Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4428, sondan 1809. ayet; 44. sure ve bu surenin 14. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 6, harf sayısı 25 ve toplam ebced değeri ise 1581 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (4) bulunuyor.
ثم تولوا عنه وقالوا معلم مجنون
ثمتولواعنهوقالوامعلممجنون
Śumme tevellev ‘anhu ve kâlû mu’allemun mecnûn(un)
Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!” dediler.
Allah Teâlâ peygamberlerini mûcizelerle desteklemekte, böylece hem onların yüklerini hafifletmekte hem de insanların iman etmelerini kolaylaştırmaktadır. Bu mûcizeler bazan ihtiyaçların karşılanması, bazan da âsilerin, zalimlerin, inkârcılıkta direnenlerin cezalandırılması şeklinde olmaktadır. Duhân (duman) mûcizesi, olup bitmiş bir olay mıdır, yoksa kıyamet yaklaştığında gerçekleşecek bir alâmet midir? Bu soruya iki farklı cevap verilmiştir. “Henüz olmadı” diyenlere göre duman olayı, kıyamet yaklaştığında vuku bulacak, bu uyarıya rağmen insanlar inkârdan vazgeçmeyecekler, arkasından kıyamet kopacak ve herkes ettiğini bulacaktır. “Duman olayı Hz. Peygamber hayatta iken gerçekleşti” diyenlere göre ise “duman”dan maksat, açlık yüzünden meydana gelen görme bozukluğudur, “Amansız bir şekilde yakaladığımız” diye tercüme ettiğimiz “batşa” ise Bedir Savaşı’dır. Buhârî, kitabının tefsir bölümünde bu yorumu, sahâbe rivayetlerine dayanarak şöyle açmaktadır: Müşrikler çağrısına karşı direnince Hz. Peygamber, Allah’a yalvararak, Hz. Yûsuf’un kavmine yaptığı gibi bunlara da bir kıtlık vermesini istedi. Duası kabul edildi, kıtlık geldi, yiyecek içecek bir şey kalmadı. İnsanlar derilere ve kemiklere varıncaya kadar ne buldularsa yediler. Açlıktan öylesine zayıfladılar ki sonunda görme bozukluğuna yakalandılar, baktıklarında kendilerini kuşatmış bir duman görüyorlardı. Hz. Peygamber’e başvurarak bu azabın kaldırılması için dua etmesini, artık inandıklarını söylediler. O ise “Azap kalkınca yine eski halinize dönersiniz” buyurdu. Nitekim duası üzerine azap kaldırıldı, onlar da derhal eski inkârcılıklarına döndüler. Allah bu dönekliğin, inkâr ve zulümde ısrar etmenin cezasını Bedir Savaşı’nda verdi. Kur’an’da geçen şu beş olay bu dünyada gerçekleşmiştir: Lizâm cezası (Tâhâ
20:129; Furkan
25:77), Rûm’un yenilmesi (Rûm
30:2), ayın yarılması (Kamer
54:1), bu sûrede geçen duhân ve batşa (Buhârî, “Tefsîr”,
44:1-5
Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu: IV/682-683.
Sonra ondan yüz çevirmiş ve “Bu, cinlenmiş, (başkaları tarafından) öğretilmiş biridir!” demişlerdi.
Benzer mesajlar: Hicr
15:6; Mü’minûn
23:70; Sebe’
34:8; Sâffât
37:36; Tûr
52:29; Kalem
68:51
Ayette geçen [mu‘allem] kelimesi bir suçlamadır ve vahyin Hz. Peygamber’e birileri tarafından öğretildiğini içermektedir.
Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu, öğretilmiş bir delidir!” dediler.
“Öğretilmiş bir deli.” dediler. Ve ondan yüz çevirdiler.
Sonra Ondan yüz çevirmişler ve "(Bu adam, bâtıl üzerindeki birlik ve dirliğimizi bozmak üzere birilerince eğitilip) öğretilmiştir, cinnlenmiş bir delidir" deyip (hakarete kalkışmışlardı).
Sonra yüz çevirdiler ondan ve kendisine birşeyler öğretilmiş delinin biri dediler.
Ama yüz çevirip uzaklaşmışlar ve “O başkalarınca öğretilmiş biridir, bir delidir!” demişlerdi.
Sonra onlar, peygamberden uzaklaştılar, halkı yönlendirmek için Peygambere:
“Bu, cinlere mahkûm olmuş, öğretilmiş delidir” dediler.
Sonra ondan yüz çevirdiler ve: "(Bu) öğretilmiş bir delidir" dediler.
Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: '(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir.'
Sonra ondan yüz çevirdiler ve şöyle dediler: “- (Bu peygamberlik iddia eden) öğretilmiştir, mecnundur.”
Sonra ondan yüz çevirdiler ve “eğitilmiş bir delidir” dediler.
Sonra ondan yüz dönerek: «Öğretilmiş bir delidir!» dediler
13-14. Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan peygamber de gelmişti. Fakat ondan yüz çevirmişler ve: “Bu (kendisine birtakım şeyler) öğretilmiş delinin biridir!” demişlerdi.
13,14. Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.
Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğretilmiş bir deli! dediler.
Sonra ondan yüz çevirdiler ve, "Öğrenim görmüş bir deli!" dediler.
Sonra onlar, o peygamberden yüz çevirdiler ve: "Bu öğretilmiş bir delidir." dediler.
Sonra ondan döndüler, öğretilmiş dediler, bir mecnun dediler
Yine ondan yüz çevirdiler. (Ona kimi) «bir öğretilmiş», (kimi) «bir mecnun» dediler.
Sonra ondan yüz çevirdiler ve: “(Bu) öğretilmiş bir mecnun!” demişlerdi.
Sonra, o elçiden yüz çevirdiler ve ona “Kendisine bir şeyler öğretilmiş delinin birisi” dediler.
Ondan yüz çevirip «— O, öğretilmiş bir divanedir» dedilerdi.
Sonra ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: “(Bu,) Öğretilmiş bir delidir!”
Sonra da onun hakkında, “Bu adam, Yahudi ve Hıristiyan bilginler tarafından eğitilen ve kendisini Peygamber zanneden bir akıl hastasıdır!” diyerek onun getirdiği mesajdan yüz çevirmişlerdi.
Sonra ondan yüz çevirdiler.
-“Bir mecnûn öğretilmiş” dediler.
Sonra, ondan yüz çevirdiler ve: “Bu, (ya) öğretilmiş (ya da) delidir.”1 dediler.
1 Tuttular bir de; o Muhammed, (muallem) yani Sakîf Kabilesinden birinin Arap olmayan bir kölesi tarafından öğretilmiş ya da mecnun (deli) dediler.
ama yüz çevirip uzaklaşmışlar ve “O [başkalarınca] öğretilmiş biridir, 8 bir delidir!” demişlerdi.
Sonra ondan yüz çevirmişler ve: – Öğretilmiş deli! Demişlerdi. 7/184-185, 23/68.70
ondan yüz çevirmiş ve demişlerdi ki: “O (başkalarınca) öğretilmiş[4439] delinin teki.”
[4439] “Başkalarını” îmâ, iftiradaki tutarsızlığı örtme telaşının bir ürünü (Bkz:
16:103 ve
25:4).
Sonra ondan yüz çevirdiler ve «Öğretilmiş bir mecnûndur,» dediler.
13, 14. Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil. Böyle olmadıkları için, gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde ona sırtlarını döndüler de: “Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki! ” dediler.
Müşriklerin iddialarından biri de şu idi: “Muhammed aslında saf bir insan. Fakat perde arkasında birileri var kendisine öğretiyorlar, o da gelip bize anlatıyor.” Bellidir ki bu tutarsız bir iddiadır. Çünkü böyle bir özel öğretim olsaydı onun en yakınında olup devamlı temasta bulunduğu Hz.Hatice, Hz.Ebû Bekir, Hz. Ali, Hz. Zeyd (r.anhüm) gibi zatlara bu hal gizli kalmazdı. Eğer öyle olsaydı, bunların bağlılıkları sarsılmaz mıydı? Oysa bu zatlar, Hz.Peygamber (a.s.)’a en sadık olanlardı.
Ondan yüz çevirdiler: "Bu, öğretilmiştir, cinlenmiştir" dediler.
Sonra ondan yüz çevirdiler de “Onu birisi yetiştirmiş; cinlerin etkisine girmiş!” dediler.
Sonra ondan yüz çevirmişler ve:-Öğretilmiş bir mecnun/deli demişlerdi.
Fakat onlar peygamberden yüz çevirmiş, “Bu, kendisine belletilmiş delinin biri” demişlerdi.
Ama ondan yüz çevirdiler ve şöyle dediler: "Eğitilmiş bir mecnun!"
andan yüz döndürdiler andan daħı eyittiler “ögredinilmişdür delüdür.”
Andan i‘rāż itdiler ve eyitdiler: Bu ögredilmiş delüdür, didiler.
Onlar isə ondan üz çevirib belə dedilər: “(Bu başqası tərəfindən) öyrədilmiş bir divanədir! (Özü heç bir şey bilmir, Qur’anı kimsə ona öyrədir)”.
And they had turned away from him and said: One taught (by others), a madman?
Yet they turn away from him and say: "Tutored (by others), a man possessed!"(4698)