Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4567, sondan 1670. ayet; 47. sure ve bu surenin 22. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 10, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 4258 olarak hesaplanmıştır.
فهل عسيتم ان توليتم ان تفسدوا في الارض وتقطعوا ارحامكم
فهلعسيتمانتوليتمانتفسدوافيالارضوتقطعواارحامكم
Fehel ‘aseytum in tevelleytum en tufsidû fî-l-ardi ve tukatti’û erhâmekum
Demek, yüz çevirdiğinizde[494] yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi?
Âyetin baş tarafı, “Demek, başa geçtiğinizde..” şeklinde de tercüme edilebilir.
Bizim “İktidara gelmiş olsanız...” şeklinde çevirmeyi tercih ettiğimiz kısmı, “küfre döndüğünüzde” şeklinde çevirmek de mümkündür. Her iki mânaya göre de imandan ve ilâhî irşaddan yüz çevirenlerin sosyal, siyasî ve ahlâkî faaliyetlerde başarılı olamayacaklarına, imkânları kötüye kullanacaklarına, tabii ve sosyal düzeni bozacaklarına işaret edilmektedir.
Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mıydınız?
Burada Yüce Allah münafıkların ikiyüzlülüklerine dikkat çekmektedir.
“Durumunuz bu iken, ey münafıklar, iktidarı ele geçirirseniz yeryüzünde bozgunculuk çıkarmanız ve akrabalık bağlarını koparmanız sizden beklenmez mi?”
Yüz çevirmekle¹ yeryüzünde fesadın çıkmasına ve rahmet bağlarının² paramparça olmasına sebep olacağınızın farkında mısınız?
1- Haksızlığın ve kötülüğün galip gelmesine sebep olmakla. 2- İnsanların birbirlerine düşerek.
(Ey kaypak ve kolaycı tipler!) Demek iş başına gelip (iktidar imkânıyla) yönetimi ele alırsanız; hemen yeryüzünde (ülkenizde, bölgenizde ve dünya genelinde) fesat çıkaracak, (zalim ve facir güçlerin arkasına takılacak, inanç esaslarınızla ve Hakk davanızla) tüm yakınlık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi?! (Bu tavrınız sizin ayarınızı ve ahlâkınızı ortaya koyacaktır.)
Artık iş başına gelir de yeryüzünde bozgunculuk eder; yakınlarınızı kestirip doğratır mısınız?
Siz ey münafıklar! İşbaşına gelecek olursanız, yeryüzünde fesat çıkarmak, akrabalık bağlarını parçalamak sizden umulur değil mi? Veya zalimler sizin başınıza geçtiği takdirde, onlarla bir olup yeryüzünde bozgunculuk yapar, akrabalık bağlarını keser, onlarla birlikte akrabalarınızı öldürürsünüz değil mi?
Olur ki, işbaşına, iktidara gelir, Allahın emrinden uzaklaşır, Kur'ân'ın hükümlerinden yüz çevirirseniz, ülkede bozgunculuk çıkaracak, düzeni bozacak ve çoluk çocuğunuzun, hısım ve akrabalarınızın kıyımına mı sebep olacaksınız?
Demek yüz çevirirseniz [3] yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak, akrabalık bağlarını keseceksiniz öyle mi?
3.Yahut: Yönetimi, işlerin idaresini ele alırsanız.
Demek, 'iş başına gelip yönetimi ele alırsanız' hemen yeryüzünde fesad (bozgunculuk) çıkaracak ve akrabalık bağlarınızı koparıp parçalayacaksınız, öyle mi?
(Ey Münafıklar), demek idareyi ele alırsanız, hemen yeryüzünde fesad çıkaracak ve akrabalık bağlarını parçalayacaksınız?
İşte eğer bu dinden geri dönerseniz, (bir daha) yeryüzünde bozgunculuk yapar, birleştirilmiş sosyal bağlarınızı keser duruma gelmeniz beklenilir değil mi?
İşbaşına geçerseniz, yeryüzünde bozgunculuk edersiniz, hısımlık bağını kesersiniz de, bu sizlerden umulmaz mı?
(Ey münafıklar!) Şimdi siz, savaşa sırt çevirirseniz, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmış, akrabalık bağlarınızı koparmış ve böylece (Allah'a) isyan etmiş olmaz mısınız?
Ayetteki “soru”, İslam öncesi Arap dünyasının içinde bulunduğu karanlığa, zıvanadan çıkmışlığa ve anlamsız savaşlara bir işarettir.
Geri dönerseniz yeryüzünde bozgunculuk yapmanız ve akrabalık bağlarını kesmeniz beklenmez mi sizden?
Geri dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mısınız?
Âyet, Allah’a verdikleri söze sadakat göstermeyenleri suçlarken, onların iman ve İslâm’dan yüz çevirdikleri zaman cahiliye devrinin âdetlerine döneceklerini, yağma, talan, akraba arasında çekişme ve kız çocuklarını diri diri toprağa gömme gibi taşkınlıkları yapabileceklerini haber vermektedir.
Demek işbaşına gelecek olsanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız?
Demek siz iş başına gelecek olursanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaksınız ve akrabalık bağlarınızı koparacaksınız öyle mi?
Nasıl döner de Arzı fesâda verir ve rahimlerinizi doğratabilir misiniz?
Demek, idareyi ve haakimiyyeti ele alırsanız hemen yer (yüzün) de fesâd çıkaracak, akrıbalık münâsebetlerinizi bile parçalayıb keseceksiniz öyle mi?!
(Ey münâfıklar!) Demek iş başına geçecek olursanız, yeryüzünde fesad çıkaracak ve akrabâlık bağlarını koparacaksınız, öyle mi?
Eğer yeryüzünü bozguna uğratmak için dönerseniz ve akrabalık bağlarını koparıp atarsanız, isyan etmiş olmaz mısınız?
Münafıklar! Siz mevki-i hükümete geldiğiniz zaman yeryüzünde [³] fesat çıkarmak, aranızda hısımlık rabıtasını parçalamak sizden umulmaz mı?
[3] Veya imandan yüz çevirdikten sonra cahiliyet şiar ve âdeti olarak yeryüzünde.
Ama eğer yüz çevirirseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmanız ve akrabalık bağlarını kesmeniz (dışında bir şey) beklenir mi sizden?
Demek ey münâfıklar, fırsatını bulup yönetimi ele geçirecek olsanız, yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık, komşuluk, arkadaşlık gibi değerleri hiçe sayarak aranızdaki sevgi. saygı bağlarını koparıp atacaksınız, öyle mi!
Yönetimi ele aldığınızda akrabalık bağlarınızı koparmayı ve Yeryüzü’nde fesad / bozgunculuk çıkarmayı umar mıydınız?
Eğer (savaştan) kaçarsanız, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalarınızı1 kırdırmaya sebep olmaz mısınız?2
1 Erham: Rahim’in çoğuludur. Rahim, esasen çocuğun meydana geldiği ana karnı demektir. Akrabalığın menşe’i olması sebebiyle akrabalığa da rahim, denilmiştir. 2 Yani; bu korkaklıkla döner harpten kaçar da ordu bozanlık edip, düşmanın yurdunuzu istilâsına sebebiyet verir ve böylece çoluk çocuğunuzu, kadınlarınızı, akrabalarınızı parçalatabilir misiniz? Çünkü İslâm ordusunda fesat çıkarıp, düşman istilâsına sebebiyet verildiği takdirde meydana gelecek sonuç, budur. Bu âyet, “Demek sizler, iş başına gelecek olursanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve akrabalık bağlarını da koparacaksınız, öyle mi?” şeklinde de tercüme edilebilir.
[Onlara sor:] “Siz, [Allah'ın buyruğundan] uzaklaştıktan sonra, [kendi eski yollarınıza dönmeyi tercih ederek] yeryüzünde bozgunculuk yapar ve [bir kez daha] akrabalık bağlarınızı koparır mıydınız?” 28
Savaştan kaçmanızın, ülkenin istila ve fesadına, akrabalık bağlarının kopmasına sebebiyet vereceğinin farkında mısınız? 9/7...10, 13/25...27
Şimdi siz, savaşa sırt çevirirseniz,[4564] yeryüzünde bozgunculuk çıkarmış, akrabalık bağlarınızı koparmış ve dolayısıyla (Allah’a) isyan etmiş olmaz mısınız?[4565]
[4564] Veya, tevellâ kelimesini velâyet köküne nisbet ederek: “Yönetimi ele alırsanız”. Ne ki bu okuma bağlamla uyumlu değildir (Bkz: Ferrâ). Tercihimiz, bu belâgatı yüksek âyetin söz dizimine en uygun çeviridir.
[4565] Saldırganın cezalandırılmaması zulme prim vermektir. Saldırganı durdurma ve caydırma amacı taşıyan savaş, bir ödev ve ibadet olur.
Demek umulur ki eğer siz imândan yüz çevirirseniz, yeryüzünde bozgunculuğa çağırırsınız ve akrabalık münâsebetlerini parçalayıverirsiniz.
Demek ki ey münafıklar! Siz işbaşına geçecek olursanız, ülkede fesat çıkaracak, nizamı bozacak, akrabalık bağlarını parçalayacaksınız! (Allah'a verdiği söze bile sadık kalmayan kimsenin, böylesi hakları gözetmesi de beklenemez).
Demek işbaşına gelecek olursanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak, rahimleri (akrabalık bağlarını) koparacaksınız öyle mi?"
Başka bir kırâate göre: "Zâlimler sizin başınıza geçtiği takdirde onlarla bir olup yeryüzünde bozgunculuk yapar, akrabâlık bağlarını keser, onlarla birlikte akrabânızı öldürürsünüz, değil mi?" Âyette şu mânâ da muhtemeldir: "Demek ki sizin dönüp yeryüzünde bozgunculuk yapmanız ve akrabâlık bağlarını keserek onları (öldürmeniz) umulur değil mi?"
Emre sırt çevirirseniz, beklentiniz ortalığı birbirine katmak ve akrabalık bağlarını parçalamak olur değil mi?
-Eğer işbaşına gelirseniz, yeryüzünde bozgunculuk çıkarır, akrabalık bağlarını koparır mıydınız?
Demek siz iş başına geçecek olsanız, memlekette fesat çıkaracak ve akrabalık bağlarını keseceksiniz, öyle mi?
Demek iş başına gelecek olsanız/savaştan geri kalacak olsanız, ülkede fesat çıkarıp rahimleri parçalayacaksınız.
pes yaķın olduñuz eger yüz döndürürseñüz ya'nį islām’dan kim fesād eyleyesiz [271b] yirde daħı kesesiz ħıśımlıķlaruñuzı.
Siz umduġuñuz oldur kim eger begler olsañuz yir yüzinde fesādidesiz. Daḫı ḳarīblerüñüz ziyāretin kesesiz.
Əgər (Muhəmməd əleyhissəlamdan) üz döndərsəniz, sizdən yer üzündə fitnə-fəsad törətmək və (Cahiliyyət dövründə olduğu kimi) qohumluq tellərini qırmaq gözlənilməzmi?!
Would ye then, if ye were given the command, work corruption in the land and sever your ties of kinship?
Then, is it(4847) to be expected of you, if ye were put in authority, that ye will do mischief in the land, and break your ties of kith and kin?*
4847 It is no use to say, as the Quraysh said, that it is not seemly to fight against kith and kin. From one point of view the stand against sin brings "not peace, but a sword". It is a case of either subduing evil or being subdued by evil. If evil gets the upper hand, it is not likely to respect ties of kith and kin. It did not in the case of the Prophet and his adherents, and had to be suppressed, to bring about the conditions necessary for peace.