Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 743, sondan 5494. ayet; 5. sure ve bu surenin 74. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 8, harf sayısı 40 ve toplam ebced değeri ise 4126 olarak hesaplanmıştır.
افلا يتوبون الى الله ويستغفرونه والله غفور رحيم
افلايتوبونالىاللهويستغفرونهواللهغفوررحيم
Efelâ yetûbûne ila(A)llâhi veyestaġfirûneh(u)(c) va(A)llâhu ġafûrun rahîm(un)
Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve O’ndan bağışlanma istemezler? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Asırlar boyunca Hıristiyanlık âlemini meşgul etmiş ve kilise tarafından olabildiğince karmaşık hale getirilmiş olan Hz. Meryem’in ve Hz. Îsâ’nın mahiyeti meselesine Kur’an herkesin anlayabileceği bir üslûpla açık ve kesin bir cevap getirmektedir: Meryem oğlu Îsâ Mesîh sadece bir peygamberdir; annesi de dürüst, inançlı ve namuslu bir insandır; her ikisi yiyip içerlerdi, yani beşer dışında düşünülmemesi gereken varlıklardı. Oysa hıristiyan din adamlarınca günümüzde de canlı tutulmaya çalışılan anlayış, –aşağıda açıklanacağı üzere– Hz. Îsâ’nın bilinegelen anlamda bir peygamber olmadığı, Tanrı inancının bir ögesini oluşturacak ölçüde insan üstü bir varlık (rab) olduğu yönündedir. Hz. Îsâ’nın erken dönemlerden itibaren Tanrı’nın enkarnasyonu olarak kabul edilmesi, onun insanî özelliğinin mi yoksa ilâhî özelliğinin mi ağır bastığı tartışmasını gündeme getirmiş, bu tartışmalar sonucunda başlıca üç eğilim belirginleşmiştir: a) Günümüz hıristiyan dünyasında büyük çoğunluğun savunduğu Îsâ’da hem insanlık hem de ilâhlık unsurlarının eşit oranda bulunduğu fikri (dyotheletism), b) Îsâ’da bulunan insanlık unsurunun ilâhlık unsurunun içinde erimiş olduğu ve bundan dolayı Îsâ’daki tek unsurun ilâhlık olduğu yönündeki monofizit görüş (monothelitism), c) “Subordionistler” diye adlandırılabilecek grupların kabul ettiği Îsâ’da ilâhlık unsurunun bulunmadığı ve yanlızca insanlık unsurunun bulunduğu fikri (bk. Mehmet Aydın, “Hıristiyanlık [Hıristiyan İnançları]”, DİA, XVII, 347; Hıristiyanlık’ta teslîs inancının ortaya çıkışı ve mahiyeti hakkında bilgi için ayrıca bk. Nisâ
4:171 ve Mâide
5:17). “Üç unsurdan biridir” ifadesindeki “üç”ten maksadın ne olduğu hususunda iki farklı görüş ortaya konmuştur. Bunlardan birincisine göre “üç”ten maksat Allah Teâlâ, Hz. Meryem ve Hz. Îsâ’dır. Bu yorumu yapanlar yine bu sûrenin “Ey Meryem oğlu Îsâ! İnsanlara, sen mi ‘Allah’ın dışında beni ve annemi birer tanrı kabul edin’ dedin?” meâlindeki 116. âyetine dayanırlar. Diğer yoruma göre ise burada “üç”ten maksat, “ekanîm-i selâse” yani baba, oğul ve Rûhulkudüs’tür (Râzî, XII, 59). Burada Hz. Meryem’in de bir insan olduğuna vurgu yapılması, Hıristiyanlık’ta insan üstü varlık anlayışının Hz. Îsâ ile sınırlı tutulmadığını gösterdiği gibi, yukarıda meâli verilen 116. âyet ona tanrıça muamelesi yapanların bulunduğuna işaret etmektedir. Tarihî bilgiler de, Arabistan’da Collyridienler diye anılan ve Hz. Meryem’e tanrıça gibi tâzimde bulunup tatlı yiyecekler sunan kadınlardan müteşekkil sapkın bir hıristiyan grubun yaşamış olduğu yönündedir (bk. A. J. Wensinck-P. Johnstone, “Maryam”, EI2 [Fr.], VI, 614; John Reumann, “Mary”, The Encyclopedia of Religion, IX, 251). Ancak Kur’an’ın çok mevziî kalmış bu tür bir sapkın eğilime işaret etmekteki asıl amacı, Hıristiyanlık’ta genel kabul gören Hz. Meryem anlayışını mahkûm etmek ve son tahlilde bu anlayışın da onu tanrılaştırmaktan pek farklı olmadığını belirtmek olabilir. Gerçekten Hz. Meryem’i “theotokos” (tanrı taşıyan) değil, anthropotokos (insan taşıyan) olarak nitelendiren İstanbul Patriği Nestorius’un bu tezi 431 tarihli Efes Konsili’nde reddedilip ona “tanrının anası” (theotokos, mater dei) lakabının verilmesi, putperest dinlerdeki büyük tanrıçaana tanrıça (Magna Mater), müennes (dişi) elemana ihtiram âdetlerinin yeniden gelişmesine zemin hazırlamıştır. Bu karardan sonra yapılan resim ve heykellerde bile bu bellidir. Öte yandan, Protestanlar’ın Katolik kilisesine yönelttikleri ithamlardan biri de kilisenin Meryem’i tanrılığa (bazılarınca, üçleme içine) yükselttiği şeklindeki suçlamadır (bk. Günay Tümer, Hıristiyanlık’ta ve İslâm’da Hz. Meryem, s. 128, 136; Mehmet Aydın, “Hıristiyanlık [Mezhepler ve Tarikatlar]”, DİA, XVII, 355). 72. âyetin “Bilinmeli ki her kim Allah’a ortak koşarsa Allah ona cennet yüzü göstermeyecek ve onun varacağı yer cehennem olacaktır. Zalimlerin yardımcıları da olmayacaktır” şeklinde çevrilen kısmını ve başka delilleri dikkate alan Ehl-i sünnet âlimleri, mümin olup da günah işleyen kişinin (fâsık) çekeceği azabın ebedî olmayacağı sonucuna ulaşmışlardır. Âyetin belirtilen kısmından bu sonucun çıkarılışı şöyle bir anlayışa dayanmaktadır: Müşrikler için öngörülen bu ağır âkıbetin, yani cennet yüzü görememenin günahkâr müminler için de söz konusu olduğu düşünülecek olursa, Allah’a ortak koşma (şirk) için bu denli tehditte bulunulması anlamlı olmaz (Râzî, XII, 59). Cenâb-ı Allah Ehl-i kitabı bir defa daha bu büyük yanlıştan vazgeçmeye, kendisinin engin af ve mağfiretine sığınmaya davet etmekte, sapkınlıkta ısrar etmelerinin acı âkıbetini haber vermekte, dinde aşırılığa kaçmaktan sakınmaya, sapan ve başkalarının da sapmasına yol açan kişiler tarafından dinin bir sömürü aracı yapılmasına fırsat vermemeye çağırmaktadır. Bazı müfessirler 77. âyetteki “dininizde” diye çevrilen ifadenin “olması gereken anlamıyla dininizde” şeklinde anlaşılması gerektiğine de dikkat çekmişlerdir (İbn Atıyye, II, 223).
(Hâlâ) bağışlanma dileyerek Allah’a tevbe etmeyecekler mi? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Bu ayette, hristiyanlar, Hz. İsa ile ilgili şirk ve küfür dolu inançlarından vazgeçmeye davet edilmektedir. Bu yüzden, üzerinde bulundukları yanlıştan dönüp Allah’a yönelmeleri ve O’ndan bağışlanma dileğinde bulunmaları gerektiği bir soru cümlesiyle dile getirmekte ve durumlarını düzeltmeleri beklenmektedir.
Hâlâ Allah'a tövbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah bağışlayandır; merhamet edendir.
Hâlâ Allah'a tevbe edip mağfiret¹ dilemiyorlar mı? Oysaki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
(Hâşâ “Allah üçtür” diyenler) Hâlâ Allah'a tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi? Oysa Allah Bağışlayandır, Esirgeyendir.
Hala mı tövbe etmeyecekler Allah'a ve hala mı yarlıgamasını istemeyecekler? Ve Allah suçları örter, rahimdir.
Öyleyse pişmanlık içinde Allah'a yönelip, O'nun bağışlamasını hâlâ dilemiyecekler mi? Allah çok bağışlayıcıdır, çok acıyandır.
Hâlâ tevbe edip, günah işlemekten vazgeçerek Allah'a itaate yönelip bağışlanma dilemeyecekler mi? Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
Hala Allah'a tevbe edip O'ndan bağışlama dilemiyorlar mı? Allah bağışlayıcı, rahmet edicidir.
Yine de Allah'a tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi? Oysa Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Hâlâ Allah'a tevbe edip mağfiret dilemiyecekler mi? Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Hala, neden Allah’a tevbe etmiyorlar. O’ndan bağışlanmak dilemiyorlar? Hâlbuki Allah Gafur ve Rahimdir.
Allaha tövbe yapıp, bağışlanmaların istemezler mi? Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
(Allah üçtür diyenler) pişmanlık içinde Allah'a yönelip O'dan af dilemeyecekler mi? Hâlbuki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah'a tevbe etmezler, O'ndan mağfiret dilemezler mi? Oysa Allah Bağışlayan'dır, merhamet edendir.
Hâla Allah'a tevbe edip O'ndan bağışlanmayı dilemiyecekler mi? Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Hâlâ ALLAH'a yönelip ondan bağışlanma dilemiyecekler mi? ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Hâlâ Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Daha Allaha tevbe edib istiğfar etmiyecekler mi? Allah gafur, rahîmdir
Haalâ Allah'a dönüb Onun mağfiretini istemeyecekler mi onlar? Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Onlar hâlâ Allah'a tevbe edip, O'ndan mağfiret dilemeyecekler mi? Hâlbuki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
Onların bu kadar yaptıkları yanlışlardan sonra Allah’a tövbe edip, bağışlanma dilemeleri gerekmiyor muydu? Hâlbuki Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
Daha Allah/a tövbe etmeyecekler mi? Onun yarlıgamasını istemeyecekler mi? Halbuki Allah gafurdur, rahimdir.
Allah'a tevbe etmezler, O'ndan mağfiret dilemezler mi? Oysa Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Hâlâ pişmanlık ve gözyaşlarıyla Allah’a yönelip O’ndan af dilemeyecekler mi? Zira O’nun rahmetinden asla ümit kesilmez. Ümit kesmeyenlere ne mutlu; çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.İsa Mesih ile ilgili işin doğrusuna gelince:
Allah’a tevbe etmezler (yönelmezler) mi?
O’ndan bağışlanma dilemezler mi?
Allah rahîm gafûrdur.
Bunlar, hâlâ Allah’a tevbe edip Ondan af dilemeyecekler mi? Şunu iyi bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Öyleyse pişmanlık içinde Allah'a yönelip O'nun bağışlamasını hâlâ dilemeyecekler mi? Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
Onlar hala Allah’a tövbe ile yönelip af dilemezler mi? Hâlbuki Allah, çok bağışlayandır ve merhamet edendir. 11/2-3, 25/70, 39/53
Hâlâ Allah’a yönelip O’ndan af dilemeyecekler mi? Zira Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
Hâlâ tevbe edip de Allah Teâlâ'dan mağfiret istemiyecekler midir? Ve Allah Teâlâ gafûrdur, rahîmdir.
Hâlâ Allah'a dönüp O'ndan af dilemeyecekler mi? Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur).
Hala Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Allah’a dönüş yapıp (tevbe) ondan bağışlanma dileseler (mağfiret) olmaz mı? Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.
Allah'a yönelip bağışlanma dilemezler mi? Allah bağışlayandır merhamet edendir.
Hâlâ Allah'a dönüp de bağışlanmalarını istemeyecekler mi? Oysa Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
Hâlâ Allah'a yönelip tövbe ederek ondan af dilemiyorlar mı? Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
pes dönmezler mi Tañrı daħı yarlıġamaķ dilemezler mi andan? daħı Tañrı yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcı.
Pes niçün tevbe eylemezler, Tañrı Ta‘ālāya dönmezler, daḫı niçün istiġfāreylemezler aña? Daḫı Tañrı Ta‘ālā yazuḳlar baġışlayıcıdur, raḥmet idicidür.
Məgər onlar Allaha tövbə edib Ondan bağışlanmalarını istəməyəcəklər? Axı Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!
Will they not rather turn unto Allah and seek forgiveness of Him? For Allah is Forgiving, Merciful.
Why turn they not to Allah, and seek His forgiveness? For Allah is Oft- forgiving, Most Merciful.