Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4444, sondan 1793. ayet; 44. sure ve bu surenin 30. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 7, harf sayısı 32 ve toplam ebced değeri ise 1648 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (2) bulunuyor.
ولقد نجينا بني اسرايل من العذاب المهين
ولقدنجينابنياسرايلمنالعذابالمهين
Ve lekad necceynâ benî isrâ-île mine-l’ażâbi-lmuhîn(i)
30,31. Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun’dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
Hz. Peygamber ve müminlerin karşısında Arap müşrikler olduğu gibi burada zikredilen tarihî örnekte de Hz. Mûsâ ve ona iman eden İsrâiloğulları karşısında Firavun ve adamları vardı. Firavun ve adamları inkârda direnip yapılacak başka bir şey de kalmayınca Allah, İsrâiloğulları’na vaad ettiği mûcizelerden birini lutfetti, Hz. Mûsâ’ya, inananları alıp gece yolculuğa çıkmasını emretti. Ken‘ân diyarına gitmek için Kızıldeniz’i geçmek gerekiyordu. Allah onlara denizden bir yol açtı, selâmetle geçtiler, arkadan gelen Firavun ve askerleri ise denizde açılan o yolun yeniden su ile dolması sebebiyle boğuldular. Mısır’da büyük bir refah, sayısız nimetler içinde yaşıyorlardı, bâtıl bir dâva uğruna bütün bu nimetleri, daha da önemlisi canlarını kaybettiler (denizin yarılması, geçiş için yol açılması ile ilgili olarak bk. Bakara
2:50). Dün köle olarak kullandıkları ve durmadan aşağılayıp işkence ettikleri İsrâiloğulları’na bu gibi nimetler bahşedildi. Tabii bu lutuflar da şartlı idi, İsrâiloğulları Hz. Musâ’ya iman ettikleri için bu nimetler, aynı çağda ve çevrede yaşayan başka topluluklara değil, kendilerine verilmişti; şart ise Allah’a itaat etmek, peygamberin yolundan gitmekti. 29. âyette geçen “Ne gök ağladı ne de yer” ifadesi mecazidir; kendilerini bir şey zanneden, başkalarını aşağılayan, kendilerinin içinde bulunmadığı bir dünya tasavvur edemeyen Firavun ve yandaşlarının hiç de önemli kimseler olmadığı anlatılmaktadır.
30,31. Yemin olsun ki biz, İsrailoğullarını küçük düşürücü o azaptan yani Firavun’dan kurtarmıştık. Şüphesiz ki o, haddini aşanlardan bir zorbaydı.
30,31. Andolsun biz, İsrâiloğulları'nı o alçaltıcı azaptan, yani Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, aşırı gidenlerden bir zorba idi.
Ant olsun ki İsrailoğulları'nı o alçaltıcı azaptan Biz kurtardık.
Andolsun, Biz İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan (böylece) kurtarıvermiştik.
Ve andolsun ki İsrailoğullarını aşağılatıcı bir azaptan kurtardık.
Biz gerçekten İsrailoğullarını alçaltıcı bir azaptan kurtardık.
Andolsun, biz İsrâiloğulları'nı o alçaltıcı, zillete düşürücü azaptan kurtardık.
Andolsun ki biz İsrailoğullarını o aşağılayıcı azaptan kurtardık.
Andolsun, biz İsrailoğullarını o alçaltıcı azabtan kurtardık.
Gerçekten İsraîloğullarını kurtarmıştık o zilletli azabdan:
Andolsun! Biz (böylece) İsrailoğullarını alçaltıcı bir azaptan kurtardık.
30,31. Horlayıcı azaptan, Firavun'un azabından İsrail oğulların kurtardık; o çok üstün bir fesatçıdır
30-31. Andolsun ki biz, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan, Firavundan kurtardık. Çünkü o, haddi aşan, büyüklük taslayan bir zorba idi.
30,31. And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık.
Andolsun biz, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan kurtardık.
İsrailoğullarını alçaltıcı zulümden kurtarmıştık;
Andolsun ki biz İsrailoğullarını o aşağılayıcı azabdan kurtardık.
Celâlım hakkı için, Beni İsraîli kurtarmıştık: o ihanetli azâbdan
30,31. Andolsun ki biz İsrâîl oğullarını o zillet verici azâbdan, Fir'avndan kurtardık. Hakıykat o, haddi aşanlardan bir mütekebbirdi.
30,31. And olsun ki, İsrâiloğullarını o (pek) aşağılayıcı azabdan, Fir'avun'dan kurtardık. Çünki o üstünlük taslayan bir kimse idi, haddi aşanlardandı.
Biz, İsrail oğullarını aşağılayıcı bir azaptan kurtardık.
Biz İsrail oğullarını Firavunun hakaretli azabından [⁵] kurtardık.
[5] Veya hakaretli azaptan, yani Firavun'dan.
Şüphesiz biz İsrail oğullarını o alçaltıcı azaptan kurtardık.
Doğrusu Biz, İsrail Oğulları’nı onur kırıcı bir azaptan kurtarmıştık:
And olsun, İsrail’in oğullarını kurtardık Alçaltıcı Azap’tan!
30,31. İsrâil oğullarını o küçük düşürücü azaptan ve haddi aşan diktatörlerden (birisi) olan Firavundan kesinlikle Biz kurtardık.
Biz gerçekten, İsrailoğulları'nı aşağılayıcı azaptan kurtardık,
And olsun ki biz İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan kurtarmıştık. 7/104.110, 10/88.92, 44/19...33
Böylece Biz İsrâiloğullarını aşağılayıcı bir belâdan[4450] kurtarmış olduk;
[4450] Yani: Firavun’un onları köleleştirmesinden (Bkz:
31:6).
Andolsun ki, İsrailoğullarını o ihanetli azabtan kurtarmıştık.
30, 31. Böylece, İsrailoğullarını gerçekten zelil eden, aşağılayan o işkenceden, Firavun'un işkencesinden kurtardık. Doğrusu, bu adam, haddini aşan, büyüklük taslayan zorbanın teki idi.
Burada Mekke müşriklerine şöyle bir tehdit sezdirilmektedir: “Mısır’ın ihtişamlı hükümdarını bir kağıt parçası gibi büzüp bir tarafa atan Allah, sizi de perişan edebilir.”
Andolsun biz, İsrail oğullarını o küçültücü azabdan kurtardık:
Böylece İsrailoğullarını aşağılayıcı azaptan kurtarmış olduk;
İsrailoğullarını da alçaltıcı azaptan kurtarmıştık.
Böylece İsrailoğullarını o aşağılayıcı azaptan kurtarmış olduk.
Yemin olsun, İsrailoğullarını, rezil edici bir azaptan kurtardık.
30-31. daħı bayıķ ķurtarduķ benį isrāyil’i 'aźābdan ħor eyleyici fir'avndan bayıķ ol oldı yücelik eyleyici fesād eyleyicilerden.
Taḥḳīḳ biz ḳurtarduḳ Benī İsrā’īl ḳavmini bir ‘aẕābdan ki ẕelīl idici idi.
İsrail oğularını isə o alçaldıcı əzabdan qurtardıq,
And We delivered the Children of Israel from the shameful doom
We did deliver aforetime the Children of Israel from humiliating Punishment,(4711)*
4711 The Israelites were held in bondage prior to the Exodus. Their hard taskmaster placed every indignity on them, and by Pharaoh's decree their male children were to be killed, and their females were to be kept alive for the Egyptians.