardır, kendilerince bunlara bir çözüm bulmaktadırlar. Her ne kadar dünyada da bütün işler Allah’ın nihaî irade ve kudretine bağlı ise de kıyamet gününde O’ndan başka yargıç ve otorite olmayacağı, bütün işlerin sonu O’na varacağı, O’na arzedileceği için burada bu noktaya özel vurgu yapılmıştır (XXV, 47).
Yani göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah’ın yolunu. Dikkat edin! Bütün işler yalnızca Allah’a döner.
Göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi Allah'ın yoluna. İyi bil ki bütün işler, sonunda Allah'a varır.[527]
[527] Şûrâ sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 273-275.
Göklerde ve yerde olanların kendisine ait olduğu Allah'ın yoluna. İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah'a döner.
(Ey Resulüm, Sen) Göklerde ve yerde bulunanların tümü Kendisine ait olan Allah'ın yoluna (davet ve rehberlik etmektesin.) Haberiniz olsun (dikkatli ve tedbirli bulunun ki) ; bütün işler Allah'a dönecektir.
O yoluna Allah'ın ki onundur ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde; iyice bilin ki bütün işler, dönüp Allah tapısına varır.
Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi kendisine ait olan Allah'ın yoluna ulaştırıyorsun. İyi bilin ki, işlerin hepsi eninde sonunda Allah'a döner.
Göklerdeki varlıkların ve imkânların ve yerdeki varlıkların ve imkânların mülkiyeti ve tasarrufu kendisine ait olan Allah'ın yolunu gösteriyorsun. Unutmayın, bütün planların icra edilerek sonuçlandırıldığı, bütün icraatların, amellerin hesabının sorulduğu tek merci Allah'tır.
Göklerde ve yerde ne varsa kendine ait olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki işler Allah'a döner.
Göklerde ve yerde bulunanların tümü kendisine ait olan Allah'ın yoluna. Haberiniz olsun; işler Allah'a döner.
O Allah yoluna ki, göklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur. Dikkat edin! Bütün işler döner (sonunda) Allah'a varır.
Göklerdeki ve yerdeki her şeyin O’nun olduğu Allah’ın yoluna çağırıyorsun. İyi bilin ki bütün işler Allah’a döner.
Göklerde, yerde olan O'nundur, bilesin ki, bütün işler Allaha varır
52-53. (Ey Resul!) İşte böylece sana da kendi buyruğumuzdan bir ruh (hayat veren Kur'an'ı) vahyettik. Sen (bundan önce) kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu (Kur'an'ı sizi aydınlatacak) bir nur yaptık. Kullarımızdan (iyi niyet ve eylemine göre) dilediğimizi onunla hidayete iletiriz. Ve şüphesiz ki sen, dosdoğru bir yola rehberlik ediyorsun. (O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın yoludur. Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah'a döner (O'na havale edilir ve nihaî hükmü O verir).
Bkz.
7:158 ve “Ümmi” ifadesi ile ilgili dipnotu.
52,53. İşte sana da buyruğumuzla Cebrail'i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisininolan Allah'ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah'a döner.
(O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın yoludur. Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah'a döner.
Müminlere müjdenin, günahkârlara da tehdidin bulunduğu bu âyette, artık karşılıklı sebep ve ilişkilerin ortadan kalktığı, her şeyin Allah’a döndüğü gün hatırlatılmıştır.
Göklerde ve yerde bulunan herşeyin sahibi ALLAH'ın yoluna... Kesinlikle, tüm işler ALLAH'a döner.
Göklerde ve yerde bulunanların sahibi olan Allah'ın yoluna götürüyorsun. İyi bilin ki bütün işler sonunda yalnız Allah'a dönecektir.
O Allahın yoluna ki Göklerde ne var, Yerde ne varsa hep onundur, uyan! bütün işler döner dolaşır Allaha varır
(Öyle doğru bir yol ki, o) göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi kendisinin olan Allahın yoludur. Gözünüzü açın: (Bütün) işler ancak Allaha dönüb varır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa kendisinin olan Allah'ın yoluna! Dikkat edin!(Bütün) işler ancak Allah'a döner.
Göklerde ve yerde olan her şeyin sahibi Allah’ın yoluna. Bütün işlerin dönüşü Allah’a değil midir?
Göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi olan Tanrı yoluna götürürsün. Haberiniz olsun ki her bir iş Tanrı/ya döner.
Göklerde ve yerde bulunanların tümü kendisine ait olan Allah'ın yoluna (hidayet ediyorsun). İyi bilin ki işler sonunda, Allah'a döner.
Yani, göklerdeki ve yerdeki her şeyin yegâne sahibi olan Allah’ın yoluna.O hâlde, ey insanlar! Bu çağrıya kulak verin! Çünkü bu iş burada bitmeyecek; sonunda Rabb’inizin huzuruna varacak ve hesaba çekileceksiniz! Unutmayın; her işin sonu Allah’a varır.
Yer’dekiler ve Gökler’dekiler kendisinin olan Allah’ın yoluna!
Dikkat edin! İşler Allah’a döner.
(Hem de) göklerde ve yerde bulunanların tamamı kendisine ait olan Allah’ın yoluna… (İyi bilin ki) sonunda bütün işler Allah’a döner.
göklerde ve yerdeki her şeyin maliki olan Allah'a götüren yola. Gerçek şu ki, her şeyin başı ve sonu Allah'tadır. 57
Göklerde ne varsa yerde ne varsa hepsinin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki bütün işler önünde sonunda Allah’a döner. 16/9, 17/9, 6/153, 47/25
göklerde ve yerdeki her şeyin aslî sahibi olan Allah’ın yoluna… Bakın: Her iş döner dolaşır sonunda mutlaka Allah’a varır!
O Allah'ın yoluna ki, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa hep O'nundur. Agâh ol! Bütün işler Allah'a dönüp varacaktır.
Yani göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi olan Allah'ın yolunu gösterirsin. İyi bilin ki bütün işler eninde sonunda Allah'a döner, kararlar O'ndan çıkar.
Göklerde ve yerde bulunan herşeyin sahibi Allah'ın yoluna. İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah'a varır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsinin Sahibi olan Allah’ın yolunu gösterirsin. Bilin ki işler, döner dolaşır Allah’a ulaşır.
Göklerde ve yerde olan her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna... İyi bilin Allah'a döner ki bütün işler!
O Allah'ın yoluna ki, göklerde olan ve yerde olan herşey Onundur. Bilmiş olun ki, bütün işler sonunda Allah'a döner.
Göklerde ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoludur o. Gözünüzü açın, bütün iş ve oluşlar Allah'a varır!
yolı dapa Tañrı’nuñ ol kim anuñdur ol kim göklerdedür daħı ol kim yirdedür. iy Tañrı’dın yaña döner işler!
Ol Tañrı yolına ki anuñ ḫalḳı mülkidür gökler ehli ve yirler ehli. Bilmişoluñ ki Tañrı Ta‘ālā ḥażretine döner barça işler.
O Allahın yoluna ki, göylərdə və yerdə nə varsa (hamısı) Onundur. Bil ki, bütün işlər axırda Allaha qayıdacaqdır!
The path of Allah, unto Whom belongeth whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. Do not all things reach Allah at last?
The Way of Allah,(4603) to Whom belongs whatever is in the heavens and whatever is on earth. Behold (how) all affairs tend towards Allah.*
4603 The most comprehensive description of the Straight Way is that it is the Way of Allah, the Way of the Universal Law; for Allah is the source, centre, and goal of all things in heaven and earth. Everything goes back to Him. According to our own understanding we make our own laws, our own standards, and our own institutions. But the ultimate test of their validity or authority is Allah's Will, as revealed to us by His Revelation.