Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4409, sondan 1828. ayet; 43. sure ve bu surenin 84. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 11, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 2488 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (3) bulunuyor.
وهو الذي في السماء اله وفي الارض اله وهو الحكيم العليم
وهوالذيفيالسماءالهوفيالارضالهوهوالحكيمالعليم
Ve huve-lleżî fî-ssemâ-i ilâhun ve fî-l-ardi ilâh(un)(c) ve huve-lhakîmu-l’alîm(u)
O, gökte de ilâh olandır, yerde de ilâh olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
Sûrenin sonunda yine ana konuya, peygamberin tevhid mücadelesine dönülüyor. Fıtrî aklın hükümlerinden, müşriklerin inanç ve pratiklerinden de yararlanılarak putların tanrı olamayacağı, Allah’tan başka hiçbir varlıkta tanrılık niteliklerinin bulunmadığı, Allah’ın çocuğunun olmasının düşünülemeyeceği, bunun Tanrı kavramına ve O’nun temel niteliklerine ters düştüğü ikna edici bir üslûp içinde açıklanıyor. 79. âyetin geliş sebebi olarak, hicrete yakın günlerde Mekkeli müşriklerin toplanıp Hz. Peygamber’i öldürme kararı almaları olayı zikredilmiştir. Onlar bu kararı almışlar, fakat Allah’ın ezelde verdiği karar gerçekleşmiş, Peygamber efendimiz kurulan tuzaktan kurtulmuştur. 89. âyet bütün tebliğciler için geçerli bir ilkeyi ifade etmektedir: Tebliğcinin vazifesi bildirmektir, yapılacak her şey yapıldıktan sonra inkârda direnenler kendi hallerine bırakılır, insanları zorla imana getirmek için savaşılmaz, farklı inanç taşıyanlarla barış içinde yaşanır. Savaşın sebebi karşı tarafın hukuk tanımazlığıdır, insan hak ve hürriyetlerine saldırmasıdır. Bunlar engellenir, hak ve özgürlükler kurtarılır, hür düşünceleri ve iradeleri ile inkârı seçenlerin gerçeği anlamaları ya zamana veya âhirete bırakılır.
Gökteki ilah da O’dur; yerdeki ilah da. O, doğru hüküm verendir, bilendir.
Gökte de Tanrı O'dur, yerde de Tanrı O'dur. O'nun her işinde hikmet vardır; her şeyi bilir.
Gökte de yerde de İlah olan O'dur. Ve O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.
Göklerde İlah ve yeryüzünde İlah (yalnız) O'dur. O, Hüküm ve Hikmet sahibidir, (her şeyi, herkesin niyetini ve mahiyetini hakkıyla) Bilendir.
Ve o öyledir ki gökte de mabuttur o, yerde de mabut ve odur hüküm ve hikmet sahibi olan ve her şeyi bilen.
O ki, gökte de yerde de tek ve gerçek ilahtır. O herşeyi yerli yerince yapan ve herşeyi bilendir.
O, gökte olan tanrıdır, yerde olan tanrıdır. O hikmet sahibi ve hükümrandır, her şeyi bilir.
O gökte de ilâh, yerde de ilâh olan (Allah)'tır. O hikmet sahibidir, bilendir.
Göklerde ilah ve yerde ilah O'dur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.
Gökte İlâh olan O'dur; yerde de İlâh O'dur. O Hakîm'dir= işinde hikmet sahibidir, Alîm'dir= her şeyi bilendir.
Hâlbuki gökte de ibadet edilen, yerde de ibadet edilen Allah’tır. O, sonsuz ilim ve hikmet sahibidir.
Gökte Tanrı olan O, yerde dahi Tanrı O, O bilgedir, O bilici !
(O zaman anlayacaklar ki) gökte de ilâh olan O'dur, yerde de ilâh olan O'dur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Gökte de Tanrı, yerde de Tanrı O'dur. Hakim olan, her şeyi bilen O'dur.
Gökteki İlâh da, yerdeki İlâh da O'dur. O, hakîmdir, her şeyi bilendir.
Gökte de tanrı, yerde de tanrı O'dur. O Bilgedir, Bilendir.
Gökteki ilâh da yerdeki ilâh da O'dur. O hüküm ve hikmet sahibidir herşeyi bilir.
Hem o odur ki Gökte de ilâh Yerde de ilâhdır ve hakîm odur alîm o
O, gökde de Tanrı, yerde de Tanrı olan (bir Allah) dır. O, yegâne hukûm ve hikmet saahibidir; (her şey'i) hakkıyle bilendir.
O, gökte de İlâh, yerde de İlâh olandır. Ve O, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır, Alîm (hakkıyla bilen)dir.
O Allah, göklerde de ilah, yerlerde de ilahtır ve O her şeyin hükmünü veren ve her şeyi bilendir.
Gökte de yerde de mabut, O/dur. Hem O, hakimdir, hakkıyle âlimdir.
Göklerde ilah olan ve yerde ilah olan O'dur ve O, hikmet sahibidir, bilendir.
O göklerde de ilâhtır, yeryüzünde de ilâhtır ve yalnızca O’dur, sonsuz hikmet ve ilim sahibi!
O, Yer’de de ilahtır, Gök’te de ilahtır. Alîm Hakîm de O’dur.
Göklerde ilâh olan da yerde ilâh olan da sadece O’dur. Çünkü O, bilenin, hüküm (ve hikmet) sahibi olanın tâ kendisidir.
çünkü [o zaman anlayacaklardır ki] gökte ve yerde Allah [yalnız] O'dur ve yalnız O'dur hikmet sahibi olan, her şeyi bilen.
Zira gökte yegâne ilah O’dur, yerde de yegâne ilah O’dur. O, her şeyi yerli yerince yapan ve her şeyi bilendir. 2/163-255
Zira gökte de ilâh olan, yerde de ilâh olan yalnızca O’dur;[4424] yine her hükmünde tam isabet sahibi, her şeyi bilen de O’dur.
[4424] Zımnen: Allah gökte, İsa ya da bir başkası yerde ilâh değildir.
Ve O, o Zât-ı akdes'dir ki, gökte ilâhtır ve yerde ilâhtır. Ve O, bihakkın hikmet sahibidir, bihakkın ilim sahibidir.
O, Allah'tır, gökte de yerde de tek ve gerçek İlahtır. O tam hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyi hakkıyla bilir. [6, 3]
O'dur ki gökte de Tanrı'dır, yerde de Tanrı'dır. O, hakimdir, bilendir.
Göklerdeki ilah O’dur, yerdeki ilah da O’dur. Doğru kararlar veren ve her şeyi bilen O’dur.
Gökte ilah O olduğu gibi yerde de ilah O'dur. O, hakimdir, alimdir.
Gökte de tanrı Odur, yerde de tanrı Odur. Onun her işi hikmetlidir, O herşeyi bilir.
Göklerde ilah olan da O, yerde ilah olan da O. O'dur Hakîm, O'dur Alîm.
daħı ol oldur kim göklerde Tañrı’dur daħı yirde Tañrı’dur. daħı ol dürüst işlü bilici.
Ol Tañrı Ta‘ālādur ma‘būdu ‘ale’l‐ḥaḳḳahu göklerde ve yirlerde daḫı. Olḥakīmdür, her nesneyi bilicidür.
Göydə də tanrı, yerdə də tanrı Odur. O, hikmət sahibidir, (hər şeyi) biləndir!
And He it is Who in the heaven is God, and in the earth God. He is the Wise, the knower.
It is He Who is Allah in heaven and Allah on earth; and He is full of Wisdom and Knowledge.