Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4559, sondan 1678. ayet; 47. sure ve bu surenin 14. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 13, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 1685 olarak hesaplanmıştır.
افمن كان على بينة من ربه كمن زين له سوء عمله واتبعوا اهواءهم
افمنكانعلىبينةمنربهكمنزينلهسوءعملهواتبعوااهواءهم
Efemen kâne ‘alâ beyyinetin min rabbihi kemen zuyyine lehu sû-u ‘amelihi vettebe’û ehvâehum
Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir?
Hz. Peygamber ve diğer müminler Mekke’den Medine’ye göç ederken her şeylerini kaybetmiş, zarara uğramış, şirk ve inkârda ısrar eden müşrikler ise kazanmış gibi görünüyorlardı. Bu görüntünün geçici ve aldatıcı olduğu, biri dünyaya diğeri âhirete ait iki önemli değer üzerinden yapılan bir mukayese ile anlatılıyor. Dünyada müminlerin değerli kazanımları kesin iman ve bilgidir; bu iman ve bilginin aydınlattığı bir hayat yolunda ilerlemeleridir. Buna karşılık müşriklerin inançları kanıtsız, bilgileri temelsizdir; gece karanlığında el yordamıyla yol bulmaya çalışmaktadırlar. Müminlerin âhiretteki değerli kazançları, âyette misal verilerek anlatılan cennettir, Allah tarafından bağışlanmaktır, O’nun rızasının tecellisini yaşamaktır. İnkârcıların âhirette elde ettikleri şey ise acılarla dolu cehennemdir.
Cennetin doğrudan kendisini anlatmak, onu dünya hayatına ait kelimeler ve kavramlarla tanıtmak, insan zihninin yapısı bakımından mümkün değildir. Orası ayrı bir âlem, ayrı bir varlık boyutu, farklı bir mahiyetler bütünüdür. Ama yine de insanları imrendirmek ve özendirmek için bir şekilde anlatılması gerekir. Kur’an’ın âhiret hallerini anlatmak için seçtiği anlatım yolu, insanların en azından kendi yaşadıkları, algıladıkları dünya hallerinden örnekler vererek onların âhiret hakkında kıyaslama yoluyla bir fikre varmalarını sağlamak, bunun için mecazlar kullanmak ve misaller vermektir. Âyette verilen misaller sonuçta cennet hayatının, çeşitli zevklerle dolu, insanın mutluluk içinde yüzeceği bir hayat olduğu noktasına varır.
Rabbi tarafından apaçık bir delil üzere olan kişi, kötü işi kendisine güzel görünen ve heveslerine uyan kimse gibi olur mu hiç!
Rabbinin katından bir delil üzere olanla, kötü işi kendisine güzel gösterilen bir midir? Bunlar kendi arzularına uymaktadırlar.
Rabbinden gelen kanıt içeren apaçık bilgiyi izleyen kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve hevalarına¹ uyan kimse ile bir olur mu?
1- Kuruntu ve tutkularına.
Şimdi, Rabbinden apaçık bir belge üzerinde bulunan kimse, kötü ameli (şeytan tarafından) kendisine 'süslü ve çekici gösterilip (aldatılan) ' ve kendi (nefsi arzu ve) hevâlarına uyup (sapıtan) kimseler gibi mi olacak (onlarla bir mi tutulacaktır?)
Rabbinden, kesin bir delile sahip olan, o kişiye benzer mi ki kötü işi, kendisine bezetilmiştir ve onlar, kendi havalarına, dileklerine uymaktadır.
Rabbinden kesin bir delile sahip olan kimse, yaptığı kötülükleri kendisine güzel görünen ve yalnızca keyfine göre hareket eden kimse ile bir olur mu?
Rabbinden gelen apaçık hak bir delile, Kur'ân'a, şeriata dayanarak amel eden kimseler, bilinçli olarak yaptığı kötü amelleri süslenip kendilerine güzel gösterilen, şahsî arzu ve ihtiraslarının peşine düşmüş kimseler gibi mi olur?
Rabbinin katından açık bir delil üzere bulunan, kötü işi kendine süslü gösterilen ve arzularına uyanlarla bir midir?
Şimdi Rabbinden apaçık bir belge üzerinde bulunan kimse, kötü ameli kendisine 'süslü ve çekici gösterilmiş' ve kendi heva (istek ve tutku)larına uyan kimseler gibi midir?
Şimdi Rabbi katından bir din üzerinde bulunan kimse, hiç o kötü ameli kendine güzel gösterilmiş de şehvet arzuları ardına düşmüş kimselere benzer mi?
Rabbinden güçlü bir delil üzere olan kişi ile yaptıkları kötü işleri kendilerine güzel gösterilen, heva ve heveslerine uyanlar bir olur mu?
Tanrıları katından bir belge üzerinde bulunan kimselerle, kötü işi kendisine hoş gelip, havalarına uyan kimseler bir midirler?
Rabbinden (aldığı) açık bir kanıta (Kur'an'a) göre davranan kimse, kötü eylemleri kendisine güzel gösterilen ve yalnızca kendi keyfine göre hareket eden kimse gibi olur mu?
Rabbinin katından bir belgesi olan kimse, kötü işi kendisine güzel gösterilen kimseye benzer mi? Bunlar heveslerine uymuşlardır.
Rabbinden apaçık bir delil üzerinde bulunan kimse, kötü işi kendisine güzel görünen ve heveslerine uyan kimse gibi olur mu?
Rabbinden bir delil üzerinde bulunan, işlediği kötülükler kendisine güzel gözüken gibi olur mu? Onlar arzularına uymaktadırlar.
Rabbi tarafından apaçık bir delil üzerinde bulunan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilmiş de heveslerinin peşine düşmüş kimseler gibi olur mu?
Şimdi rabından bir beyyine üzerinde bulunan kimse hiç o kötü ameli kendine süslü gösterilmiş de hevâ ve hevesleri ardına düşmüş kimselere benzer mi?
Öyle ya, Rabbinden apaçık bir bürhan üzerinde bulunan kimse, o kötü amel (ve hareket) i kendisine süslü gösterilmiş hevâ (ve heves) lerine uymuş kimseler gibi midir?
Rabbisinden apaçık bir delil üzerinde bulunan kimse, hiç kötü ameli kendisine süslü gösterilen ve (nefislerinin) arzularına uyan kimse gibi midir?
Rabbinden açık deliller üzerinde olan bir kimseyle, yaptığı kötülükleri kendisine süslü gösterilmiş ve arzularına uyan kimse gibi midir?
Rableri tarafından açık bir yolda [³] bulunan kimse, kötü işi kendisine hoş görülen, hevesatına uyan kimseler gibi olur mu?
[3] Yâni hüccetler ve burhanlarla kaim olan kimse.
Şimdi Rabbinden apaçık bir delil üzere bulunan kimse, kötü ameli kendisine süslü gösterilmiş ve kendi hevalarına uyan kimse gibi midir?
Rabb’inden gelen Kur’an gibi apaçık bir delile göre hayat programını çizen bir toplum ile, işlediği kötülüklerin cazibesine kapılarak zamanla çirkinlikleri güzel görmeye başlayan ve yalnızca arzu ve heveslerinin peşine takılan bir toplum hiç aynı olur mu?
Rabbinden bir açık belge / beyyine üzerinde olan kimse, kötü ameli kendisine güzel görünen, hevâlarına tâbi’ olan kimse gibi midir?
Rabbinden apaçık bir mûcize1 üzere bulunan kimse, hiç kötü işi kendisine güzel görünen ve kendi arzularının peşine düşen kimse gibi olur mu?
1 Beyyine: Gayet açık ve aşikâr olan ve bir davayı açık bir surette ispat eden delil ve hüküm demektir. Bunlar, Peygamberlerin mûcizeleri ve getirdikleri kitaplardır. Kur’ân’da yirmi kez tekrarlanan beyyine genel olarak şu mânâlara gelir: 1- Kur’ân veya Hz. Muhammed. (Beyyine: 1-4, En’âm: I57) 2- Delil, hüccet. (En’âm: 57, A’râf: 85, Hud: 17, 28, 88, Tâhâ: 133, Fâtır: 40) 3- Mucize. (Arâf: 73,105, Enfal: 41-42, Hud: 53, 63, Muhammed: 14) 4- Apaçık bir işaret, ibret. (Ankebut: 35) Hadislerde beyyine lâfzı daha çok “dâvâsını ispat için delil getirmek ve şahit” anlamında kullanılmıştır. Meselâ Nur: 6. âyet olan “lian âyeti”nin sebeb-i nuzûlü olan hâdisede, Rasûlullah (s.a.v), karısına zinâ isnadında bulunan ve ispat için dört şahit getiremeyen Hilâl b. Umeyye’ye: “Dört şâhidini (beyyine) hazırla yahut sırtına hadd-i kazif vurulur.” buyurmuşlardır. (Tecrid-i Sarih) Nikâhta bulunması gereken şahitler de hadiste beyyine olarak isimlendirilmiştir: “Beyyine (şahit)’siz nikâh olmaz.” (Tirmizî)
RABBİNDEN [aldığı] açık bir kanıta göre davranan kimse, yaptığı kötülükleri [her zaman] kendisine güzel görünen ve yalnızca kendi keyfine göre hareket eden kimse ile bir olur mu? 12
Şimdi Rabbinden gelmiş açık bir belge olan Kuran’a dayanan kimse ile kötü amelleri kendisine cazip görünen böylece arzu ve heveslerine uyan kimse hiç bir olur mu? 21/24, 25/44, 38/28
HİÇ Rabbinden (gelen) açık bir delile dayanan kimseyle, kötü eylemleri kendisine güzel görünen ve zevkine göre davranan kimse bir olur mu?
Ya şimdi Rabbinden bir zâhir hüccet üzerine olan kimse, kendisine kötü ameli bezetilmiş ve hevâlarının ardına düşmüş kimseler gibi midir?
Rabbi tarafından apaçık bir delile tâbi olan kimse hiç, yaptığı işler kendisine süslenen ve hevâ ve heveslerinin peşinden giden kimse gibi olur mu? [13, 19; 59, 20]
Rabbinden bir delil üzerinde bulunan insan, kötü işi kendilerine süslendirilen ve keyiflerine uyan kimseler gibi olur mu? (Olmaz elbet).
Rabbinden gelen açık bir belgeye dayanan kişi, yaptığı kötülükler kendine güzel görünen kişi gibi olur mu? Onlar kendi keyiflerine göre davranırlar.
Rabb'inden bir belge üzerinde olan kimse, kendisine kötü işleri güzel görünen ve heveslerine uyan kimse gibi midir?
Rabbinden apaçık bir delil üzere olan kimse, kendisine kötü işleri hoş görünen ve heveslerinin peşine düşmüş kimse gibi olur mu?
Rabbinden açık bir kanıt üzere olan, amelinin çirkinliği kendisine süslü gösterilip de boş arzularına uyanlara benzer mi?
iy ol kim oldı ḥüccet üzere çalabı’sından, taman ancılayın mıdur kim bezenildi aña işinüñ yavuzı daħı uydılar nefsleri dileklerine?
Ol kimesne ki doġru yol üstinedür Tañrısından, anuñ gibi midür ki bezen‐di özine yaman ‘ameli ve nefsleri hevāsına uydılar?
Məgər Rəbbindən bir dəlilə olan (dəlilə istinad edən) kimsə pis əməli özünə yaxşı göstərilən kimsə kimidirmi?! Belələri öz nəfslərinə uymuşlar.
Is he who relieth on a clear proof from his Lord like those for whom the evil that they do is beautified while they follow their own lusts?
Is then one who is on a clear(4832) (Path) from his Lord, no better than one to whom the evil of his conduct seems pleasing, and such as follow their own lusts?*
4832 Clear, or enlightened; a Path on which shines the Light of Allah.