Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 733, sondan 5504. ayet; 5. sure ve bu surenin 64. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 47, harf sayısı 217 ve toplam ebced değeri ise 13081 olarak hesaplanmıştır.
وقالت اليهود يد الله مغلولة غلت ايديهم ولعنوا بما قالوا بل يداه مبسوطتان ينفق كيف يشاء وليزيدن كثيرا منهم ما انزل اليك من ربك طغيانا وكفرا والقينا بينهم العداوة والبغضاء الى يوم القيمة كلما اوقدوا نارا للحرب اطفاها الله ويسعون في الارض فسادا والله لا يحب المفسدين
وقالتاليهوديداللهمغلولةغلتايديهمولعنوابماقالوابليداهمبسوطتانينفقكيفيشاءوليزيدنكثيرامنهمماانزلاليكمنربكطغياناوكفراوالقينابينهمالعداوةوالبغضاءالىيومالقيمةكلمااوقدواناراللحرباطفاهااللهويسعونفيالارضفساداواللهلايحبالمفسدين
Vekâleti-lyehûdu yedu(A)llâhi maġlûle(tun)(c) ġullet eydîhim velu’inû bimâ kâlû(m) bel yedâhu mebsûtatâni yunfiku keyfe yeşâ(u)(c) veleyezîdenne keśîran minhum mâ unzile ileyke min rabbike tuġyânen vekufrâ(n)(c) veelkaynâ beynehumu-l’adâvete velbaġdâe ilâ yevmi-lkiyâme(ti)(c) kullemâ evkadû nâran lilharbi atfeeha(A)llâhu veyes’avne fî-l-ardi fesâdâ(en)(c) va(A)llâhu lâ yuhibbu-lmufsidîn(e)
Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez.
Peygamberlerin gösterdiği aydınlık yoldan ayrılan ve Allah’ın nimetlerine nankörlük eden yahudiler asırlar boyu zillet ve mahrumiyet içinde yaşamışlar, millî kurtuluş ümitlerini yitirip itibarlarını kaybetmelerinden dolayı yas tutmaya başlamışlardı. Son peygamberin kendi içlerinden çıkması ümidi de boşa çıkınca, içlerinden bazı küstahlar Allah’ı suçlamaya kalkıştılar.
Esasen Allah’a inanan ve ilâhî bir dinin mensubu olan yahudilerin dinlerinde de Allah hakkında saygısızca sözler söylemek kabul edilebilir bir davranış değildir. “Allah’ın eli bağlanmış” sözünü haddini bilmeyen bazı yahudilerin söyleyip yahudi toplumunda sokaktaki adamın da bunu cahilce tekrarlar hale gelmiş olması yahut halkın kendisine itibar ettiği bir din adamı veya lider (rivayete göre Finhâs b. Âzûrâ) tarafından söylendiği için âyette bu sözün tüm topluluğa nisbet edilmiş olması muhtemeldir (İbn Âşûr, VI, 249).
Yahudilerin bu sözü söylemeleri daha çok şu iki sebeple açıklanır:
a) Uğradıkları sıkıntı ve felâketler karşısında ümitlerinin kalmadığını, Allah’ın kendilerine karşı cimrileştiğini ve hazinelerini kapattığını ifade etmek; b) Müslümanlara zekâtın farz kılınması, “Kim Allah’a güzel bir borç verirse Allah da bunu kat kat fazlasıyla öder” (Bakara
2:245) meâlindeki âyetle hayır yolunda harcama yapmanın özendirilmesi ve yahudilerden diyet ödemelerine katılmalarının istenmesi gibi dinî bildirim ve düzenlemelerin ulvî hedeflerini görmezden gelip bunları sırf menfaatçi bir bakışla eleştirmek ve müslümanlarla alay etmek.
Birinci sebebe göre “Allah’ın eli bağlanmış” ifadesiyle ne kastettiklerini de iki şekilde anlamak mümkündür: a) Allah’ın kudreti azalmış, sınırlı hale gelmiştir, her konuda dilediği gibi karar verip uygulayamaz, bizi egemenliğimize kavuşturamaz, eski saltanatlı günlerimize döndüremez. Âyetin devamında yahudilerin bu sözüne reddiyede bulunulurken “Dilediği gibi verir” buyurulması da bu yorumu güçlendirmektedir. b) Allah’ın cömertliği sona ermiştir, artık cimri davranmaktadır (İbn Atıyye, II, 214-216; Râzî, XII, 40-44).
Âyette yapılan bu tasvirle, yahudilerin inanç ve ahlâk düsturları topluluğa nisbet edilerek ve herkesin anlayabileceği bir ifadeyle anlatılmış olmaktadır. Burada değinilen karakteristik özellik, tarih boyunca yahudilerin Allah’ın kudreti hakkındaki felsefî yaklaşımlarıyla ve bunun sonucu olarak benimsedikleri ahlâkî ve iktisadî ilkelerle örtüşmektedir. Gerçekten, yahudi din adamları Allah Teâlâ’nın evreni yaratttıktan sonra artık istirahate çekildiği, egemenlik ve gücünü yarattıklarına (özellikle Mâide sûresinin 18. âyetinde ifade edildiği üzere Allah’ın sevgili ve seçkin kulları olarak kendilerine) bıraktığı fikrinden hareketle, Allah’ın tam anlamıyla “fâil-i muhtâr” (fiillerinde mutlak bir seçme iradesine sahip) olmadığı, ilâhî güç ve iradenin doğa kanunlarıyla sınırlı olup onları asla aşamayacağı anlayışına sapmışlar, bunun sonucu olarak yahudilerde Allah’ın dilediğine dilediği biçimde ihsanda bulunabileceği veya ceza verebileceği inancı zaafa uğramış, hem rahmetinden ümit kesme hem de gazabından çekinmeme çizgisine kaymışlar, bu da onları iktisat alanında aşırı tutumluluğa, ahlâkî davranış olarak da cimriliğe ve yoksullara yardımı ödev saymamaya yöneltmiştir (Elmalılı, III, 1728-1729).
Arap dilinde de cömertlik ve cimrilik tutumlarının anlatımında “el” mânasına gelen yed kelimesinden yararlanılmakla beraber, âyette geçen “bağlanmış” anlamındaki mağlûle kelimesiyle birlikte Türkçe’deki “eli sıkı” deyimine karşılık gelen bir deyim halinde kullanıldığı görülmez. Ancak bu iki kelimenin birlikte yer aldığı başka bir âyetten (İsrâ
17:29) bu mâna açıkça anlaşıldığından yukarıdaki cümle “Allah’ın eli sıkıdır” veya “Allah cimridir” şeklinde tercüme edilebilir (İbn Âşûr, VI, 249; Elmalılı, III, 1727-1729). Fakat onların bu sözüne “Aksine O’nun eli açıktır” şeklinde değil, “Aksine O’nun iki eli de açıktır” buyurularak karşılık verilmiş olmasıyla Allah’ın her türlü noksanlıktan münezzeh olduğunu belirtmenin amaçlandığı düşünülebilir. Bu sebeple, meâlinde, birinci mânayı da kapsaması için, söz konusu cümle bir deyim olarak değil sözlük anlamına göre tercüme edilmiştir. Bazı müfessirlere göre ise, burada “Aksine O’nun iki eli de açıktır” buyurulması, Allah’ın cömertliğine sınır olmadığını ve hiçbir şekilde O’na cimrilik izâfe edilemeyeceğini veya nimetlerinin sayısız ve sınırsız olduğunu belirtmek içindir (Taberî, VI, 301-302; Zemahşerî, I, 351).
Âyetin “Asıl kendi elleri bağlanmıştır ve söyledikleri yüzünden lânetlenmişlerdir” diye çevrilen kısmı “Söyledikleri yüzünden kendi elleri bağlanmıştır ve lânetlenmişlerdir” şeklinde de tercüme edilebilir. Yine bu cümleleri veya sonuncusunu “elleri bağlanasıca ve lânet olasıca” şeklinde beddua olarak anlamak mümkün olduğu gibi, haber ifadesi olarak yorumlamak da mümkündür (lânet hakkında bilgi için bk. Bakara
2:159; Âl-i İmrân
3:87). İkinci ihtimale göre, asıl bu sözü söyleyenlerin yüce Allah’ın bunca nimet ve ikramı ve evrendeki mutlak gücü karşısında kendi cimriliklerine ve âcizliklerine bakmaları gerekir.
Burada –yahudilerden bir örnek verilerek– kullanılan sert ifadenin, Allah hakkında saygısızca sözler söyleyen herkesi kapsayan genel bir uyarı olduğu dikkatten kaçırılmamalıdır. Nitekim insanın darlık ve sıkıntıya düştüğü zamanlarda Cenâb-ı Allah’ı kendisine karşı yükümlülükleri olan bir varlık olarak düşünmesi Kur’an’ın başka âyetlerinde soyut bir anlatım üslûbu içinde eleştirilmiş ve kendi konumu üzerinde daha dikkatli düşünmeye davet edilmiştir (meselâ bk. Fecr
89:16 vd.).
Kur’an’ın yahudiler hakkında verdiği bu tür bilgiler karşısında Hz. Muhammed’in Allah’tan vahiy aldığını kabul etmeleri gerekirken, aksine Resûlullah’a indirilene inanmadıkları için bu durum onların taşkınlıklarını arttırmış, insanlığın mutluluğu için ortak adımlar atmak yerine bitmez tükenmez çekişmelerin içine düşmüşlerdir. Âyet bu sûrenin 13-14. âyetleriyle birlikte değerlendirildiğinde, yahudilerin ve hıristiyanların dinî görünümlü çekişmelerin acılarına mâruz kalmalarının, Allah’a verdikleri sözü tutmamalarından ve O’ndan gelen uyarıları ve tâlimatı kabul etmemekte direnmelerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Yine âyetten anlaşıldığına göre gerçekleri bildikleri halde dini bir uzlaşma vesilesi olarak değil egolarının tatmin aracı olarak görmeye devam ettikleri sürece bu çekişmeler de sürüp gidecektir. Kuşkusuz bu örneklendirme ve uyarıdan müslümanların da sonuçlar çıkarmaları gerekmektedir.
Âyetin meâlinde geçen “Savaş ateşini tutuşturma” ifadesini sadece sıcak çatışma olarak anlamak doğru olmaz. Çünkü âyette kıtâl kelimesi değil, soğuk savaş da dahil olmak üzere her türlü savaşı kapsayan harp kelimesi kullanılmıştır (Reşîd Rızâ, VI, 458). Diğer yandan, ifadenin bağlamı göz önüne alındığında burada dinî ihtilâfları ön plana çıkaran çekişmelerin kastedildiği de söylenebilir. Âyetten anlaşıldığına göre, asırlar boyunca yahudilerin bozguncu kesimince sergilenen bağnaz tutumlar ve savaş duygularının harekete geçirilmesi için ortaya konan çabalar beklenen sonuçları vermemişse bunu ilâhî bir lutuf olarak görmek gerekir.
Yahudiler “Allah’ın eli bağlıdır (sıkıdır)!” dediler. Dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lanet olasıcalar! Aksine (Allah’ın) iki eli de açıktır; dilediği şekilde verir. Şüphesiz ki sana Rabbinden indirilen (mesajlar), çoğunun azgınlığı ve küfrünü artıracaktır. Aralarına, kıyamet gününe kadar (sürecek) düşmanlık ve kin bıraktık. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. (Böyleyken yine de) onlar, yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.
Burada “iki el” ifadesiyle kastedilen Yüce Allah’ın iki elinin bulunması değil, cimrilik suçlamasında bulunan yahudilere “bırakın tek elinin bağlı olmasını, onun iki eli de açıktır” mesajının verilmesidir.,Yüce Allah yahudilerin ve/veya hristiyanların ya da başka inkarcıların müslümanları tamamen yok etmek üzere tutuşturmak istedikleri savaş ateşini onlar nihai anlamda kesin üstünlük elde edemeden her defasında söndürüp başarısız kıldığını bildirmekte, bu haliyle inkârcılara gözdağı verirken, müslümanlara moral kazandırmayı amaçlamaktadır.
Yahudiler, “Allah'ın eli bağlıdır/cimridir” dediler. Hay, dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar! Bilâkis, Allah'ın elleri açıktır/cömerttir, dilediği gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır. Aralarına, kıyamete kadar düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.
O Yahudiler¹, “Allah'ın eli bağlıdır.²” dediler. Böyle söylemelerinden dolayı elleri bağlandı ve söyledikleri yüzünden lanetlendiler. Oysaki O'nun iki eli de açıktır.³ Nasıl dilerse öyle infak⁴ eder. Yemin olsun ki sana Rabb'inden indirilen şey onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Biz de aralarına Kıyamet Günü'ne kadar düşmanlık ve nefret yerleştirdik. Savaş için ateş yaktıkları her seferinde Allah onu söndürdü. Yeryüzünde bozgunculuk için koşuşuyorlar. Ve Allah bozguncuları sevmez.
1- Allah'ın eli bağlıdır diyen Yahudiler. 2- Cimridir. 3- Çok cömerttir. 4- Yardım.
Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" diyerek (iftira attılar ve haddi aştılar. Bu yüzden) Onların elleri bağlansın! (Ve bağlandı; cimri, bencil ve rezil insanlar yapıldı) ve söylediklerinden dolayı Allah’ın lanetine uğrasınlar! Hayır, bilakis; O'nun (Allah'ın) iki eli açıktır, nasıl dilerse (ve Keremine yakışır şekilde) infak eder. Andolsun Rabbinden Sana indirilen (Kur’an-ı Kerim), onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkârlarını ziyadeleştirir. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Her ne zaman savaş çıkarmak amacıyla bir fitne ateşini alevlendirmek isterlerse, Allah-u Teâlâ, onların yaktıkları ateşi (sonunda) söndürecektir (ve Yahudiler şeytani amaçlarına erişemeyecektir) . Halbuki onların âdetleri her zaman yeryüzünde fesada gayret etmektir. (Oysa) Allah-u Teâlâ, fesat çıkaranları asla sevmemektedir.
Yahudiler, Allah'ın eli bağlıdır dediler, elleri bağlanasılar, söyledikleri söz yüzünden lanete uğrayasılar. Hayır, Allah'ın iki eli de açıktır, dilediği gibi ihsanda bulunur. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını, kafirliğini arttıracak ve biz, onların arasına kıyamete dek düşmanlık ve kin saldık. Ne vakit savaş için bir ateş yaktılarsa Allah söndürdü o ateşi ve onlar, yeryüzünde bozgunculuğa koşup dururlar ve Allah, bozguncuları sevmez.
El anlamına gelen "yed", kudret, tasarruf, nîmet, tahsis mânalarını ifade eder (al-Müfredât, s. 573-574). Türkçe'de mecazen aynı anlamlarda kullanılır. O iş benim elimin harcı, senin elin yetmez, elimin altındasın, elim erer, gücüm yeter v.s. gibi. Bağlı elden maksat nîmet vermeyiştir.
Yahudiler Allah'ın eli sıkıdır derler. Sıkı olan onların elidir ve bu iddialarından dolayı Allah tarafından lanetlenmişlerdir. Hayır! Allah'ın iki eli de açıktır. O lütfunu dilediği gibi dağıtır. Rabbinden sana indirilen onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Biz onların aralarına, kıyamete kadar sürecek kin ve nefret tohumları saçtık. Ne zaman savaş ateşi yaksalar, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışırlar, Allah da bozguncuları sevmez.
Yahudiler:
“Allah'ın eli çok sıkıdır" dediler. Söyledikleri sebebiyle, onların elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar. Aksine, Allah'ın elleri açıktır. Allah, sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun şekilde verir.
Andolsun Rabbimden sana indirilen, Kur'ân onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü, inkârını artırıyor. Biz, kıyamete kadar onların aralarına düşmanlık ve kin yerleştirdik.
Ne zaman savaş ateşi yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar, yeryüzünde, ülkede bozgunculuk, anarşi çıkarmak için koşuştururlar. Allah ise, bozguncuları sevmez.
Yahudiler "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. [10] Kendi elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler! Hayır Allah'ın iki eli de açıktır, dilediği gibi sarfeder. [11] Rabbinden sana indirilen onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar Allah onu söndürür. Onlar ayrıca yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çabalarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.
64.Taberani`nin, Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre yahudilerden Nibaş bin Kays adında bir adam: "Allah cimridir, infak etmiyor" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Ebu Şeyh`in rivayetine göre de bu ayeti kerime Kaynuka yahudilerinin başkanları olan Finhas hakkında indirilmiştir.10.Yani "Allah cimridir. Bol nimet vermemektedir" dediler.11.Burada Allah`a el`in nisbet edilmesi mecazi anlamdadır. Arap dilinde birinin ellerinden sözedilirken genellikle "iki eli" şeklinde müsenna ifade kullanıldığından dolayı burada da Yüce Allah hakkında "O`nun iki eli..." şeklinde müsenna bir ifade kullanılmıştır.
Yahudiler: 'Allah'ın eli sıkıdır' dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkârlarını arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez.
Bir de Yahudi'ler: “- Allah'ın eli bağlıdır. (cömert değildir.)” dediler. Bu dedikleri söz sebebiyle elleri hayır yapmak hususunda bağlandı ve lânetlendiler. Doğrusu Allah'ın kudret elleri açıktır, dilediği gibi ihsan eder. Andolsun ki, sana Rabbinden indirilen âyetler, onlardan bir çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Bununla beraber biz onların arasına kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık bıraktık. Onlar, her ne zaman harb için bir yangın tutuşturdularsa, Allah onu söndürdü. Dâima yeryüzünde fesad için koşarlar. Allah ise, fesad çıkaranları sevmez.
Yahudiler: Allah’ın eli bağlıdır: (Allah’ın imkânları kıttır) dediler. Elleri bağlansın ve söylediklerinden dolayı lanet edilsinler. Hayır, Allah’ın iki eli (bütün imkânları) açıktır. İstediğine istediği gibi rızık verir. Fakat senin Rabbinden sana inen bu hakikatler, onların çoğunun azgınlık ve kâfirliklerini artıracaktır. Kıyamet gününe kadar onların arasına kin ve düşmanlığı atmışız. Onlar savaş ateşini tutuşturdukça, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Fakat Allah, bozguncuları sevmez (onları muvaffak etmez.)
Yahudiler dediler ki: «Allahın eli sıkı», elleri bağlansın Yahudilerin böyle dedikleri için, lanete uğrayalar, Allahın elleri açık, nice istiyorsa, azığı öyle verir, Tanrından sana inen, onların birçoğunun taşkınlığın, kâfirliğin arttırır, biz onların arasına, kıyamet gününe dek düşmanlık, sevgisizlik bıraktık, ne zaman ki savaş ateşini yandırmak isterlerse, Allah onu söndürür, yeryüzünde fesada uğraşırlar, Allah sevmez fesadeden kimseleri
Yahudiler: “Allah'ın eli sıkıdır (rızık vermede Allah cimridir)” dediler. Sıkı olan onların elidir. Bu iddialarından dolayı (Allah tarafından) lanetlenmişlerdir. Tersine, O'nun (rahmet) elleri sonuna kadar açıktır. O, (lütfunu) dilediği gibi dağıtır. Ama (Ey resul!) Rabbin tarafından sana indirilen her şey, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Biz, (yaptıkları yüzünden) onların arasına kıyamet gününe kadar (sürecek) düşmanlık ve kin bıraktık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez.
Yahudiler, "Allah'ın eli sıkıdır" dediler; dediklerinden ötürü elleri bağlandı, lanetlendiler. Hayır, O'nun iki eli de açıktır, nasıl dilerse sarfeder. And olsun ki, sana Rabbinden indirilen sözler onların çoğunun azgınlığını ve inkarını artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez.
Yahudiler, Allah'ın eli bağlıdır (sıkıdır) , dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar! Bilâkis, Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır. Aralarına, kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa (fitneyi uyandırmışlarsa) Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.
Kâfirlerin savaş ve fitne ateşini yakmaları hiç eksik olmamıştır. Asırlar boyu hem kendi aralarında savaşmışlar, hem de birleşerek müslümanlara saldırmışlardır. Ayrıca müslümanları birbirine düşürmek için yüzlerce, binlerce planlar yapmış, tertip ve düzenler hazırlamışlardır. Bütün bunlara rağmen Allah’ın nûrunu söndürmeye güçleri yetmemiştir. Dinleri aynı olanlar bile ayrılmış, birbirlerine karşı kin ve düşmanlık duyguları beslemiş, korku ve endişe içinde yaşamış veya savaşmışlardır.
Yahudiler "ALLAH'ın eli bağlı," dedi. Aslında elleri bağlı olanlar kendileri. Halbuki O'nun iki eli de açık olup dilediği gibi harcamakta. Rabbinden sana indirilenler çoğunun azgınlığını ve inkarını arttıracak. Diriliş Gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için ateş yaksalar ALLAH onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuk yapmak için dolaşırlar. ALLAH ise bozguncuları sevmez.
Yahudiler, "Allah'ın eli çok sıkıdır" dediler. Söyledikleri söz sebebiyle onların elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Aksine Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü azdırıyor. Biz, onların aralarına tâ kıyamete kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozğunculuğa koşarlar. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.
Bir de Yehudîler «Allahın eli bağlı» dediler, ve dedikleriyle dilediği gibi bahşediyor, celâlim hakkı için sana rabbından indirilen onlardan bir çoğunun tuğyanını ve küfrünü arttıracaktır, maamafih biz onların arasına kıyamete kadar sürecek buğz ve adavet bıraktık, her ne zaman harb için bir yangın tutuşturdularsa Allah onu söndürdü, hep yer yüzünde fesad için koşarlar, Allah ise müfsidleri sevmez
Yahudiler: «Allahın eli bağlıdır (sıkıdır)» dediler. Hay kendi elleri bağlanası ve söyledikleri (bu söz) den dolayı mel'un olası (insanlar)! Hayır, (Allahın) iki eli de açıkdır. Nasıl dilerse öyle infaak eder O. Rabbinden sana indirilen (âyetler), onlardan bir çoğunun, andolsun ki, azgınlığını, gâvurluğunu artıracak. (Bununla beraber) biz onların arasına kıyaamet gününe kadar (sürecek) düşmanlık ve kîn bırakdık. Onlar ne zaman harb için bir ateş tutuşdurdularsa Allah onu söndürdü (kendilerini dâima yenilgiye uğratdı). Yer yüzünde hep fesadcılığa koşarlar onlar. Allah ise fesadcı olanları sevmez.
Hem yahudiler: “Allah'ın eli bağlıdır (cimridir)” dediler. (Hâşâ!) De dikleri yüzünden(hayırlı işlerde) el le ri bağlansın ve lâ'nete uğrasınlar! Bil'akis O' nun iki eli de açıktır; dilediği gibi (dilediği kimseye) karşılıksız verir.(3) Ve and olsun ki Rabbinden sana indirilen(bu Kur'ân), onlardan birçoğuna azgınlık ve küf rü artıracaktır.Böylece aralarına, kıyâmet gününe ka dar (devâm edecek) düşmanlık ve kin bıraktık. Ne zaman harb için bir ateş yaktılarsa, Allah onu sön dürmüştür (on ları muvaffak kılmamıştır). Buna rağmen yeryü zünde fesad çıkarmaya çalışırlar. Hâlbuki Allah, fesad çıkaranları sevmez.
(3)Burada geçen, “Allah’ın eli açık olması” gibi ifâdeler müteşâbih olup, bundan maksad cömertliktir. Yoksa el, ayak gibi insan uzuvlarından Allah-ü Teâlâ münezzehtir, uzaktır. (Nesefî, c. 1, 421) “Evet, dünya yüzünü bu kadar müzeyyen masnûâtıyla (ziynetli eserleriyle) süslendirmek, ay ile güneşi lâmba yapmak, yeryüzünü bir sofra-i ni‘met ederek mat‘ûmâtın (yiyeceklerin) en güzel çeşitleriyle doldurmak, meyveli ağaçları birer kap yapmak, her mevsimde birçok def‘alar tecdîd etmek (yenilemek), hadsiz bir cûd ve sehâveti (cömertliği) gösterir.” (Zülfikār, 10. Söz, 20)
Yahudiler “Allah’ın eli çok sıkı (cimri)” dediler. Onların elleri bağlansın ve söyledikleri yüzünden onlara lanet olsun. Tam aksine Allah’ın eli açık olup, dilediğini dilediği kadar rızıklandırıyor. Rabbinden sana kitapta indirilenler, onlardan pek çoğunun azgınlıklarını ve inkârlarını elbetteki artırıyor. Bundan dolayı bizde onların arasına, kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin tohumlarını attık. Onlar ne zaman savaş alevini insanlar arasında tutuştursalar, Allah onların alevlerini söndürüyor. (Allah’ın onların çabalarını boşa çıkarmasından) Sonra, bu seferde yer yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak için koşuşturuyorlar. Allah bozgunculuk yapanları sevmez.
Yahudiler «Allah/ın eli bağlıdır [⁵]» dediler. Kendi elleri bağlansın [⁶], bu dediklerinden dolayı mel/un olsunlar [⁷]. Hayır onun elleri açıktır; O, dilediğine harceder. Rabbin tarafından sana inzal olunan Kur/an onlardan birçoğunun azgınlığını, gâvurluğunu arttırıyor. Onların arasına kıyamet gününe kadar düşmanlık, olanca kuvvetiyle sevmemezlik yapıştırdık. Onlar her zaman harp için ateş yaksalar Allah onu söndürür [⁸]. Onlar yer yüzünde fesat için çabalarlar. Allah fesatçıları sevmez.
[5] Cimridir, rızık vermez, züğürttür, âcizdir.[6] Aynı bedduayı iadedir.[7] Veya elleri tutuldu, mel'un oldular.[8] Her ne zaman peygamber ile kavgaya çıksalar mağlûp olurlar.
Yahudiler, “Allah'ın eli sıkıdır” dediler; Hay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar! Bilakis O'nun iki eli de açıktır, nasıl dilerse infak eder. Hiç şüphesiz sana Rabbinden indirilen sözler, onların çoğunun azgınlığını ve küfre sapmalarını artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler, Allah onu söndürür. Yeryüzünde bozgunculuğa çaba harcarlar. Allah bozguncuları sevmez.
Yahudilerden bazıları, “Siz Müslümanların inandığı Allah’ın eli sıkıdır, baksanıza, sizi yoksulluk içinde kıvrandırıp duruyor! Eğer gerçekten doğru yolda olsaydınız, Allah kudret ve zenginliği bize değil, size verirdi. Aslında bize de bu kadar değil daha çok vermeliydi” dediler. Bu sözlere itiraz etmeyen diğer Yahudiler de, aynı iddiaya iştirak etmiş oldular. Bu sözlerinden dolayı, kendi elleri bağlandı ve cimrilik, korkaklık, alçaklık, değişmez karakterleri oldu; böylece, ilâhî nîmetlerden mahrum bırakılarak Allahtarafından lânetlendiler.Oysa Allah ne cimridir, ne de güçsüz! Bilakis, elleri alabildiğince açıktır, kudret ve cömertliğinin sınırı yoktur, lütuf ve nîmetlerini, ezelî ilim ve hikmetine uygun olarak, dilediği kimselere, dilediği şekilde dağıtır. Bazen azılı kâfirleri nîmetlere boğarken, en sevdiği kullarını belâ ve musîbetlere uğratabilir. Zira bu dünya, imtihân yeridir, iyilik ve kötülüklerin tam karşılığının verileceği yer ise, âhirettir. Ama maddî güç ve zenginlikten başka değer ölçüsü tanımayan kâfirler, sahip oldukları geçici nîmetlerin, kendilerinin doğru yolda olduğunu gösteren birer delil olduğunu sanırlar. Hâlbuki, herhangi bir kişi veya toplumun doğru yolda olduğunu belirlemek için, onların dünyada sahip oldukları güç ve zenginliğe değil; doğruluk, erdemlilik, adâlet gibi üstün ahlâkî değerlere ne derece bağlı olduklarına bakmak gerekir. Kaldı ki, Allah, yeryüzünde ilâhî adâleti egemen kılmak için varını yoğunu fedâ eden müminlere, —çetin bir mücâdele sonunda— bu dünyada güç ve zenginlik de bahşedecektir. Çünkü dünyanın da, âhiretin de maddî-mânevî tüm güzelliklerini size kazandıracak olan asıl zenginlik, bu Kur’an’dır. Ama ne var ki:Rabb’inden sana indirilen şu muhteşem ayetler, onlardan bir çoğunun azgınlık ve kâfirliğini artıracaktır. Fakat onlardan korkmayın, size zarar veremezler. Zira Biz, gerek Yahudi gerek Hıristiyan olsun, onların arasına, ta kıyâmete kadar sürecek düşmanlık ve nefret koyduk; ne zaman Müslümanlara karşı düşmanlıkları depreşip bir savaş ateşi tutuşturmaya kalkışsalar, Allah onu söndürecek ve heveslerini kursaklarında bırakarak onları birbirlerine düşürüp darmadağın edecektir. Fakat yine de akıllanmayacak, yeryüzünde sürekli bozgunculuk, fitne ve fesat çıkarmaya çalışacaklar. Allah ise, fesat çıkaranları sevmez. Sevmediği için de belâlarını verir.Ama tövbe edip kurtulmak için, hâlâ ellerinde fırsat var:
Yahudîler: -“Allah’ın eli sıkı” dediler.
Dedikleri sebebiyle kendi elleri bağlandı; lanete uğradılar.
Aksine O’nun elleri açıktır; nasıl dilerse harcar.
Yemin olsun, sana rabbinden indirilenler, onların çoğuna azgınlık ve inkâr artırıyor!
Kıyamet günü’ne kadar aralarına Düşmanlık ve Buğz / Nefret saldık.
Ne zaman Savaş / Harp için bir ateş körükledilerse, Allah onu söndürdü.
Yeryüzü’nde bozgunculuğa koşuyorlar.
Bozguncular’ı Allah sevmez.
Bir de Yahûdîler kendi elleri bağlanmış olduğu halde (kalkıp): “Allah’ın eli bağlıdır.”1 dediler. İşte onlar bu söyledikleri sebebiyle lânetlendiler. Tersine Allah’ın elleri açıktır ve nasıl dilerse öyle verir. Rabbinden sana indirilen âyetler onların pek çoğunun azgınlığını ve kâfirliğini daha da arttıracaktır. Biz, onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek bir düşmanlık ve kin saldık. Onlar ne zaman savaş ateşini körükledilerse, Allah onu hep söndürdü. Onlar yeryüzünde hep bozgunculuk peşinde koşarlar. Oysa Allah, bozguncuları asla sevmez.
1 “Allah’ın eli bağlıdır.” ifâdesi mecâzen; dilediği gibi tasarruf edemez, ihsan edemez, demektir. Buna göre âyetin bu bölümü; “Allah cimridir.” şeklinde de anlaşılabilir. Buradan Yahûdîlerin, “Allah’ın her istediğini yapamadığına, kâinatı yarattıktan sonra kudretini kullarına devrettiğine ve sevab ve günâha karışmadığına” inandıkları anlaşılmaktadır.
Yahudiler, “Allah'ın eli sıkıdır” derler. Sıkı olan onların elidir: Ve bu iddialarından dolayı [Allah tarafından] lânetlenmişlerdir. 81 Tersine, O'-nun elleri sonuna kadar açıktır: O, [lütfunu] dilediği gibi dağıtır. Ama [ey Peygamber,] Rabbin tarafından sana indirilen her şey, onların çoğunu kibirli küstahlıklarında ve hakikati inkarda daha inatçı yapacaktır. Böylece biz, Kitâb-ı Mukaddes'in takipçileri arasına 82 Mahşer Günü'ne kadar [sürecek] kin ve nefret tohumları saçtık: ne zaman savaş ateşi yaksalar Allah onu söndürür; 83 ve onlar yeryüzünde yozlaşmayı ve çürümeyi arttırmak için ellerinden geleni yaparlar: Allah ise yozlaşmaya ve çürümeye yol açanları sevmez.
Yahudiler: “Allah cimrileşti.” dediler. Hay elleri bağlanasıcalar. Böyle dedikleri için lanet olsun onlara. Oysa Allah’ın cömertliği sınırsız ve nimetleri sonsuzdur, nasıl dilerse öyle sarf eder.1 Elbette Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır.2 Onların arasındaki düşmanlık ve kin kıyamete kadar sürecektir. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürür. Ülkede fesat çıkarmak için yarışırlar.3 Ama Allah, bozguncuları sevmez.4, 13/181, 217/41-82, 22/72, 39/45, 32/231, 47/55, 8/58, 28/76, 42/40
Yahudiler, “Allah’ın eli sıkıdır!” dediler;[956] sıkılaştı elleri ve bu düşüncelerinden dolayı rahmetten dışlandılar. Aksine O’nun iki eli de sonsuzca açıktır,[957] (lutfunu) istediği gibi dağıtır. Fakat Rabbinden sana indirilen, onların küstahça azgınlığını ve inatçı inkârlarını daha da artıracaktır. Ve Biz onların arasına Kıyamet Günü’ne kadar sürecek olan kin ve nefret tohumları saçmışızdır. Ne zaman savaş ateşi yaksalar Allah onu söndürür; zira onlar yeryüzünde fesadı yaymak için çırpınırlar, Allah ise fesada neden olanları sevmez.
[956] Zımnen: Bakışı yamuk olan baktığını doğru göremez.
[957] Kur’an’da sadece burada ve Sâd 75’te ikil formda Allah’a izafe edilen yedâhu (O’nun iki eli) ve yedeyye (benim iki elim) ifadesi, müteşabih, dolayısıyla mecaz olsa gerektir. Fakat bu mecaz bir hakikatten neş’et eder. O da ilâhî esmanın çift kutuplu tabiatıdır. Celâl ve cemal esmasının kâinata yansıması, diyalektik şeklinde tecelli etmiştir. Bu, mahlukatın tâbi olduğu ilâhî bir yasadır. Bu yasa bazı alanlarda ezvâc (çiftler) bazı alanlarda da ezdâd (zıtlar) şeklinde tecelli etmiştir. Birincisine erkek-dişi ve yer-gök, ikincisine karanlık-aydınlık ve hak-bâtıl örnekleri verilebilir. İki elin ayrılması, İlahî iradenin akıllı varlıkları “seçip ayırma” takdirini ifade etse gerektir. Bu da insanın yaratılış gerekçesidir (Mülk 2). Allah’ın zâtı birdir. Nasıl ki insanın elleri iki olsa da aklı birse; Allah’ın esması ve onun yaratılmışlardaki tecellisi çift kutuplu olsa da, mutlak zatı bir tektir. Allah’ın eşyada diyalektik olarak tecelli eden esmasının çift kutuplu yapısını anlamayıp da bunu O’nun zâtına da teşmil etmeye kalkmak sahibini şirke götürür. Ve bu yüzden her şirk bir bilinç yırtılması, hatta bir akidevi şizofreni olarak görülmelidir. Tevhid bu yırtılmaya karşı bilincin bütünlüğünü koruyan en esaslı ilkedir. Burada “Yahudiler” dünyevileşmiş aklı temsil etmektedirler. Her zaman ve her zeminde, her millet ve ümmet arasında benzerlerine rastlanabilir. Serveti zekât, sadaka ve infak ile paylaşmaktan kaçınıp üstüne bir de faizcilik yaparak servet emanetini devlete dönüştüren bu tip, yaptığı bu açgözlülüğe farklı kılıflar uyduracaktır. Bu kılıfların en çirkini Allah’a iftira kabilinden olan bu kılıftır. Zımnen “Allah daha cömert olsaydı biz faiz yemezdik” türü bir iftira bu. Âyetin amacı şu gerçeği göstermektir: sapma bir kez başladı mı kulun hakkını ihlal etme sınırında kalmaz, git gide öyle bir noktaya gelir ki, Allah’ın hakkını da ihlâl eder. Tıpkı burada olduğu gibi.
Ve Yahûdi tâifesi, «Allah'ın eli bağlanmıştır» dediler. Bu dedikleriyle kendi elleri bağlandı ve lânet olundular. Hayır, bilakis (Cenâb-ı Hakk'ın) iki eli de açıktır, dilediği gibi infakta bulunur. Ve and olsun ki, sana Rabbinden indirilmiş olan şey, onlardan birçoğu için tuğyanı ve küfrü arttıracaktır ve Biz onların arasına Kıyamet gününe kadar düşmanlık ve kin bıraktık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakıverdilerse onu Allah Teâlâ söndürdü ve onlar yeryüzünde fesada koşarlar. Allah Teâlâ ise müfsit olanları sevmez.
Yahudiler: “Allah'ın eli bağlıdır. ” dediler. Hay kendi elleri bağlanasılar! Hay dediklerinden dolayı mel'ûn olası adamlar! Hayır, hiç de öyle değil! Allah'ın iki eli de açıktır. Dilediği şekilde infak eder. Rabbinden sana indirilen âyetler, mutlaka onlardan birçoğunun azgınlığını ve gâvurluğunu artıracaktır. Bununla beraber, Biz onların aralarına, kıyamete kadar sürüp gidecek bir kin ve nefret bıraktık. Her ne zaman onlar savaş çıkarmak için bir yangın tutuşturdularsa Allah onu söndürdü. Sırf fesat çıkarmak için dünyanın her tarafında koşup dururlar. Allah müfsitleri sevmez. [4, 53-54; 2, 61; 3, 112; 14, 34; 41, 44; 17, 82] {KM, Mezmurlar; 104, 27; 145, 15-16}
Hicretten Sonra Medine’deki Yahudiler iktisâdi sıkıntı ile imtihan edildiklerinde onlardan bir kısmı tarafından, Allah’ın ihsan ve merhametini itham eden böyle bir söz söylenmişti. Hepsi dememiş ise de, diyenlere itiraz etmemek sûretiyle razı olmuş sayıldıklarından, bu söz hepsine izafe edilmiştir.
Yahudiler "Allah'ın eli bağlıdır (Allah cimridir)". dediler. Kendi elleri bağlandı ve söyledikleri sözden ötürü la'netlendiler. Hayır, Allah'ın iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Biz onların aralarına ta kıyamet gününe kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. (Onlar) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah da bozguncuları sevmez.
Yahudiler “Allah’ın eli sıkıdır” dediler. Sıkı olan onların elidir. Böyle dedikleri için dışlandılar (lanetlendiler). Hayır, Allah’ın iki eli de açıktır; nasıl tercih ederse öyle verir. Rabbinin sana indirdiği, onlardan birçoğunun azgınlığını ve kâfirliğini artıracaktır. Onların arasına, (mezardan) kalkış gününe kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret sokmuşuzdur. Ne zaman bir savaş ateşi tutuştursalar Allah söndürür. Onlar kurulu (doğal) düzeni bozmak için çaba gösterirler. Allah, bozguncuları sevmez.
Yahudiler:- Allah'ın eli sıkıdır, dediler. Böyle dedikleri için elleri bağlandı ve lanete uğradılar. Oysa Allah'ın elleri açıktır, nasıl dilerse sarfeder. Elbette Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez.
Yahudiler bir de “Allah'ın eli sıkıdır” dediler. Elleri bağlansın onu söyleyenlerin, lânet olsun onlara! Allah'ın iki eli de açıktır; nasıl dilerse öylece bağışlar. Rabbinden sana indirilenler, onların azgınlığını ve inkârını daha pek çok arttıracaktır. Biz ise onların arasına, kıyamete kadar sürüp gidecek bir düşmanlık ve kin bıraktık. Onlar ne zaman bir savaş ateşi körüklemek istedilerse, Allah onu söndürdü. Onlar dünyada hep fesat çıkarmaya uğraşırlar. Fakat Allah fesatçıları hiç sevmez.
Yahudiler dediler ki: "Allah'ın eli bağlıdır." Kendi elleri bağlandı/elleri bağlanasıcalar! Söylemiş oldukları yüzünden lanetlendiler. Söylediklerinin aksine, Allah'ın iki eli de alabildiğine açıktır; dilediği gibi bağışta bulunur. İnan olsun ki, Rabbinden sana indirilen, küfür ve taşkınlık yönünden onları iyice azdıracaktır. Onların arasına, ta kıyamet gününe kadar düşmanlık ve nefret atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürür de onlar yeryüzünde yine bozgunculuğa koşarlar. Ama Allah, bozguncuları sevmez.
daħı eyitti cuḥūdlar: “'Tañrı eli baġlanmışdur” elleri anlaruñ daħı la'net olınsunlar, andan otürü kim eyittiler. belki elleri düşmānlardur nafaķa eyler nite kim diler. daħı arturur çoķ anlardan ya'nį cuḥūdlardan andan ol kim indürinildi senüñ. yaña çalabuñdan ḥaddan geçmek daħı kāfirliķ. daħı bıraķduķ anlaruñ arasında düşmānlıķ daħı sevmemekliķ ķıyāmet. günine degin nice kim yanduralar odı çalış içün söyündüre anı Tañrı. daħı işlerler yirde fesādı daħı Tañrı sevmez fesād eyleyicileri.
Yehūdiler eyitdiler: Tañrı Ta‘ālānuñ eli baġludur. Baġlansun ellerizincīrler‐ile ve la‘net anlar üstine olsun eyitdükleri söz sebebi‐y‐ile. Baña ikieli açıḳdur, kerīmdür, rızḳ virür kime dilese. Daḫı arturur çoḳ kişianlardan saña inen kitāb Çalabuñdan azġunluḳ ve kāfirlıḳ. Daḫı bıraḳduḳanlar ortasına düşmanlıġı ve biri birin sevmemegi ḳıyāmet günine degin. Nice kim od yandursalar ṣavaş‐çun Tañrı Ta‘ālā söndürür anı. Daḫı yürürleryir yüzinde fesād eylemeg‐içün. Daḫı Tañrı Ta‘ālā sevmez fesād eyleyenle‐ri.
Yəhudilər dedilər: “Allahın əli bağlıdır!” Bu dedikləri sözə görə onların öz əlləri bağlandı və lə’nətə gəldilər. (Və ya dedikləri sözə görə onların öz əlləri bağlansın və lə’nətə gəlsinlər!) Xeyr, Allahın əlləri açıqdır. (O, kərimdir, səxavətlidir), istədiyi kimi lütf (və ehsan) edər. Rəbbindən sənə nazil edilən (Qur’an) onlardan bir çoxunun yalnız küfrünü və azğınlığını artırar. Biz onların arasında qiyamət gününə qədər davam edəcək düşmənçılik və kin saldıq. Onlar müharibə alovu yandırdıqca Allah onu söndürər. Onlar yer üzündə fitnə-fəsad törətməyə çalışarlar. Allah isə fitnə-fəsad törədənləri sevməz!
The Jews say: Allah's hand is fettered. Their hands are fettered and they are accursed for saying so. Nay, but both His hands are spread out wide in bounty. He bestoweth as He will. That which bath been revealed unto thee from thy Lord is certain to increase the contumacy and disbelief of many of them, and We have cast among them enmity and hatred till the Day of Resurrection. As often as they light a fire for war, Allah extinguisheth it. Their effort is for corruption in the land, and Allah loveth not corrupters.
The Jews say: "(Allah)´s hand(772) is tied up." Be their hands tied up and be they accursed for the (blasphemy) they utter. Nay, both His hands are widely outstretched: He giveth and spendeth (of His bounty) as He pleaseth. But the revelation that cometh to thee from Allah increaseth in most of them their obstinate rebellion(773) and blasphemy. Amongst them we have placed enmity(774) and hatred till the Day of Judgment. Every time they kindle the fire of war, Allah doth extinguish it; but they (ever) strive to do mischief(775) on earth. And Allah loveth not those who do mischief.*
772 Cf.
5:12 and
2:245, for a "beautiful loan to Allah", and
3:81, for the blasphemous taunt, "Then Allah is poor!" It is another form of the taunt to say, "Then Allah's hands are tied up. He is close-fisted. He does not give!" This blasphemy is repudiated. On the contrary, boundless is Allah's bounty, and He gives, as it were, with both hands outstretched- a figure of speech for unbounded liberality. 773 Their jealousy-because al Mustafa is chosen for Allah's Message-is so great that it only confirms and strengthens their rebellion and blasphemy. 774 Cf.
5:14 , where the eternal warring of the Christian sects, among themselves and against the Jews, is referred to. The reference is to the whole of the People of the Book, Jews and Christians- their internal squabbles and their external disputes, quarrels, and wars. 775 The argument of the whole verse may be thus stated. The Jews blaspheme and mock, and because of their jealousy, the more they are taught, the more obstinate they become in their rebellion. But what good will it do to them? Their selfishness and spite sow quarrels among themselves, which will not be healed till the Day of Judgement. When they stir up wars, especially against the innocent, Allah's Mercy is poured down like a flood of water to extinguish them. But their wickedness continues to devise ever new mischief. And Allah loves not mischief or those who do mischief.