Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4624, sondan 1613. ayet; 49. sure ve Hucurât Suresinin 12. ayetidir. Hucurât Suresi 12. ayetinin kelime sayisi 32, harf sayısı 130 ve toplam ebced değeri ise 12919 olarak hesaplanmıştır. Hucurât Suresinin toplam ebced değeri 101425 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا اجتنبوا كثيرا من الظن ان بعض الظن اثم ولا تجسسوا ولا يغتب بعضكم بعضا ايحب احدكم ان يأكل لحم اخيه ميتا فكرهتموه واتقوا الله ان الله تـواب رحيم
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
Bu âyette üç kötü huy ve alışkanlık ele alınmış, etkili bir üslûpla yasaklanmıştır: Gerçek bilgi ve kanıta değil, tahmine dayalı hüküm (zan), insanların gizliliklerini araştırmak (tecessüs) ve insanları arkalarından çekiştirmek (gıybet).
Gerçeklik ihtimali yüzde ellinin üzerinde bulunmakla beraber kesin olmayan bilgi ve hükme zan denir. Başkalarını suçlamak, aleyhlerinde olacak bir karar almak ve davranışta bulunmak söz konusu olduğunda zanna dayanılamaz, zan şeklindeki bilgi dayanak ve delil kılınamaz. Çünkü insanlar hakkında sahip olunan zan ve tahminlerin birçoğu isabetsiz olmakta, beklendiğinin, sanıldığının aksi gerçekleşmektedir. Şu var ki, kimsenin aleyhinde olmayan, hakların zayi edilmesi ihtimali bulunmayan alanlarda, kesin bilgi bulunmadığında kuvvetli zana (zann-ı galip) dayalı hükümler ve uygulamalar yasak kapsamına dahil değildir. Sosyal bilimlerin önemli bir kısmı kesinliğe değil, kuvvetli zan ve ihtimale dayanmaktadır.
Sâbıkalı olmayan, suç işleme bakımından ciddi şüpheye sebep olacak davranışları bulunmayan bir kimsenin gizlediği bir işini, davranışını, halini araştırmak ve açıklamak ise âyette yasaklanan tecessüs kapsamına girmekte olup İslâm ahlâkçılarına göre ayıptır, dine göre de câiz değildir, günahtır. Ancak düşmanların müslümanlar hakkındaki plan, program ve niyetlerini anlamak, zamanında tedbir almayı sağlamak gibi amaçlara yönelik casusluk faaliyeti, bunda zaruret bulunduğu için yasak kapsamına dahil edilmemiştir.
Bir kimsenin gıyabında, arkasından hoşuna gitmeyeceği bilinen bir şeyini konuşmak, başkalarına aktarmak gıybettir ve câiz değildir. Peygamber efendimize, “Birisinin arkasından söylediklerimiz doğru ise, onda bu kötü nitelik varsa yine de yasak olan gıybet gerçekleşir mi?” diye soranlar şu cevabı almışlardır: “Söylediğiniz onda varsa gıybet etmiş olursunuz, yoksa yaptığınız iftira olur” (Müslim, “Birr”, 70). Şu hadis de bu kötü huylar ve alışkanlıklarla ilgilidir: “Zanna kapılmaktan sakınınız, zan en fazla asılsız olabilen haber ve bilgi türüdür. Kulak kabartmayınız, gizlilikleri araştırmayınız, başkalarını kıskanmayınız, öfkenize kapılmayınız, birbirinize sırtınızı dönmeyiniz. Ey Allah’ın kulları! Kardeşler olunuz” (Müslim, “Birr”, 28).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Zandançok kaçının! Şüphesiz ki zannın bir kısmı günahtır. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin! Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz (değil mi?). Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.
[Zann], sağlam bilgiye dayanmayan düşüncedir. [Gıybet], bir kişinin yüzüne söylenemeyecek bir sözü arkasından söylemektir. [Tecessüs] ise bir kişinin gizlide kalması gereken hâllerini ortaya çıkarma çabasıdır ki bütün bunlar Yüce Allah tarafından şiddetle yasaklanmaktadır. Çünkü bu üç konu müslümanların toplumsal hayatında uzak durmaları gereken en önemli noktaları içermektedir.,Bu cümlenin, “Ey iman edenler! zannın çoğundan kaçının!” şeklinde tercüme edilmesi sorunludur.,Burada zannın günah (haram) olmayan kısmının bulunduğuna işaret edilir ki bu da başkalarıyla değil, kişinin kendisiyle ilgili bazı konulara dair düşünceleridir.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Zandan çok sakınınız. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin ayıplarını araştırmayınız. Birbirinizin arkasından gıybet etmeyiniz. Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bakın, bundan tiksindiniz. Allah'a saygı duyunuz. Şüphesiz Allah tövbeleri kabul edendir; merhamet sahibidir.
Ey inananlar! Zannın birçoğundan sakının. Kuşkusuz bazı zanlar günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Bir kısmınız, bir kısmınızın gıybetini¹ yapmasın. Hiç sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Elbette ondan tiksinirsiniz. Öyleyse Allah'a karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Tevbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Gıybetten kasıt, “dedi kodu yapmak, bir kimsenin arkasından konuşmak değildir. Gıybet, “gaybe” ait bir konuda, yani bir kimsenin bilmediği bir konuda yargıda bulunması, biliyormuş gibi konuşmasıdır.
Ahmet Akgül
Ey iman edenler! (Birbiriniz hakkında kötü) Zandan (ve tahmini kurgulardan) çok kaçının; çünkü zannın (haksız ve alâkasız olan) bir kısmı günahtır (ve yalandır) . Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli ve ayıp yönlerini araştırmayın) . Kiminiz kiminizin gıybetini de yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte (nasıl) bundan tiksindiniz. (Öyle ise) Allah'tan korkup (başkalarına kötülük düşünmekten ve küçük düşürmekten) sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok Esirgeyendir.
Ey inananlar, sakının fazla şüphe etmekten, şüphe yok ki bazı zan ve şüpheler suçtur ve ayıplarınızı, gizli işleri arayıp gözetmeyin ve bir kısmınız, bir kısmınızın gıyabında kötülüğünü de söylemesin; biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Tiksindiniz, değil mi? Ve çekinin Allah'tan, şüphe yok ki Allah, tövbeleri kabul eder, rahimdir.
Ey iman edenler! Birbiriniz hakkında, yersiz zanda bulunmaktan kaçının. Çünkü bazı zan ve şüphe vardır ki, günahtır. Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın ve birbirinizi arkadan çekiştirmeyin. Biriniz ölü kardeşinin etini yemek ister mi? Hayır, siz ondan iğrenirsiniz! Öyleyse adam çekiştirmekten de, öylece iğrenin ve yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulmaya çalışın. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul eden ve acıyandır.
Ey iman nimetine kavuşanlar, zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı, yersiz zanna dayalı yapılan davranışlar, bilerek günah işlemek sayılır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Herhangi biriniz, diğerini arkasından çekiştirmesin, hoşa gitmeyecek bir şeyle gereksiz yere anmasın. Sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan iğrenirsiniz. Allah'a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. Allah insanları tevbeye, itaate sevkeder, tevbeleri kabul eder, engin merhamet sahibidir.
Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Şüphesiz bazı zanlar günahtır. (Birbirinizin) gizlilikleri(ni) araştırmayın. Bazılarınız bazılarınızı arkadan çekiştirmesin. Biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan tiksindiniz. Allah'tan sakının. Allah tevbeleri çok kabul eden, çok merhamet edendir.
Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.
Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. (Müslümanların ayıb ve kusurlarını) araştırmayın; bir kısmınız bir kısmınızı (arkasında hoşlanmıyacağı sözle) çekiştirmesin. Hiç sizden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz (değil mi)? O halde (gıybet etmekte) Allah'dan korkun. Muhakkak ki Allah Tevvâb'dır = tevbeleri kabul edendir, Rahîm'dir= çok merhametlidir.
Ey iman edenler! Birçok zandan uzak durun. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Gizli sırlarınızı araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. İğrendiğiniz halde, biriniz kardeşinin etini yemek ister mi? Ve Allah’ın yasalarını çiğnemekten sakının. (Bilin ki) Allah, tevbeleri kabul eden ve acıyandır.
Ey inanmış olanlar! Zanların birçoğundan kaçınız, zanların birtakımı günahtır, gizli işlerinizi araştırmayın, birbiriniz hakkında koğuculuk yapmayın, sizler ister misiniz ki, ölü bir kardeşin etini yemek? imdi, bundan iğrenirsiniz, Allahtan sakınınız, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Ey inananlar! Zannın birçoğundan sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır (farkında olmadan günaha girmiş olursunuz)! Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın ve arkanızdan birbirinizi çekiştirmeye kalkışmayın! Aranızdan, hiç ölmüş kardeşinin etini yemek isteyen kimse çıkar mı? Hayır, siz ondan tiksinirsiniz. Bu konularda Allah'a karşı gelmekten sakının! Şüphesiz Allah, kendisine yönelenlerin tevbelerini çok kabul edendir (ve bu şekilde tevbe ile Kendisine yönelen kullarına karşı da) çok merhametlidir.
Cemal Külünkoğlu Hucurât Suresi 12. Ayet Açıklaması
Bkz. 17:36“Zanda bulunmak”, insanlar hakkında ön yargılı, mesnetsiz, tahminen ve evhama dayanarak suçlamada bulunmak ve buna göre cezalandırmaya kalkışmaktır. Yani su-i zan ederek insanları yargılamaktır.Bu âyette hitap doğrudan mü’minlere yapılmaktadır. Ama burada sıralanan yasakların tamamı Müslümanların hayatında en çok bulunan kötülüklerdendir. Bu da Müslümanların Kur’an ahlakından ne kadar uzak yaşadığını göstermeye yeter. Ayetin içindeki “Bu konuda Allah’a karşı gelmekten sakının!” uyarısı, “eğer bu günahları işlerseniz Allah’a karşı gelmiş olursunuz” demektir. Bir taraftan beş vakit namazda Allah’ın huzuruna çıkıp sadece O’na kulluk edeceğine ve O’na asla karşı gelmeyeceğine dair söz vereceksin, diğer taraftan da bu kötülüklerle sadece bir günde onlarca defa O’na karşı geleceksin. İşte imanla küfür arasındaki çizgide yaşamak böyle bir şeydir.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah'tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.
Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Zandan kaçınmamız, kusur araştırıp ayıpları deşmememiz ve gıybet etmememiz istenmiştir. Çekiştirilen kimsede, anlatılan kusur bulunsa bile, bunun anlatılmasının caiz olmadığı Hz. Peygamber tarafından açıklanmıştır.
Edip Yüksel
Ey inananlar, zandan tümüyle sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli şeylerini araştırmayın ve birbirinizi arkadan çekiştirmeyin. Ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mısınız? Elbette ondan iğrenirsiniz. ALLAH'ı dinleyin. ALLAH tevbeleri kabul edendir, Rahimdir.
Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
Ey o bütün iyman edenler! Zannın bir çoğundan çekinin çünkü zannın ba'zısı vebaldir, tecessüs de etmeyin, ba'zınız ba'zınızı gıybet de etmesin, hiç arzu eder mi ki biriniz kardeşinin ölü halinde etini yesin? Demek tiksindiniz! O halde Allaha korunun, çünkü Allah tevvabdır, rahîmdir
Ey îman edenler, zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü ba'zı zan (vardır ki) günahdır. Birbirinizin kusurunu araşdırmayın. Kiminiz de kiminizi arkasından çekişdirmesin. Sizden her hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekden hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allahdan korkun. Çünkü Allah tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyicidir.
(1)“Gıybet (dedikodu), ehl-i adâvet ve hased ve inadın (kindâr, kıskanç ve inadçıların) en çok isti‘mâl ettikleri (kullandıkları) alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sâhibi, bu pis silâha tenezzül edip isti‘mâl etmez. (...) Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hâzır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip (hoşlanmayıp) darılacaktı. Eğer doğru dese, zâten gıybettir. Eğer yalan dese; hem gıybet, hem iftirâdır. İki katlı çirkin bir günahtır. Gıybet, mahsus (husûsî) birkaç maddede câiz olabilir: Birisi: Şekvâ (şikâyet) sûretinde bir vazîfedar adama der, tâ yardım edip o münkeri (çirkin şeyi), o kabâhati ondan izâle etsin ve hakkını ondan alsın. Birisi de: Bir adam onunla teşrîk-i mesâî etmek (berâber çalışmak) ister. Senin ile meşveret eder (danışır). Sen de sırf maslahat (faydalı olmak) için garazsız olarak (düşmanlık taşımadan), meşveretin hakkını edâ etmek için desen: ‘Onun ile teşrîk-i mesâî etme. Çünki zarar göreceksin.’ Birisi de: Maksadı, tahkir ve teşhir (i‘lân) değil; belki maksadı, ta‘rîf ve tanıttırmak için dese: ‘O topal ve serseri adam filan yere gitti.’ Birisi de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecâhirdir. Yani fenâlıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiâtla (günahlarla) iftihâr ediyor; zulmü ile telezzüz ediyor, sıkılmayarak âşikâre bir sûrette işliyor. İşte bu mahsus maddelerde garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet câiz olabilir. Yoksa gıybet, nasıl ateş odunu yer bitirir; gıybet dahi a‘mâl-i sâlihayı (sâlih amelleri) yer bitirir.” (Mektûbât, 22. Mektûb, 102-103)
İlyas Yorulmaz
Ey İman edenler! Çok zan yapmaktan kaçının. Zira bazı zanlar vardır ki günahtır. Birbirinizin ayıplarını aramayın ve yokluğunda birbirinizi çekiştirmeyin. İçinizden birisi ölü kardeşinizin etini yemeyi sever mi? Bunu yapmayı sevmediniz değil mi? O halde Allah’dan korunun, Allah tövbeleri en çok kabul eden ve merhametli olandır.
Mü/minler! Zanların çoğundan çekinin, çünkü zanların bazısı [¹] günahtır. Gizli şeyleri araştırmayın, birbirinizin ardından söz söylemeyin, biriniz ölü kardeşinin etini yemesini ister mi? İşte bak, ondan iğrendiniz [²], Allah/tan sakının, Allah tövbeleri kabul eder, merhamet eyler.
İsmail Hakkı İzmirli Hucurât Suresi 12. Ayet Açıklaması
[1] Hayır sahibine sui zan etmek gibi.[2] Yâni ona böyle bir şey teklif olunsa ondan iğrenir.
Kadri Çelik
Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz de kiminizin gıybetini yapıp arkasından çekiştirmesin. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan iğrenip tiksindiniz. Allah'tan korkup sakının. Hiç şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.
Ey iman edenler! Aşırı zandan kaçının; çünküzannın bir kısmı günahtır. Günah olan zan, asılsız tahminlere, evhamlara dayanarak insanları suçlamak veya cezalandırmaya kalkışmaktır. O hâlde, ne kadar çok zanla hareket ederseniz, yanılıp günaha girme ihtimaliniz de o derece artacaktır. Bir de, evleneceği kişinin durumunu araştırma veya büyük suçluları takip etme gibi meşrû bir sebebe dayanmadıkça, birbirinizin mahrem yönlerini araştırmayın ve olası bir haksızlığı engellemek amacıyla evlilik, iş ortaklığı ve benzeri konularda taraflara önbilgi vererek uyarma veya şâhitlik yapma durumu hariç, lüzumsuz yere insanların kusurlarını sayıp dökerek birbirinizi arkadan çekiştirmeyin. Hiçbiriniz, bir başkasının arkasından onun hoşlanmayacağı sözler söylemesin. İçinizden hanginiz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır? İşte bundan tiksindiniz değil mi? Oysa gıybet, bundan daha tiksinti verici bir günahtır! Öyleyse, Allah’tan gelen ilkeleri çiğnememe konusunda son derece titiz ve dikkatli davranın, dürüst ve erdemlice bir hayat sürerek kötülüğün her çeşidinden sakının! Allah’ın rahmetinden de hiçbir zaman ümidinizi kesmeyin! Doğrusu Allah, içtenlikle yapılan bütün tövbeleri kabul edendir, çok ama çok merhametlidir.
Ey îman edenler, zandan1 çok kaçının; zîrâ zannın bir kısmı günâhtır.2 Birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın.3 Kiminiz de kiminizin gıybetini4 yapmasın. Sizden biriniz hiç ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? (Bak, nasıl da) tiksindiniz. Allah’tan korkun. Hiç şüphesiz Allah tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.
1 Zan: Kelime olarak, sanmak ve tahmin etmek demektir. Terim olarak ise, bir kimse hakkında hiçbir bilgi ve delil bulunmayan bir şeyi doğruymuş gibi kötülükle töhmet altına alarak söylemektir. Bu ayette Rabbimiz: “Ey îman edenler, zandan çok kaçının; zîrâ zannın bir kısmı günâhtır…” buyurmaktadır. Âyetin bu bölümü, “Ey îman edenler, zannın pek çoğundan kaçının” diye tercüme edilebilirse de; bazı zanlardan sakınmamayı ifade ettiği için çok da doğru olmayabilir. Peygamber (s.a.v) de: “Zandan sakının. Şüphesiz zan sözün en yalan olanıdır.” buyurmuştur. Buraya kadarı kişilerle ilgili olan zandır. Bir de; Allah’ın dinini ucuza satma yolunda yapılan ve; “bana göre …” diye başlayan zanlar vardır ki bu zanlar daha da tehlikelidir. Zira Rabbimiz: “Onların birçoğu zandan başka bir şeye uymaz. Hâlbuki zan, Hak’tan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Muhakkak ki, onların ne yaptıklarını Allah çok iyi bilir.” (Yunus: 36) buyurmaktadır. Bk. (Âlu İmran: 188)2 Bu bölüm, “Ey îman edenler, zannın pek çoğundan kaçının zîrâ zannın bir kısmı günâhtır.” diye de tercüme edilebilir. İsm: Sonunda üzerine ceza gereken günahtır. Çünkü zan, ihtimal üzere bir hüküm olduğundan bir kısmı hakka hiç isabet etmez. Etmeyince de başkasının hakkı olan hususta o şahsın aleyhine hüküm, bühtan, iftira ve vebal oluşur. Zannın bazısı günah olunca da böyle bir vebal ve zarara düşmemek için çekinmek ve hangi çeşit zandan olduğunu düşünmek üzere onun birçoğundan sakınmak lâzım gelir. Yasaklanan çirkinliklerden birçoğu da böyle zanlardan meydana gelir. Gerçi zannın hepsi günah değildir. Allah’a ve mü'minler’e “hüsn-i zann” gibi vâcib olan zann da vardır. Hüsn-i zann imandandır. Bazılarının ğaybî konulara taş atarak ortaya attıkları “nev zuhur” saçmalıklar buna girer. Burada ma'rife olarak (كَث۪يرَ الظَّنِّ) denilmeyip de nekra olarak (كَث۪يرًا مِنَ الظَّنِّ) buyurulmasının nüktesinde de Zemahşerî: “Bunun nekra gelmesi baziyyet manasını ifade etmek ve zanların içinde tayin olmaksızın genel olarak sakınılması vâcib olanlar bulunduğunu işaret eylemek içindir. Yani herkes hak ve bâtılı iyice araştırmadan zanna cüret etmesin, Allah’tan korksun. Eğer ma'rife getirilse idi zandan sakınma emri az bir zanna değil çok olan zanna sıfat imiş ve sakınılması gereken zan çoklukla muttasıf olan zan olup az olan zanna ruhsat var imiş gibi anlaşılabilirdi. Binâenaleyh bilinmeyen bir adama hüsn-i zan, vâcib olmasa bile sû-i zan da câiz olmaz. Lâkin fasıklığı ile tanınan kimselere sü-i zan haram olmaz” demiştir.3 Tecessüs: Hastalığı sağlığı anlamak için nabız yoklamak, dikkat ve gayretle haber araştırmak anlamlarına gelir. Terim anlamı ise bir kimsenin ayıbını araştırmak, casusluk yapmak demektir. Yani mü'minlerin eksikliklerini bulacağız, açık delil ve işaretler elde ederek zan veya yakîn meydana getireceğiz diye casus gibi inceden inceye yoklayıp araştırmayın da görünene bakın, Allah’ın örttüğünü örtün. Bir hadîs-i şerifte: “Müslümanların ayıplarını araştırmayın. Zira her kim Müslümanların ayıplarını araştırırsa, Allah da onun ayıbını takip eder, nihâyet evinin içinde bile onu rezil-rüsva eyler” buyurulmuştur. Rivayet olunur ki: Hz. Ömer Medine’de geceleyin gezerdi. Bir gece bir evde şarkı söyleyen bir adamın sesini işitince, duvardan atlayarak içeri girdi. Baktı ki yanında bir kadın bir de şarap var. Adama: “Ey Allah’ın düşmanı! Sen günah işleyeceksin de Allah senin günahını örtecek mi sandın?” dedi. Adam: “Sen de acele etme, ey mü’min-lerin emiri! Ben bir günah yaptım ise, sen üç hususta günah işledin. Allah, tecessüs etmeyin buyurdu, sen tecessüs ettin. Allah, evlere kapılarından girin dedi, sen duvardan atladın. Allah, evlere izin alarak ve selam vererek girin dedi, sen benim evime izinsiz girdin” deyince Hz. Ömer: “Şimdi ben seni affedersem sen de beni affeder misin?” dedi. O da: “Evet” dedi. Bundan sonra Hz. Ömer o adamı o halde bırakarak evden çıktı gitti. 4 Gıybet: Bir kimsenin arkasından hoşlanmayacağı bir şey söylemektir. Peygamber (s.a.v) “gıybet kardeşini hoşlanmayacağı bir şey ile anmandır. Eğer söylediğin onda varsa gıybet etmiş olursun, yoksa ona iftira etmiş olursun” buyurdu. (Neseî, Tirmizî, Müslim, Ebû Dâvud) Ancak; kötülüğe engel olmak, sakındırmak ve tarif için o şahsı küçümseyici olmamak şartıyla fiskını ve zulmünü anarak arkasından konuşmak gıybet olmaz. Gıybet üç çeşittir. 1. Gıybet edip de, “ben gıybet etmiyorum onda olanı söylüyorum” demektir. Bu, kesinlikle haramı helâl saymak olduğu için küfürdür. 2. Gıybet edip gıybetin başkalarına ulaşmasıdır. Bu günahtır, helalleşmedikçe tövbe ile kurtulunamaz. Çünkü kul hakkı teallûk etmiştir. 3. Sahibine ulaşmayan gıybettir. Bu hem kendisine ve hem gıybet ettiği kimseye istiğfar ederek tövbe etmekle affolunabilir.
Muhammed Esed
Siz ey imana ermiş olanlar! [Birbiriniz hakkında] yersiz zanda bulunmaktan kaçının; 14 çünkü [bu şekildeki] zannın bir kısmı [da] günahtır; birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın, ve arkanızdan birbirinizi çekiştirmeye kalkışmayın. Aranızdan, hiç ölmüş kardeşinin etini yemek isteyen kimse çıkar mı? Hayır, siz ondan iğrenirsiniz! Ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, rahmet kaynağıdır!
Ey iman edenler! Zandan/insanlar hakkında mesnetsiz ve tahmini bilgiye dayalı hüküm vermekten kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. İnsanların gizli hallerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini de yapmayın. Sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz değil mi? Öyleyse bu konularda duyarlı olun. Hiç kuşku yok ki Allah tövbeleri kabul eden sınırsız bir rahmet kaynağıdır. 10/36, 49/11
Siz ey iman edenler! (Birbiriniz hakkında kötü) zandan şiddetle kaçının![4645] Unutmayın ki zannın bir kısmı ağır bir vebaldir![4646] Birbirinizin gizli saklısını da asla araştırmayın[4647] ve birbirinizin gıybetini etmeyin! İçinizde ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanan biri var mı? Bakın, tiksindiniz işte![4648] Sözün özü: Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincine varın! Kuşkusuz Allah tevbeleri kabul edendir, kullarına merhametlidir.
Mustafa İslamoğlu Hucurât Suresi 12. Ayet Açıklaması
[4645] Minin beyaniyye anlamıyla. Zanndaki belirlilik çeviriye “kötü” karşılığıyla yansımıştır. Kötü zan (suizan) kalbin bedduasıdır. Suizanna ayarlı olanlar, başkalarında kendilerini görürler. Birine suizanla yaklaşmak, aslında “Ben onun yerinde olsam böyle yapardım” itirafıdır. Bilginin hakikate nisbeti dörttür: Vehm, şekk, zann, yakîn. 1) Vehm: Hakikatten hiçbir payı yoktur, serapa asılsızdır. Fakat olmayan şey varmış gibi vehmedildiği için, sahte bir nisbetten, yani kurgusal bir nisbetten söz edilebilir. Fakat bu en küçük bir gerçeğe tekabül etmez. 2) Şekk: Hakikate ve yalana nisbeti eşittir. Tam ortada durur. 3) Zan: Hakikate nisbeti yalana, nisbetinden daha yakındır. Fakat zan bilginin hakikate nisbetini ifade eden kavramlar arasında en muğlak ve en tehlikeli olandır. Zira yakine benzerliğinden dolayı pirincin içindeki beyaz taştır. Bu yüzden Kur’an, zannın “günah” olan bir türü olduğunu, ama hiçbir türünün hakkın yerini tutmayacağını (10:36) söyler. Doğruya isabet eden tahmin ile elde edilen bilgi, ‘ilme’ değil ‘irfana’ tekabül eder. Bu yüzden Allah’a “ârif” denmez, ama “âlim” denir. 4) Yakîn: Hakikate nisbeti yüzde yüzdür. Üç kısımdır: İlme’l-yakin, ayne’l-yakin, hakka’l-yakin. İlki bilgiyle, ikincisi gözlemle, sonuncusu yaşayarak elde edilir.
[4646] “Geri bırakmak, hız kesmek” anlamına gelen ism, müeyyide gerektiren günah için kullanılır (25:68). Bir hadiste “saf iyiliğin” zıddı “kökten kötülük” olarak yer almıştır (İbn Hanbel). Suî zandan hesap sorulur. Zira suizan yamuk bakıştır. Yamuk bakan, baktığını doğru göremez.
[4647] Ve: Açık aramayın! Başkalarının ayıplarını ortaya serenin, kendi ayıplarını da Allah ortaya serer.
[4648] Zımnen: Gıybet ahlâkî yamyamlıktır. Bu yamyamlık türü, eti yenilenden daha çok başkalarının etini yiyen gıybet hastalarına zarar verir. İnsanın kendisiyle ve başkalarıyla ilişkisini çürütür.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey imân edenler! Çokça zannetmekten kaçınınız. Şüphe yok ki, zannın bâzısı günahtır ve araştırmakta bulunmayınız ve bazınız bazınızı gıybet etmeyiniz. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? (Bilakis) Onu kerih görmüş olursunuz. Artık Allah'tan korkunuz, şüphe yok ki, Allah Teâlâ tevbeleri kabul edicidir, çok esirgeyicidir.
Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Kiminiz kiminizi gıybet etmesin. Hiç sizden biriniz ölmüş kardeşinin cesedini dişlemekten hoşlanır mı? İşte bundan hemen tiksindiniz! Öyleyse Allah'ın azabından korkun da bu çirkin işten kendinizi koruyun. Allah tevvabdır, rahîmdir (tövbeleri kabul eder, merhamet ve ihsanı boldur).
Zannın çeşitleri vardır. Hüsnüzan kısmı makbul olup müminin Allah, Resulü, müminler ve aksine sebep olmadıkça bütün insanlar hakkında bu zannı beslemesi gerekir. Bazen başka çare kalmayınca zanna dayanarak hüküm verme ihtiyacı olur. Günah olan kısım ise, insanlar hakkında haksız yere suizan besleyip onlar hakkında iyi tarafa değil de kötü tarafa yorumlar yapmaktır. Tecessüs, insanların gizli hallerini araştırmak, keza onların gıybetini yapmak da bu âyetle şiddetle yasaklanmıştır. Gizli halleri araştırmak fertlere olduğu gibi devlet yetkililerine de haramdır. “İdareci, halkın mahrem ve gizli hallerini araştırırsa onların ahlâkını ve düzenlerini bozar.” (hadis-i şerif).
Süleyman Ateş
Ey inananlar, zandan çok sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli şeylerini araştırmayın; biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemeği sever mi? İşte bundan iğrendiniz. O halde Allah'tan korkun, şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.
Ey inanıp güvenenler! Varsayımların (zanların[1]) çoğundan kaçının. Bazı varsayımlar kişiyi doğrulardan uzaklaştırır[2]. Kimsede kusur aramayın; birbirinizi arkadan çekiştirmeyin[3]. Hanginiz ölü kardeşinizin etini yemek ister ki! Bundan tiksinirsiniz. Allah’tan çekinin; Allah dönüşleri (tevbeleri) kabul eder, ikramı boldur.
Süleymaniye Vakfı Hucurât Suresi 12. Ayet Açıklaması
[1] "Arapçada zann = ظنّ hem "kesin bilgi" hem de "varsayım" anlamına gelir. Varsayımların oranı kesin bilgiden çok fazla olacağı için, "zannın çoğu" ifadesi bilgiye dayalı olmayan zannı, yani varsayımları ifade eder." [2] Ayetteki إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredât). [3] Arkadan çekiştirmeyen olarak çevirdiğimiz kısım "وَلَا يَغْتَب (ve lâ yagteb)"tir. "Gıybet etmeyiniz", "Yokluğunda çekiştirmeyiniz" manasına gelir. Ayetin başında varsayım(zan,sanı) ayrıca yasaklandığından, bu kısımda yasaklanan şeyin, varsayım olmamasına(gerçek olmasına) rağmen kişinin yokluğunda, kötü hal ve davranışları hakkında konuşmak, olduğu anlaşılmaktadır. Yani ister gerçek ister varsayım olsun kişinin arkasından konuşmak yasaklanmıştır.
Şaban Piriş
-Ey iman edenler! Aşırı şüpheden kaçının, çünkü bir kısım şüphe günahtır. Birbirinizin gizlisini araştırmayın. Birbirinizi çekiştirmeyin. Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz değil mi? Allah'tan korkun, kuşkusuz Allah, tevbeleri kabul eden ve merhamet edendir.
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan(1) sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın.(2) Sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. Allah'tan korkun. Muhakkak ki Allah tevbeleri kabul edici ve merhamet edicidir.
(1) İnsanlar hakkında kötü zan beslemek.(2) “Gıybet, din kardeşini hoşlanmadığın birşeyle anmandır. Eğer o söylenen şey kardeşinde varsa gıybet etmiş, yoksa iftira etmiş olursun.” (Müslim, Birr: 70.)
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah'tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.