Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 765, sondan 5472. ayet; 5. sure ve bu surenin 96. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 20, harf sayısı 87 ve toplam ebced değeri ise 5415 olarak hesaplanmıştır.
احل لكم صيد البحر وطعامه متاعا لكم وللسيارة وحرم عليكم صيد البر ما دمتم حرما واتقوا الله الـذي اليه تحشرون
احللكمصيدالبحروطعامهمتاعالكموللسيارةوحرمعليكمصيدالبرمادمتمحرماواتقوااللهالـذياليهتحشرون
Uhille lekum saydu-lbahri veta’âmuhu metâ’en lekum velisseyyâra(ti)(s) vehurrime ‘aleykum saydu-lberri mâ dumtum hurumâ(en)(k) vettekû(A)llâhe-lleżî ileyhi tuhşerûn(e)
Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helâl kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının.
Bu âyetler, özellikle Hz. Peygamber’in uygulamaları ışığında yorumlanarak, ihramlı veya ihramsız olsun, Harem bölgesinde bulunan kişi ile Harem bölgesinin çevresinde (Hil bölgesi) ihramlı olarak bulunan kişinin yabani kara hayvanı avlamasının yasak olduğu sonucuna varılmıştır. Hanefî ve Mâlikîler’e göre eti yenmeyen hayvanlar da bu yasağın kapsamındadır. Burada Harem’den maksat, Mekke şehrinin çevresi olup belirli sınırları olan bir alandır ve kendine özgü dinî hükümleri vardır. 95. âyette bu yasağa rağmen avlananların avladıkları hayvanın dengini Kâbe’ye (ki bu, İslâm bilginlerince Harem bölgesi olarak anlaşılmıştır) ulaştırıp fakirlere dağıtılmasını sağlamaları gerektiği bildirilmiştir. Hanefîler’e göre bu hayvanın eti Harem bölgesi dışında tasadduk edilebileceği gibi, hayvan kesmeden kıymeti de yoksullara dağıtılabilir. Bu denkliği iki âdil kişi takdir eder. Ancak âyette “...yahut yoksulları doyurarak veya ona denk olacak kadar oruç tutarak bir kefâret öder” buyurulmak suretiyle mükellefe iki seçenek daha tanınmıştır. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre yükümlü, bu üç seçenekten dilediğini seçebilir. Yoksulları doyurma ve oruç tutma konularındaki miktar da yukarıda işaret edilen denkliğe göre olacaktır. Bunlardan oruçla ilgili ölçü, bir günlük doyurma ödevine karşılık bir gün oruç tutma şeklindedir (bir günlük doyurma vecîbesinin miktarı için 89. âyetin tefsirinde yemin kefâreti hakkında yapılan açıklamaya bk.). 96. âyette ise su hayvanlarının ihramlı iken de avlanabileceği bildirilmiştir. Âyette geçen bahr kelimesi Arapça’da “deniz” anlamına geldiği gibi ister tatlı, ister tuzlu su ihtiva etsin akarsuları ve büyük su birikintilerini ifade etmek üzere de kullanılır. Müfessirler, burada kelimenin bu geniş anlamıyla kullanılmış olduğu kanaatindedirler. Bu sebeple meâlinde “deniz avı” yerine “sularda avlanma” denmiştir. Âyetin “ve onu yemek” şeklinde tercüme edilen “ve taâmuhû” kısmı, “ve onun (suların) yiyecekleri” şeklinde de anlaşılmıştır. Avlanma ile birlikte yemeden veya yiyecekten ayrıca söz edilmesi daha çok şöyle açıklanır: Beslenme dışındaki amaçlarla da avlanılabileceğinden su ürünlerinden ihramlı iken gıda maddesi olarak yararlanılabileceği özel olarak belirtilmiştir. Bazı müfessirler ise âyetteki sayd kelimesini taze, taâm kelimesini tuzlayıp kurutma vb. yollarla muhafaza altına alınmış su ürünü olarak açıklamışlardır. Bu âyet ve başka deliller ışığında Hanefîler deniz ürünlerinden sadece balık türlerinin, diğer üç mezhebin fakihleri ise sadece suda yaşayan her türlü hayvanın yenebileceği sonucuna ulaşmışlardır. Benzer bir görüş ayrılığı bu hayvanın kendiliğinden ölmüş olup olmamasıyla ilgilidir: Hanefîler’e göre yenmesinin helâl olması için kendiliğinden ölüp su yüzüne çıkmış olmamalıdır, diğerlerine göre bu tür su hayvanları da yenebilir (bk. Kurtubî, VI, 302-324; Râzî, XII, 87-99; ihram hakkında bk. Mâide
5:1-2; Kâbe’nin inşa edilmesi, İslâm’daki yeri ve önemi hakkında bk. Bakara
2:125-127 ve Âl-i İmrân
3:96-97; “haram ay”la “boyunları bağsız ve bağlı kurbanlıklar” diye tercüme edilen “hedy” ve “kalâid” hakkında bk. Mâide
5:1-2).
Hem size hem de yolculara yarar sağlamak üzere deniz avı yapmak ve onu yemek size helal kılındı. İhramlı olduğunuz sürece kara avı ise size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun!
Hem size hem de yolculara faydalanmanız için denizde avlanmak ve onu yemek size helâl kılındı. İhramlı iken size kara avı yasaklandı. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan sakınınız.
Deniz avı ve onu yemek ve ondan geçim temin etmek size ve yolculukta olanlara helal kılındı. Ve ihramlı olduğunuz süre içinde kara avı size haram kılındı. Huzuruna toplanacağınız Allah'a karşı takva sahibi olun.
Deniz avı ve onu yemek size ve (yeryüzünde) yolculuk edenlere bir yarar olarak helâl kılındı. İhramlı olduğunuz sürece kara avı ise size haram kılınmıştır. (Sonunda) O'na (götürülüp) toplanacağınız Allah'tan korkup kötülükten sakınıverin.
Denizde avlanmak ve avladığını yemek, geçiminiz için size de, misafirlerinize de helal edilmiştir de ihramda bulunduğunuz müddetçe kara avı haram edilmiştir size. Çekinin o Allah'tan ki onun tapısında toplanacaksınız.
Deniz avı yapmak ve onu yemek, ihramlı iken hem yerleşik olan siz Mekke'liler için, hem de yolcular için helal kılındı. İhramda bulunduğunuz müddetçe, kara avı sizin için haram kılındı, huzurunda toplanacağınız Allah'ın kaide ve kurallarıyla hayatınızı tanzim edin.
Hem sizin, hem de yolcuların, gezginlerin faydalanması için denizde, sularda avlanmak ve avlarınızı yemek size helâl kılındı.
İhramlı olduğunuz müddetçe de karada avlanmak size haram kılındı.
Toplanarak huzuruna getirileceğiniz Allah'a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun.
Size, kendiniz ve yolcular için bir geçimlik olarak deniz avı ve onu yemek helal kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.
Deniz avı ve onu yemek size ve (yeryüzünde) dolaşanlara bir meta olarak helal kılındı. İhramlı olduğunuz sürece kara avı ise size haram kılınmıştır. O'na (götürülüp) toplanacağınız Allah'tan korkup-sakının.
Deniz avı yapmak ve onu yemek size helâl kılındı ki, hem size, hem de yolcu olanlarınıza faydalı olsun. Kara avı ise, ihrâmda bulunduğunuz müddet içerisinde, size haram edildi. Huzuruna varıp toplanacağınız Allah'dan korkun.
Sizin ve hacıların faydalanması için, deniz avcılığı helal edildi. Fakat ihramlı olduğunuz müddetçe kara avcılığı size haram kılındı. Huzurunda haşrolunacağınız Allah’(ın azabın)dan sakının.
Deniz avı, denizden çıkarılanı yemek helaldir size, bundan siz de, yolcular da faydalanınız, İhramdayken, kara avı haramdır, katında toplanılacak Allahtan sakınınız
Deniz avı ve onu yemek; size de yolculara da geçimlik olmak üzere helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece, kara avı yasaklanmıştır. Huzuruna varıp toplanacağınız Allah'a karşı karşı gelmekten sakının!
Deniz avı ve onu yemek size de, yolculara da, geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan sakının.
Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanmanız için) deniz avı yapmak ve onu yemek size helâl kılındı. İhramlı olduğunuz müddetçe kara avı size haram kılındı. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun.
Deniz hayvanlarını avlamak ve onları yemek size helal kılındı. Size ve yolculara geçimlik olmak üzere... İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size yasaklandı. Huzuruna toplanacağınız ALLAH'ı dinleyin.
Size ve yolculara yiyecek olmak üzere, deniz avı ve onu yemek helal kılındı. Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe size haram edilmiştir. Huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun.
Deniz avı ve yemesi size halâl kılındı ki size ve seyyar olanlarınıza medar olsun, kara avı ise ihramda bulunduğunuz müddetçe üzerinize haram kılındı, hep huzuruna haşrolunacağınız Allahdan korkun
Deniz avı yapmak ve onu yemek — kendinize de, müsâfire de fâide olmak üzere — sizin için halâl edildi. İhramda bulunduğunuz müddetçe ise kara avı haram kılındı. Huzuruna varıp toplanacağınız Allahdan korkun.
Size ve yolculara bir fayda olmak üzere, deniz avı ve onu yemek sizin için helâl kılındı. Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe size haram kılındı! O hâlde huzûruna toplanacağınız Allah'dan sakının!
Denizden avlananlar, sizin için helal kılındı ve onları yemek sizin için, aynı zamanda denizde seyahat edenler için geçim kaynağıdır. Hac da ihramlı olduğunuz müddetçe, kara hayvanlarını avlamanız yasaklandı. Huzurunda toplanacağınız Allah’dan korunun.
Size deniz avı [¹], onu yemek size de, kafilenize de intifaa medar olmak için helâl [²], yalnız ihramda olduğunuz müddetçe size kara avı haram kılınmıştır. Tarafına toplanacağınız Allah/tan sakının.
[1] Irmak da, göl de dahildir.[2] İhramda bulununuz, bulunmayınız.
Deniz avı ve onu yemek size de yolculara da geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. O'na (götürülüp) toplanacağınız Allah'tan sakının.
Hem sizin gibi yerleşik hayat yaşayanların, hem de göçebe hayatı yaşayan gezginlerin ve yolcuların faydalanması için, denizde ve dere, ırmak, göl gibi temiz sularda avlanmak ve dalgaların kıyıya sürükledikleri dahil olmak üzere, her çeşit deniz ürününü yemek, size —hac sırasında ihramlıyken bile— helâl kılınmıştır. Fakat ihramda olduğunuz sürece, yalnızca kara avı yapmanız size yasaklanmıştır. O hâlde, hepinizin eninde sonunda gelip huzurunda toplanacağı Allah’tan gelen prensiplere sımsıkı sarılarak, kötülüğün her çeşidinden titizlikle sakının!Peki, Mekke’de avlanma yasağının ne hikmeti, ne faydası olabilir?
Gezginler için ve sizin için bir geçimlik olmak üzere Deniz Avı ve yiyeceği size halâl kılındı.
İhramda bulunduğunuz müddetçe size Kara Av’ı ise haram kılındı.
Kendisine doğru bir araya toplanacağınız Allah’tan sakınıp korunun!
Size ve yolculara, deniz1 hayvanlarını avlamak, onlardan faydalanmanız için helal kılındı.2 Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı.3 Huzuruna toplanacağınız Allah’tan, hakkıyla sakının.
1 Denizden kastedilen, genel olarak büyük sulardır. Buna nehirler, göller ve büyük havuzlar da dâhildir.2 Deniz avına gelince: başka zaman olduğu gibi ihramda dahi hem avlanması hem yenmesi helaldir. İmam Şafiî: “denizin suyu temiz ve temizleyici, avlanılan hayvanların ölüsü de helâldir” Hadîs-i Şerifi ile istidlâl ederek gerek balık neviden olsun gerek olmasın denizden avlanan her hayvanın helâl olduğu kanaatine varmış ise de bilinen deniz hayvanı balıktır. Balık kesilmeden yendiği için meyte (ölü) tabir olunmuştur. Yoksa kendi kendine denizde ölen hayvan balık da olsa yenmez. Hanefi ulaması ise denizden çıktıktan sonra karada da yaşayan hayvanları deniz hayvanı olarak kabul etmemişlerdir. Bunların etlerinin yenmesini de helal saymamışlardır. Rivayet olunduğuna göre bu âyet, deniz sahillerine inen ve suyun çekilmesi ile kenarda kalan balıkların durumunu soran Müdlic Oğulları hakkında nâzil olmuştur. 3 Bu âyete göre; ihramlı kimse kara avı avlayamaz ve herhangi bir hayvanı kesemez. Ancak ihramlı olmayan kimsenin avladığı ve kestiği hayvanın etinden yiyebilir.
Sularda yapılan her türlü avlanma ve denizin hem [yerleşik olan] sizler için hem de gezginler için rızık olarak su yüzüne çıkardıkları 115 sizin için meşrudur; 116 ama hacda iken karada avlanmanız size yasaklanmıştır. Ve hepinizin varıp toplanacağı Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun.
Hem sizin hem de yolculuk yapanların yararlanması için, suda yaşayan hayvanların avlanması ve yenmesi size helal kılınmıştır. İhramlı olduğunuz müddetçe kara hayvanlarını avlamak da size haram kılınmıştır. Huzurunda toplanacağınız Allah’a saygılı olun. 16/14, 35/12
Sularda yapılan her tür avlanma ve onunla beslenme[990] sizin için helâldir. Bu, sizin de yolcuların da yararınadır. Fakat, ihramlı olduğunuz sürece kara avı size yasaklanmıştır. Şu hâlde, topyekûn huzuruna varacağınız Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincine varın!
[990] Ve ta’âmuhû ifadesinin zahirine uygun olan bu anlam Zemahşerî’nin tercih ettiği anlamdır. Ne ki, Taberî, Râzî, Kurtubî ve daha başkaları ta‘âmuhuyu “denizin yiyeceği” şeklinde anlamışlar ve bunu da “kıyıya ya da su yüzeyine vuran deniz ürünleri” şeklinde yorumlamışlardır. Yiyecekler konusunda vahiy “serbest” olanı değil “yasak” olanı sayar. Bununla amaçlanan yasağın keyfî olarak genişletilmesinin önüne geçmektir. Buradan bir şeyin yasak değilse serbest olduğu anlaşılır. Âyette bu genel kuralın istisnası olarak “serbest” olan söylenmiş gibi görünmektedir. Oysa işin gerçeği öyle değildir ve bu âyet de Kur’an’ın genel üslubuyla uyumludur. Zira burada hac için ihrama giren birinin yasak alanını genişletme ihtimaline karşı önlem alınmakta ve “yasak istisnadır” kuralı korunmaktadır.
Size deniz avı ve onun yenilmesi bir faide olmak için helâl kılındı ve sizin üzerinize ihramda bulunduğunuz müddetce kara avı haram kılınmıştır. Huzuruna haşrolunacak olduğunuz Allah Teâlâ'dan korkunuz.
Ey ihramlılar! Deniz avı ve deniz yiyeceği size helâl kılındı ki size ve yolculara bir rızık vesilesi olsun. Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe size haram kılındı. Öyleyse huzurunda varıp toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.
Hem kendinize, hem de yolculara bir geçimlik olmak üzere deniz avı ve yiyeceği, size helal kılındı. İhramda olduğunuz sürece size kara avı yasaklandı. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun!
Siz ve yolcular yararlansın diye deniz avı ve yiyeceği size helal kılındı. Kara avı ise ihramda olduğunuz sürece haram kılındı. Bir gün topluca huzuruna çıkarılacağınız Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun.
Sizin için ve yolculuk yapanlar için bir geçimlik olarak, size deniz avı ve yiyeceği helal kılınmıştır. İhramlı olduğunuz müddetçe de kara avı haram kılınmıştır. Huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun.
Deniz avı ve yiyeceği, hem sizin, hem de yolcuların yararlanması için, size helâl kılındı. Kara avı ise, ihramlı olduğunuz sürece size haram kılınmıştır. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.
Hem size hem de yolculara bir geçimlik olarak deniz avı yapmak ve onu yemek size helal kılındı. Fakat ihramlı olduğunuz sürece karada avlanmak size haram edilmiştir. Huzurunda haşredileceğiniz Allah'tan korkun.
ḥelāl olındı size deñiz avı ya'nį dükeli śularuñ daħı yiyesisi menfa'at dutmaġ içün size daħı yol yüriyiciler içün. daħı ḥarām olındı üzerüñüze yir avı mādām kim olduñuz iḥram baġlanmışlar. daħı śaķınuñ Tañrı’dan ol kim anuñ yaña ķoparınılasız.
Ḥalāl oldı size deñiz avı anı yimek daḫı gönenmekdür size sefer eyleyenle‐re daḫı ve ḥarām oldı size ḳurı yir avı nice kim iḥrāmda olsañuz.Daḫı ḳorḳuñuz ol Allāhdan, anuñ ḥażretine sürülürsiz.
Sizin üçün bir dolanacaq vasitəsi olsun deyə, (ihramda ikən) dəniz ovu və onu yemək sizə də, yolçulara (səfərdə olanlara) da halal edildi. İhramda olduğunuz müddətdə isə quruda ov etmək sizə haram buyuruldu. Hüzuruna toplanacağınız Allahdan qorxun!
To hunt and to eat the fish of the sea is made lawful for you, a provision for you and for seafarers; but to hunt on land is forbidden you so long as ye are on the pilgrimage. Be mindful of your duty to Allah, unto Whom ye will be gathered.
Lawful to you is the pursuit(802) of water-game and its use for food,- for the benefit of yourselves and those who travel; but forbidden is the pursuit of landgame;- as long as ye are in the sacred precincts or in pilgrim garb. And fear Allah, to Whom ye shall be gathered back.*
802 Water game: i.e., game found in water, e.g., water fowl, fish, etc. "Water" includes sea, river, lake, pond, etc.