Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4278, sondan 1959. ayet; 42. sure ve bu surenin 6. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 12, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 4649 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم عسق hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م ع (0) س (0) ق (0) bulunuyor.
والذين اتخذوا من دونه اولياء الله حفيظ عليهم وما انت عليهم بوكيل
والذيناتخذوامندونهاولياءاللهحفيظعليهموماانتعليهمبوكيل
Velleżîne-tteḣażû min dûnihi evliyâa(A)llâhu hafîzun ‘aleyhim vemâ ente ‘aleyhim bivekîl(in)
Allah’tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.
İnkârcılıkta direnenlerin bu tutumlarının sonucuna katlanmak durumunda oldukları ve yüce Allah’ın dünya hayatını böyle bir irade sınavı için var ettiği hatırlatılmakta, müşriklerin iman etmeleri ve kurtuluşa ermeleri için gayret gösterdikleri halde tam sonuç alamayan Hz. Peygamber ve ona gönülden bağlanan müminler teselli edilmektedir.
6, 8 ve 9. âyetlerde geçen velî (çoğulu: evliyâ) kelimesi “dost, koruyucu, hâmi, destekçi, kendisine uyulan önder” gibi mânalara gelir. Kur’an’da sıkça kullanılan bu kelimeye bağlama göre bu ve benzeri mânalardan biri verilebilir (meselâ bk. A‘râf
7:3, 30; Hûd
11:20, 113; İsrâ
17:97; Ankebût
29:41. Allah’ı dost edinmenin anlamı hakkında bk. Bakara
2:257; Nisâ
4:125; En‘âm
6:14).
7. âyette geçen ve “anakent, yerleşim yerlerinin merkezi” anlamlarına gelen ümmülkurâ tamlaması Kur’an’da Mekke şehrini ifade etmek için kullanılır (bk. Âl-i İmrân
3:96-97; En‘âm
6:92). Âyetin “çevresindekiler” diye çevrilen kısmını Araplar’la sınırlandırarak yorumlayanlar olmuşsa da (meselâ bk. Zemahşerî, III, 397), birçok müfessir İslâm tebliğinin evrenselliğine dikkat çekerek burada bütün insanların kastedildiğini savunur (meselâ bk. Râzî, XXVII, 147-148. Kur’an-ı Kerîm’in Arap dilinde indirilmiş olması konusunda bk. Yûsuf
12:2; Ra‘d
13:37; Nahl
16:103; Zümer
39:28).
Kur’an-ı Kerîm’de farklı bağlamlarda, hem “insanlar başlangıçta tek bir ümmet idi” anlamına hem de 8. âyette olduğu gibi “Allah dileseydi insanları (aynı inançta) tek bir ümmet kılardı” mânasına gelen ifadeler yer alır (bunların izahı için bk. Bakara
2:213; Mâide
5:48; Yûnus
10:19; Hûd
11:118; Nahl
16:93; ümmet kavramı hakkında bk. Bakara
2:128). Burada âyet kümesinin genel amacı doğrultusunda, Resûlullah’a ve müminlere, insanların bir sınavdan geçmekte olduğu, hür iradeleriyle hareket ettikleri, bu sebeple de herkesin aynı çizgi üzerinde bulunmadığı bildirilmektedir.
O’nun peşi sıra dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlar üzerinde asla [vekil] (güven kaynağı) değilsin.
Bu ayette gerçek koruyucunun da dayanağın da Yüce Allah olduğu ifade edilmektedir.
Allah'tan başka dost edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.
Onlar, O'nun yanı sıra veliler¹ edindiler. Allah, onları görüp gözetlemektedir. Sen onlara vekil² değilsin.
1- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Çevirilerde “Veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğüne “dost” olarak anlam verilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamıyla dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetme, koruma, gözetilme anlamına gelmektedir. Kur'an, “dost” deyimi için halil sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin,
2:254;
4:125; 73; 28) 2- Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.
O’nun (Allah'ın) dışında birtakım veliler (sahipler, sistemler) edinenlere (gelince), Allah onların üzerinde Gözetleyicidir (her yaptıklarını takip ve tespit etmektedir) . Sen onların üzerinde (zorlayıcı) bir vekil değilsin.
Onun bırakıp da ondan başka dostlar ve tanrılar kabul edenlerin yaptıklarını Allah, görür, gözetir ve onların yaptıklarını görüp gözetecek, sen değilsin.
Allah'ı bırakıp ta O'ndan başka dostlar ve ilahlar kabul edenlerin yaptıklarını, Allah görür ve gözetir. Ama onların yaptıklarını görüp, gözetecek, savunacak sen değilsin.
Allah'ın dışında kulları durumundakilerden, veliler, koruyucular, otoriteler edinenleri, Allah devamlı gözetim, denetim altında tutmaktadır. Sen Allah'a karşı onların savunucusu değilsin. Allah adına da onlar üzerinde zor kullanamazsın.
O'ndan başka dostlar edinenlere gelince Allah onları kollamaktadır. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Allah'ın dışında birtakım veliler edinenler ise; Allah, onların üzerinde gözetleyicidir. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin.
Allah'dan başka veliler edinenlere gelince; onların (söz ve işleri) üzerine Allah gözcüdür, sen üzerlerine bir vekil değilsin (Ey Rasûlüm, vazifen azab ile onları korkutmaktır).
O’nun dışında mabudlar edinenlerin (yaptıkları her şeyi) Allah kaydeder. Sen onların üzerinde koruyucu değilsin.
O'ndan başkasını dost edinenlerin, Allah üzerlerine gözcüdür, sen vekil değilsin o kimselere
Allah'tan başka (varlıkları) koruyucu edinenler var ya, Allah onları(n acınacak hallerini) daima gözetlemektedir. Sen, onların üzerinde sorumluluklarını yüklenecek bir muhafız değilsin (sadece tebliğcisin).
Allah'ı bırakıp da dostlar edinenlerin işlediklerini Allah gözetlemektedir. Sen, onlara vekil olmağa memur değilsin.
Allah'tan başka dostlar edinenleri Allah daima gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.
Âyette Hz. Peygamber’in vazifesinin sadece tebliğ olduğu ifade edilmiştir.
O'ndan başkasını veliler edinenleri ALLAH kollamaktadır. Sen onların avukatı değilsin.
Allah'tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onların üzerinde devamlı bir gözetleyicidir. Ama sen onların üzerinde bir vekil değilsin.
Onun berisinden veliylere tutunanlara gelince: onların da üzerlerine Allah gözcü, sen değilsin üzerlerine vekil
Ondan başka velîler edinenlere gelince: Allah onların üzerinde dâima görüb gözetleyicidir. Sen (Habîbim) onların üstünde bir vekîl değilsin.
(Kendilerine) O'ndan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları hakkıyla gözetleyendir. Sen ise onların üzerine vekil değilsin!
Allah, kendinden başkasına sığınanları gözetlemektedir ve sende onların üzerine vekil değilsin.
Tanrı/dan başkasını tapacak edinenleri Allah görüp gözetler. Sen onların işlerine vekil değilsin.
Allah'ın dışında birtakım veliler edinenler (var ya), Allah, onların üzerinde gözetleyicidir. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin.
Kendilerine Allah’tan başka yardımcılar, kurtarıcılar, hükmüne boyun eğilecek varlıklar ve dostlar edinenmüşriklere gelince, Allah onları görüp gözetmektedir! Dolayısıyla,tebliğ görevini yaptığın sürece, sen onların davranışlarındansorumlu değilsin.
O’ndan başka veliyyler edinenlere gelince; onların üzerine Allah gözetleyicidir. Sen de onlara vekîl değilsin.
Onu bırakıp da kendilerine bir takım dostlar edinenlere gelince Allah, onları görüp durmaktadır. Sen de onların üzerine bir vekil değilsin.
ALLAH'TAN başkasını koruyucu edinenlere gelince; Allah onları görüp gözetlemektedir ve sen onların yaptıklarından sorumlu değilsin.
Allah ile aralarına birilerini evliya koyanlar, Allah onları gözetim altında tutmaktadır. Zira sen onlara vekil değilsin. 29/41, 45/10
Zatından başkalarını sığınılacak evliya edinenleri Allah sürekli gözetim altında tutmaktadır; sen onların tercihinin asla savunucusu değilsin![4304]
[4304] Son cümle için bkz:
39:41.
Ve o kimseler ki, Allah'tan başkasını velîler ittihaz ettiler. Onların üzerlerine Allah nâzırdır ve sen onların üzerlerine bir vekîl değilsin.
Allah'tan başka birtakım hâmiler (veliler) edinenlere gelince, Allah onları daima gözetleyip kontrol etmektedir, sen onlar üzerinde yönetici değilsin.
Kur’ân-ı Kerimde velî kelimesi hamî, koruyucu, idareci, ilah, dost, yardımcı gibi anlamlarda kullanılmıştır. a-Bir şahıs, başkasının koyduğu kanunlara ve hükümlere uyarsa onu veli edinmiş sayılır [4,119; 7,30] b-Bir şahıs, birinin yol gösterdiğine inanıp, öbür yolların yanlışlığını düşünürse onu veli edinmiştir [2,257; 17,97] c-Bir kimse, kötülüklerini gözardı ederek, bir başkasının âhirette kendisini kurtaracağına inanırsa onu veli edinmiş olur. [6,51; 29,22] d-Bir şahsın, kendisine mal ve evlat vereceğine ve diğer ihtiyaçlarını gidereceğine inanırsa onu veli edinmiştir [11,20; 13,16].
O'ndan başka veliler edinenleri Allah kollamaktadır. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Allah ile aranıza koyduğunuz bir takım dostlara sarılanları bile koruma altına alan Allah’tır. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin.
Kendisinden başka veliler edinenleri, Allah gözetlemektedir onları! onlara, sen vekil değilsin.
Ondan başkalarını veli(2) edinenleri Allah görüp gözetmektedir. Yoksa sen onlardan sorumlu bir vekil değilsin.
(2)
3:28’in açıklamasına bakınız.
O'nun berisinden veliler edinenlere gelince, onlar üzerine gözcü de Allah'tır. Sen değilsin onlara vekil.
daħı anlar kim duttılar andan ayruķ dostlar Tañrı śaķlayıcıdur anlaruñ üzere ya'nį 'amelleri daħı degülsin anlaruñ üzere iş sürici.
Ol kişiler ki Tañrıdan özge ma‘būdlar idindiler. Tañrı Ta‘ālā anlaruñ ḥāliüzere raḳībdür. Daḫı sen anlar üstine vekīl degülsin.
(Ya Peyğəmbər!) Allahdan başqasını dost tutanlar üzərində Allah Özü nəzarətçidir. Sən onlara zamin deyilsən! (Sənin vəzifən yalnız risaləti, Allahın hökmlərini təbliğ etməkdir!)
And as for those who choose protecting friends beside Him, Allah is Warden over them, and thou art in no wise a guardian over them.
And those who take as protectors others besides Him,-(4532) Allah doth watch over them; and thou art not the disposer of their affairs.*
4532 We now come to the contrast, the folly and ingratitude of man. But that cannot escape its final doom in the Universal Plan of Allah. Only J udgement rests with Allah. A Prophet is not responsible for the conduct of men, in a system which permits some limited free will and personal responsibility.