Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 736, sondan 5501. ayet; 5. sure ve bu surenin 67. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 25, harf sayısı 95 ve toplam ebced değeri ise 6125 olarak hesaplanmıştır.
يا ايها الرسول بلـغ ما انزل اليك من ربك وان لم تفعل فما بلغت رسالته والله يعصمك من الناس ان الله لا يهدي القوم الكافرين
ياايهاالرسولبلـغماانزلاليكمنربكوانلمتفعلفمابلغترسالتهواللهيعصمكمنالناساناللهلايهديالقومالكافرين
Yâ eyyuhâ-rrasûlu belliġ mâ unzile ileyke min rabbik(e)(s) ve-in lem tef’al femâ bellaġte risâleteh(u)(c) va(A)llâhu ya’simuke mine-nnâs(i)(k) inna(A)llâhe lâ yehdî-lkavme-lkâfirîn(e)
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.
Yüce Allah, Ehl-i kitap içinde dinî bildirimler karşısında aklıselime göre hareket edenler bulunmakla beraber bir çoğunun tutumunun kötü olduğunu belirttikten sonra, ilâhî mesajı iletme görevinin muhatapların tutum ve davranışlarına göre sınırlandırılamayacağını bildirmekte ve Hz. Peygamber’den elçilik vazifesini tam olarak yerine getirmesini istemektedir.
“Eğer bunu (tebliğ işini) yapmazsan O’nun mesajını iletmemiş olursun” şeklinde tercüme edilen cümlede yer alan olumsuz şartla, bunun sonucunun aynı içerikte olduğunu dikkate alan müfessirler, bununla ne anlatılmak istendiği üzerinde durmuşlardır. Çoğunluğa göre burada anlatılmak istenen şudur: “Eğer ilâhî mesajın bir kısmını dahi tebliğ etmezsen onu hiç tebliğ etmemiş sayılırsın.” Bu yorumu zayıf bulan Râzî’ye göre, burada maksat, bu görevi yerine getirmemenin ne kadar ağır bir sonucu olduğunu vurgulamaktır; bu sebeple, bizâtihî onu ifa etmemiş olmak tebliğ görevini terketmenin en büyük müeyyidesi olarak gösterilmiştir (XII, 48-49). Önceki cümlenin ve 64. âyetin ışığında değerlendirerek bu cümleyi şöyle anlamak mümkündür: İlâhî mesajı tebliğ ettiğin insanlardan, özellikle Ehl-i kitap’tan çok olumsuz ve şiddetli tepkiler alacak olsan bile tebliğ görevini yerine getirmede asla çekingenlik ve tereddüt gösterme, onların oyunlarına ve tuzaklarına aldırış etme. Allah seni kötülerden koruyacak ve asıl hüsrana uğrayanlar inkârda direnenler olacaktır (İbn Âşûr, VI, 257-258).
Hz. Peygamber’in hayatı incelendiğinde, tebliğ konusunda çok titiz davrandığı, kendisine gelen vahyi hiç geciktirmeksizin sahâbeye bildirdiği görülür. Sahâbe de bu konuda üstlendikleri önemli görevin bilincinde olmuşlar ve Kur’an’ı kendilerine bildirildiği şekilde, hiçbir değişiklik, eksiltme ve ilâve yapmaksızın sonraki nesillere ulaştırabilmek için büyük bir çaba harcamışlardır. Bu samimi ve ciddi çaba sayesinde, işin başında belirlenen ilke ve yöntemlere bağlı kalınarak yazılı belgelerdeki bilgilerle hâfızalara nakşedilmiş olanların karşılaştırılması yoluyla tarihte o güne kadar emsali görülmemiş bir tesbit çalışması gerçekleştirilmiş, Resûlullah’ın emaneti aslına uygun biçimde ümmete ulaştırılmıştır (ayrıntılı bilgi için bk. “Tefsire Giriş” bölümünün “I. Kur’an-ı Kerîm, A) Tanımı ve özellikleri, 4. Kur’an’ın korunması” başlığı).
Esasen bu âyet, insanlara tebliğ edilmek üzere kendisine vahyedilen bazı bilgileri saklamasının Hz. Peygamber’den asla beklenemeyeceğini ifade etmiş olmaktadır. Dolayısıyla bazı Şiîler’in, Kur’an’ın Hz. Ebû Bekir’in emriyle toplanıp Hz. Osman’ın girişimiyle çoğaltılan mushaftakilerden ibaret olmayıp önemli bir kısmının Resûlullah tarafından Hz. Ali’ye özel olarak bildirildiği, sonra onun evlâtlarına intikal ettiği ve halen –bazılarınca Mehdî el-Muntazar ve Vasî lakabıyla anılan– Ma‘sûm İmam nezdinde mahfuz bulunduğu yönündeki iddialarını açıkça çürütmektedir. Hz. Peygamber’in, bazı kimselere, yaptıkları görev gereği, halin icabı olarak veya kendilerine duyduğu özel sevgi sebebiyle Kur’an dışında bazı özel bilgiler vermiş olması ise bu konunun çerçevesi dışındadır (İbn Âşûr, VI, 260-261). M. Reşîd Rızâ özellikle Bâtınîler’in ve Kur’an’a tasavvuf perdesi altında kişisel arzularına göre mâna vermeye çalışanların bu âyeti kendilerine dayanak yapmalarını geniş bir biçimde eleştirir (bk. VI, 464-473).
Tebliğ buyruğunun vurgulanması, ilâhî mesajın ilgili olan herkese ve sürekli biçimde duyurulması gerektiğini de ifade eder. Hz. Muhammed’in bu konuda da canlı bir örnek ortaya koymuş olduğunu dikkatten kaçırmayan müslümanlar, İslâm’ın öğretilerini ulaşabildikleri her yere kesintisiz biçimde iletebilme çabası içinde olmuşlardır (bk. Mustafa Çağrıcı, “Da‘vet”, DİA, IX, 16-19). Bir süreden beri meselâ Hıristiyanlığın tanıtılması gayretlerine oranla müslümanların bu alandaki çalışmalarının cılız kaldığı ise acı bir gerçektir (Kur’an’ın çağrı yöntemi konusundaki buyruğu için bk. Nahl
16:125).
“Allah seni insanlardan koruyacaktır” meâlindeki cümle açıklanırken tefsirlerde birçok olay anlatılır. Ne var ki bunların gerçekliği konusunda eleştiriye açık noktalar bulunmaktadır. Bunlara değinen Derveze’nin belirttiği gibi önemli olan âyetteki asıl amaçtır, bu da Hz. Peygamber’in kalbine güven aşılayıp mâneviyatını yükseltmek ve zorluklara karşı direnme gücünü pekiştirmektir (XI, 148-151).
Ey Elçi! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! (Bunu) yapmazsan O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni (inkârcı) insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz ki Allah o kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Tebliğle ilgili olarak bkz. Mâide
5:67, 99; Ra‘d
13:40; Nahl
16:35, 82; Nûr
24:54; ‘Ankebût
29:18; Yâsîn
36:17; Şûrâ
42:48; Teğâbun
64:12; Ğâşiye
88:21.,Yüce Allah Hz. Muhammed’e hitap etmekte ve muhataplarından hiçbir şekilde çekinmeden ve başkaca bir hesap gütmeden onlara gerçeği tebliğ etmesini emretmektedir.
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan, O'nun peygamberliğini yapmamış olursun. Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.[100]
[100] Risalet ve tebliğ görevleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VI, 92-95; IV, 442-448.
Ey Resûl! Rabb'inden sana her indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan, O'nun mesajını tebliğ etmemiş sayılırsın. Allah, seni insanlardan koruyor. Kuşkusuz, Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri doğru yola iletmez.
Ey Resulüm! Rabbinden Sana indirileni (aynen ve eksiksiz) tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun (Allah’ın) elçiliğini (risalet vazifeni ve tebliğ mesuliyetini) aksatmış olursun. (Bu hususta hiç kimseden korkma, çünkü) Allah Seni insanlar(ın zararın) dan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kâfir olan bir topluluğu hidayete erdirmeyecektir.
Ey Peygamber, bildir, sana Rabbinden indirilen emri ve eğer bu tebliği ifa etmezsen onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan korur. Şüphe yok ki Allah, kafir olan kavme, doğru yola gitmek hususunda başarı vermez.
Bu âyetin iniş sebebi hakkında çeşitli rivâyetler vardır. Bir rivâyete göre Hz. Muhammed (s.a.a), bir gün, bir ağacın kaba - gölgesinde yatmış, uyumuştu; kılıcını da yatmadan, ağacın dalına asmıştı. Bir bedevi, yavaşça gelmiş, kılıcı alıp kınından sıyırmıştı. Bu sırada pıtırtıdan uyanan Peygambere, şimdi seni benim elimden kim kurtaracak, demiş, Hz. Muhammed (s.a.a)'den, Allah cevabını alınca pek ürkmüş, hattâ başını ağaca çarpmıştı. Bu olay üzerine bu âyet indi. Bir başka rivâyete göre gene bir gün, çadırında yatacağı sırada, beni insanlardan kim koruyacak demiş, dışardan yak ve silâh sesleri duyunca kimdir onlar diye sormuş, Huzayfa ve Sa'd olduğunu ve kendisini korumak için geldiklerini öğrenince yatmış, fakat bu esnâda bu âyet inince başını dışarı çıkarıp siz gidin, beni Allah koruyacak demişti. Mûsevilerle Hıristiyanları dine davetten çekinmemesi, müşriklerin tanrılarının asılsız olduğunu söylemekten vazgeçmemesi için indiğine dair rivayetler de vardır. Bir başka rivayete göreyse Vida haccından dönerken inmiştir. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.a), Gadiru Humm denen yere konmuş, öğle ve ikindi kılındıktan sonra deve hamutlarından yapılmış olan minbere çıkıp, ey insanlar, bilmez misiniz ki ben, insanlara, nefislerinden evlayım ve bilmez misiniz ki erkek-kadın, her inanana, nefsinden evlayım demiş; herkes tasdik edince Hz. Ali'nin elini tutup kaldırarak, ben kimin mevlasıysam, yani kimin üstünde tasarrufum varsa, yahut kimin efendisiysem, yahut da kimin dostuysam bu Ali de onun mevlasıdır, demiştir (Sa'labi Tefsiri, İst. Üniv. K. Arap. yaz. 1703, 32. a - 34 - a - Başka rivayetler içinde aynı kitaba b.)
Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni insanlara tamamen bildir. Sen onu tam yapmadığın sürece, Rabbinin mesajını hiç yaymamış olursun. Allah seni inanmayan insanların şerlerinden koruyacaktır. Allah kendisinden gelen gerçekleri örtbas eden insan guruplarını asla doğru yola iletmez.
Ey Allah'ın Rasûlü, Rabbinden sana indirileni, Kur'ân'ı tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, Allah'ın sana yüklediği peygamberlik görevini ifa etmemiş olursun. Allah, insanların saldırılarından, suikastlerinden seni koruyor, korumaya alıyor. Allah kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir bir kavmi doğru yola sevketme lütfunda bulunup başarıya ulaştırmayacak.
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan elçilik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz, Allah kâfirler topluluğunu doğru yola eriştirmez.
Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez.
Ey şanlı Peygamber! Rabbin tarafından sana indirileni tamamen tebliğ et. Eğer tebliği tam yapmazsan, Allah'ın risâletini (elçilik görevini) yerine getirmiş olmazsın. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphe yok ki Allah, kâfirler topluluğuna muvaffakiyet vermiyecektir.
Ey Peygamber! Sen, sana Rabbinden inen vahiyleri tebliğ et. Eğer yapmazsan, Rabbinin elçiliğini ulaştırmış olmazsın. (Sen hiçbir şeyden korkma.) Allah seni insanlara karşı koruyacaktır. Şüphesiz Allah, kâfir olan o toplumu doğru yola iletmeyecektir.
Ey Peygamber! Sana Tanrın katından indirilmiş olanı eriştiresin, eğer bunu yapmazsan, peygamberlik ödevini yapmamış sayılırsın, Allah seni insanlardan korur, Allah kâfir olan bir ulusu, doğru yola iletmez
Ey resul! Rabbinden sana indirileni (olduğu gibi) tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun risaletini (sana gönderdiğini) tebliğ etmemiş olursun. (Görevini yaparsan) Allah seni (inanmayan) insanlardan (gelecek tehlikelere karşı) koruyacaktır. Doğrusu Allah, inkârcılar topluluğunu (istemedikleri için zorla) doğru yola iletmez.
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafirlere yol göstermez.
Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.
Elçi, Rabbinden sana indirileni duyur. Bunu yapmazsan O'nun elçiliğini duyurmamış olursun. ALLAH seni halktan koruyacak. ALLAH inkarcıları doğru yola iletmez.
Ey şanlı Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O'nun peygamberlik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kâfirler toplumunu doğru yola iletmez.
Ey şanlı Resul sana rabbından her indirileni tebliği et, etmezsen onun risaletini eda etmiş olmazsın, Allah seni insanlardan koruyacak, emin ol Allah kâfirleri muradlarına erdirmiyecek
Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan (Allahın) elçiliğini tebliğ (ve ifâ) etmiş olmazsın. Allah seni insanlardan koruyacakdır. Şübhesiz ki Allah kâfirler güruhunu muvaffak etmez.
Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni teblîğ et! Artık (bunu) yapmazsan, o takdirde O'nun (vahiy ile) gönderdiklerini teblîğ etmemiş olursun! Ve Allah, seni insanlardan muhâfaza edecektir.(1) Şübhe yok ki Allah, (inkârlarındaki ısrarları sebebiyle)kâfirler topluluğunu hidâyete erdirmez.
(1)“Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hıfzı ve ismeti (maddî ma‘nevî musîbetlerden muhâfaza edilmesi) bir mu‘cize-i bâhiredir (açık bir mu‘cizedir). وَاللّٰهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ *[Ve Allah, seni insanlardan muhâfaza edecektir] âyet-i kerîmesinin hakikat-i bâhiresi (açık hakikati) çok mu‘cizâtı gösterir. Evet, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm çıktığı vakit, değil yalnız bir tâifeye, bir kavme, bir kısım ehl-i siyâsete veya bir dîne, belki umum pâdişahlara ve umum ehl-i dîne tek başıyla meydan okudu.Hâlbuki onun amcası en büyük düşman ve kavim ve kabîlesi düşman iken, yirmi üç sene nöbetdarsız, tekellüfsüz, (zorlanmadan) muhâfazasız ve pek çok def‘a sû’-i kasda ma‘ruz kaldığı hâlde, kemâl-i saâdetle rahat döşeğinde vefât edip, mele-i a‘lâya (en yüce meclise) çıkmasına kadar hıfz ve ismeti,* وَاللّٰهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ ne kadar kuvvetli bir hakikati ifâde ettiğini ve ne kadar metîn bir nokta-i istinad (sağlam bir dayanak noktası) olduğunu güneş gibi gösterir.” (Zülfikar, 19. Mektûb, 62)
Ey Elçi! Rabbinden sana indirileni insanlara tebliğ et. Eğer insanlara Rabbinin emirlerini bildirmezsen, elçilik görevini yapmamış olursun. (Sen tebliğ görevini yap) Allah insanlardan seni koruyacaktır. Allah inkârcı toplulukları doğru yola eriştirmez.
Ey Peygamber! Rabbin tarafından sana inzal olunanı eriştir, eğer böyle yapmazsan peygamberliğini eriştirmemiş olursun. Allah seni nâstan korur; çünkü kâfir cemaate seni izrar için yol göstermez.
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni (Hz. Ali'nin velayetini) tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O'nun (bütün bir) elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni (buna muhalefet edecek) insanlardan korur. Doğrusu Allah (zaten bu) küfre sapanlar topluluğunu hidayete erdirmez.
(Celaluddin Siyuti Durr’ul Mansur c.2, s.298’de, Hafız bin Ebi Hatem Razi Tefsir-i Gadir’de, Hafız Ebu Cafer Taberi Kitab’ul Velayet’te, Hafız Ebu Abdullah Mehamili Emali’de, Hafız Ebu Bekir Şirazi, Ma Nezele min’el Kur’ân-i Fi Emir’il Mü’minin’de, Hafız Ebu Said Secistani Kitab’ul Velayet’te, Hafız bin Merduye mezkur ayetin tefsirinde, Hafız Ebu’l Kasım Haskani Şevahid’ut Tenzil’de, Ebu’l Feth Hesais’ul Alevi’de, Muinuddin Meybudi Şerh-i Divan’da, Kadı Şevkani Feth’ul Kadir c.3, s.57’de, Seyyid Cemaluddin Şirazi Erbain’de, Bedruddin Hanefi Umdet’ul Kari fi Şerh-i Sahih-i Buhari’de, Ahmed Sa’lebi Keşf’ul Beyan tefsirinde, Hafız Ebu Naim İsfahani Ma Nezele Min’el Kur’ân fi Ali’de, İbrahim bin Muhammed Himvini Feraid’us Simteyn’de, Nizamuddin Nişaburi tefsir kitabı c.6, s.170’de, Seyyid Şehabuddin Alusi Bağdadi Ruh’ul Meani c.2, s.348’de, Nuruddin bin Sebbağ Maliki Fusul’ul Muhimme s.27’de, Ali bin Ahmed Vahidi Esbab’un Nuzul s.150’de, Muhammed bin Talha eş-Şafii Metalib’us Süul s.16’da, Mir Seyyid Ali Hemedani eş-Şafii Meveddet’ul Kurba’nın 5. Meveddet’inde, Şeyh Süleyman Belhi el-Hanefi Yenabi’ul Mevedde’nin 39. Bab’ında, bu ayetin Gadir günü Hz. Ali (a.s) hakkında nazil olduğunu yazmışlardır. Esbab’un Nüzul s.135’te Vahidi’nin nakline göre, bu ayet-i kerime Gadir-i Hum günü Ali bin Ebi Talib hakkında inmiştir. Tefsir’ul Kebir c.6 s.53’te Fahruddin Razi bu ayetin tefsirinde şöyle naklediyor: “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni (Hz. Ali’nin velayetini) tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O’nun (bütün bir) elçiliğini yapmamış olursun” ayet-i kerimesi, Ali bin Ebi Talib hakkında indi. Ayet indiğinde Resulullah (s.a.a), Ali’nin elinden tutup şöyle buyurmuştur: “Ben kimim mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Ey Allah’ım! Ali’nin velayetini kabul edip onu seveni sen de sev ve onun velayetini inkâr edip düşman olana sen de düşman ol.” Siyuti ise Durr’ul Mensur c.2 s.298’de Ebu Said el-Hudri’den naklen şöyle diyor: “Bu ayet-i kerime, Gadir-i Hum günü Ali bin Ebi Talib hakkında inmiştir.”)
Ey Peygamber ve Peygamberin izinden yürüyen Müslüman! Rabb’inden sana indirilen bu ayetleri tüm insanlığa açıkça bildirerek tebliğ et! Şâyet bunu yapmayacak olursan, elçilik görevini yerine getirmemiş olursun! Sakın zâlimlerden korkup gevşekliğe kapılma, çünkü Allah, seni insanlardan gelecek tehlikelere karşı koruyacaktır. Unutma ki, sen kendi üzerine düşeni yaptığın takdirde, Allah kâfirleri asla başarıya ulaştırmayacak, onları doğru yola iletmeyecektir. İşte bu tebliğ görevini yerine getirmek üzere:
Ey Rasûl!
Sana rabbinden indirilenleri tebliğ et!
Eğer yapmadıysan, O’nun risaletini tebliğ etmemişsindir.
İnsanlar’dan seni Allah saklayıp koruyor.
Allah, İnkârcı Kavm’i hidayete eriştirmez.
Ey Peygamber! Sen (sadece) Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan Onun elçisi olma görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfir bir toplumu, asla dosdoğru yola ulaştırmaz.
EY ELÇİ! Rabbinin sana indirdiklerini tebliğ et: Sen onu tam yapmadığın sürece Rabbinin mesajını [hiç] yaymamış olursun. (Görevini yaparsan) Allah seni [inanmayan] insanlardan koruyacaktır. Allah, hakikati inkar eden insanları doğru yola iletmez.
Ey Elçi! Rabbinden sana indirilen Kuran’ı aynen beyan et! Eğer bunu yapmazsan, onun mesajını tebliğ/iletme elçilik görevini yapmamış olursun.1 Çünkü Allah, seni kâfir insanlardan koruyacaktır.2 Zira Allah, bu kâfirler toplumunu hedefine ulaştırmaz.3, 111/12, 13/40, 24/54, 24/113, 38/30, 10/103, 30/47
Ey Rasûl! Rabbinden sana indirilen hakikati tebliğ et! Eğer bunu (tam) yapmazsan, O’nun mesajını (hiç) tebliğ etmemiş olursun.[959] Allah seni insanlar(ın saldırısın)dan koruyacaktır.[960] Kuşku yok ki Allah nankörlükte (ittifak etmiş) bir topluma rehberliğini bahşetmez.[961]
[959] Bu ibareler, Rasulullah’ın vahyi herhangi bir gerekçeyle gizleme arzusu gösterdiği şeklinde anlaşılamaz. Bu tür bir anlama Elçi’den önce Elçi’yi seçen Allah’a iftiradır. Âyetin maksadı, Tevrat ve İncil’in başına gelenlerin Kur’an’ın da başına gelmemesi için Rasulullah’ın şahsında tüm mü’minleri uyarmaktır.
[960] Rasulullah, bu âyetten sonra koruma taleplerini reddetmiştir (Müstedrek).
[961] Âyette geçen kâfirîn, ıstılahî anlamından daha çok, lügat anlamıyla alınmalıdır.
Ey Peygamber! Sana Rabbinden indirilmiş olanı tebliğ et. Ve eğer yapmaz isen O'nun risâletini tebliğ etmiş olmazsın. Ve Allah Teâlâ seni nâsdan korur. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ kâfir olan bir kavme hidâyet etmez.
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilen buyrukları tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan risalet vazifesini yapmamış olursun. Allah seni, zarar vermek isteyenlerin şerlerinden koruyacaktır. Allah kâfirleri hidâyet etmez, emellerine kavuşturmaz. [13, 40; 2, 272]
Bu âyet, Kur’ân’ın mûcizelerindendir. Risâlet görevini yerine getirme süreci içinde Efendimiz (a.s.m.)’ın düşmanları gittikçe artmıştı. Mekke müşriklerine, hicretten sonra Medine’deki kalabalık Yahudi kabileleri, Hıristiyanlar ve başka kabîleler de eklenmişti. Hele münâfıklar ve onların Yahudilerle işbirliği yaparak kışkırttıkları Medine dışındaki kabileler de hayli fazla idi. Bunca düşmanlıkların ve fiilen defalarca suikast girişimlerinin ona zarar verememesinin, bu âyette müjdelenen ilâhî koruma ile olduğunda hiç şüpheye yer yoktur.
Ey Elçi, Rabbinden sana indirileni duyur; eğer bunu yapmazsan, O'nun mesajını duyurmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kafirler toplumunu yola iletmez.
Ey Elçi! Rabbinden sana ne indirildiyse onu tebliğ et. Tebliğ etmezsen vazifeni yapmış olmazsın. Allah, seni insanlardan korur. Allah, kâfirler topluluğunu yola getirmez.
-Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan, peygamberlik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, kafir topluma yol göstermez.
Ey Peygamber, sana Rabbinden indirileni tebliğ et. Bunu yapmazsan, elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz ki Allah kâfirler güruhuna yol göstermez.
Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.
iy yalavaç! degür anı kim indürinildi senüñ çalabuñdan. daħı eger işlemeyeseñ degürmedüñ yalavaçlıġın. daħı Tañrı śaķlar seni ādemįlerden. bayıķ Tañrı ŧoġru yol göstermez ķavma kāfirler.
Yā Muḥammed sen yitişdür anlara ol nesneyi kim indi sañaḲur’ānda senüñ Çalabuñdan. Eger anuñ gibi eylemeseñ risāleti yitişdür‐memiş gibi olursın. Daḫı Tañrı Ta‘ālā seni ṣaḳlar ḫalḳuñ şerinden. Taḥḳīḳ TañrıTa‘ālā hidāyet virmez kāfir ḳavme.
Ya Peyğəmbər! Rəbbin tərəfindən sənə nazil ediləni (Qur’anı) təbliğ et. Əgər (bunu) etməsən, (Allahın) risalətini (sənə həvalə etdiyik elçilik, peyğəmbərlik vəzifəsini) yerinə yetirmiş olmazsan. Allah səni insanlardan qoruyacaq. Həqiqətən, Allah kafir camaatı düz yola yönəltməz!
O Messenger! Make known that which hath been revealed unto thee from thy Lord, for if thou do it not, thou will not have conveyed His message. Allah will protect thee from mankind. Lo! Allah guideth not the disbelieving folk.
O Messenger. proclaim the (message) which hath been sent to thee from thy Lord.(777) If thou didst not, thou wouldst not have fulfilled and proclaimed His mission. And Allah will defend thee from men (who mean mischief). For Allah guideth not those who reject Faith.*
777 Muhammad had many difficulties to contend with, many enemies and dangers to avoid. This is to assure him that his Message was true and from Allah. His mission must be fulfilled. And he must-as he did-go forward and proclaim that Message and fulfil his mission, trusting Allah for protection, and unconcerned if people who had lost all sense of right rejected it or threatened him.