Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4439, sondan 1798. ayet; 44. sure ve bu surenin 25. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 18 ve toplam ebced değeri ise 1373 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (2) bulunuyor.
Kem terakû min cennâtin ve ’uyûn(in)
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
Hz. Peygamber ve müminlerin karşısında Arap müşrikler olduğu gibi burada zikredilen tarihî örnekte de Hz. Mûsâ ve ona iman eden İsrâiloğulları karşısında Firavun ve adamları vardı. Firavun ve adamları inkârda direnip yapılacak başka bir şey de kalmayınca Allah, İsrâiloğulları’na vaad ettiği mûcizelerden birini lutfetti, Hz. Mûsâ’ya, inananları alıp gece yolculuğa çıkmasını emretti. Ken‘ân diyarına gitmek için Kızıldeniz’i geçmek gerekiyordu. Allah onlara denizden bir yol açtı, selâmetle geçtiler, arkadan gelen Firavun ve askerleri ise denizde açılan o yolun yeniden su ile dolması sebebiyle boğuldular. Mısır’da büyük bir refah, sayısız nimetler içinde yaşıyorlardı, bâtıl bir dâva uğruna bütün bu nimetleri, daha da önemlisi canlarını kaybettiler (denizin yarılması, geçiş için yol açılması ile ilgili olarak bk. Bakara
2:50). Dün köle olarak kullandıkları ve durmadan aşağılayıp işkence ettikleri İsrâiloğulları’na bu gibi nimetler bahşedildi. Tabii bu lutuflar da şartlı idi, İsrâiloğulları Hz. Musâ’ya iman ettikleri için bu nimetler, aynı çağda ve çevrede yaşayan başka topluluklara değil, kendilerine verilmişti; şart ise Allah’a itaat etmek, peygamberin yolundan gitmekti. 29. âyette geçen “Ne gök ağladı ne de yer” ifadesi mecazidir; kendilerini bir şey zanneden, başkalarını aşağılayan, kendilerinin içinde bulunmadığı bir dünya tasavvur edemeyen Firavun ve yandaşlarının hiç de önemli kimseler olmadığı anlatılmaktadır.
25,26,27. Onlar geride bahçeler, (su) kaynakları, ekinler, değerli bir makam ve içinde zevk sürdükleri nimetler bırakmışlardı.
25,26,27. Onlar arkalarında ne bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve safasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.
Onlar, bahçelerden, pınarlardan nicelerini geride bıraktılar.
(Firavun ve adamları boğulup gidince, arkalarında) Onlar nice bahçeler-bağlar ve pınarları terk etmişlerdi;
Nice bahçeler terkettiler ve nice akarsular.
Ve onlar böylece boğularak yok olup gittiler ve arkalarında nice bahçeler bıraktılar, nice pınarlar,
Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, akarsular bıraktılar.
Onlar geride nice bahçeler ve pınarlar bıraktılar.
Onlar nice bahçeler ve pınarlar terketmişlerdi;
(Firavun ve ordusu boğulduktan sonra) geriye neler bırakmışlardı! Ne bahçeler, ne kaynaklar...
Onlar, (o Firavun kavmi) nice bağlar ve çeşmeli bahçeler,
Onlar nice bahçeleri, nice nice pınarları
25-26-27. Onlar (boğulunca) geride neler bıraktılar neler! Nice bahçeler, pınarlar, çiftlikler, güzel konaklar! Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
25,26,27. Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.
25, 26, 27. Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.
Onlar geride neler bırakmışlardı: Bahçeler, pınarlar,
Onlar neler bırakmışlardı, ne bahçeler, ne pınarlar!
Neler terketmişlerdi: ne Cennetler, ne kaynaklar,
25,26,27. Onlar bağlardan, pınarlardan, ekinlerden (süslü mahfellerden, güzel konaklardan, içinde nâz ve naıym ile yaşadıkları ihtişam (lar) dan neler, (nice şeyler) bırakdılar.
25,26,27. (Onlar geride) nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel mekânlar ve içinde zevk ü sefâ sürmüş kimseler oldukları nice ni'metler bırakmışlardı!
Boğulanlar (Sana inanmamakla) sahip oldukları bahçeleri ve pınar başlarını kaybettiler.
Onlar boğuldular, nice bahçeleri, nice pınarları,
Onlar geride nice bahçeler, pınarlar bıraktılar.
Böylece, Firavun ve ordusu, sahip oldukları bütün güzellikleri geride bırakarak Kızıldeniz’in karanlık sularına gömüldüler! Onlar arkalarında neler bırakmışlardı neler; meyvelerle dolu yemyeşil bahçeler, şırıl şırıl akan pınarlar,
Nice bahçeleri ve nice pınarbaşlarını terk ettiler.
25,26,27. Onlar nice bahçeleri ve pınarları, nice ekinleri ve (kendilerince) yüce makamları ve içerisinde safâ sürdükleri nice nîmetleri (arkalarında) bıraktılar.
[Onlar böylece yok oldular: ve] arkalarında nice bahçeler bıraktılar, nice çeşmeler,
Onlar arkada neler bıraktılar neler! Nice bağlar bahçeler ve nice pınarlar. 7/104...110, 10/88.92, 44/19...33
Geriye nice nice has bahçeler ve su kaynakları bıraktılar;
Neler terkettiler, bağlardan ve pınarlardan!
25, 26, 27. Geride neler bırakmadılar neler! . . . Ne bağlar, bahçeler, ne pınarlar, ne çiftlikler. . . Ne güzel güzel konaklar, ne makamlar, içinde zevk-u safa sürdükleri ne nimetler! . . . [26, 59; 7, 137]
Onlar geride nice şeyler bıraktılar: Bahçeler, çeşmeler.
Arkalarında nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar,
Onlar nice bahçeleri ve pınarları terkettiler.
Neler bırakmadılar ki geride: Bahçeler, pınarlar...
Geriye nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
25-27. niçe ķodılar bostanlar daħı çeşmeler ya'nį mıśrda daħı ekinler daħı ŧuraķ yirler ḥürmetlü daħı ni'met baylıķ yā oldılardı anuñ içinde dinleniciler ħoş ŧaña“um-ıla.
Nice bostānlar ḳodılar, nice aḳar ṣular daḫı,
(Fir’onun bütün ə’yan-əşrafı və əsgərləri boğulub tələf oldular). Onlar (özlərindən sonra) neçə-neçə bağlar, çeşmələr qoyub getdilər;
How many were the gardens and the water springs that they left behind,
How many were the gardens(4709) and springs they left behind,*
4709 There follows a word picture of all the fine and enjoyable things which the ruling caste had monopolised. Now these proud monopolists were drowned in the sea, and the inheritance went to other hands.