Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4464, sondan 1773. ayet; 44. sure ve bu surenin 50. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 6, harf sayısı 19 ve toplam ebced değeri ise 2411 olarak hesaplanmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (3) bulunuyor.
İnne hâżâ mâ kuntum bihi temterûn(e)
“İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!”
Dünyanın fâni, insanların ölümlü oldukları açıklanınca yeniden dirilişi takip edecek zaman içinde nelerin olacağı, insanların dünyada yapıp ettiklerine göre ebedî hayatta nelerle karşılaşacakları, kötüleri bekleyen cehennemin nasıl bir yer olduğu, oraya girenlerin çekecekleri ceza, iyiler için hazırlanmış olan cennetin tasviri, buraya girme bahtiyarlığına erecek olanların nâil olacakları çeşitli nimetler; insanların dünyadaki idrakleri, hayalleri, arzuları ve korkularından yola çıkılarak, bu kavramlar kullanılarak anlatılmaktadır. “Yargı günü”nden maksat kıyameti takip edecek olan sorgulama ve yargılamanın yapılacağı zamandır. Bu muhâkeme sonunda iyiler ve kötüler, suçlular ve mâsumlar, zalimler ve mazlumlar, cennetlikler ve cehennemlikler birbirinden ayrılacak, herkes dünyada yaptıklarının karşılığını elde edecektir. 43. âyetteki “zakkum ağacı” cehennemde bulunan ve azap için kullanılan bir ağaçtır (bk. Sâffât
37:62). 49. âyette geçen “Sen güçlü ve değerlisin” sözü, dünyada güçlerine güvenen, kendilerini değerli ve önemli bilen, böyle kabul ettiren, bu sayede kendilerine kimsenin dokunamayacağını zanneden kimselerin âhiretteki âcizlik ve çaresizliklerini, alaycı bir üslûpla dile getirmektedir. 56. âyette “İlk ölümlerinden başka bir ölüm tatmayacaklar” buyuruluyor. Mü’min (Gåfir) sûresinde (
40:11) ise iki kere öldürme ve iki kere diriltme olacağı ifade edilmişti. “İlk ölümleri” ifadesinden, her ikisi de gelip geçtiği ve “önceki” niteliğini aldığı için “dünyada ve berzahta vuku bulan iki ölüm” kastedilmiş olabilir. Bu ihtimali de geçerli görmekle beraber bize daha güçlü gelen ihtimal, dünya hayatının sonundaki ölümün kastedilmiş olmasıdır. Çünkü burada dünya ile âhiret, geçici ile ebedî, sonunda ölüm bulunan hayat ile bulunmayan hayat karşılaştırılmaktadır. Hangi ihtimal geçerli olursa olsun insanların defalarca ölüp dirileceklerini değil, dünya hayatı sonunda bir kere öleceklerini ifade eden âyet, reenkarnasyon inancını da reddetmiş olmaktadır (bk. Bakara
2:28).
İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.” (denecektir).
İşte şüphe ettiğiniz azap budur.
Bu, sizin kendisinden kuşku duyduğunuz şeydir.
"Gerçekten bu (hesap ve azap), sizin kuşkuya kapıldığınız (olacağını pek hesaba katmadığınız) şeydir."
Gerçekten de buydu şüphe ettiğiniz.
İşte sizin şüphe edip durduğunuz gerçekten de bu idi.
İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
52:13-15.
"İşte bu hakkında şüpheye düştüğünüz şeydir.
'Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.'
İşte bu azab, sizin (dünyada) şübhe edip durduğunuz şeydir.
İşte hakkında şüphe ettiğiniz azap budur!” (denilir.)
İşte şüphe ettiğiniz şey budur
İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.”
47,48,49,50. "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.
47, 48, 49, 50. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
"Bu, işte kuşkulanıp durduğunuz şeydir."
İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur."
İşte o sizin şekk ve mücadele edip durduğunuz bu
«Şübhesiz ki bu, (hakkında) şübhe, ve mücâdele edib durduğunuz şeydir».
“Şübhesiz bu (azab), hakkında şübhe edip durduğunuz şeydir!”
İşte bu, sizin dünyada iken şüphe ile inkâr ettiğiniz azap.
İşte bu, dünyadayken şüphelendiğiniz azaptır.
“Gerçekten bu (ateş), sizin kuşkuya kapılmakta olduğunuz şeydir.”
“İşte, vaktiyle tartışma konusu yaptığınız cehennem budur!”
Bu, şüphe ediyor olduğunuz şeydir.
“İşte sizin inkâr edip durduğunuz (azap) budur.” (der.)
İşte siz [hakikat inkarcı]larının sorguladığı şey 28 budur!”
İşte bu, sizin ta baştan beri bir türlü inanmadığınız azabın ta kendisi. 22/5-55
İşin gerçeği, bu, sizin baştan beri ‘acaba’ dediğiniz şeyin ta kendisidir.”
«Şüphe yok ki, işte bu, kendisinde şekk eder olduğunuz şeydir.»
47, 48, 49, 50. Allah Zebanîlere: “Tutun onu da, buyurur, cehennemin ta ortasına sürükleyin. Sonra da başının üstünden kaynar su dökün! ”ve deyin ki: “Tat bakalım! Hani üstündün, kudretliydin, asildin! ”İşte hakkında şüphe ve mücadele ettiğiniz o gerçek budur. [52, 13-15]
İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!"
İşte bu ceza, dünyadayken bir türlü inanamadığınız şeydir.”
İşte bu sizin hakkında şüphe ettiğiniz şeydir.
İşte şüpheyle karşıladığınız şey buydu.
"İşte budur o kuşkulanıp durduğunuz şey."
[265b] “bayıķ uşbu oldur kim oldunuz aña gümān eylersiz.”
Taḥḳīḳ uşbudur siz gümān itdügüñüz nesne.
Bu, (dünyada ikən) şəkk etdiyiniz (əzabdır)!
Lo! this is that whereof ye used to doubt.
"Truly this is what ye used to doubt!"(4724)*
4724 When the Punishment becomes a realised fact, how foolish will those look who doubted whether there would be a Hereafter?