Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4361, sondan 1876. ayet; 43. sure ve bu surenin 36. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 11, harf sayısı 38 ve toplam ebced değeri ise 3697 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (2) bulunuyor.
ومن يعش عن ذكر الرحمن نقيض له شيطانا فهو له قرين
ومنيعشعنذكرالرحمننقيضلهشيطانافهولهقرين
Vemen ya’şu ‘an żikri-rrahmâni nukayyid lehu şeytânen fehuve lehu karîn(un)
Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.
İnsanın iç dünyasında daima bir ikilik, çelişkili eğilim ve çekim vardır. Bunların iyi olan, yani Allah rızasına çeken kısmı, insan fıtratına yüklenmiş bulunan din duygusundan, ezelî sözleşmeden, ilâhî ruhtan ve melekten gelir. İnsan gördüğü eğitimin de yardımıyla iradesini kullanarak kendini bu çekime bıraktığı (İslâm’ın anlamı da budur), resulün mesajını rehber edindiği sürece nefsin ilâhî ruha dönük yönü gelişir, bunun rengi bütünü kaplar. Kötüye, aşağı varlık tabakalarına çeken güce teslim olduğu, ilâhî mesaja kulaklarını tıkadığı sürece de artık onun danışmanı kendine mahsus şeytandır. Şeytanın işi, meleğinkinin tersine insanı Allah’tan uzaklaştırmak, beşerî arzuların tutsağı haline getirmektir. Böyle bir ömür geçirip ölen insan rabbinin huzuruna çıkarıldığında yaptıklarının ve seçiminin ne kadar yanlış olduğunu anlayacak, fakat iş işten geçmiş olacaktır.
Kim Rahmân’ın [zikr]ine (Kur’an’a) karşı kör davranırsa (ondan yüz çevirirse), yanından ayrılmayan bir şeytanı ona sardırırız.
Burada, “sebep-sonuç” ilişkisi vardır. Bu ayet şeytanın kimlere dost kılınacağının delilidir. İman etmemek, Kur’an’dan yüz çevirmek “sebep”, şeytanın dost edinilmesi ise “sonuç”tur. Benzer mesajlar: A‘râf
7:27; Meryem
19:83; Şu‘arâ
26:221-222; Fussilet
41:25
Kim Rahmân'ın zikrinden/öğüdünden yüz çevirirse, ona bir şeytan salarız; o, onun yoldaşı olur.[533]
[533] Kur’ân’dan yüz çevirmenin sonuçları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 316-320.
Her kim Rahman'ın öğüdüne karşı duyarsız olursa, Biz ona bir şeytan¹ salarız. Artık şeytan onun yakın arkadaşı olur.
1- Hakk'tan uzak olan. Hakk'a aykırı hareket eden her türlü varlık, kişi ve kurumun ortak “karakteristik adıdır.”
(Artık) Her kim Rahman’ın Zikrini (Kur’an-ı Kerim’i) görmezden gelir, (yüz çevirip başka şeylere) yönelirse, Biz, (insan suretli bilgiç sanılan) bir şeytanı, üzerine kabuk gibi sardırıp bağlatırız (onun kötü emellerine uşak yaparız.) Artık bu (şeytan), onun yakını (yoldaşı ve yararlanıcısıdır).
Ve kim, rahmanı anmadan yüz çevirirse ona bir Şeytan musallat ederiz, artık o, arkadaş olur ona.
Kim Rahman'ın Kur'ân'ından yüz çevirirse, ona bir şeytanı sardırırız da, artık o onun yanından ayrılmaz ve devamlı kötülükleri telkin eden bir arkadaşı olur.
Kim rahmet sahibi Rahman olan Allah'ın övünç kaynağı Kur'ân'ından uzaklaşarak kör hale gelirse biz ona bir şeytan, bir şeytanî güç musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostu olur.
Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse onun başına bir şeytanı musallat ederiz. Artık o onun yakını olur.
Kim Rahmanın zikrini görmezlikten gelirse, biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur.
Her kim, Rahmân'ın zikrinden göz yumarsa, biz ona şeytanı musallat ederiz. Artık bu, ona arkadaştır.
Artık, her şeyin rızkını veren Allah’ın mesajına karşı kim kör olursa, ona bir şeytan musallat ederiz. O hep ona arkadaş olur.
Esirgeyen Tanrıyı, kim anmaktan çekinirse, ona şeytan göndeririz, o onun yoldaşıdır
Kim de Rahman'ın Zikri'ni (Kur'an'ı) görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan musallat ederiz. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.
Kur’an’ı görmezden gelmek, ona inananlara has bir ifadedir. Nitekim bir sonraki ayette “onlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar” cümlesi bunu doğrulamaktadır. Kur’an’ı inkâr eden zaten onunla ilgili hiçbir şeyi kabul etmiyor ki onu görmezden gelsin. Ama kendini doğru yolda sandığı halde Kur’an’ın sesini duymak, mesajını görmek ve onun konuşan canlı haliyle tanışmak istemeyen sözüm ona nice Müslümanlar vardır. İşte bu tip Müslümanların başının beladan neden kurtulamadığını ayet anlatıyor. Çünkü Allah onların başına şeytanı musallat etmiştir. Bir sonraki ayette buyrulduğu gibi “şeytanın onları yoldan çıkardığını ve fakat onlar kendilerinin -ataları gibi- doğru yolda olduğunu sanırlar.”
Rahman olan Allah'ı anmayı görmezlikten gelene, yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz.
Kim Rahmân'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.
Kim Rahman'ın mesajına aldırış etmezse, ona bir şeytanı sardırırız da onun arkadaşı olur.
Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.
Ve her kim Rahmanın zikrinden teâmî ederse biz ona bir Şeytan sardırırız artık o ona arkadaştır
Kim O çok esirgeyici (Allah) ın zikrinden göz yumarsa biz ona şeytanı musallat ederiz. Artık bu, onun (ayrılmaz) bir arkadaşıdır.
Kim Rahmân'ın zikrini görmezlikten gelirse, (biz) ona bir şeytanı musallat ederiz de, o ona arkadaş olur.
Kim Rahmanın zikrini (Kur’an’ı) görmezden gelirse, biz o’na bir şeytan musallat ederiz ve şeytan o’nun yakın arkadaşı olur.
Her kim esirgeyen Tanrı/yı anmaya karşı körlük gösterirse biz ona yoldaş olmak üzere bir şeytan katarız.
Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse, ona bir şeytanı salarız da o şeytan artık onun yakın dostu olur.
Her kim Rahmân’ın öğüt ve uyarılarla dolu kitabı olan bu Zikrine karşı ilgisiz ve duyarsız kalırsa, onun başına, kendisini gölge gibi takip eden bir şeytan ordusu musallat ederiz.
Kim de Rahmân’ın zikrini görmezlikten-duymazlıktan gelirse / bakar-kör davranırsa, ona bir şeytan takarız; artık o, onun için yakın bir arkadaştır.
Kim Rahman’ın zikri (olan Kur’an)’dan yüz çevirirse1 Biz ona yanından ayrılmayan bir şeytanı musallat ederiz.2
1 Aşâ: gözde bir çeşit zayıflık ve “tavukkarası” denilen görmemezlik hali yani bir nevi körlük demektir. Burada kastedilen öyle körlük edip de görmezlikten gelmektir.2 Bu âyet; “Kim Rahman’ın zikri (olan Kur’an)’a karşı kör olursa Biz, ona yanından ayrılmayan bir şeytanı musallat ederiz” şeklinde de tercüme edilebilir.
Rahmân'ın uyarısını görmezden gelmeyi tercih eden kimseye gelince, Biz onun içine öteki kişiliğini oluşturmak üzere [kalıcı] bir şeytanî dürtü yerleştiririz. 31
Kim Rahman’ın uyarı dolu mesajı Kuran’a umursamaz bir tavırla yaklaşırsa şeytan onun ayrılmaz bir arkadaşı yoldaşı olur. 7/27, 16/98
Kim Rahmân’ın uyarı dolu mesajına kusurlu bir gözle bakarsa, ona bir tür şeytanı musallat ederiz de, kendisi onun uydusu haline gelir;[4395]
[4395] Veya: “kör davranırsa” (Ferrâ). ‘Aşâ, dilimizde “tavuk karası” adı verilen gece görüş bozukluğudur. Vahye gece gibi karanlık bir akılla bakanın, vahyin gösterdiği hakikati göremeyeceği imasını taşır. Zımnen: Baktığı ne kadar doğru olursa olsun, yamuk bakan doğru göremez. Kusurlu bakış bakılan üzerinde hiçbir kalıcı etkiye sahip değildir, sadece sahibini aldatır. Vahyin mesajını bulandırmak, muhkemine müteşabih, müteşabihine esrarlı bir şifre ve bulmaca muamelesi yapmak da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Tavuk karası bakışın çağrıştırdığı bir başka nükte de, âyetlere darı muamelesi yapıp onu anlamak yerine didiklemektir. Vahye yamuk bakan, şeytanî bir öteki kişiliğin uydusu olmakla cezalandırılır. Mânevî şizofreni adını verebileceğimiz bu inançsızlık hastalığı, sahibini güdülerinin ve bilinçaltının nesnesi haline getirecektir (Krş:
41:25). Bu âyet insanın nasıl şeytanın yörüngesine girip onun uydusu haline geldiğini ifade etmektedir.
Ve her kim o Rahmân'ın zikrinden nankörlükte bulunursa ona bir şeytanı musallat ederiz. Artık bu, onun için bir refîktir.
Kim Rahman'ın hikmetlerle dolu ders olarak gönderdiği Kur'ân'ı göz ardı ederse, Biz de ona bir şeytan sardırırız; artık o, ona arkadaş olur. [4, 115; 61, 5; 41, 25]
Kim Rahman'ın zikrine karşı kör olursa ona bir şeytanı sardırırız; artık o, onun (yanından ayrılmaz, ona sürekli olarak kötülükleri telkin eden) arkadaşı olur.
Kim Rahman’ın Zikri’nden (Kur’ân’dan) yüz çevirirse, başına bir şeytan sararız; o, onunla beraber olur.
Allah'ın zikrini/Kur'an'ı umursamayan kimseye bir şeytanı musallat ederiz de onun yakın bir dostu olur.
Kim Rahmân'ın zikrine(8) karşı körlük ederse, Biz ona bir şeytan musallat ederiz de kendisine arkadaş olur.
Kim Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur.
daħı her kim yüz döndürse raḥmān źikrinden ya'nį ķur’ān ŧaķdir eyleyevüz aña yā sebeb eyleyevüz bir şeyŧān pes ol anuñ işidür.
Kim ki i‘rāż eylese Tañrı Ta‘ālā ẕikrinden, aña bir şeyṭān musallaṭ ider‐biz.Ol aña iş olur.
Hər kəs Rəhmanın zikrindən boyun qaçırsa, Biz ona Şeytanı urcah edərik və onun (Şeytanın) yaxın dostu olar.
And he whose sight is dim to the remembrance of the Beneficent, We assign unto him a devil who becometh his comrade;
If anyone withdraws himself(4638) from remembrance of ((Allah)) Most Gracious, We appoint for him an evil one, to be an intimate companion to him.*
4638 If men deliberately put away the remembrance of Allah from their minds, the natural consequence, under Allah's decree, is that they join on with evil. Like consorts with like. We can generalise evil in the abstract, but it takes concrete shape in our life companions.