Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4385, sondan 1852. ayet; 43. sure ve bu surenin 60. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 8, harf sayısı 35 ve toplam ebced değeri ise 2731 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (3) bulunuyor.
ولو نشاء لجعلنا منكم ملئكة في الارض يخلفون
ولونشاءلجعلنامنكمملئكةفيالارضيخلفون
Velev neşâu lece’alnâ minkum melâ-iketen fî-l-ardi yaḣlufûn(e)
Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.
Allah’ın isteseydi insanların yerine yaratacak olduğu meleklerden maksat ya gerçek mânada meleklerdir ya da melekleşmiş insanlardır. Birinci mânaya göre hedeflenen sonuç şudur: Yeryüzünde insanların yanında da melekler vardır, siz bunlara tapıyorsunuz. Halbuki Allah yeryüzünde insan yerine sırf melek yaratabilirdi ve bunlar da tanrı olmaz, Îsâ gibi yine O’nun kulları olurlardı. İkinci mânaya göre de müşriklere şöyle bir cevap verilmiş olmaktadır: Allah dileseydi, yeryüzünü hiç günah işlemez insanlarla donatırdı. Fakat O, bunu değil, yeryüzünü iradeleriyle günah da sevap da işleyecek, iyi de kötü de yapacak, böylece bir imtihan geçirecek insanlara emanet etmeyi tercih etmiştir.
Dileseydik içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.
Eğer dileseydik, sizin yerinizde yeryüzünde melekler yaratırdık.
Eğer isteseydik sizi yeryüzünde birbirinizin ardı sıra gelen melekler¹ yapardık.
1- Egemenlik sahibi, güç sahibi, yönetici. Kök anlamları itibariyle; “elçi göndermek”, “güç”, “mülk”, “melik”, “malik”, “elçi”, “haber verici” anlamlarına gelen “melek” sözcüğü terim olarak, Allah'ın bütün emirlerine uyan, O'na hiç isyan etmeyen varlıkları ifade etmektedir. İçinde yer aldığı ayetin cümle akışına ve bağlamına bakılarak hangi anlamı ifade ettiği belirlenmelidir. Sözcük, Kur'an'da ayrıca, “hafıza, koruyucu melek, cesaret, rüzgâr, zorba, diktatör vs.” anlamlarında da kullanılmaktadır. Bakara suresinin 248. ayetinde yük taşıyan manada öküz, eşek, katır gibi hayvanlar “melaike” olarak ifade edilmiştir. Çevirilerde, “melek” sözcüğüne yanlış anlam verildiğinden bu ayete;” Eğer dileseydik, yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler var ederdik.” şeklinde yanlış anlam verilmektedir.
Eğer Biz isteseydik, içinizden şu dünyada sizin yerinize, halife olan melekler yaratırdık.
Ve dileseydik yeryüzüne melekler getirirdik, sizin yerinize onları geçirirdik.
Eğer isteseydik sizlerden de yeryüzünde, birbiri ardından gelen melekler yapardık.
Eğer bizim sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı, sizin içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek, size halef olacak melekler hazırlardık.
Eğer dileseydik size bedel melekler kılardık da yeryüzünde sizin yerinize geçerlerdi.
Eğer biz dilemiş olsaydık, elbette sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlardı.
Eğer biz dileseydik, sizin yerinize, yeryüzünde melekler yaratırdık da (arkanızdan) yerinize geçerlerdi.
Eğer isteseydik, sizin yerinize, yeryüzünü idare edecek melekler yaratırdık.
[Fakat Allah’ın hikmeti, işi insanlar ile idare etmektir. Nitekim İsa da, melekvari yapısı yanında, insanlara örnek olsun diye acıkmış, susamış, ağlamış, sıkıntı çekmiştir.]
Eğer biz dileseydik, sizin yerinize melekler yaratırdık, yeryüzünde size arda olurlardı
Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.
Yukarıdaki ayetlerde, Hz. İsa’nın babasız dünyaya gelmesiyle, İsrailoğullarına ilâhî kudretin bir tecellisi olarak getirilen hem bir peygamber hem de diğer insanlar gibi bir kul olduğu, bazı Hristiyanların iddia ettikleri gibi ibadet edilmesi gereken bir tanrı olmadığı anlatılmaktadır. Ancak doğru yoldan sapmış ve Hz. İsa’ya kulluk sunmayı ibadet olarak gören Hristiyanların durumundan o sorumlu değildir. “Allah (kıyamet günü) şöyle buyuracak: Ey Meryemoğlu İsa! “Sen mi insanlara, Allah’la beraber beni ve annemi iki ilah edinin, dedin?” (Bunun üzerine) İsa da şöyle diyecek: “Tenzih ederim seni. Hak olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz.” (Maide,
5:116)
Eğer dileseydik, size bedel yeryüzünde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik.
Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.
Dileseydik sizi, yeryüzünü koloni haline getiren meleklere çevirirdik.
Eğer biz dileseydik, sizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.
Ve dilersek sizlerden de Melâike yaparız Arzda halef olurlar
Eğer biz dileseydik size bedel elbet yer (yüzün) de, ardınızda kalacak, melekler yaratırdık.
Hâlbuki dileseydik, elbette size bedel yeryüzünde halîfe olacak melekler yapardık.
Biz dileseydik, sizden bir kısmını yeryüzünde melekler yapar ve yeryüzünün sahibi melekler olurdu.
Biz dileseydik sizi helâk ile yeryüzünde yerinize geçecek melekler yapardık.
Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.
Müşriklerin tapınılmaya lâyık varlıklar olarak gördükleri melekler de sizin gibi yaratılmış kullardır. Nitekim eğer dileseydik, yeryüzünde sizin yerinize geçen melekler var ederdik. Eğer dileseydik, iradenizi elinizden alır ve sizi, emrimize kayıtsız şartsız itaat eden meleklere dönüştürebilirdik. Fakat sizi, halifelik görevini yerine getirmeniz için yeryüzünde egemen kıldık ve hak ile batıl arasında özgür iradeyle tercih yapmanız için imtihana tâbi tuttuk.
Dilersek, sizden Yeryüzü’nde halef olacak melekler kılardık.
Eğer Biz dileseydik size bedel, yeryüzünde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik.
Ve eğer isteseydik, [siz ey meleklere tapanlar,] sizi yeryüzünde birbiri ardından gelen melekler yapardık! 47
Eğer biz dileseydik, içinizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler meydana getirirdik. 17/95
Ve (meselâ) isteseydik, elbet sizi de yeryüzünde birbiri ardınca gelen melekler yapabilirdik.[4408]
[4408] Zımnen: Böyle yapmış olsaydık dahi, yine de yaratılmış birer kul olmaktan öte bir seçeneğiniz olmazdı. Nerde kaldı ilâh olmak ya da ilâhlıktan bir nitelik taşımak? Yani: İsa’ya ilâhlık atfedenlerle, müşrikler gibi meleğe ilâhlık atfedenlerin yaptığı şey temelde aynıdır.
Ve eğer dileyecek olsa idik, elbette sizden yerde melekler yaratırdık, size halefler olurlardı.
59, 60. Hayır, o bir tanrı değil, nimetimize mazhar ettiğimiz ve İsrailoğulları için bir örnek yaptığımız bir has kulumuzdu. Şayet yapmak isteseydik, sizin yerinize geçmek üzere melekler yaratırdık. Ama bu, Allah'ın hikmetine aykırıdır.
Eğer dileseydik, sizden şu dünyada yerinize geçen melekler yapardık.
Tercihimiz farklı olsa orada sizden melekler / melikler oluştururduk ki hakimiyeti size geçsin.
Eğer dileseydik, yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler var ederdik.
Dileseydik, sizin içinizden de melekler yaratırdık ve yeryüzünde sizin yerinizi onlar alırdı.
Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde size halef olacak melekler vücuda getirirdik.
daħı eger dilesedük ķıladuķ sizden firişteler yirde ħalįfe olurlardı.
Ve eger biz dilese‐y‐dük sizden feriştehler ḳılurduḳ. Yir yüzinde ḫalīfeolurlardı.
Əgər istəsəydik, yer üzündə sizin əvəzinizə mələklər yaradardıq (onlar da Bizə ibadət edərdilər).
And had We willed We could have set among you angels to be viceroys in the earth.
And if it were Our Will,(4661) We could make angels from amongst you, succeeding each other on the earth.*
4661 If it were said that the birth of Jesus without a father sets him above other prophets, the creation of angels without either father or mother would set them still higher, especially as angels do not eat and drink and are not subject to physical laws. But angels are not higher.