Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4397, sondan 1840. ayet; 43. sure ve bu surenin 72. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 7, harf sayısı 35 ve toplam ebced değeri ise 3294 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (4) bulunuyor.
وتلك الجنة التي اورثتموها بما كنتم تعملون
وتلكالجنةالتياورثتموهابماكنتمتعملون
Ve tilke-lcennetu-lletî ûriśtumûhâ bimâ kuntum ta’melûn(e)
İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir.
İslâm bütün insanlığa hitap eden bir din olmakla beraber onun ilk muhatapları, sudan, yeşillikten, gölge ve serinlikten, çeşitli yiyecek ve giyeceklerden oldukça mahrum bulunan Araplar’dır. Bu sebeple Allah Teâlâ onların ve bütün insanlığın iyiliğine olan bu dinin benimsenmesi, emirlerinin istekle, hatta heyecanla yerine getirilmesi için Araplar’ın mahrum bulundukları, hasretini çektikleri nimetleri zikrederek, bunların cennetliklere bolca sunulacağını hatırlatarak teşvik yöntemini kullanmıştır (Râzî, XXVII, 225). Hz. Peygamber de, ata ve deveye düşkün olanların, “Cennette at var mı, deve var mı?” şeklindeki sorularına, 71. âyete dayanarak “evet” cevabını vermiştir (Tirmizî, “Cennet”, 11). Ancak bütün bu nimetlerin, dünyadakilerin aynı olmadığı, isim ve nitelik benzerlikleri bulunmakla beraber âhiret hayatının ve orada olanların mahiyet bakımından dünyadakilerden farklı bulunduğu, ilgili âyet ve hadislerin ortaya koyduğu bir gerçektir. “Gözlerin zevk aldığı şey” cennetin göze hitap eden nimetleri olabilir. Ancak bazı tefsirciler bunu, “Allah’ın cemalini seyretmek” şeklinde yorumlamışlardır, biz de bu yorumu tercih ediyoruz; çünkü diğer nimetler yeterince sıralanmış ve açıklanmıştır, cennetin en büyük iki nimeti “cemal seyri” ile Allah’ın cennetlik kullarından razı olduğunu ilân ettiği “rıdvân” aşamasıdır. Bu mânevî nimetlerin ihmal edilmiş, sükût geçilmiş olması teşvik amacı ile bağdaşmayacağı için “gözlerin zevk aldığı, başka bir deyişle bakmaya doyamadığı şey”i bu yönde anlamak daha uygundur.
(Onlara) “İşte yaptıklarınıza karşılık size miras olarak verilen cennet budur.
Bu ayette cennete mirasçı olabilmenin “sonuç”, dünyada yapıp edilen fedakarlıkların ise “sebep” olduğuna dikkat çekilmektedir.
Sizi yaptıklarınıza karşılık mirasçı kıldığımız cennet, işte budur.
İşte bu, yaptıklarınıza karşılık, mirasçı kılındığınız Cennet'tir
"İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur" (diye müjdelerle karşılanacaklardır).
Ve şu cennete mirasçı oldunuz işlediğiniz şeyler yüzünden.
Dünyada yaptığınız doğru dürüst işler sayesinde, elde edeceğiniz cennet işte böyledir.
“İşte işlediğiniz, devamlı amaçla örtüşen niyete dayalı bilinçli amellere karşılık, miras olarak konduğunuz, içinde ebedî yaşayacağınız Cennet budur.”
İşte yaptıklarınıza karşılık mirasçısı kılındığınız cennet budur.
'İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur.'
İşte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız cennetdir.
İşte yaptıklarınızdan dolayı size miras olarak bırakılan Cennet budur!
İşte size, işleriniz yüzünden verilmiş olan cennet budur
Geçmişte yaptıklarınıza karşılık mirasçı kılındığınız cennet işte budur.
Bir şeye mirasçı olmak için ondan sonra yaşamış olmak gerekiyor. Oysa cennet bizim henüz ulaşamadığımız bir âlemde bulunmaktadır. Demek Allah kulunu cennetteki ebedi nimetlere mazhar olsun diye halife olarak dünyaya getirmiştir. “Geçmişte yaptıklarınıza karşılık” demek, “dünyada yaşadıklarınıza mukabil” demektir. İnsan öyle bir hayat ortaya koymalı ki karşılığında miras olarak cenneti almalıdır. Geçici dünyalıklara varis olmak için bile kan bağı gerekirken, ebedî cennet nimetlerine varis olmak için kuru bir hayat yeterli olmaz. Cennete varis olmak amellerin güzel ve hayırlı olmasından, mücadeleden, çalışmaktan, dik durmaktan, doğrulara sahip çıkmaktan, Haktan yana olmaktan geçer. Ateşe varis olanlarla aynı hayatı yaşamak, onların zulmüne alkış tutmak, kötülüklerini görmezlikten gelmek, zararlı davranışlarına karşı susmak, hak ve özgürlükleri engellemelerine razı olmak, Allah’ın hayata müdahalesine karşı çıkan söylemlerine tepkisiz kalmak cennete varis olmaya mâni olur.
İşlediklerinize karşılık, size miras verilen işte bu cennettir.
71, 72, 73. Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî kalacaksınız, işte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur. Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir.
Yaptıklarınızın bir karşılığı olarak size miras olarak verilen cennet budur.
İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.
Ve işte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle vâris kılındığınız Cennet
İşte bu, sizin yapageldiğiniz iyi amel (ve hareket) leriniz sayesinde mîrascı kılındığınız cennetdir.
“İşte yapmakta olduklarınıza karşılık, kendisine vâris kılındığınız Cennet, budur!” (3)
(3)Cennet hayâtı hakkında bakınız; (Sözler, 28. Söz, 169-175)
İşte size yaptıklarınızın karşılığında, miras olarak verilen cennetler bunlar.
İşte bu Cennete işlediğiniz iyiliklerden dolayı vâris oldunuz.
İşte, yapmakta olduklarınız dolayısıyla sizin mirasçı kılındığınız cennet budur.
“Vaktiyle yapmış olduğunuz güzel davranışlar sayesinde hak ettiğiniz cennet, işte budur!”
İşliyor olduğunuz şeyler sebebiyle mirasçı kılındığınız Cennet işte budur.
72,73. “(Dünyada) yaptıklarınıza karşılık hak ettiğiniz ve içerisinde yiyeceğiniz birçok meyveler bulunan cennet, işte burasıdır.” (denilecek.)
Geçmişte yaptıklarınız sayesinde hak edeceğiniz cennet işte böyledir:
İşte size verilen bu cennet yaptıklarınızın bir karşılığıdır! 37/40...61
İşte, yapageldikleriniz sayesinde mâliki olduğunuz cennet böyledir:
Ve işte bu o cennetlerdir ki, yapar olduğunuz şeylerden dolayı ona varis kılınmış oldunuz.
İşte dünyada yaptığınız makbul işlerden dolayı vârisi yapıldığınız cennet!
İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.
Yaptığınız çalışmalara karşılık size verilen Cennet, işte budur.
Yaptıklarınıza karşılık olarak, sizin varis olduğunuz cennet işte budur!
Yaptıklarınız sayesinde sizin vâris kılındığınız Cennet işte budur.
İşte size, yapıp ettiklerinize karşılık mirasçı kılındığınız cennet!
şol uçmaķ ol kim virinildüñüz anı andan ötürü kim işlerdüñüz.
Ol ulu cennetdür ki mīrāẟ itdüñüz anı ‘amelüñüz sebebi‐y‐ile.
Bu sizin (dünyada) etdiyiniz (yaxşı) əməllər müqabilində varis olduğunuz Cənnətdir!
This is the Garden which ye are made to inherit because of what ye used to do.
Such will be the Garden of which ye are made(4670) heirs for your (good) deeds (in life).*
4670 We shall be there, not as strangers, or temporary guests, but as heirs-made heirs in eternity because of the good lives we had led on earth.