Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4426, sondan 1811. ayet; 44. sure ve bu surenin 12. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 6, harf sayısı 27 ve toplam ebced değeri ise 1823 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (2) bulunuyor.
ربـنا اكشف عنا العذاب انا مؤمنون
ربـنااكشفعناالعذابانامؤمنون
Rabbenâ-kşif ‘annâ-l’ażâbe innâ mu/minûn(e)
İnsanlar, “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” derler.
Allah Teâlâ peygamberlerini mûcizelerle desteklemekte, böylece hem onların yüklerini hafifletmekte hem de insanların iman etmelerini kolaylaştırmaktadır. Bu mûcizeler bazan ihtiyaçların karşılanması, bazan da âsilerin, zalimlerin, inkârcılıkta direnenlerin cezalandırılması şeklinde olmaktadır. Duhân (duman) mûcizesi, olup bitmiş bir olay mıdır, yoksa kıyamet yaklaştığında gerçekleşecek bir alâmet midir? Bu soruya iki farklı cevap verilmiştir. “Henüz olmadı” diyenlere göre duman olayı, kıyamet yaklaştığında vuku bulacak, bu uyarıya rağmen insanlar inkârdan vazgeçmeyecekler, arkasından kıyamet kopacak ve herkes ettiğini bulacaktır. “Duman olayı Hz. Peygamber hayatta iken gerçekleşti” diyenlere göre ise “duman”dan maksat, açlık yüzünden meydana gelen görme bozukluğudur, “Amansız bir şekilde yakaladığımız” diye tercüme ettiğimiz “batşa” ise Bedir Savaşı’dır. Buhârî, kitabının tefsir bölümünde bu yorumu, sahâbe rivayetlerine dayanarak şöyle açmaktadır: Müşrikler çağrısına karşı direnince Hz. Peygamber, Allah’a yalvararak, Hz. Yûsuf’un kavmine yaptığı gibi bunlara da bir kıtlık vermesini istedi. Duası kabul edildi, kıtlık geldi, yiyecek içecek bir şey kalmadı. İnsanlar derilere ve kemiklere varıncaya kadar ne buldularsa yediler. Açlıktan öylesine zayıfladılar ki sonunda görme bozukluğuna yakalandılar, baktıklarında kendilerini kuşatmış bir duman görüyorlardı. Hz. Peygamber’e başvurarak bu azabın kaldırılması için dua etmesini, artık inandıklarını söylediler. O ise “Azap kalkınca yine eski halinize dönersiniz” buyurdu. Nitekim duası üzerine azap kaldırıldı, onlar da derhal eski inkârcılıklarına döndüler. Allah bu dönekliğin, inkâr ve zulümde ısrar etmenin cezasını Bedir Savaşı’nda verdi. Kur’an’da geçen şu beş olay bu dünyada gerçekleşmiştir: Lizâm cezası (Tâhâ
20:129; Furkan
25:77), Rûm’un yenilmesi (Rûm
30:2), ayın yarılması (Kamer
54:1), bu sûrede geçen duhân ve batşa (Buhârî, “Tefsîr”,
(İşte o zaman inkârcılar:) “Rabbimiz! Bizden azabı kaldır! Şüphesiz ki biz (artık) inanıyoruz.” (diyecekler).
İnsanlar, “Ey Rabbimiz! Bizden bu azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz” derler.
“Rabb'imiz! Azabı bizden kaldır. Kuşkusuz biz inananlarız.”
(Bunu görünce panik ve çaresizlik içinde) "Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz" (şeklinde yalvarmaya başlayacaklardır).
Rabbimiz, bizden azabı, gider, şüphe yok ki inandık biz.
İşte o zaman insanlar; Ey Rabbimiz! bizden azabı kaldır artık, biz inanıyoruz derler.
O gün insanlar felâketi görünce:
“Ey Rabbimiz, bu azâbı bizden kaldır. Artık biz iman ediyoruz.” derler.
"Rabbimiz! Üzerimizden azabı kaldır, çünkü biz artık iman edenleriz."
'Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz.'
(Onlar şöyle diyecekler): “- Ey Rabbimiz! Bizden bu azabı kaldır; çünkü biz müminleriz.”
“Ey Rabbimiz! Bizden azabı gider, biz gerçekten inandık.” (derler.)
«Ey Tanrımız! Kaldır bizden azabı, bizler inananlarız!»
İnsanlar: “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” diyecekler.
İnsanlar: "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; doğrusu artık biz inananlarız" derler.
(İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler).
Bu duman hakkında başlıca iki farklı yorum yapılmıştır: 1. Duman, kıtlık ve kuraklıktır. Nitekim Arabistan’da büyük bir kıtlık olmuş, kaldırılması için Kureyş, Hz. Peygamber’e başvurmuştur. 2. Bu duman, kıyamet alâmetlerinden olan ve göğü kaplayacak bulunan dumandır. Peygamberimizden rivayet edildiğine göre, kıyamet alâmetlerinden biri de, doğu ile batı arasını kaplayacak olan duman olayıdır.
"Rabbimiz, bizden bu azabı kaldır; biz inanıyoruz."
O gün insanlar: "Ey Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Artık biz inanıyoruz" derler.
Rabbenâ! bizden bu azâbı aç, çünkü biz mü'minleriz diyecekler
«Ey Rabbimiz, bizden bu azâbı açıb kaldır. Çünkü biz îman edeceğiz».
(O zaman insanlar:) “Rabbimiz! Bizden bu azâbı aç (kaldır); (artık) şübhesiz biz inanan kimseleriz” (derler).
İnsanlar “Ey Rabbimiz azabı bizden kaldır, biz inananlardanız” derler.
Birbirlerine diyecekler ki: «— İşte acıklı bir azap. Ey Rabbimiz! Bu azabı üzerimizden kaldır. Bizler mü/min olacağız».
“Rabbimiz! Azabı üstümüzden açıp gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz.”
O zaman zâlimler, “Ey Rabb’imiz!” diye yalvaracaklar, “Ne olur, başımızdan kaldır bu felaketi! Çünkü artık, senin ayetlerine yürekten iman ediyoruz!”
Rabbimiz! Azab’ı bizden kaldır! Biz, inanmışlar’ız.
(Duman kendilerini kuşatınca): “Ey Rabbimiz! Şu azabı üzerimizden kaldır. Artık biz, îman ediyoruz.”1 (derler.)
1 Kureyş, Efendimize isyanda ileri gidince Peygamberimiz, onların, “Yusuf’un seneleri gibi kıtlık seneleriyle cezâlandırılmaları” için beddua etti. Bunun üzerine müthiş bir kıtlık oldu, insanlar kemik hattâ leş yemek zorunda kaldılar. Yağış, olmadığı için yer ile gök arasını kaplayan toz bulutlarını duman halinde görmeye ve “bu çok kötü bir azap” demeye başladılar. Ebû Süfyân bir kaç kişi ile beraber Peygamberimize gelip, “eğer onlar için duâ eder de Allah bu hali üzerlerinden kaldırırsa” kendisine îman edeceklerini söylediler. Peygamberimiz duâ etti ve bu kıtlık bitti. Ama onlar, yine kâfirliklerine devam ettiler. Bu olay üzerine de bu âyetler indirildi. (Buhari)
“Ey Rabbimiz, bizi azaptan uzak tut, çünkü biz [artık Sana] inanıyoruz!” [dedirten].
Onlar “Rabbimiz ne olur bu azabı bizden kaldır, biz artık iman edeceğiz” diye yalvaracaklar. 23/99...108, 32/12
Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanmış bulunuyoruz!”
«Ey Rabbimiz! Bizden bu azabı açıver, şüphe yok ki, biz mü'minleriz,» diyeceklerdir.
İşte o zaman insanlar: “Ey ulu Rabbimiz, bizden bu azabı kaldır, çünkü artık iman ediyoruz! ” derler. [6, 27; 14, 44]
Buradaki “duman” iki türlü tefsir edilmiştir: a-Kureyş Hz. Peygambere isyanda ileri gidince o, Yusuf (a.s.)’ın yedi kıtlık yılı gibi kıtlığa mâruz kalmaları için beddua etti. Kıtlık oldu. Öyle ki köpek leşlerini bile yediler. Peygamberimize gelip, bunun kaldırılması için duasını istirham ettiler. Bu kıtlık sırasında, açlığın etkisiyle, onlar yer gök arasını duman halinde görüyorlardı. b-Kıyamet alametlerinden olarak doğu - batı arasını kaplayacak duman.
Rabbimiz, bizden azabı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz derler.
“Sahibimiz! Bu azabı üzerimizden kaldır; artık biz gerçekten inanacağız.”
-Rabbimiz, azabı bizden kaldır, biz iman eden kimseleriz.
“Rabbimiz, bizden azabı kaldır; iman edeceğiz” derler.
"Ey Rabbimiz, kaldır bizden bu azabı. Biz gerçekten müminleriz."
“iy çalabumuz! gider bizden 'aźābı bayıķ biz inanıcılaruz.”
Eyitdiler: Yā Rabbenā, gider bizüm üstümüzden ‘aẕābı. Biz inanduḳ, diyeler.
(Belə bir bəlaya uğrayan müşriklər deyəcəklər: ) “Ey Rəbbimiz! Bizi bu əzabdan qurtar. Biz, həqiqətən iman gətirəcəyik!” (Məkkə müşriklərinin bu yalvarışından sonra Peyğəmbər əleyhissəlam Allaha dua etmiş, Allah da onları həmin bəladan qurtarmışdı. Lakin müşriklərin çoxu öz sözünün üstündə durmamışdı).
(Then they will say): Our Lord relieve of the torment. Lo! we are believers:
(They will say:) "Our Lord! remove the Penalty from us, for we do really believe!"