Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4564, sondan 1673. ayet; 47. sure ve bu surenin 19. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 14, harf sayısı 73 ve toplam ebced değeri ise 5303 olarak hesaplanmıştır.
فاعلم انه لا اله الا الله واستغفر لذنبك وللمؤمنين والمؤمنات والله يعلم متقلبكم ومثويكم
فاعلمانهلاالهالااللهواستغفرلذنبكوللمؤمنينوالمؤمناتواللهيعلممتقلبكمومثويكم
Fa’lem ennehu lâ ilâhe illa(A)llâhu vestaġfir liżenbike velilmu/minîne velmu/minât(i)(k) va(A)llâhu ya’lemu mutekallebekum ve meśvâkum
Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.
Hz. Peygamber’in şahsında insanlara dinin özü olan tevhid kelimesi bir daha hatırlatılmakta ve herkes, kıyamet gelip çatmadan günahlardan tövbe etmeye, Allah’tan af dilemeye davet edilmektedir. Bunu da geciktirmeden yapmak gerekir; çünkü biraz sonra ne yapacağını ve nerede olacağını hiçbir kimse bilemez.
Peygamberler mâsumdurlar; ümmetlerine örnek olacakları için Allah onları günah işlemekten korumuştur, hatalarını da zamanında tashih ederek kalıcı olmasını engellemiştir. İslâm inancının önemli bir ilkesi olan ismet (peygamberlerin mâsumluğu), Hz. Peygamber’in günah işlediğini kabul etmemizi engellemektedir. Bu sebeple âyette geçen “Günahının... bağışlanmasını dile!” cümlesini bu inanç esası çerçevesinde anlamlandırmak gerekmektedir. Yapılan yorumlar şöyledir:
1. Sözün muhatabı Hz. Peygamber olmakla beraber asıl hedef ümmettir. 2. Hz. Peygamber tevazu gereği kendi hata ve günahından bahseder ve devamlı Allah’tan af diler olduğu için bu güzel davranışa uygun bir ifade kullanılmıştır. 3. Hz. Peygamber için günah olan veya onun günah saydığı şey, sıradan insanlar için tabii ve mubah olan davranışlardır. Nitekim kendisi şöyle buyurmuştur: “Kalbimin perdelendiği oluyor ve ben günde yüz defa Allah’tan af ve mağfiret diliyorum” (Müslim, “Zikr”, 41). Burada “perdelenme” diye çevirdiğimiz kelime, “Allah’ı anma ve hatırda tutma konusundaki kesiklik” olarak açıklanmıştır. Yani Hz. Peygamber her an Allah şuuru içinde yaşamaktadır, bu şuurda anlık kesintileri günah sayıp onlara da tövbe etmektedir. 4. Tabâtabâî Mîzân isimli tefsirinde (XVIII, 258, 274) farklı bir yorum yapmış, burada geçen “zenb” kelimesinin günah değil, suç mânasında olduğunu, Mekke müşrikleri nezdinde Hz. Peygamber ve müminler suçlu ve ölüme mahkûm olduklarından bu durumun ortadan kalkması ve onlara karşı kesin bir zafer için rabbine dua etmesi istendiğini ileri sürmüş, bu sûreden sonra gelecek olan Fetih sûresinin başında açıklanan “fetihle zenbin ortadan kaldırılması” arasındaki sebep-sonuç ilişkisini de delil olarak kullanmıştır.
Hz. Peygamber’den, bütün müminler için Allah’tan af dilemesinin istenmesi, onun şefaat yetkisinin bir delili olarak da değerlendirilmiştir.
Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur. Hem kendi hatanın hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların (hatalarının) bağışlanmasını dile! Allah dönüp dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.
Bu konuda bkz. Mü’min
40:55, dipnot 4.
Allah'tan başka tanrı olmadığını bil; hem kendi günahın, hem de inanan erkek ve kadınların günahları için af dile! Allah dönüp dolaşacağınız yeri bilir.
O halde, Allah'tan başka ilah olmadığını bil. Kendi suçların için, inanan erkekler ve kadınlar için bağışlanma dile. Allah, dönüp dolaşacağınız yeri ve varıp duracağınız yeri bilir.¹
1- Allah sizin kararlı olup olmadığınızı, zaaflarınızın ne olduğunu, her halinizi bilir.
Şu halde (şüphesiz iman edip) bil ki; kesinlikle Allah'tan başka ilah yoktur. (Öyle ise) Hem kendi günahın, hem mü'min erkekler ve mü'min kadınlar için mağfiret dile (ve Rabbine sığın) . Allah (her an) sizin dönüp dolaşacağınız yeri de bilir, konaklama yerinizi de. (Öyleyse daima huzurda kalın ve mü’mince davranın!)
Artık bil ki şüphe yok, Allah'tan başka yoktur tapacak ve kendi suçun ve inanan erkeklerle kadınların suçları için yarlıganma dile ve Allah, sizin dönüp dolaştığınız yeri de, size yurt olacak yeri de bilmektedir.
Dönüp dolaşılan yer dünyadır, yurt olacak yerse âhiret. Dönüp dolaşılan yerden maksat, baba belinden ana rahmine düşmek, yurttan maksat da dünyadır diyenler olmuştur. Baba belinden ana rahmine düşerek dünyaya geliş ve ölüp kabre gidiştir diye tevil edenler, hattâ gündüzün dönüp dolaşılan yerler ve geceleyin yatılıp uyunan yerler diyenler de vardır.
Bil ki, Allah'tan başka ilah yoktur gerçek İlah olarak ancak Allah vardır. Hem kendi kusurlarından, hem mü'min erkek ve kadınların kusur ve günahlarından dolayı bağışlanma dile. Çünkü Allah, sizin dönüp dolaşacağınız yeri de bilir, varıp duracağınız yeri de bilir.
Yâ Muhammed! Hak ilâhın yalnızca Allah olduğunun ilmî delillerle sabit olduğunu bil. Kendi günahlarının, mü'min erkeklerin, mü'min kadınların affı için Allah'tan bağışlanma, koruma kalkanına alınma dile. Allah, sizin cihad için, ticaret için gezip dolaştığınız yeri de, devamlı ikametgâhınızı da, dünyanızı da, âhiretinizi de bilir.
Bil ki, Allah'tan başka ilâh yoktur ve kendi günâhın için de, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar için de bağışlanma dile. Allah dönüp dolaştığınız yeri de barındığınız yeri de bilir.
Şu halde bil; gerçekten, Allah'tan başka ilah yoktur. Hem kendi günahın, hem mü'min erkekler ve mü'min kadınlar için mağfiret dile. Allah sizin dönüp-dolaşacağınız yeri bilir, konaklama yerinizi de.
Şimdi (Ey Rasûlüm): Şunu bil ki, Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur. Bir de kendi günahına ve mümin erkeklerle mümin kadınlara mağfiret dile. Allah (dünyada) dolaştığınız yeri de bilir, (ahirette) duracağınız yeri de...
(Madem kıyamet yakındır) Allah’tan başka ilah olmadığını bil, kendi günahların, inanan kadın ve erkeklerin günahları için bağışlanma dile. Çünkü Allah, dönüp dolaştığınız yer ile varıp duracağınız yeri() biliyor.
(*) Dünyadaki ve kabirdeki halinizi bilir.
İmdi, bilesin ki Allahtan ayrı Tanrı yok, hem kendi suçuna, hem de erkek, dişi inanmış bulunanların suçlarına da, rahmet ister, Allah bilir sizlerin yaşamanızla, durağınızı
Bil ki Allah'tan başka (O'nun otoritesini paylaşacak) hiçbir ilâh yoktur. Hem kendi günahın hem de öteki bütün mümin erkek ve kadınların (günahlarının) bağışlanmasını dile! Allah, (dünyada) dönüp dolaştığınız yeri de (âhirette) varıp duracağınız yeri de çok iyi bilir.
“Kendi günahın için af dile” ifadesi Hz. Peygamberin de yanlış yapabileceği ve bu yanlıştan dönünce Allah’tan af dilemesi gerektiği anlamındadır. Peygamberler Hz. Âdem ve Yunus örneğinde olduğu gibi kusursuz ve hatasız değillerdir. Onların diğer insanlardan farkı, yanlış yaptıklarında Allah tarafından vahiy yoluyla uyarılarak derhal yanlıştan vaz geçirilmeleridir. Aksi taktirde tebliğ ve temsil makamında oldukları için yaptıkları hatalar meşruiyet kazanır. Bu ayetteki “af dileme” emrinin gerekçesi Hendek Savaşında Hz. Peygamber de dahil, savaşa katılan mü’minlerin, karşılaştıkları zorluklara karşı “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” şeklindeki çıkışları olmuştur. Nitekim Bakara suresi
2:214. âyetinde; “… Onlar (Hendek günü) öylesine sarsılmışlardı ki inananlarla birlikte resul de: ‘Allah’ın (vaat ettiği) yardımı ne zaman (gelecek)?’ diye feryat ediyordu. İyi bilin ki Allah’ın yardımı çok yakındır!” buyrulmuştur. Burada Hz. Peygamberin Allah’ın yardımının gelip gelmeyeceği konusundaki tereddüdü bir kusur ve hata olarak değerlendirilmiş, onun için Allah’tan af dilemesi emredilmiştir.
Bil ki, Allah'tan başka tanrı yoktur; kendinin, inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile. Allah, gezip dolaştığınız ve duracağınız yerleri bilir.
Bil ki, Allah'tan başka ilâh yoktur. (Habibim!) Hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.
«Dolaşılan yer» gündüzleri gidip gelinen yer veya dünya, «durulan yer» ise geceleri ikamet edilip barınılan yer veya ahiret şeklinde yorumlanmıştır.
Bil ki, ALLAH'tan başka tanrı yoktur. Kendinin, inanan erkeklerin ve inanan kadınların günahları için bağışlanma dile. ALLAH sizin tüm hareketlerinizi ve duracağınız yeri bilir.
Ey Muhammed! Bil ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Hem kendi günahın için, hem de mümin erkekler ve mümin kadınlar için Allah'tan bağışlanma dile. Allah, sizin gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.
Şimdi bunu bil ki «başka tanrı yok ancak bir Allah», bil de günahına ve mü'minîn-ü mü'minata istiğfar eyle, Allah dolaştığınız yeri de bilir durduğunuz yeri de
Binâen'aleyh (fırsat elde iken) şu: «Allahdan başka hiçbir Tanrı yokdur» hakıykatını bil, hem kendinin, hem erkek mü'minlerle kadın mü'minlerin günâhının yarlığanmasını iste Allah dolaşdığınız yeri de bilir, barındığınız yeri de.
(Ey Habîbim!) İşte gerçekten şunu bil ki, Allah'dan başka ilâh yoktur! Hem kendi günahın için, hem de mü'min erkeklerle mü'min kadınlar için (Allah'dan) mağfiret dile!(2)Allah, (dünyada) gezip dolaştığınız yeri de, (âhirette) kalacağınız yeri de bilir.
(2)“(Âyetteki mağfiret) hakīkī günahlardan değil; çünki ismet (günahlara karşı korunmuş olmak) var, günah yok. Belki makām-ı nübüvvete (peygamberlik makāmına) lâyık bir ma‘nâ ile mağfirettir(bağışlanmaktır).” (Lem‘alar, 7. Lem‘a, 27)
Bilesin ki O, kendisinden başka, hiçbir ilahın olmadığı Allah’dır. Kendi günahların için, inanan erkekler ve inanan kadınların günahları için bağışlanma dile. Allah, kalplerinizin nelere meyilli olduğunu ve nereye yerleşeceğinizi (cennet veya cehennem) yalnızca O bilir.
Bil ki Tanrı/dan başka tapacak yoktur, hem kendin, hem erkek, kadın mü/minlerin günahları için yarlıganmak dile. Allah dönüp dolaşacağınız yeri, yurdunuzu bilir.
O halde bil ki, Allah'tan başka ilah yoktur. Hem kendi günahın, hem de mümin erkekler ve mümin kadınlar (ile ilgili günahlar) için mağfiret dile. Allah, sizin gezip dolaştığınız yeri de, duracağınız yeri de bilir.
(İslam’ın insana kazandırdığı ahlaki değerlerden biri de, kulun Rabbine ibadet ve kulluk görevlerini yerine getirmesi, O’nun dini uğruna cihad etmesi, gücü yettiği kadar gayret etmesi, “Üzerime düşeni yaptım” diyerek yaptıklarını asla yeterli görmemesi, tersine daima “Rabbimin benden istediklerini ve üzerimdeki hakkını yerine getiremedim” diye düşünmesi ve her zaman kendi hatalarını itiraf ederek Allah’a, “Sana kullukta yaptığım kusurları bağışla” diye dua etmesidir. İşte bu duygunun özü, Allah’ın mezkûr ayetinde ifade edilmiştir: Bu, Hz. Peygamber’in (s.a.a) gerçekte herhangi bir günah ve hata yaptığını ifade etmez. Aksine en doğru ifadesiyle şöyle denmek istenmektedir: “Rabbine karşı kulluk görevlerini bütün kullardan daha fazla yerine getiren Peygamber’in derecesi, yerine getirdiği görevler karşılığında gönlünden en küçük bir öğünme duygusuna kapılmamasını ve de bütün büyük hizmetleri ve başarılarına rağmen Rabbinin huzurunda kusurlarını itiraf etmesini gerektirir. Bu ayet nedeniyle Hz. Peygamber (s.a.a), Allah’tan sürekli ve çok çok mağfiret dilerdi. Ebu Davud, Nesai ve Müsned-i Ahmed’deki rivayetlere göre Hz. Peygamber (s.a.a), “Ben her gün Allah’tan yüz kere mağfiret diliyorum” buyurmuştur.)
Öyleyse, ey Peygamber! Şunu iyi bil ve bildir ki, Allah’tan başka boyun eğilecek bir otorite, emrine itaat edilecek bir tanrı yoktur! Bunun için, yalnızca O’na kulluk et fakat hiçbir zaman kulluğunla övünme; aksine, hem kendi günahın, hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahları için O’ndan bağışlanma dile! Allah, dönüp dolaştığınız yeri de, varacağınız yeri de çok iyi bilir.
Şunu bil ki Allah’tan başka ilah yoktur.
Müminler ve kadın Müminler için, kendi günahın / kusurun için bağışlanma dile!
Dolaştığınız yeri ve varıp duracağınız yeri Allah biliyor.
(Ey Muhammed!) Allah’tan başka ilâh olmadığını iyi bil! Hem kendi, hem Müslüman erkekler ve hem de Müslüman kadınların günâhları için (Allah’tan) bağışlanma dile. Allah, sizin gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.1
1 Âyetin son bölümü “Allah, sizin dünyanızı da âhiretinizi de bilir” şeklinde de anlaşılabilir.
O halde, [ey insanoğlu,] bil ki Allah'tan başka ilah yoktur, ve [hâlâ vakit varken] kendi günahlarının ve öteki bütün mümin erkek ve kadınların [günahlarının] bağışlanmasını dile: çünkü Allah bütün geliş-gidişlerinizi ve [dinlenmek için] bütün kalışlarınızı bilir. 24
Öyleyse şunu iyi bil ki Allah’tan başka ilah yoktur. Kendi günahın hem de mümin erkek ve kadınların günahları için Allah’tan bağışlanma dile. Allah sizin gezip dolaştığınız yeri de varıp duracağınız yeri de iyi bilir. 2/255, 64/11
Ve (sen ey Nebi): unutma ki Allah’tan başka ilâh yoktur! İmdi sen, hem kendi hatan için hem de mü’min erkekler ve mü’min kadınların (hataları) için af dile![4561] Zira Allah gezip dolaştığınız yeri de, gelip durduğunuz yeri de bilir.[4562]
[4561] Buradaki “Kendi günahın için af dile” emriyle kastedilen Allah Rasûlü’nün ve mü’minlerin “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” (
2:214) diyerek yakınmalarıdır (Ayrıca krş:
12:110, ilgili not. Ayrıca krş:
23:26, 39;
26:117). Rabbimiz Rasûl’ünün kendisinin yardım edeceğine dair tereddüt geçirmesini bir “günah, kusur ve hata” olarak görmüştür (Konuyla ilgili ayrıntılı bir not için bkz:
40:55, not 39).
[4562] Veya zımnen: “Akıl yürütmelerinizi de, o akıl yürütmeleriniz sonucunda varmak istediğiniz noktayı da bilir.” Krş: “O, her canlının konup eğleşeceği yeri de göçüp yerleşeceği yeri de iyi bilir” (
11:6).
İmdi şunu bil ki, «Şüphe yok, Allah'tan başka ilâh yoktur». Ve günâhın için ve imânlı erkekler ile imânlı kadınlar için mağfiret dile. Ve Allah, dolaştığınız yeri de, durduğunuz yeri de bilir.
O halde şu gerçeği hiç unutma ki: Allah'tan başka ilah yoktur. Sen hem kendi günahın , hem mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahı için Allah'tan af dile. Allah, (dünyada) dönüp dolaştığınız yeri de, (âhirette) varıp duracağınız yeri de pek iyi bilir. [6, 59-60; 11, 6]
“Hz Peygamber (a.s.m.)’ın olmuş veya olması mümkün her türlü günahtan ötürü af dilemesi emr ediliyor. Bu istiğfarın cevabı müteakip fetih suresinde gelecektir [48,2],İslâm’ın insana kazandırdığı ahlâkî faziletlerden biri de şudur: Mümin, ibadet ve cihad görevini yerine getirecek, hizmete devam edecek, fakat asla yaptıklarını gözünde büyütmeyecek, “üzerime düşeni yaptım” diye durumunu yeterli görmeyecektir. Aksine: “Rabbimin benden istediklerini hakkıyla yerine getiremedim. Bilerek veya bilmeyerek hangi ihmallerim oldu?” diye bir şuur kontrolü, bir tevazu ve istiğfar halet-i ruhiyesi taşıyacaktır. Âyet Hz. Peygamber (a.s.)’a bile böyle buyurarak, aslında müminlere ders vermektedir. Bundan ötürüdür ki Hz. Peygamber: “Ben her gün Allah’tan yüz kere mağfiret dilerim” buyurmuştur.
Allah'tan başka tanrı olmadığını bil ve kendi günahın, inanan erkeklerin ve inanan kadınların günahı için (Allah'tan) mağfiret dile. Allah, dönüp dolaşacağınız yeri ve varıp duracağınız yeri bilir.
Şunu bil ki Allah'tan başka ilah yoktur; hem kendi günahın, hem de inanmış erkek ve kadınların günahları için bağışlanma talebinde bulun. Allah, gezip dolaştığınız yeri de varıp duracağınız yeri de bilir.
Öyleyse bil ki Allah'tan başka ilah yoktur. Günahların için, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar için bağışlanma dile! Allah, dolaştığınız yeri ve varacağınız yeri bilir.
Allah'tan başka tanrı olmadığını bil; kendi günahın için ve mü'min erkeklerle mü'min kadınlar için Allah'tan af dile. Allah sizin dolaştığınız yeri de bilir, varacağınız yeri de.
Allah'tan başka tanrı olmadığını kuşkusuzca bil! Hem kendi günahın için hem de mümin erkeklerle mümin kadınlar için af dile. Allah sizin, dönüp dolaşacağınız yeri de varıp ulaşacağınız yeri de bilir.
pes bil kim bayıķ ol yoķdur Tañrı illā Tañrı. daħı yarlıġamaķ dile yazuġuñ içün daħı mü’minler içün daħı mü’mine 'avratlar içün. daħı Tañrı bilür geliş varış eyledügüñüz yiri daħı ŧuraġuñuzı.
Bil yā Muḥammed, Allāhdan özge tañrı yoḳdur. Daḫı istiġfār eylegünāhuña, daḫı mü’min erenlere, mü’min ‘avratlara daḫı. Tañrı Ta‘ālā bi‐lür dönecek yirüñüzi, duraḳlaruñuzı daḫı.
(Ya Rəsulum!) Bil ki, Allahdan başqa heç bir tanrı yoxdur. (Ondan) həm öz günahlarının, həm də mö’min kişilərin və qadınların bağışlanmasını dilə. Allah gəzib-dolandığınız yeri də, dayanıb-duracağınız yeri də bilir! (Sizin gündüzlər-gecələr dünyada nə işlə məşğul olduğunuz, axirətdə harada olacağınız Allaha mə’lumdur. Ondan heç nə gizli qalmaz!)
So know (O Muhammad) that there is no God save Allah, and ask forgiveness for thy sin and for believing men and believing women. Allah knoweth (both) your place of turmoil and your place of rest.
Know, therefore, that there is no god but Allah, and ask forgiveness for thy fault,(4841) and for the men and women who believe: for Allah knows how ye(4842) move about and how ye dwell in your homes.*
4841 Cf.
40:55, and n. 4428. 4842 The time and manner of our conducting ourselves at home and when we move about on our business are all material to the judgement of our conduct, and for every nuance in our moral and spiritual progress, we must seek Allah's help and guidance.