Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4890, sondan 1347. ayet; 54. sure ve bu surenin 44. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 20 ve toplam ebced değeri ise 1254 olarak hesaplanmıştır.
Em yekûlûne nahnu cemî’un muntasir(un)
Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar?
Vahiy ile bildirilenleri inkâr etme tavrını inatla sürdüren toplumlardan örnekler verildikten sonra bu âyetlerde, inkârcılıkta öncekilere benzeyen Kur’an muhataplarına çarpıcı sorular yöneltilmektedir: Siz onlardan daha mı iyisiniz? Sizin sorumluluktan istisna edildiğinize dair ilâhî kitaplarda özel bir hüküm veya elinizde bir belge mi var? Ya da çok güçlü ve dayanışma içinde olduğunuzu, dolayısıyla asla yenilmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz? Ardından verilen ilâhî cevap da şunu ortaya koymaktadır: İman esasına değil dünyevî çıkar anlayışına dayalı olan bu birlik ve güç çok sürmeyecektir; onların asıl cezaları âhirette karşılarına çıkacaktır ve oradaki ceza buradakine göre çok daha şiddetlidir. 45. âyet daha çok müslümanların Bedir Savaşı’nda kazandıkları zaferle izah edilmiş olmakla beraber (Taberî, XXVII, 108-109), 43-44. âyetlerdeki hitap Hz. Muhammed’in peygamberliğini izleyen bütün dönemlerde yaşayanlara yani Kur’an’ın her devirdeki muhataplarına yöneliktir. Dolayısıyla aynı sonuç, yani inkârcılık temeline dayalı güçlerin, birliklerin bozulmaya mahkûm olduğu ve ayrıca bu tür dayanışma grubu mensuplarını âhirette daha ağır bir cezanın beklediği gerçeği bütün dönemler için geçerlidir. Elmalılı’nın belirttiği gibi, 44. âyetteki ifadede, zaman ilerledikçe toplumsal örgütlenme imkânlarının ve medeniyet vasıtalarının artacağına, dolayısıyla bu tür şımarık kesimlerin bu imkânlara daha fazla güvenip böbürleneceklerine işaret bulunduğu söylenebilirse de (VII, 4653), bu durum, doğru inanç ve erdemli yaşayışın, bütün bâtıl inançları, ahlâk bozukluklarını, haksız ve zalim uygulamaları mutlaka yeneceği gerçeğini değiştirmez; sûrenin ana tezi de budur.
Yoksa “Biz güçlü bir topluluğuz!” mu diyorlar?
Yoksa onlar, “Biz üstün olan bir toplumuz” mu diyorlar?
Yoksa: “Biz, güç birliği etmiş yenilmez bir toplumuz.” mu diyorlar?
Yoksa onlar: “Biz, ‘birbiriyle yardımlaşıp öcünü alan’ (ve mutlaka başarılı olan) ‘Güçlendirilmiş bir Cemiyetiz’ (Birleşmiş Milletleriz”diyerek mi şımarıp böbürlenilmektedir) ?
Yoksa biz, birbirine yardım eden bir topluluğuz mu derler?
Yoksa onlar: Biz birbirine yardım eden, yenilmez bir topluluğuz mu diyorlar?
Yoksa: “Bizim yardım edenlerimiz var, biz intikam almaya gücü yeten bir topluluğuz.” mu diyorlar.
Yoksa: "Biz yardımlaşma içindeki bir topluluğuz" mu diyorlar?
44-45.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre müşrikler Bedir`de: "Biz yardımlaşma içindeki bir topluluğuz" diyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.
'Biz, 'birbiriyle yardımlaşıp öcünü alan' bir topluluğuz' mu diyorlar?
Yoksa onlar; “- Biz yardımlaşır, bize karşı gelene zafer kazanır bir topluluğuz” mu diyorlar?
Yoksa: “Biz güçlü, yenilmez bir toplumuz” mu diyorlar?
Yoksa: «El ele veren, topluluğuz» mu? derler
Yoksa onlar: “Biz yekvücut olmuş bir grubuz, üstünlük bizim hakkımızdır!” mı diyorlar?
Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar?
Yoksa «Biz, intikam almağa gücü yeten bir topluluğuz» mu diyorlar?
Yoksa, "Biz, zafere ulaşacak bir cemaatiz" mi diyorlar?
Yoksa "Biz birbirimize yardım eden bir topluluğuz." mu diyorlar?
Yoksa biz yardımlaşır bir cem'iyyetiz mi diyorlar?
Yoksa onlar «Biz (peygamberlerden) intikaam almıya muktedir bir cem'iyyetiz» mi diyorlar?.
Yoksa: “Biz, (birbirimize) yardım eden bir topluluğuz!” mu diyorlar?
Yoksa onlar “Kendi aramızda dayanışma içinde olan bir topluluğuz” mu diyorlar?
Yok, onlar «— Biz birbirimize arka veren kuvvetli bir cemaatiz» [⁴] derler.
[4] Veya öç alan bir cemaatiz.
Yoksa onlar, “Biz, birbiriyle yardımlaşıp öcünü alan bir toplumuz” mu diyorlar?
Yoksa onlar, “Biz süper güce sahip yenilmez bir toplumuz!” mu diyorlar?
Bu durumda “Biz yardımlaşan bir topluluğuz” diyorlar.
Yoksa onlar: “Biz, birbiriyle yardımlaşan yenilmez bir topluluğuz.” mu diyorlar? 1
1 “çoğunluğun kendilerinde olduğuna göre doğrunun da kendileri olduğuna” inanarak, bunu insanlara bir zulüm aracı olarak kullanacaklarına işaret olabilir.
Yoksa onlar, “Biz yek vücut olmuş bir grubuz, [ve bundan dolayı] üstünlük bizim hakkımız!” mı diyorlar? 25
Yoksa onlar: “Biz, birbirine kenetlenmiş örgütlü ve sağlam bir gücüz, bizi kimse yenemez” mi diyorlar? 23/53...56
Yoksa “Biz örgütlü gücüz, galip geliriz” mi diyorlar?
Yoksa Biz yardımlaşır (intikamımızı alabilir) bir cemaatiz mi diyorlar?
Ne o, “Biz tam dayanışma halinde olan, muzaffer bir topluluğuz” mu diyorlar?
Yoksa "Biz muzaffer (yenilmez) bir topluluğuz" mu diyorlar?
Yoksa bunlar: “Biz birbiriyle kenetlenmiş bir topluluğuz” mu diyorlar?
[*] "İbrahim dedi ki Sizin bu putlara tutunmanız sadece aranızda kaynaşmaya vesile olsun diyedir. Kıyamet günü biriniz diğerini görmek istemeyecek her biriniz diğerini dışlayacaktır. Sığınacağınız yer o ateştir. Size yardım eden de olmayacaktır." (Ankebut
29:25)
Yoksa onlar:-Biz, yenilmez bir toplumuz mu diyorlar?
Yoksa “Biz dayanışma içinde, muzaffer bir topluluğuz” mu diyorlar?
Yoksa, "Biz, yardımlaşan/yenilmez bir topluluğuz" mu diyorlar?
yā eydürler mi “biz cema'atuz ökünc alıcı”?
Yāḫūd onlar dir mi ki biz yek‐dīgerimize yardım ider ve belāyı def‘ idercem‘iyyetiz?
Yoxsa onlar: “Biz (Muhəmməd və mö’minlərdən) intiqam ala biləcək bir zümrəyik!” – deyirlər?
Or say they: We are a host victorious?
Or do they say: "We acting together can defend ourselves"?