Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4441, sondan 1796. ayet; 44. sure ve bu surenin 27. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 20 ve toplam ebced değeri ise 511 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (1) bulunuyor.
Ve na’metin kânû fîhâ fâkihîn(e)
Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
Hz. Peygamber ve müminlerin karşısında Arap müşrikler olduğu gibi burada zikredilen tarihî örnekte de Hz. Mûsâ ve ona iman eden İsrâiloğulları karşısında Firavun ve adamları vardı. Firavun ve adamları inkârda direnip yapılacak başka bir şey de kalmayınca Allah, İsrâiloğulları’na vaad ettiği mûcizelerden birini lutfetti, Hz. Mûsâ’ya, inananları alıp gece yolculuğa çıkmasını emretti. Ken‘ân diyarına gitmek için Kızıldeniz’i geçmek gerekiyordu. Allah onlara denizden bir yol açtı, selâmetle geçtiler, arkadan gelen Firavun ve askerleri ise denizde açılan o yolun yeniden su ile dolması sebebiyle boğuldular. Mısır’da büyük bir refah, sayısız nimetler içinde yaşıyorlardı, bâtıl bir dâva uğruna bütün bu nimetleri, daha da önemlisi canlarını kaybettiler (denizin yarılması, geçiş için yol açılması ile ilgili olarak bk. Bakara
2:50). Dün köle olarak kullandıkları ve durmadan aşağılayıp işkence ettikleri İsrâiloğulları’na bu gibi nimetler bahşedildi. Tabii bu lutuflar da şartlı idi, İsrâiloğulları Hz. Musâ’ya iman ettikleri için bu nimetler, aynı çağda ve çevrede yaşayan başka topluluklara değil, kendilerine verilmişti; şart ise Allah’a itaat etmek, peygamberin yolundan gitmekti. 29. âyette geçen “Ne gök ağladı ne de yer” ifadesi mecazidir; kendilerini bir şey zanneden, başkalarını aşağılayan, kendilerinin içinde bulunmadığı bir dünya tasavvur edemeyen Firavun ve yandaşlarının hiç de önemli kimseler olmadığı anlatılmaktadır.
25,26,27. Onlar geride bahçeler, (su) kaynakları, ekinler, değerli bir makam ve içinde zevk sürdükleri nimetler bırakmışlardı.
25,26,27. Onlar arkalarında ne bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve safasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.
Ve sefa sürdükleri nice nimetler.
Ve içlerinde 'sevinç, mutluluk (ve gaflet) içinde' yaşadıkları nimetler (hepsi ellerinden gitmişti).
Ve bolbol yeyip geçindikleri nice nimetler.
ve hoşlandıkları ve eğlenip durdukları nice nimetler…
Zevk-u safasını sürdükleri nice zenginlikler bıraktılar.
Ve içinde zevk sürdükleri (nice) nimetler!
Ve içlerinde 'sevinç ve mutluluk içinde' yaşadıkları nimetler,
İçinde zevk sürdükleri ne nimet ve refah...
Ve içinde faydalandıkları nice nimetleri öylece bıraktılar.
26,27. Ekinleri çok da yahşi durakları Nice faydalandıkları nimetleri bıraktılar !
25-26-27. Onlar (boğulunca) geride neler bıraktılar neler! Nice bahçeler, pınarlar, çiftlikler, güzel konaklar! Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
25,26,27. Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.
25, 26, 27. Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.
Ve içinde sefa sürdükleri nice nimetler...
Ve içinde eğlenip durdukları nice nimetler ve refah!
Ve içinde zevk sürdükleri ne ni'met ve refah
25,26,27. Onlar bağlardan, pınarlardan, ekinlerden (süslü mahfellerden, güzel konaklardan, içinde nâz ve naıym ile yaşadıkları ihtişam (lar) dan neler, (nice şeyler) bırakdılar.
25,26,27. (Onlar geride) nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel mekânlar ve içinde zevk ü sefâ sürmüş kimseler oldukları nice ni'metler bırakmışlardı!
Meyvelerin olduğu nimetleri,
Zevk ve safa ile geçirdikleri nice nimetleri bırakıp gittiler.
Ve içinde sefa sürdükleri nice nimet.
Ve içinde sefa sürdükleri daha nice nîmetler...
İçinde eğlenip durdukları nice nimetleri de!
25,26,27. Onlar nice bahçeleri ve pınarları, nice ekinleri ve (kendilerince) yüce makamları ve içerisinde safâ sürdükleri nice nîmetleri (arkalarında) bıraktılar.
ve hoşlandıkları nice rahatlıklar, kolaylıklar!
Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler! 7/104.110, 10/88.92, 44/19...33
Dahası, orada mevcut keyif ve sürur verici daha bir nice nimet
Ve içinde zevk ile müstefit oldukları nîmetten.
25, 26, 27. Geride neler bırakmadılar neler! . . . Ne bağlar, bahçeler, ne pınarlar, ne çiftlikler. . . Ne güzel güzel konaklar, ne makamlar, içinde zevk-u safa sürdükleri ne nimetler! . . . [26, 59; 7, 137]
Ve zevkü sefa sürdükleri nice ni'metler!
Zevk aldıkları nice nimetler…
İçinde eğlenip durdukları nimetleri...
Safâsını sürdükleri nimetler...
İçinde zevk sürdükleri nice nimetler.
25-27. niçe ķodılar bostanlar daħı çeşmeler ya'nį mıśrda daħı ekinler daħı ŧuraķ yirler ḥürmetlü daħı ni'met baylıķ yā oldılardı anuñ içinde dinleniciler ħoş ŧaña“um-ıla.
nice ni‘metler daḫı ḳodılar ki anuñla ḫoş geçerlerdi.
Və zövq aldıqları neçə-neçə ne’mətlər (tərk etdilər).
And pleasant things wherein they took delight!
And wealth (and conveniences of life), wherein they had taken such delight!