Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4380, sondan 1857. ayet; 43. sure ve bu surenin 55. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 6, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 2777 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (6) bulunuyor.
فلما اسفونا انتقمنا منهم فاغرقناهم اجمعين
فلمااسفوناانتقمنامنهمفاغرقناهماجمعين
Felemmâ âsefûnâ-ntekamnâ minhum feaġraknâhum ecma’în(e)
Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.
Hz. Peygamber’in daveti ve tevhid mücadelesi anlatılırken yeri geldikçe geçmiş tecrübelere temas edilmektedir. Buradaki örnek Hz. Mûsâ ile Mısır’ın tanrı kralı Firavun ve tebaası arasında geçen olaylar, tartışmalar ve alınan ibretlik sonuçlardır. Bu âyetlerde iki nokta dikkat çekmektedir: 1. İnkârcıların bilinçlerinin derinliklerinde bir Allah inancı vardır, çeşitli telkinler ve dünyanın çekici menfaatleri bu temel duyguyu köreltmiş veya üstünü küllerle örtmüştür. Allah yine rahmetinin eseri olarak inkârcıları bazı felâketlerle uyarınca bu temel duygu ve inanç açığa çıkmakta, ona sığınılmakta, sıkıntı geçince yine inkâra dönülmektedir. 2. Tevhid inancı bütün peygamberlerin ortak tebliğleri ve inanç ilkeleridir. Kendilerine kitap gönderilmiş topluluklara sorulduğunda veya eski kitapların kalıntıları okunduğunda anlaşılmaktadır ki, Allah hiçbir zaman kendisi dışında bir varlığa kulluk edilmesine izin vermemiştir. Hz. Mûsâ’nın mücadelesi de bunun bir kanıtıdır. 54. âyette “halkının aklını çeldi” şeklinde çevirdiğimiz cümle, yöneten ve yönetilen ilişkisi bakımından çok önemlidir. Kelimenin aslı, Türkçe’de de kullanılan istihfâf kökündendir. Bu kelime Arapça’da “acele ettirdi, aldattı, bilgisizliklerinden yararlandı, onları bilgisizlikleri ve güçsüzlükleri yüzünden hafife aldı, istediği gibi yönlendirdi” mânalarını ifade etmektedir. Totaliter yönetimlerde yöneticilerin istemediği şey, halkın bilgilenmesi, doğruyu öğrenmesi, örgütlenerek hakkını talep edecek kadar güçlenmesidir. Firavun da aynı yola başvurmuş, Hz. Mûsâ’nın gerçeğe ve tevhide yönelik davetini sabote etmiş, halkın sağlıklı düşünmesini engellemiş, geleneklerden ve gözler önündeki alâyişten yararlanarak toplumu âdeta büyülemiş ve saltanatını devam ettirmenin yolunu bulmuştur. Ancak, şairin dediği gibi, “Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde!”
Böylece bizi öfkelendirdiklerinde onlardan intikam almış, hepsini (denizde) boğmuştuk.
Yüce Allah’ın intikam almasıyla ilgili bilgi için bkz. A‘râf 136, dipnot 1.
Böylece bizi öfkelendirince, onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.
Böylece Bize asilik yaptılar. Biz de onları cezalandırdık. Topluca suda boğduk.
Sonunda (Firavun) Bizi öfkelendirince, Biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk (ve batırdık).
Bizi gazaba getirdiler mi öç aldık onlardan, derken hepsini de sulara boğduk.
Ama bize meydan okumaya devam edip, bizi kızdırınca, kendilerinden intikam aldık. Derken hepsini suda boğduk.
Nihayet bizi, gazaba getirdikleri zaman, onlara lâyık oldukları cezayı verdik. Hepsini denizde boğduk.
Sonunda bizi öfkelendirindiklerinde onlardan öç aldık. Böylece hepsini birden (suda) boğduk.
Sonunda bizi öfkelendirince, biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk.
Vakta ki, (isyan ederek) bizi gazablandırdılar, biz de kendilerinden intikam aldık; hepsini birden (denizde) boğduk.
İşte bizi kızdırdıkları zaman, onlardan intikam aldık: (Yani) hepsini suda boğduk.
Onlar bizi kızdırınca, biz onlardan öc aldık, hepsini de suda boğduk onların
Böyle Bize meydan okumaya devam edince, biz de onlardan (yaptıklarının cezasını vererek) intikam aldık. Sonunda onları toplu olarak (suda) boğduk.
Böylece Bizi öfkelendirince onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.
Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.
Bizimle savaşmakta israr edince onlardan öc aldık, hepsini boğduk.
Nihayet bizi gazaplandırdıkları zaman onlardan intikam aldık. Hepsini suda boğduk.
Böyle vaktâ ki bizi gadaba da'vet ettiler biz de kendilerinden intikam aldık hepsini birden gark ediverdik
Nihayet, onlar bizi gazablandırınca kendilerinden intikam aldık. Derhal onları topdan (suda) boğduk.
Artık ne zaman ki bizi gazablandırdılar, onlardan intikam alıverdik, bu yüzden onları hep birlikte suda boğduk.(3)
(3)“Sırât-ı müstakīm ehli olan (dosdoğru bir yolda giden) peygamberlere binler vâkıâtta (vak‘alarda)istimdadlarına (yardım taleblerine) hârika bir tarzda gaybî imdad gelmesi ve o peygamberlerin istedikleri aynen verilmesi ve düşmanları olan münkirlere (inkâr edenlere) yüzer hâdisâtta (hâdiselerde) aynı zamanda gazab gelmesi ve semâvî musîbet başlarına inmesi kat‘î, şeksiz (şübhesiz) gösterir ki; bu kâinâtın ve içindeki nev‘-i beşerin (insan nev‘inin) Hakîm ve Âdil (hikmet ve adâlet sâhibi) ve Muhsin ve Kerîm (ihsân ve cömertlik sâhibi) ve Azîz ve Kahhâr (izzetli ve gerektiğinde düşmanları kahredici) bir Mutasarrıfı (idârecisi) ve bir Rabbi var ki, Nûh (as) ve İbrâhîm (as) ve Mûsâ (as) ve Hûd (as) ve Sâlih (as) gibi çok nebîlere(peygamberlere) pek hârika bir sûrette târihî ve geniş hâdiselerle muzafferiyet (zafer) ve necâtları(kurtuluşları) vermiş ve Semûd ve Âd ve Fir‘avun kavimleri gibi çok zâlimlere ve münkirlere dahi, peygamberlerine isyanlarına mukābil (karşılık) dünyada dahi bir cezâ olarak, başlarına dehşetli semâvî musîbetler indirmiş.” (Şuâ‘lar, 15. Şuâ‘, 579)
Bizi öfkelendirdiler sonra bizde, Firavunun kavmini suda boğarak onlardan intikam aldık.
Onlar inat etmekle pek ziyade hışmımızı celbedince kendilerinden öç aldık da topunu birden boğduk.
Sonunda bizi öfkelendirince, biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk.
Böylece onlar iyice azgınlaşarak gazâbımızı hak edince, hepsini suda boğarak cezalandırdık!
Bizi öfkelendirdiklerinde onlardan intikam aldık; topluca onları suda boğduk.
Sonunda onlar, Bizi gazaplandırınca Biz, hepsini suda boğarak onlardan intikam aldık.
Ama Bize meydan okumaya devam edince onlara misillemede bulunduk ve hepsini suda boğduk:
Nihayet onlar bizi gazaplandırınca onlara hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini suda boğduk. 10/88...92
Bizim gazabımızı davet ettikleri zaman, onlara yaptıklarının acısını tattırdık ve topunu boğulmaya terk ettik.
Vaktâ ki, Bizi gazaplandırdılar, onlardan intikam aldık. Hemen hepsini de garkettik.
Onlar bizi gazaba dâvet edince, Biz de onların hepsini suda boğarak, onlardan müminlerin intikamını aldık.
Onlar bizi kızdırınca biz de onlardan öc aldık, hepsini boğduk.
Onlar bizi üzünce biz de hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini suda boğduk.
Onlar bizi öfkelendirdikleri zaman, onların hepsini suda boğarak, onlardan intikam aldık.
Gazabımızı hak ettiklerinde onları boğarak intikam aldık.
Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince, biz de onlardan öc aldık; hepsini suya gömüverdik.
pes ol vaķt kim ķaķıttılar bizi öç alduķ anlardan pes ġarķ eyledük anları dükelin.
Ol vaḳt ki bizi ḳaḳıtdılar, anlardan intiḳām itdük. Pes barçasını ġarḳitdük.
(Fir’on əhli) Bizi qəzəbləndirdikdə onlardan intiqam alıb hamısını (suya) qərq etdik.
So, when they angered Us, We punished them and drowned them every one.
When at length they(4656) provoked Us, We exacted retribution from them, and We drowned them all.(4657)*
4656 Allah is long-suffering, and gives many and many opportunities to the most hardened sinners for repentance. But at length comes a time when His justice is provoked, and the inevitable punishment follows. 4657 Cf.
7:136.