Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4398, sondan 1839. ayet; 43. sure ve bu surenin 73. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 6, harf sayısı 27 ve toplam ebced değeri ise 1635 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (2) bulunuyor.
لكم فيها فاكهة كثيرة منها تأكلون
لكمفيهافاكهةكثيرةمنهاتأكلون
Lekum fîhâ fâkihetun keśîratun minhâ te/kulûn(e)
Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz.
İslâm bütün insanlığa hitap eden bir din olmakla beraber onun ilk muhatapları, sudan, yeşillikten, gölge ve serinlikten, çeşitli yiyecek ve giyeceklerden oldukça mahrum bulunan Araplar’dır. Bu sebeple Allah Teâlâ onların ve bütün insanlığın iyiliğine olan bu dinin benimsenmesi, emirlerinin istekle, hatta heyecanla yerine getirilmesi için Araplar’ın mahrum bulundukları, hasretini çektikleri nimetleri zikrederek, bunların cennetliklere bolca sunulacağını hatırlatarak teşvik yöntemini kullanmıştır (Râzî, XXVII, 225). Hz. Peygamber de, ata ve deveye düşkün olanların, “Cennette at var mı, deve var mı?” şeklindeki sorularına, 71. âyete dayanarak “evet” cevabını vermiştir (Tirmizî, “Cennet”, 11). Ancak bütün bu nimetlerin, dünyadakilerin aynı olmadığı, isim ve nitelik benzerlikleri bulunmakla beraber âhiret hayatının ve orada olanların mahiyet bakımından dünyadakilerden farklı bulunduğu, ilgili âyet ve hadislerin ortaya koyduğu bir gerçektir. “Gözlerin zevk aldığı şey” cennetin göze hitap eden nimetleri olabilir. Ancak bazı tefsirciler bunu, “Allah’ın cemalini seyretmek” şeklinde yorumlamışlardır, biz de bu yorumu tercih ediyoruz; çünkü diğer nimetler yeterince sıralanmış ve açıklanmıştır, cennetin en büyük iki nimeti “cemal seyri” ile Allah’ın cennetlik kullarından razı olduğunu ilân ettiği “rıdvân” aşamasıdır. Bu mânevî nimetlerin ihmal edilmiş, sükût geçilmiş olması teşvik amacı ile bağdaşmayacağı için “gözlerin zevk aldığı, başka bir deyişle bakmaya doyamadığı şey”i bu yönde anlamak daha uygundur.
Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz.” (denecektir).
Orada, yiyeceğiniz çok meyveler vardır.
Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.
"Orada sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz (sonsuz ve kusursuz bir mutluluğa kavuşacaksınız) ."
Size orada birçok meyveler de var, onlardan yersiniz.
Size orada pekçok meyveler de var, onlardan yersiniz.
“Orada sizin için bol bol meyvalar vardır, onlardan yersiniz” denilir.
Orada sizin için bolca meyveler vardır ve onlardan yersiniz.
'Orada sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz.'
Sizin için orada çok meyvalar vardır; onlardan yiyeceksiniz.
Orada, yediğiniz nice yemiş ve meyveler sizin için vardır.
Orda size çok meyva vardır, onlardan yersiniz siz
Orada (dünyada yaptıklarınızın) meyvelerini bolca görecek (ve) onları tadacaksınız!
Orada sizin için bol yemiş vardır, onlardan yersiniz.
71, 72, 73. Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî kalacaksınız, işte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur. Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir.
Orada sizin yemeniz için bol meyveler vardır
Orada sizin için bol bol meyveler vardır. Onlardan yersiniz.
Sizin için onda çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz
Burada sizin için bir çok meyveler vardır. Onlardan yiyeceksiniz.
“Sizin için orada birçok meyveler vardır; onlardan yersiniz.”
Sizin için, yiyeceğiniz pek çok çeşit meyveler var.
Orada sizin için pek çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz.
Orda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz.
“Burada sizi, afiyetle yiyeceğiniz çeşit çeşit meyveler bekliyor!”
Sizin için orada yiyeceğiniz birçok meyveler vardır.
72,73. “(Dünyada) yaptıklarınıza karşılık hak ettiğiniz ve içerisinde yiyeceğiniz birçok meyveler bulunan cennet, işte burasıdır.” (denilecek.)
[bu yaptıklarınızın] meyvelerini bolca görecek [ve] onları tadacaksınız!
Orada yiyeceğiniz her türlü meyve vardır. 47/15
Orada (amellerinizin) meyvelerini[4414] bol bol derecek, onlardan yiyeceksiniz.
[4414] Fâkihe için bkz:
36:55, not 39.
Sizin için burada birçok meyveler vardır, onlardan yiyeceksinizdir.
Size orada, istediğiniz şekilde yiyeceğiniz her türlü meyve vardır.
Orada sizin için çok meyva var. Onlardan yersiniz.
Orada yiyeceğiniz çeşit çeşit meyveler sizi bekliyor.
Orada sizin için bir çok meyveler vardır, onlardan yersiniz..
Orada sizin için bol bol meyveler vardır; ondan yersiniz.
Orada sizin için pek çok meyve var. Onlardan yiyeceksiniz.
sizüñdür anuñ içinde yimiş çoķ andan yiyesiz.
Vardur anda sizüñ‐çün dürlü yemişler, andan siz yirsiz.
Orada sizin üçün bir çox meyvələr vardır, onlardan yeyəcəksiniz!
Therein for you is fruit in plenty whence to eat.
Ye shall have therein abundance of fruit,(4671) from which ye shall have satisfaction.(4672)*
4671 The "fruit" here links on with the last words in the last verse (72): "ye are made heirs for your (good) deeds (in life)". It is not a doctrine of "rewards", strictly so called. A reward is measured by merit, but here the bliss is beyond all merits or deserts. It is a doctrine of works and their fruits: every deed must have its inevitable consequences. At first sight it may be compared to the doctrine of "Karma", but it differs from it in postulating Allah's unbounded Mercy, and the efficacy of Repentance. (R). 4672 Literally, "shall eat". But the word akala is used in many places in the comprehensive sense of "enjoy", "have satisfaction". For example, see n. 776 to
5:69. Cf. also
7:19 and n. 1004.