Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4616, sondan 1621. ayet; 49. sure ve bu surenin 4. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 9, harf sayısı 41 ve toplam ebced değeri ise 2987 olarak hesaplanmıştır.
ان الذين ينادونك من وراء الحجرات اكثرهم لا يعقلون
انالذينينادونكمنوراءالحجراتاكثرهملايعقلون
İnne-lleżîne yunâdûneke min verâ-i-lhucurâti ekśeruhum lâ ya’kilûn(e)
(Ey Muhammed!) Odaların arkasından sana bağıranların çoğu aklı ermeyen kimselerdir.[499]
Uyeyne İbn Husâyn ve Akra’ İbn Hâbis, Temimoğulları’ndan yetmiş kişilik bir heyetle birlikte Hz. Peygamber’in istirahatta bulunduğu bir öğle vaktinde odaların arkasına gelerek, “Ey Muhammed! Yanımıza gel” diye seslenmişlerdi. Âyette onların bu kaba davranışı kınanmaktadır.
Benî Temîm isimli bedevî kabilesi Hz. Peygamber’i görmek, tanımak ve buna göre bir ilişki kararı almak üzere Medine’ye gelmişti. Peygamber efendimiz her öğleden sonra yaptıkları gibi bir süre dinlenmek (kaylûle yapmak) üzere odalarına çekilmişlerdi. Kabile mensupları, kendilerine bu durum bildirildiği halde Resûlullah’ın evinin önünde, kaba bir şekilde “Muhammed, Muhammed!” diye bağırmaya başladılar. Bu davranışları hem edebe aykırı idi hem de onu rahatsız etmişti. Ama eğitim ve idrak seviyeleri henüz yaptıklarının kabalığını, yersizliğini anlayacak ölçüde değildi (Kurtubî, XVI, 294 vd.). Böyle yapanların medeni inceliklerden uzak bedevîler olduğu düşünüldüğünde davranış tabii de görülebilirdi. Buna rağmen Allah Teâlâ’nın vahiy göndererek uyarıda bulunması iki önemli ve evrensel değer ve kurala dikkat çekmektedir: 1. Medenî inceliklerin, insanî erdemlerin bütün topluluğa yayılması; köylünün, bedevînin, şehirlerden uzak yaşayanların da uygarlıktan nasiplendirilmesi, bütün ümmetin medenîleşmesi gereklidir. 2. Hz. Peygamber’in Allah katındaki yeri ve değeri çok yüksek olup onun karşısında herkes bu idrak içinde olmak zorundadır.
Sana odaların arkasından (bağırarak) seslenenlerin çoğu akıl etmezler.
Bu ayette geçen ve “odalar” anlamına gelen [el-Hucurât] kelimesi surenin ismi olarak belirlenmiştir.
Sana odaların arkasından bağıranların çoğu, aklı ermez kimselerdir.[571]
[571] Hucürât hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 164-166.
Sana odaların dışından seslenenlerin çoğu, düşüncesiz kimselerdir.
(Ey Resulüm!) Şüphesiz, (evindeki) odaların (kapıları) ardından Sana (uygunsuzca) seslenenler (Elçiye karşı edep ve hürmete riayet etmeyenler), onların çoğu aklını kullanmayan kimselerdir.
Odaların ardından bağırarak sana seslenenlerin çoğu, akıl etmeyen kişilerdir.
Gerçek şu ki ey peygamber! Sana evinin dışından bağırarak seslenenler var ya onların çoğu, akıllarını kullanamayan kimselerdir.
Hücre-i saadetlerin, evlerinin arkasından sana “Ey Allah'ın rasulü” diyecekleri yerde, bağıra çağıra isminle seslenenlerin çoğu aklı kıt, düşüncesiz kimselerdir.
Şüphesiz seni odaların arkasından çağıranların çoğu akıl etmeyenlerdir.
Şüphesiz, hücrelerin ardından sana seslenenler de, onların çoğu aklını kullanmıyor.
Hücrelerin (Peygambere ait odaların) önünden seni çağıranlar (var ya), onların çoğu aklı ermiyenlerdir.
Gerçekten odaların arkasından sana seslenenlerin çoğu düşüncesiz insanlardır.()
(*) Kur’anın cahil bedevi bir toplumu nasıl eğittiğinin bir belgesidir.
Odaların arkasından, sana çağıranların pek çoğunun aklı ermez
(Ey Peygamber!) Seni evinin dışından çağıranlar var ya, işte onların çoğu aklı ermeyen cahil kimselerdir.
Medine’deki bedevi Araplar, Hz. Peygamber ile görüşmek ve ona bir şeyler sormak için gelip odaların arkasından yüksek sesle bağırırlardı. Yine bir gün Temimoğullarından bir heyet Hz. Muhammed’in istirahatte bulunduğu bir vakitte odaların arkasına gelerek ona yüksek sesle “Muhammed! Dışarı çık, seninle konuşmak istiyoruz” diye bağırmışlardı. Ayette onların edep ve nezaketle, saygı ve nezahetle bağdaşmayan bu davranışları kınanıyor.
Sana odaların ötesinden seslenenlerin çoğu akletmeyen kimselerdir.
(Resûlüm!) Sana odaların arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez kimselerdir.
Rivayet edildiğine göre, Uyeyne b. Hısn ile Akra’ b. Hâbis, Temim oğullarından yetmiş kişilik bir heyetle öğle vakti Allah’ın elçisine gelmişlerdi. Resûlullah, odasında uyuyordu. «Ya Muhammed! Dışarı çık, yanımıza gel!» diye bağırmışlardı. Âyet bu tür davranışın uygunsuzluğuna dikkat çekmektedir.
Odaların/duvarların ardından sana seslenenlerin çoğu düşüncesiz kimselerdir.
(Resülüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir.
Hucrelerin arkasından sana önleyenler, her halde ekserisi aklı irmiyenlerdir
Hücrelerin ardından sana ünleyenler (var ya) onların, çoğunun akılları ermez.
(Ey Habîbim!) Doğrusu sana hucurât'ın (odaların) arkasından (evinin dışından, edebe muhâlif olarak) seslenen kimseler var ya, onların çoğu (bu âdâba) akıl erdirmiyorlar.
Şurası muhakkak ki, odaların arkasından (evin dışından) sana bağırarak seslenenlerin çoğu, Allah’ın ikazlarını akledemeyen kimselerdir.
Odaların arkasından seni çağıranlar yok mu, onların pek çoğu aklı ermez kimselerdir. Sakın üzülme.
Şüphesiz odaların ardından sana seslenenler de (var ya), onların çoğu aklını kullanmıyorlar.
Ey Peygamber! Seni evinin dışından, ta odaların arkasından görgüsüzce çağıranlar var ya, onların çoğu düşüncesiz kimselerdir.
Sana ODALAR’ın ötesinden seslenenlere gelince; onların çoğu akletmez.
Şüphesiz odaların1 ardından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir.2
1 Hücre: Etrafı çevrilerek içine girilmekten men olunan Arz kıtasıdır. Hücrelerden kastedilen Rasulullah (s.a.v)’in Hane-i Saadeti’nin odalarıdır ki her biri eşlerinden birine ait olmak üzere dokuz oda idi. Bu odaların üzeri hurma dallarıyla örtülmüş idi ve kapılarının üzerinde siyah kıldan çullar vardı. Hasan el-Basrîden, Davud b. Kays: “Hz. Osman’ın hilâfetinde Peygamberimiz (s.a.v)’in eşlerinin evlerine girerdim. Tavanlarına elimle yetişirdim. Abdülmelik’in oğlu Velîd zamanında onun emriyle o hücreler, Rasulullah’ın mescidine ilhak edildi ve bundan dolayı insanlar ağladı. O gün Said b. Müseyyeb: ‘vallahi arzu ederdim ki bu hücreleri olduğu gibi bıraksalar da Medîne ahalisinden bir takım kimseler bundan ibret alsalar ve yabancılar da gelip Rasulullah (s.a.v)’in hayatında ne ile iktifa buyurduğunu görseler ve zühd dersi alsalardı’ dedi” diye anlattı.2 Bu âyet, Beni Temim kabîlesinden gelen bir grubun Peygamberimizi kaba bir şekilde çağırması üzerine, indirilmiştir. Olay şu şekilde cereyan etmiştir. Benî Temîm kabilesinden yetmiş veya seksen kişilik bir heyet gelmişti. Bu heyetin içinde Zibrikan b. Bedr, Utarid b. Hacib b. Zurare, Kays b. Asım, Kays b. Haris, Amr b. Ehtem ve Akra' b. Habis vardı. Heyet öğle sıcağında mescide girmişlerdi, Rasulullah (s.a.v) henüz uyuyordu. Bunlar: “Ey Muhammed! Bize çık” diye bağırdılar. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) uyandı ve çıktı. Akra' b. Habis: “Ey Muhammed! Benim övgüm adamı süsler, zemmim ise kötüler” dedi. Rasulullah (s.a.v): “Yazıklar olsun sana, öyle olan Allah’tır” buyurdu. Derken insanlar mescide toplandı. “Bunlar Benî Temîm, hatibimizle ve şâirimizle sana kendimizi öveceğiz” dediler. Peygamber (s.a.v): “Ben şiir ile gönderilmedim, övünmek ile de emrolunmadım velâkin haydin bakalım” buyurdu. Beni Temim’in şair ve hatipleriyle Peygamberimiz (s.a.v)’in şair ve hatipleri bir miktar yarıştılar. Sonunda Akra' b. Hâbis: “Vallahi bilmem bu ne iştir? Hatîbimiz söyledi, onların hatîbi daha güzel söyledi, şairimiz söyledi, onların şâiri daha şâır, daha güzel söylüyor” dedi. Sonra Rasulüllah (s.a.v)’in huzuruna daha yakın vardı ve kelime-i şahadet getirerek Müslüman oldu. (İbnu Kesir)
Gerçek şu ki [ey Peygamber,] seni evinin dışından çağıranlar var ya, 4 işte onların çoğu akıllarını kullanmazlar:
Odalarının arkasından sana bağırarak seslenenler var ya onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar. 10/100
Ne var ki sana hanelerin berisinden[4632] seslenenler de var; onların çoğu, akıllarını kullanmıyorlar.[4633]
[4632] Min sanıldığı gibi zait değildir. Verâ’ zarfına “her yönün ötesinden” anlamı katar (Krş.
59:14).
[4633] Saygı, edep ve terbiyeye dair bu âyet, ‘bedevi’ âklı ‘medeni’ olmaya davet etmektedir. Nezaket ve görgü kurallarının insan ilişkilerindeki önemine bir atıftır. Âyetin son cümlesi, her tür saygısızlık ve edepsizliğin temelinde, aklını kullanmama illetinin yattığını söylüyor.
Muhakkak o kimseler ki, sana hücrelerin arkasından nidâ ediverirler. Onların çoğu âkilâne düşünmezler.
Ama sana evinin dışından seslenenlerin ise ekserisi düşüncesiz, mâkul davranmayan kimselerdir.
Hz. Peygamberin çevresinde olan ashab, az çok onun hayat programını bilip, kendisini görme işini ona göre ayarlarlardı. Görüşmeyi gerektiren sebep varsa dışarda bekler, seslenip kapı çalmazlardı. Fakat dışardan gelen bedevîler, gece gündüz demeden, ne vakit gelmişlerse, onun eşlerinin odaları önünde dikilip dışarıdan çağırır, o da çıkınca konuşurlardı. Tabiatıyla bu durum onun programını altüst ederdi.
Odaların arkasından sana bağıranların çoğu, düşüncesiz kimselerdir.
Uyeyne ibn Hısn ile, Akra' ibn Hâbis, Temîm Oğullarından yetmiş kişilik bir hey'etle, öğle vakti Allah'ın Elçisine geldiler. Allah'ın Elçisi, odasında uyuyordu: "Yâ Muhammed, dışarı çık, yanımıza gel!" diye bağırdılar. Âyet, bu tür davranışın nezakete aykırı olduğunu anlatıyor.
(Ya Muhammed!) Sen içerdeyken odaların dışından sana seslenenlerin çoğu aklını kullanmayan kişilerdir.
Sana odaların arkasından bağıranların çoğu aklını kullanmıyorlar.
Sana odaların gerisinden seslenenlerin çoğu aklı ermez kimselerdir.
Odalarının arkasından sana seslenenlere gelince, onların çoğu aklını çalıştırmamaktadır.
bayıķ anlar kim ķıġırurlar saña ḥücreler ardından eyregi anlaruñ añlamazlar.
Ol kişiler ki saña nidā iderler, çaġırurlar, ḥücreler ardından. Anlaruñ çoġıfehm eylemezler.
(Ya Peyğəmbər!) Şübhəsiz ki, səni otaqların arxasından çağıranların çoxusunun ağlı kəsmir!
Lo! those who call thee from behind the private apartment, most of them have no sense.
Those who shout out(4923) to thee from without the Inner Apartments -(4923-A) most of them lack understanding.*
4923 To shout aloud to your Leader from outside his Chambers shows disrespect both for his person, his time, and his engagements. Only ignorant fools would be guilty of such unseemly behaviour. It is more seemly of them to wait and bide their time until he is free to come out and attend to them. But, in the Court of a spiritual King, much is forgiven that is due to lack of knowledge and understanding. In the earthly Court, ignorance of the Law excuseth no man. If a man behaved in that way to the General of an army or the Governor of a Province, not to speak of an earthly King, he would be laid hands on by the Guard, and could never gain the access he desires. 4923-A Al Hujurat: "The Inner Apartments" or "The Chambers."