Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 671, sondan 5566. ayet; 5. sure ve bu surenin 2. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 53, harf sayısı 242 ve toplam ebced değeri ise 15946 olarak hesaplanmıştır.
يا ايها الذين امنوا لا تحلوا شعائر الله ولا الشهر الحرام ولا الهدي ولا القلائد ولا امين البيت الحرام يبتغون فضلا من ربهم ورضوانا واذا حللتم فاصطادوا ولا يجرمنكم شنان قوم ان صدوكم عن المسجد الحرام ان تعتدوا وتعاونوا على البر والتقوى ولا تعاونوا على الاثم والعدوان واتقوا الله ان الله شديد العقاب
ياايهاالذينامنوالاتحلواشعائراللهولاالشهرالحرامولاالهديولاالقلائدولاامينالبيتالحراميبتغونفضلامنربهمورضواناواذاحللتمفاصطادواولايجرمنكمشنانقومانصدوكمعنالمسجدالحرامانتعتدواوتعاونواعلىالبروالتقوىولاتعاونواعلىالاثموالعدوانواتقوااللهاناللهشديدالعقاب
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ tuhillû şe’â-ira(A)llâhi velâ-şşehra-lharâme velâ-lhedye velâ-lkalâ-ide velâ âmmîne-lbeyte-lharâme yebteġûne fadlen min rabbihim veridvânâ(en)(c) ve-iżâ haleltum festâdû(c) velâ yecrimennekum şeneânu kavmin en saddûkum ‘ani-lmescidi-lharâmi en ta’tedû vete’âvenû ‘alâ-lbirri ve-ttakvâ(s) velâ te’âvenû ‘alâ-l-iśmi vel’udvân(i)(c) vettekû(A)llâh(e)(s) inna(A)llâhe şedîdu-l’ikâb(i)
Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine[140], haram aya[141], hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.
Meâlde geçen “nişaneler” kelimesi, âyetteki “şeâir” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. “Şeâir”, alametler, işaretler ve semboller demektir. Burada kastedilen, dinin belirgin alametleri, işaretleri ve sembolleridir. Özellikle de haccın eda edildiği kutsal yerler ve bazı hac fiilleridir.141. Haram ay ifadesiyle Muharrem, Zilka’de, Zilhicce ve Receb aylarından her biri kastedilmektedir.
Rivayete göre Hutam b. Hind el-Bekrî adında bir adam Medine’de Hz. Peygamber’in huzuruna gelerek kendisini kavminin temsilcisi diye tanıtmış, arkadaşlarıyla birlikte gelip müslüman olacaklarını söylemiş ve İslâm’ın ne olduğunu öğrenmek istemişti. Hz. Peygamber de İslâm’ın, Allah’tan başkasına tapmamak, namaz kılmak, zekât vermek ve oruç tutmak olduğunu anlatınca Hutam, “Senin bu anlattıkların biraz güç, ben dönüp bunları kavmime anlatayım, kabul ederlerse ben de kabul ederim; eğer kabul etmezlerse ben onlarla beraberim” deyip Hz. Peygamber’in huzurundan ayrıldı. Yurduna dönerken Medineliler’in meralarda yayılmakta olan develerini de sürüp götüren Hutam, ertesi yıl Yemâme’den bir ticaret kervanı yükleyip hacca gelmiş ve bir yıl önce götürdüğü develerin birçoğunun boynuna gerdanlık takıp kurbanlık olarak Harem-i şerife sevketmişti. Bunu haber alan müslümanlar, adamın kervanını vurmak için Hz. Peygamber’den izin istediler. Bunun üzerine bu âyet inerek müslümanların ona saldırmalarını engellemiş ve hac ibadetiyle ilgili işaretlere saygılı olmalarını emretmiştir (Taberî, VI, 54; Vâhidî, Esbâb-ı Nüzûl, s. 139-140; Ebüssuûd, İrşâdü’l-akli’s-selîm, Beyrut, ts., III, 4). “İşaretler” diye tercüme edilen şe‘âir kelimesi, sözlükte “alâmet” anlamına gelen şa‘îre kelimesinin çoğuludur. Şe‘âirullah ise Allah’ın hac ibadetiyle ilgili emir ve yasaklarıyla O’na itaati gösteren ihram, mîkatlar, cemreler, Safâ ile Merve, Meş‘ar-i Haram, Arafat ve benzeri “haccın menâsiki” denilen ibadetlerle ilgili mekânları ve alâmetleri ifade eder. Bir görüşe göre şeâirullah muayyen bir şeye mahsus olmayıp Allah’ın, kullarını mükellef kıldığı dinî vecîbelerin tamamıdır (Râzî, XI, 128). Savaş yapmanın yasak ve haram olduğu aya haram ay denir. Kamerî takvime göre bunlar zilkade, zilhicce, muharrem ve recebdir. “Boyunları bağsız kurbanlık” diye çevirdiğimiz ve sözlükte “gönderilen, hediye edilen” anlamına gelen hedy kelimesi dinî bir terim olarak, “Allah’a mânen yaklaşmak için veya bir kural ihlalinden dolayı kefâret olarak kesilmek üzere Harem-i şerif’e götürülen veya gönderilen kurban” anlamına gelir. “Armağan” anlamına gelen hedye veya hediyye kelimelerinin çoğulu olduğu görüşü de vardır (Râzî, XI, 129; İbn Âşûr, II, 224). “Boyunları bağlı kurbanlık” diye tercüme ettiğimiz kalâid kelimesi kılâdenin çoğuludur. Terim olarak, Harem-i şerif’e gönderilen kurbanların boyunlarına kurbanlık olduğu bilinsin diye işaret olarak takılan fakat ziynet olmayan çeşitli nesneleri ifade eder. Aynı zamanda boyunlarına bu gerdanlıkların takılmış olduğu kurbanlıklara da kalâid denilir (Râzî, XI, 129). Yukarıda kısaca açıkladığımız kavramlar hac ibadetiyle ilgili mekânları, fiilleri ve nişaneleri ifade etmektedir. Yüce Allah müminlerin bu nişanelere karşı saygılı olmalarını, haram aylarda savaşmaktan, Beytullah’a gönderilen kurbanlıklara veya bu kurbanlıkların sahiplerine zarar vermekten, saygısızlık göstermekten sakınmalarını emretmekte; hac ya da umre niyetiyle Beytullah’a gelmek, aynı zamanda ticaret yapıp Allah’ın lutfundan bir şeyler elde etmek ve rızâsını kazanmak isteyenlerin ibadetlerini huzur ve emniyet içerisinde yerine getirmelerine engel olunmamasını istemektedir. Tefsir ve tarih kitaplarında haram aylarla ilgili hükümlerin hac ibadetiyle birlikte Hz. İbrâhim zamanında teşrî kılındığı, insanların bu aylarda sağlanan güven ortamı içinde hac ibadetini rahatça yaptıkları, Mekke ve civarında oturanların da bu vesileyle geçimlerini sağladıkları bildirilmektedir. Bu sebeple Araplar İslâm’dan önce de haram aylara saygı gösterirler, bu aylarda savaşmazlar, kan dökmezlerdi. Bu gelenek İslâm döneminde de devam etti. Bundan dolayı müfessirlerin çoğunluğuna göre “Rablerinin büyük lutuf ve rızâsını dileyerek Beytülharâm’a yönelmiş kimseler”den maksat müşriklerdir. Daha sonra Bakara sûresinin müşrikler hakkında inmiş olan 191. âyeti ile Tevbe sûresinin 5 ve 28. âyetleri bu hükmü kaldırmış, nerede ve ne zaman olursa olsun onlara karşı savaşılmasını emretmiştir (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, I, 147; İbn Kesîr, III, 8; Elmalılı, III, 1555). Ancak bazı müfessirlere göre “Rablerinin büyük lutuf ve rızâsını dileyerek Beytülharâm’a yönelmiş olanlar” geçmişte yaptıklarına pişman olup İslâm’ı kabul eden kimselerdir. Âyette bunların geçmişte işlemiş oldukları bazı hatalar sebebiyle Mescid-i Harâm’a gelmekten engellenmemeleri istenmektedir. Dolayısıyla müşrikler hakkında inmiş olan Bakara ve Tevbe âyetleri bu âyetin hükmünü kaldırmaz (Elmalılı, III, 1555; Ateş, II, 454). Bu kutsal aylarda savaşın yasaklanmasının sebebi insanlara barış içinde yaşama eğitimi vermek de olabilir. “Milletlerarası ilişkilerde barışı esas alan İslâm dini yeryüzünde her türlü haksızlık, bozgunculuk ve tahakkümü yasaklamıştır (Bakara
2:205; Kasas
28:83). Bununla birlikte savaşın bir vâkıa olduğunu kabul etmiş (Bakara
2:30, 251) ve savaşla ilgili hükümler koyarak tahribatını sınırlamaya çalışmıştır. “Haram aylar” kavramının ancak bütün tarafların kabulü ve saygı göstermesiyle uygulamada faydalı sonuçlar doğuracağı şüphesizdir. Bu kavramın ortaya çıkışı ve uygulanışıyla ilgili tarihî ve dinî şartlar ne olursa olsun, ihmal edilen birtakım insanî değerlerin yaşatılması ve bu konuda kamuoyu oluşturulması için belli günlerin ayrılmasına önem verilen zamanımızda, yılın üçte birini meydana getiren bir süreyi insanların savaş karşıtı düşünce ve duygular içinde yaşamasının yeryüzünde barışın sağlanmasına katkısı büyük olacaktır” (Hüseyin Algül, “Haram Aylar”, DİA, XVI, 105; bilgi için ayrıca bk. Tevbe
9:36). 1 ve 96. âyetlerde belirtildiği üzere ihramlı kimselerin kara hayvanlarını avlamaları haram kılınmıştır. “İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz” meâlindeki cümle, ihramdan çıktıktan sonra harem bölgesi dışında kara hayvanlarını avlama yasağının kalktığını ifade eder. Bununla birlikte ihramlı bir kimse hususi olarak kendisi için avlanmamış ise ihramda olmayan kimsenin avlamış olduğu hayvanın etini yiyebilir (bk. Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 41; Müsned, III, 318). Müşrikler hicretin 6. yılında umre için Mekke’ye gelen müslümanları engelleyerek şehre sokmamışlar, Kâbe’yi tavaf etmelerine müsaade etmemişlerdi. Ancak bir yıl sonra müslümanların Kâbe’yi tavaf etmelerine izin verileceği hükmünü içeren Hudeybiye Antlaşması yapıldı. Âyetten anlaşıldığına göre müşriklerin müslümanlara karşı hasmane tutumları ve bu arada onları büyük bir hasretle arzuladıkları Kâbe ziyaretinden engellemeleri bazı müslümanları intikam alma düşüncesine sevketmiş, müslümanlar Mekke’yi fethederek oranın yönetimini ellerine geçirince bazı kimseler daha önce kendilerine kötülük etmiş olanları cezalandırmak ve yapılan kötülüklere misillemede bulunmak istemişlerdi. Ancak âyet, olayın müslümanların zulüm yapmalarına gerekçe olamayacağını bildirmiştir Birr kelimesi “iyilik, erdemlilik, ihsan etmek, itaat etmek ve doğruluk” gibi anlamlara gelir (geniş bilgi için bk. Bakara
2:177; takvâ hakkında bilgi için bk. Bakara
2:197). Sözlükte “günah, günaha verilen ceza, şarap, kumar” anlamlarına gelen ism kelimesi terim olarak, “İşleyene ceza gerektiren, insanı hayır ve sevaptan alıkoyan fiil veya bundan doğan sorumluluk” şeklinde tanımlanır. Kur’an’da kırk bir defa geçen ism kelimesi, genel anlamından başka küfür ve inkârı, düşmanlığı; yalan, içki, kumar, faiz gibi günahları nitelemek için de kullanılmıştır. İlk âyette akidlerin yerine getirilmesi emredildikten sonra, İslâm’ın en temel ahlâk ve hukuk ilkelerinden birini ortaya koyan 2. âyette dinin kutsal değerlerinin çiğnenmesi yasaklanmış, ardından intikam duygularının insan haklarına tecavüze sebep olmaması gerektiği bildirilmiş; müslümanların iyilik ve takvâ hususunda birbirlerine yardım etmeleri; günah işlemek, intikam almak, düşmanlık gütmek, insan haklarını çiğnemek gibi amaçlara yönelik faaliyetlerinde birbirlerine yardım etmemeleri ve Allah’a karşı saygılı olmaları buyurulmuş; aksi takdirde uğrayacakları azabın şiddetli olacağı haber verilmiştir. Şüphesiz yardımlaşma ve dayanışma sosyal hayatın bir gereğidir. Ancak bu yardımlaşma hukuk ve ahlâk kurallarına, insanlığın İslâmiyetçe de benimsenen ortak değerlerine aykırı olmamalıdır. Hukuk ve ahlâk ilkeleri gözetilmeden yapılan yardımlaşmanın İslâm nazarında hiçbir değeri yoktur; aksine İslâm haksızlığa yardımı zulüm sayar ve engellenmesini emreder. Hz. Peygamber, “Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et!” buyurunca, “Ey Allah’ın resulü! Kardeşim mazlum ise yardım ederim, zalim ise nasıl yardım edeyim?” diye sorulmuş, Resûlullah da “Onu zulmetmekten engellersin, senin ona yardımın budur” cevabını vermiştir (Buhârî, “Mezalim”, 4; “İkrâh”, 7).
Ey iman edenler! Allah’ın sembollerine, haram ay(lar)a, (hediye edilmiş) kurban(lar)a ve (onlardaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Saygın Ev’e (Kâbe’ye) yönelmiş kişilere saygısızlık etmeyin! İhramdan çıkınca avlanın! Mescid-i Haram’dan sizi engelledikleri için bir topluma karşı öfke(niz) sizi haddi aşma suçuna sevk etmesin! İyilik ve [takvâ] (duyarlılık) üzerine yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın! Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah azabı şiddetli olandır.
Kur’an’da dört kez geçen [şe‘âirullah] tamlaması, Mâide
5:2’de genelde “Allah’ın sembolleştirdiği değerler”, Bakara
2:158’de “Safâ ve Merve”, Hacc
22:30’da “Allah’ın saygın kıldığı (hacla ilgili) prensipler” ve Hacc
22:36’da ise “kurbanlık develer” için kullanılmaktadır
[Beyt-i Haram] tamlaması, “Saygın Ev” anlamında [Mescid-i Haram] yani Kâbe’dir.,Benzer mesaj: Mâide
5:8.
Ey iman edenler! Ne Allah'ın işaretlerine, ne haram aya, ne kurbana, ne gerdanlıklı kurbanlara, ne de Rabblerinin ihsanını arzu ederek Beyt-i Harâm'a doğru gelenlere saygısızlık ediniz. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı beslediğiniz kin, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takvâ üzerinden yardımlaşınız; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayınız, Allah'tan sakınınız. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir.[93]
[93] Şeâir hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, V, 495-497.
Ey iman edenler! Allah'ın işaretlerine¹, haram aya, kurbana, gerdanlıklara;² Rabb'lerinin lütuf ve rızasını dileyerek Beyt-i Haram'a gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi, Mescid-i Haram'dan alıkoymalarından dolayı bir topluma olan kızgınlığınız, aşırı gitmenize neden olmasın. Günah ve düşmanlık üzerinde değil, iyilik ve takva üzerinde yardımlaşın. Allah'a karşı takvalı olun. Kuşkusuz Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
1- Allah'ın belirlediği simgeleri. 2- Hacda yemek amacıyla ayrılan hayvanları belirleyen işaretleme.
(Öyle ise) Ey iman edenler! (Cami, ezan, Ramazan, bayram, başörtüsü gibi) Allah’ın şiarlarına (İslam’ın simge ve sembollerine), haram olan (ve saygı duyulan) ay’a, kurbanlık hayvanlara ve (kurbanlık nişanı ve ibadet heyecanıyla bunlara takılan) boyun bağlarına ve Allah’ın fazlını ve rızasını umarak hacca gelen (Müslümanlara); sakın hürmetsizlik (haksızlık ve saygısızlık) etmeyiniz. (Hacc farizasını bitirip) İhramdan çıktıktan sonra artık avlanabilirsiniz. (Daha önce) Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydukları (Kâbe’yi ziyaretinize ve Mekke’ye girmenize mâni oldukları) için, bundan dolayı bir topluluğa olan hırsınız ve hıncınız, sakın sizi haddi aşmaya (taşkınlık ve azgınlık yapmaya) sürüklemesin. (Ey iman edenler!) İyilik ve takvada (hayırlı hizmet yapmak ve başkalarını kötülükten sakındırmak konusunda) yardımlaşın. (Ama sakın) Günah (işleyip kötülük yapmak, sapkınlık ve saldırganlıkla) haddi aşmak hususunda yardımlaşmayın. (Zalim ve kâfirlere yandaşlık yapmayın,her halde ve her meselede mutlaka) Allah’tan korkup (küfür, zulüm ve kötülükten) sakının. Gerçekten Allah’ın (zalim ve hainlere bir müddet fırsat verse de, en acı ve alçaltıcı bir ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetlidir.
Ey inananlar, Allah'a ibadete vesile olan, hac töreni yapılan yerlerin ve savaşın haram edildiği ayların hürmetini koruyun, hac kurbanlarına, kurban edilecekleri belli olsun diye boynuna bir şey takılan hayvanlara, Rablerinden bir lütfe ve razılığa ulaşmak için Beytül Haram'ı ziyarete gelenlere hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıkınca avlanın. Sizi Mescidi Haram'dan meneden kavme karşı beslediğiniz kin aşırı hareket etmenize, tecavüzde bulunmanıza sebep olmasın. İyilik etmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinize yardım edin, suç işlemek ve düşmanlık etmek için yardımlaşmayın ve Allah'tan sakının, şüphe yok ki Allah'ın cezası, çok çetindir.
Ey iman edenler! Allah'ın koyduğu sembollere, kutsal hac ayına, süslenmiş kurbanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını isteyerek Beyti Haram'a doğru gelenlere saygısızlıkta bulunmayın. Ancak ihramdan çıktığınızda, serbestçe avlanabilirsiniz. Sizi Mescidi Haram'dan alıkoyanlara karşı öfkeniz, saldırganlık yapmanıza yol açmasın. İyi ve güzel olan şeyler ve yolunuzu Allah'ın kitabı ile bulmada yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil. Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve unutmayın ki, Allah'ın cezası çok şiddetlidir.
Ey iman edenler, Allah'ın emirlerini çağrıştıran, hac menâsiki ile ilgili sembollere, Allah'ın savaşı haram kıldığı aylardaki yasaklara, kur-banlara, Kâbe'ye yapılan bağışlara, boyun-larında gerdânileri, ipleri, tasmaları olan kurbanlık ve sahipli hayvanlara, Rablerinin lütuf ve rızasına ulaşma mertebesini, rızık kazanmayı, ticarî kazanç elde etmeyi umarak, Beyt-i Haram'a, Beytullah'a niyetle yola çıkanlara, saygısızlık ve tecavüzü meşrû hale getirmeyin.
İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz.
Mescid-i Haram'a girmenizi engelledikleri için bir kavme karşı beslediğiniz kin, sizi onlara tecavüze sevketmesin.
İyilik, insanlık, müslümanlık ve takvâ esaslarını-Kur'an esaslarını hayata geçirmede, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, hakla-rınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranmada, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmada yardımlaşın. Bilerek günah işlemekte, zarar vermekte ve düşmanlıkta birbirinize yardım etmeyin. Allah'a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun. Allah, inkâr ve isyan suçunuza denk, size âdil ceza ver-me gücüne sahiptir.
Ey iman edenler! Allah'ın işaretlerine, haram aya, kurbanlık hayvanlara, gerdanlık(lı hayvan)lara, Rabbinin lütfundan bir şeyler kazanmak ve rızasına kavuşmak için Haram Ev'i (Kabe'yi) ziyarete gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Bir topluluğa sizi Mescidi Haram'dan alıkoymaları dolayısıyla duyduğunuz kin sınırı aşmanıza sebep olmasın. İyilik ve takvada birbirinizle yardımlaşın. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Allah, cezası çok şiddetli olandır.
2.Yüce Allah`ın: "Bir topluluğa sizi Mescidi Haram`dan alıkoymaları dolayısıyla duyduğunuz kin sınırı aşmanıza sebep olmasın" sözü hakkında İbnu Ebi Hatim Zeyd bin Eslem`den şöyle rivayet etmiştir: Müşrikler Resulullah (a.s.)`ı ve ashabını Mescidi Haram`ı ziyaretten alıkoyunca onlar Hudeybiye`de toplandılar. Bu sırada uzaklardan gelen ve müşriklerden olan bir grup umreye gitmek üzere Hudeybiye`de toplanmış olan Müslümanların yanından geçtiler. Bunun üzerine Resulullah (a.s.)`ın ashabı: "(Mekke müşrikleri) bizim arkadaşlarımızı alıkoydukları gibi biz de bunları alıkoyacağız" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah böyle buyurdu.
Ey iman edenler, Allah'ın şiarlarına, haram olan ay'a, kurbanlık hayvanlara, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden bir fazl ve hoşnutluk isteyerek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktınız mı artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah'tan korkup-sakının. Gerçekten Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
Ey iman edenler! Ne Allah'ın hac âdetlerine, ne haram aya (Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarına), ne kurbanlık hediyelere, ne (onlardaki) gerdanlıklara, ne de Rablerinden gerek fazlını ve gerek rızâsını arayarak Beyt-i Harâm'ı kasdedip gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram'dan menettiler diye bir kavme karşı beslediğiniz kin, sakın sizi tecavüze götürmesin. İyilik etmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın. Allah'dan korkun, çünkü Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Ey iman edenler! Hac ibadetlerine, yasak aylara, kurbanlara, gerdanlıklara, Rablerinden lütuf ve rıza isteyen Kâbe ziyaretçilerine saygısızlık ederek ortamı bozmayın. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-ül Haram’dan çevirdiler diye bir topluma kızmanız, sizi saldırıya geçirip suç işletmesin. İyilik ve öz korunma (takva) üzerine yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan sakının. Muhakkak Allah’ın ağır azabı çok serttir.
Ey inanmış olanlar! Allahın nişanlarına, savaş haram olan aya, hac kurbanına, belli olmasıyçin boynuna gerdanlık takılan kurbanlara, Allahın erdemiyle, hoşnutluğun kazanmakçin, kutlu eve gelenlere saygı gösterin, haccı bitirince avlanırsınız, sizleri Kabe'den uzak tuttuklarıyçin, o ulusa karşı hıncınız kabarıp da, taşkınlık yaptırarak size günah işletmesin, iyilikle, sakınçlık üzerine yardımlaşınız, günah ile taşkınlık üzerine yardımlaşmayın, Allahtan sakınınız, iyi bilin, Allahın azabı katı
Ey iman edenler! Allah'ın (ibadet için) koyduğu sembollere, (savaşmanın yasak olduğu haram) ay'a, süslenmiş kurbanlıklara ve Rablerinin lütuf ve rızasını isteyerek Mescid-i Haram'a yönelenlere karşı saygısızlık etmeyin! (Hac farizasını bitirip) ihramdan çıktıktan sonra avlanabilirsiniz. (Daha önce) sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyanlara karşı öfkeniz saldırganlık yapmanıza yol açmasın! İyilikte ve fenalıklardan sakınmada birbirinizle yardımlaşın; günah işlemek ve düşmanlıkları körüklemek amacıyla yardımlaşmayın! Allah'a karşı gelmekten sakının! Çünkü Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Bkz.
2:196Burada “Allah’ın ibadet için koyduğu semboller” ifadesi, hem Kâbe gibi dinî merasimler için ayrılan mekânları, hem de Safa ve Merve gibi yerleri gösterir. Safa ve Merve’nin “Allah tarafından konulmuş nişaneler/semboller olduğunu” Bakara sûresinin 158. âyetinde görmekteyiz. “Süslenmiş kurbanlıklar” ise, Allah adına kurban edilmek ve etleri yoksullara dağıtılmak üzere hac için Mekke’ye getirilmiş olan kurbanlık hayvanlardır. Bu tür hayvanların geleneksel olarak boyunlarına süsler/gerdanlıklar takılırdı.
Ey İnananlar! Allah'ın nişanelerine, hürmet edilen aya, hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rab'lerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, Allah'ın cezası şiddetlidir.
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu, dinî) işaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmiş) kurbana, (ondaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram'a yönelmiş kimselere (tecavüz ve) saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevketmesin! İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah'tan korkun; çünkü Allah'ın cezası çetindir.
İnananlar! Ne ALLAH'ın koyduğu dinsel törenlere, ne kutsal aya, ne kurbana, ne onları işaretleyen çelenklere ve ne de Rab'lerinin lütuf ve rızasını aramak için Kutsal Ev'e doğru yola çıkanlara saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Kutsal Mescid'den çeviren bir topluluğa olan kininizden dolayı provakasyona gelip saldırganlaşmayın. İyilik ve erdemlilikte yardımlaşın. Kötülük ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. ALLAH'ı dinleyin. ALLAH'ın cezası çetindir.
Hac zamanında avlanma yasağı, sosyal ve psikolojik yönden barış ortamını hazırladığı gibi doğayı korumak amacını da güder. Mekke'de toplanan yüzbinlerce hacıya, avlanma izni verilmiş olsaydı, hac bölgesi doğal zenginliğini kısa sürede yitirecekti
2:196.
Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescidi Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.
Ey o bütün iyman edenler! ne Allahın şeâirine, ne şehri harâma, ne kurbanlık hediyyelere, ne gerdanlıklarına ne de mevlâlarının gerek fazlını ve gerek rızasını arayarak beyti harâma doğru gelenlere sakın hurmetsizlik etmeyin, ihramdan çıktığınız zaman isterseniz avlanın, sizi Mescidi haramdan menettiler diye bir takımlarına karşı beslediğiniz kin sakın sizi tecavüze sevk etmesin, birr-ü takvâ üzere yardımlaşın, günah-ü taaddi üzere yardımlaşmayın, Allahdan korkun çünkü Allahın ıkabı çok şiddetlidir
Ey îman edenler, Allahın şeâirine, haram olan aya, kurbanlık hediyyelere, (onlardaki) gerdanlıklara ve Rablerinden hem bir ticâret, hem bir rızaa arayarak Beyt-i haraamı kasdedib gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin, ihramdan çıkdığınız vakit (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i haramdan men' etdiler diye bir kavme karşı beslediğiniz kîn, sakın sizi tecâvüze sevk etmesin. İyilik etmek, fenâlıkdan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın. Günâh işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın Allahdan korkun. Şübhesiz ki Allah, cezası çok çetin olandır.
Ey îmân edenler! Ne Allah'ın şeâirine (dîninin alâmetlerine), ne haram aya, ne(Kâ'be'ye hediye edilen) kurbana, ne (ona takılan) gerdanlıklara ne de Rablerinden bir lütuf ve bir rızâ arayarak Beyt-i Harâm'a gelenlere hürmetsizlik etmeyin! Ama ihrâmdan çıkınca artık avlanabilirsiniz.Ve sizi Mescid-i Harâm'dan men' ettiler diye bir kavme olan kin(iniz), sakın sizi haddi aşmaya sevk etmesin! Hem iyilik ve takvâ üzerine yardımlaşın,(2) günah ve düşmanlık üzerine ise yardımlaşmayın, hem Allah'dan sakının! Şübhe yok ki Allah, azâbı çok şiddetli olandır.
(2)“Maddî ve ma‘nevî herşeyde, yardımın ve ictimâın (bir araya gelmenin) büyük kuvvet ve te’sîri vardır. (...) Nasıl ki birbirine mukābil (karşı) tutulan iki âyinede çok âyineler görünüyor; kezâlik (bunun gibi) iki-üç nükte veya iki-üç hüsün (güzellik) ictimâ‘ ettikleri (birleştikleri) zaman, pek çok nükteler, pek çok hüsünler tevellüd eder (doğar). Bu sırra binâendir ki, her hüsün sâhibinin ve her bir sâhib-i kemâlin (kâmil insanın), emsâliyle(benzerleriyle) ictimâ‘ etmeye fıtrî (yaratılışta) bir meyli vardır ki, ictimâ‘ları zamânında hüsünleri, kemâlleri bir iken iki olur. Hattâ bir taş taşlığıyla berâber, kubbeli binâlarda ustanın elinden çıkar çıkmaz başını eğer, arkadaşıyla birleşmeğe meyleder ki, sukūt (düşme) tehlikesinden kurtulsunlar.Maalesef, insanlar teâvün (yardımlaşma) sırrını idrâk edememişler. Hiç olmazsa, taşlar arasındaki yardım vaziyetinden ders alsınlar!” (İşârâtü’l-İ‘câz, 34-35)
Ey İman edenler! Allah’ı hatırlatan işaretlere, haram aylara, kurbanlıklara, adak olarak ayrılmış hayvanlara, beytül-haramın (ibadet için gelenlerin) güvenilirliğine ve Allah’ın rızası ve lütfundan rızık aramaya gelenlere zarar verecek davranışlardan kaçının. İhramdan çıktıktan sonra avlanabilirsiniz. Sizleri Mescidi-i Haramdan uzaklaştıranlara olan kininiz, haddi aşmanıza sebep olup, iyiliklerde yardımlaşmanıza, haramlardan korunmanıza (takvaya) engel olmasın. İyi ve doğru şeyleri yapmakta yardımlaşın, günah işlemek ve birbirinize düşmanlık etmekte yardımlaşmayın, Allah’dan korunun, Allah, hesabı çok şiddetli olandır.
Ey iman edenler! Allah/ın nişanlarını [⁸], şehr-i Haramı [⁹] hacı kurbanını, gerdanlıkları [¹⁰], Rablerinden inayet, hoşnutluk [¹¹] isteyerek Beyt-i Haramı kastedenlerin katlini helâl kılmayın. İhramdan çıkınca avlayabilirsiniz [¹²]. Sizi Mesçid-i Haramdan alıkoyduklarından dolayı o cemaate öfkelenmeniz sakın sizi haddi aşmaya sevketmesin. İyi işe ve takvaya yardım edin, masiyet ve taaddiye yardım etmeyin, Allah/tan sakının. Allah, ukubette şiddetlidir.
[8] Delâlet eden alâmetler, hac alâmetleri. İhram halinde din alâmetlerine karşı kayıtsız bulunmayın, av tutmayın.[9] Bu aylarda kıtalda bulunmayın.[10] Kurbanın boynuna asılan boğmaklara yahut boğmaklı kurbanlara, boğmaklı adamlara ilişmeyin.[11] Beray-i ticaret rızk isteyerek, zuumlarınca Allah'ı hoşnut etmek kastederek.[12] Ava mezunsunuz.
Ey iman edenler! Allah'ın nişanelerine, hürmet edilen aya, (Kâbe'ye hediye olan) kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rablerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere (saldırı ve saygısızlığı), helal saymayın. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın. İyilikte ve takvada yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, şüphesiz Allah cezası pek şiddetli olandır.
Ey iman edenler! 1. Allah’ın şiarlarına, yani O’na itaati temsil eden mescit, ezan, Mushaf, başörtüsü ve benzeri kutsal işâret ve sembollere karşı saygısızca davranmayın!2. Savaşmanın yasak edildiği (2. Bakara: 194) kutsal aylara tam olarak riayet edin! 3. Hac amacıyla Mekke’ye giden hacıların, Kâbe’de kurban etmek üzere yanlarında getirdikleri kurbanlıklara saygısızlık etmeyin! Meselâ, onların hac kafilelerine saldırmaya, kurbanlık hayvanlarını ellerinden almaya kalkmayın.4. Ayrıca, hac ve umre dışında, Allah’a adandıklarının bir belirtisi olarak boyunlarına işâretler takılarak süslenen kurbanlıklara da aynı şekilde saygılı davranın!5. Bir de, hem ticâret yaparak Rab’lerinin lütfedeceği nîmetleri elde etmek ve hem de hac ibâdetini yerine getirerek O’nun rızasını kazanmak amacıyla Kutsal Kâbe’ye gelen hacılara karşı —bunlar, bir zamanlar sizi hacdan alıkoymuş düşmanlarınız bile olsalar— saygısızlık etmeyin! Onların huzur ve güven içinde topraklarınızdan geçmelerine izin verin. Çünkü sizler, yeryüzünde sulh ve adâleti sağlamakla yükümlüsünüz. Kabe’yi ziyaret amacıyla ihrama girerseniz —deniz avı hariç— avlanmayın. Fakat hac ibâdetlerini bitirip ihramdan çıktığınız zaman, Mekke’deki yasak bölge dışında ve hayvanların etinden, derisinden vs. faydalanmak veya zararından korunmak amacıyla avlanabilirsiniz. Fakat sırf zevk için avlanmak doğru değildir.Bir zamanlar Kâbe’yi ziyaret etmenize engel oldukları için bu insanlara karşı duyduğunuz öfke, sizi asla adâletsizliğe sevk etmesin! Geçmişten kaynaklanan intikam duygularıyla onlara saldırmaya, eziyet etmeye kalkmayın! İlâhî dâvet onlara açık ve net olarak ulaşıncaya kadar da, Kâbe’yi haccetmelerine engel olmayın.Ayrıca, yeryüzünde zulüm ve haksızlığı ortadan kaldırmak ve İslâm’ın ortaya koyduğu iman ve hayat sistemini egemen kılmak için birleşin: Ahlâkî değerleri yeniden yücelterek iyilikleri yaygınlaştırma ve zulme karşı tek yumruk olarak kötülükleri engelleme konusunda birbirinizle yardımlaşın; günah işlemek ve düşmanlıkları körüklemek amacıyla yardımlaşmayın! Allah yolunda mücâdeleyi terk ettiğiniz takdirde, meydan kötülere kalır ve zulüm, sistemleşerek insanlığın başına bir kâbus gibi çöker. O hâlde, Allah’tan gelen ilkeler doğrultusunda hayata yön vererek kötülüğün her çeşidinden titizlikle sakının! Şunu hiç unutmayın ki, Allah’ın cezalandırması çok çetindir!Eti yenilmesi haram kılınan hayvanlara gelince:
Ey iman edenler!
Allah’ın nişanelerine hürmetsizlik etmeyin!
Haram Ay’a da, Kurbanlık Hediyeler’e de, Gerdanlıklar’a da, rabb’lerinden bir lütuf ve hoşnutluk isteyerek Beyt-ül Harâm’a Gelenler’e de (hürmetsizlik etmeyin)!
İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz.
Mescid ül-Harâm’a girmenizi engellediği için bir kavmin kötülüğü sizi, haddi aşarak suça sevketmesin!
İyilik ve Takvâ üzerine yardımlaşın; Günah ve Düşmanlık üzerine yardımlaşmayın!
Allah’tan sakınıp korunun!
Allah, Azab’ı şiddetlidir.
Ey îman edenler! Allah’ın (ibâdet amaçlı) sembollerine,1 (içerisinde savaşılması) haram olan aya,2 (Kâbe’ye) armağan edilen kurbanlığa, gerdanlıklı kurbanlara3 ve Rablerinin lütuf ve rızasını kazanmak amacı ile Kâbe’ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. Ancak ihramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyduklarından dolayı bir topluma olan kininiz sizi suç işlemeğe sevk etmesin. Birbirinizle iyilik ve takva konusunda yardımlaşın fakat günâh ve düşmanlık konusunda sakın yardımlaşmayın. Allah’a karşı hata etmekten sakının. İyi bilin ki Allah’ın cezâsı çok şiddetlidir.4
1 Şiâr: sözlük anlamı olarak; nişane, sembol, arma, parola demektir ve çoğulu şeâir’dir. Allah’ın, sembol olarak belirlediği saygı gösterilmesi ve korunması gereken belli ibadet, işaret ve semboller, İslâm’ın şiârındandır. (Hac için ihram, mikatlar, cemreler, Safa ve Merve, Arafat, Mina, tavaf, sa’y, kurban, haram aylar, minare... gibi.) Bk: (Bakara: 158, Hac: 36)2 Haram ayların üçü; birbiri ardınca gelen, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ayları, biri de; Receb ayıdır. Bu dört ay, İbrahim ve İsmail (a.s) zamanından beri Arapların hürmetine riâyet ettikleri aylardır. Bu aylarda savaş yapılmazdı, bir adam babasının katiline bile rastlasa saldırmazdı. Konuyla ilgili olarak Bk. (Bakara: 194, 217, Tevbe: 36, 37)3 Hac esnasında kesilmek üzere Mekke’ye götürülen kurbanlıkların, başka bir maksatla kullanılmasını önlemek amacıyla boyunlarına gerdanlıklar takılarak süslenirdi. Bu âyetteki, “gerdanlıklar” ifâdesi, mecâzen bu “kurbanlıklar” demektir. 4 Rivayet olunduğuna göre “Hutam” adında birisi, Medine’ye gelip, atlarını Medine dışında bir yere bırakmış, yalnız olarak Rasulüllah’ın huzuruna varmış, bir kavmin davetçisi olduğunu ve arkadaşları ile beraber gelip Müslüman olacaklarını söylemiş. Rasulüllah’ın huzurundan çıkınca Rasulullah: “bu adam günahkâr bir yüz ile girdi ve kötülük tasarlayan bir kafa ile çıktı” buyurmuş. Sonra Hutam Medine’den çıkıp Medine ahalisinin yayılmakta olan develerine rast gelmiş ve onları sürüp götürmüş. Durum haber alınınca takip edilmiş fakat yetişilememiş. Ertesi sene “Kaza Umre”si senesi Bekr b. Vâil hacılarla beraber Yemame’den çıkmış, hacca gelmiş ve beraberinde hayli ticaret malı varmış ve sürdüğü develerden birçoğunu nişanlayıp hac kurbanı olarak sevk etmiş. Müslümanlar bunların geldiklerini işitince karşılayıp vurmak için Rasulüllah’dan izin istemişler. Bunun üzerine bu âyet nâzil olmuş ve develerin alınmasına müsaade buyurulmamıştır. (Elmalılı)
Siz ey imana ermiş olanlar! Allah'ın koyduğu sembollere ve kutsal [Hac] ayına ve süslenmiş kurbanlıklara 4 ve Rablerinin lütuf ve rızasını isteyerek Beytu'l-Harâm'a koşanlara karşı saygısızlıkta bulunmayın; [ancak] hac göreviniz bittikten sonra 5 serbestçe avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Harâm'dan alıkoyanlara karşı öfkeniz, saldırganlık yapmanıza yol açmasın: 6 erdemi ve ilahî sorumluluk bilincini geliştirmede birbirinizle yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allah'ın intikamı çetindir!
Ey iman edenler! Allah’ın dini sembollerine, dokunulmaz kutsal aya, hac kurbanlarına ve gerdanlık takılmış kurbanlık hayvanlara, Rablerinin lütfunu aramak/ticaret yapmak ve onun rızasına ulaşmak için Beyt-i Harama gelenlere saygısızlık etmeyin.1 İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi daha önce Mescid-i Haram’a girmenizi engellediği için bir topluma olan öfkeniz, onlara karşı saldırganlığa sebep olmasın.3 İyilik ve kötülüklerden korunma hususunda yardımlaşın, günah ve düşmanlık hususunda yardımlaşmayın.4 Allah’tan korkun. Allah’ın cezalandırması çok şiddetlidir. 122/27, 2 4/135, 35/8, 44/85-114
Siz ey iman edenler! Allah’ın sembollerine, kutsal aya, gerdanları süslenmiş kurbanlıklara ve Rablerinin ihsan ve rızasını isteyerek Beytu’l-Haram’a koşanlara karşı saygısızlık etmeyin! Ancak, hac ile ilgili sorumlulukları yerine getirdiğiniz zaman avlanın! Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyanlara olan hıncınız, onlara saldırganlık yapmanıza yol açmasın;[886] erdem ve takvada[887] birbirinizle dayanışma içinde olun, günahkârca kötülük ve düşmanlıkta değil; artık Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Çünkü Allah’ın cezası pek çetindir.
[886] Zımnen: Zulme uğramayı zulmetmenin gerekçesi yapmayın!
[887] Birr fıtrata karşı sorumluluğun gereği olan sorumlu davranış, takva Allah’a karşı sorumluluk bilincidir.
Ey imân edenler! Allah Teâlâ'nın ahkâm-ı şer'iyesine ve haram olan aya ve Harem'e gönderilen kurbana ve gerdanlıklı kurban hayvanlarına Rablerinden fazl ve rıdvan talebinde bulunarak Beyt-i Harâm'a gelmek kasdinde bulunanlara tecavüzü helâl addetmeyiniz. İhramdan çıktığınız zaman artık avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan men etmiş olduklarından dolayı bir kavime olan öfkelenmeniz sizi sakın tecavüze sevketmesin. Ve birr ve takvâ üzere yardımlaşınız ve günah ve adâvet üzere yardımlaşmayınız. Ve Allah Teâlâ'dan korkunuz, şüphe yok ki, Allah Teâlâ'nın azabı pek şiddetlidir.
Ey iman edenler! Ne Allah'ın şeairine, ne şehr-i harama, ne Kâbe'ye hediye olarak gönderilen kurbanlık hayvanlara, hele hele gerdanlık takılı kurbanlıklara, ne de Rabbinin lütfunu, ihsan edeceği kazancı ve O'nun rızasını arzulayarak Beyt-i Haram'a yönelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıkınca isterseniz avlanın. Sizin Mescid-i Haram'ı ziyaretinizi engellediler diye birtakım kimselere karşı beslediğiniz kin ve öfke, sakın sizin onlara saldırmanıza yol açmasın. Siz iyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve başkasına saldırmak hususunda birbirinizi desteklemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah'ın cezası çok şiddetlidir. [2, 194. 217; 5, 97; 9, 13; 22, 32]
Şeâir: Bir dini, bir milleti veya bir sistemi temsil eden nişane, amblem demektir. Devlet bayrakları, askerî üniformalar, paralar gibi. Bunlara yapılan hakaret cezalandırılır. Kâbe’yi ziyaret için giderken orada kurban edilmek üzere kişinin beraberinde götürdüğü kurbanlıklar da şeairdendir, zira Allah’a kulluğun nişanesidir. Batıl yolda da olsa, dinî şeâire saygısızlık gösterilmesi yasaklanıyor. Bu sûre indirildiğinde Müslümanlar Mekke müşrikleri ve çevrelerinde diğer müşriklerle savaş halinde idiler. Müşrikler, asırlık âdetlerine rağmen onların Kâbe ziyaretini engellemişlerdi. Onların lâyık oldukları sert karşılığı vermeme konusunda Müslümanlar uyarılıyorlar.
Ey inananlar, ne Allah'ın işaretlerine, ne haram aya, ne kurbana, ne gerdanlık(lı kurban)lara ve ne de Rablerinin lutuf ve rızasını arzu ederek Beyt-i haram'a doğru gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı beslediğiniz kin, sizi suç işlemeğe itmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın, Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.
Ey inanıp güvenenler, Allah’a kulluğun simgelerine, haram (yasak) ayına, hac kurbanına, gerdanlıklı kurbanlara ve Rablerinin ikramını ve rızasını aramak için Kabe’ye yönelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram’dan men eden bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi aşırılığa sevk etmesin. İyilikte ve kendinizi korumada (takvada) yardımlaşın ama günahta ve taşkınlıkta yardımlaşmayın. Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun çünkü Allah’ın cezası pek ağırdır.
[*] ... Bir hayvanın kurban olarak belirlendiğini göstermek için boynuna takılan halka, nişan, işaret.
- Ey iman edenler, Allah'ın nişanelerine, haram aya, kurbanlığa ve gerdanlık takılan hayvanlara, Rab'lerinden nimet ve rıza isteyerek Beyt-i Harama gelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'a girmenizi engellediği için bir topluma olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın. İyilik ve takva hususunda yardımlaşın, günah ve düşmanlık hususunda yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Allah'ın cezalandırması şiddetlidir.
Ey iman edenler! Allah'ın nişanlarına,(1) Haram Aylara, hac kurbanlarına, kurban olarak işaretlenmiş hayvanlara, Rablerinin lütfunu ve rızasını arayarak Kâbe'ye gelenlere tecavüz etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman ise avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haramın ziyaretinden alıkoydukları için bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. İyilik ve takvâda(2) yardımlaşın; günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın cezası pek çetindir.
(1) Allah’ın, bir İslâm simgesi olarak koyduğu hükümlere. Bir örneği için
2:158’e bakınız.(2) Takvâ için
2:2’nin açıklamasına bakınız.
Ey iman edenler! Allah'ın ibadet, iyilik ve güzellik alâmeti kıldığı şeylere, çarpışmanın yasak olduğu haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklara, Rablerinden bir lütuf ve rıza niyaz ederek Mescid-i Haram'a gelmiş olanlara saygısızlık etmeyin! İhramdan çıktığınız vakit avlanın. Bir topluluğun, sizi Mescid-i Haram'dan uzak tutmak için sergilediği kötülük, sizi saldırganlık ve düşmanlığa sakın itmesin! Hayırda erginlik/dürüstlük ve takva üzere yardımlaşın! Kötülük/çirkinlik, düşmanlık/saldırganlık üzere yardımlaşmayın. Allah'tan sakının! Kuşkunuz olmasın ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
iy anlar kim įmān getürdiler! ḥelāl eylemeñ Tañrı’nuñ hac nişānlaruñ ne daħı ḥarām ayı ne daħı ķurban kim ķa'be'ye viribįrler ne daħı ķurbān boyuma daķduklarun ne daħı ķaśd eyleyicileri ķa'be'ye kim isterler eylügi ya'nį bezirgenlıķ anlaruñ çalabısından daħı ħoşnūdluķ. daħı ķaçan iḥram ŧonından çıķası avlañ. daħı ķazarını aśım si 'afv bir ķavm sevmemek ya'nį mekke kāfirleri kim yıġdılar sizi mescid-i ḥarām’dan kim artuķlıķ eyleyesiz daħı arķa virişüñ eylük üzere daħı śaķınmaķ üzere daħı arķa virişmeñ yazuķ üzere daħı žulm eylemek üzere. daħı śaķınuñ Tañrı’dan bayıķ Tañrı ķatı 'aźābludur.
İy īmān getüren kişiler, ḥalāl görmeñüz Tañrı Ta‘ālā ḥarām eyledügi nesne‐leri, ḳurbānları daḫı ḥalāl görmeñüz, Mekketu’llāha ḳaṣd eyleyenleri öl‐dürmegi daḫı ḥalāl görmeñüz, isterler ki Tañrı Ta‘ālānuñ keremi[n], rāżılıġındaḫı isterler. Ḳaçan iḥrāmdan çıḳsañuz av avlañuz, daḫı sizi yamanlıġa bı‐raḳmasun bir ḳavm yamanlıḳ eylemegi ki men‘ eylediler sizi Mekke‐tu’llāhdan, ta‘addī eylemeñüz biri birüñüze, yardım idüñüz yaḫşılıḳ üstine,taḳvā üstine, daḫı biri birüñüze yardım eylemeñüz yamanlıḳ üstine, düş‐manlıḳ üstine daḫı, daḫı Tañrıdan ḳorḳuñuz. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālānuñ ‘aẕābıḳatıdur.
Ey iman gətirənlər! Allahın müəyyən etdiyi mərasimə (həcc mərasiminə), haram (hörmətli) aya (həcc ayı hesab edilən zülhiccəyə və ya rəcəb zülqə’də, zülhiccə və məhərrəm aylarına), (Kə’bəyə gətirilən) qurbanlara, boynuna nişan taxılmış qurbanlıq heyvanlara, həmçinin Rəbbinin lütfünü və razılığını diləyərək Beytülhərama (müqəddəs evə) üz tutub (ziyarətə) gələnlərə hörmətsizlik etməyin! [Onlara qarşı nalayiq işlər görməyi özünüzə halal (rəva) bilməyin!] İhramdan çıxdığınız zaman (istəsəniz) ov edin. (Vaxtilə) sizi Məscidülhərama daxil olmağa qoymayan camaata qarşı bəslədiyiniz kin sizi təcavüzə sövq etməsin (zülm və haqsızlıq günahına batırmasın). Yaxşılıq etməkdə və pis əməllərdən çəkinməkdə əlbir olun, günah iş görməkdə və düşmənçilik etməkdə bir-birinizə kömək göstərməyin. Allahdan qorxun. Həqiqətən, Allahın əzabı şiddətlidir!
O ye who believe! Profane not Allah's monuments nor the Sacred Month nor the offerings nor the garlands, nor those repairing to the Sacred House, seeking the grace and pleasure of Allah. But when ye have left the sacred territory, then go hunting (if ye will). And let not your hatred of a folk who (once) stopped your going to the Inviolable Place of Worship seduce you to transgress; but help ye one another unto righteousness and pious duty. Help not one another unto sin and transgression, but keep your duty to Allah. Lo! Allah is severe in punishment.
O ye who believe! Violate not the sanctity of the symbols of Allah,(686) nor of the Sacred Month,(687) nor of the animals brought for sacrifice, nor the garlands that mark out such animals, nor the people resorting to the Sacred House,(688) seeking of the bounty and good pleasure of their Lord. But when ye are clear of the Sacred Precincts(689) and of pilgrim garb, ye may hunt and let not the hatred of some people in (once) shutting you out of the Sacred Mosque lead you to transgression (and hostility on your part).(690) Help ye one another in righteousness and piety, but help ye not one another in sin and rancour: fear Allah. for Allah is strict in punishment.*
686 Cf.
2:158, where Safa and Marwa are called "Symbols (sha'a'ir) of Allah". Here the Symbols are everything connected with the Pilgrimage, viz., (1) the places (like Safa and Marwa, or the Ka'bah or 'Arafat, etc.); (2) the rites and ceremonies prescribed; (3) prohibitions (such as that of hunting, etc.); (4) the times and seasons prescribed. There is spiritual and moral symbolism in all these. See notes on
2:158,
2:194-200. 687 The month of pilgrimage, or else, collectively, the four sacred months (
9:36 ), viz., Rajab (7th), Dhu al Qa'dah (11th), Dhu al Hijjah (12th), the month of Pilgrimage, and Muharram (the first of the year). In all these months War was prohibited. Excepting Rajab the other three months are consecutive. 688 The immunity from attack or interference extended to the animals brought as offerings for sacrifice and the garlands or fillets or distinguishing marks which gave them immunity. They were treated as sacred symbols. And of course every protection or immunity was enjoyed by the Pilgrims. 689 This is the state opposite to that described in n. 684, i.e., when ye have left the Sacred Precincts, and have doffed the special pilgrim garb, showing your return to ordinary life. 690 See n. 205 to
2:191. In the sixth year of the Hijrah the Pagans, by way of hatred and persecution of the Muslims, had prevented them from access to the Sacred Mosque. When the Muslims were re-established in Makkah, some of them wanted to retaliate and exclude the Pagans or in some way to interfere with them in the Pilgrimage. This is condemned. Passing from the immediate event to the general principle, we must not retaliate or return evil for evil. The hatred of the wicked does not justify hostility on our part. We have to help each other in righteousness and piety, not in perpetuating feuds of hatred and enmity. We may have to fight and put down evil, but never in a spirit of malice or hatred, but always in a spirit of justice and righteousness.