Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4893, sondan 1344. ayet; 54. sure ve bu surenin 47. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 20 ve toplam ebced değeri ise 1712 olarak hesaplanmıştır.
İnne-lmucrimîne fî dalâlin ve su’ur(in)
Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.
Vahiy ile bildirilenleri inkâr etme tavrını inatla sürdüren toplumlardan örnekler verildikten sonra bu âyetlerde, inkârcılıkta öncekilere benzeyen Kur’an muhataplarına çarpıcı sorular yöneltilmektedir: Siz onlardan daha mı iyisiniz? Sizin sorumluluktan istisna edildiğinize dair ilâhî kitaplarda özel bir hüküm veya elinizde bir belge mi var? Ya da çok güçlü ve dayanışma içinde olduğunuzu, dolayısıyla asla yenilmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz? Ardından verilen ilâhî cevap da şunu ortaya koymaktadır: İman esasına değil dünyevî çıkar anlayışına dayalı olan bu birlik ve güç çok sürmeyecektir; onların asıl cezaları âhirette karşılarına çıkacaktır ve oradaki ceza buradakine göre çok daha şiddetlidir. 45. âyet daha çok müslümanların Bedir Savaşı’nda kazandıkları zaferle izah edilmiş olmakla beraber (Taberî, XXVII, 108-109), 43-44. âyetlerdeki hitap Hz. Muhammed’in peygamberliğini izleyen bütün dönemlerde yaşayanlara yani Kur’an’ın her devirdeki muhataplarına yöneliktir. Dolayısıyla aynı sonuç, yani inkârcılık temeline dayalı güçlerin, birliklerin bozulmaya mahkûm olduğu ve ayrıca bu tür dayanışma grubu mensuplarını âhirette daha ağır bir cezanın beklediği gerçeği bütün dönemler için geçerlidir. Elmalılı’nın belirttiği gibi, 44. âyetteki ifadede, zaman ilerledikçe toplumsal örgütlenme imkânlarının ve medeniyet vasıtalarının artacağına, dolayısıyla bu tür şımarık kesimlerin bu imkânlara daha fazla güvenip böbürleneceklerine işaret bulunduğu söylenebilirse de (VII, 4653), bu durum, doğru inanç ve erdemli yaşayışın, bütün bâtıl inançları, ahlâk bozukluklarını, haksız ve zalim uygulamaları mutlaka yeneceği gerçeğini değiştirmez; sûrenin ana tezi de budur.
Şüphesiz ki suçlular sapkınlık ve çılgınlık içindedir.
Şüphesiz suçlular bir sapıklık ve çılgınlık içerisindedirler.
Kuşkusuz, mücrimler¹ sapkınlık ve çılgınlık içindedirler.
1- İşledikleri suçlar, kendilerini kuşatmış olanlar.
Hiç şüphesiz (her asırdaki mücrim sapkınlar) suçlular-günahkârlar, bir sapmışlık (dalâlet) ve çılgınlık içindedirler.
Şüphe yok ki suçlular, sapıklık içinde ve yakıp kavuran ateşlerdedir.
Şüphe yok ki o gün, günahlara batıp gidenler, sapıklık içinde ve çılgınca yanan ateşlerdedirler.
İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, dalâlet, ahmaklık ve körüklenen alev püsküren ateşler içindedirler.
Şüphesiz suçlular bir sapıklık ve çılgınlık [2] içindedirler.
2.Yahut: "Çılgın ateşler."
Hiç şüphesiz suçlular-günahkarlar, bir sapmışlık (dalâlet) ve çılgınlık içindedirler.
Muhakkak ki mücrimler (müşrikler) şaşkınlık ve çılgın ateşler içindedirler.
Gerçekten azgın suçlular, sapıklık ve delilik içindedirler.
Evet, suçlu olanlar, hem sapkınlık, hem çılgınlık içredirler
Şüphesiz günaha batmış olanlar, (o zaman, görecekler ki) sapıklıkta ve ahmaklıkta kaybolup gitmişlerdir!
Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Suçlular bir sapıklık ve cehennem içindedir.
Muhakkak ki suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Muhakkak ki mücrimler şaşkınlık ve çılgınlıklar içindedirler
Şübhe yok ki günahkârlar (dünyâda) sapıklık ve (âhiretde) çılgın ateşler içindedirler.
Şübhesiz ki günahkârlar, bir dalâlet ve çılgın bir ateş içindedirler.
Günahkârlar, sapıklık ve delilik içindeler.
Şüphe yok ki günahkâr olan müşrikler, dünyada sapıklıkta, âhirette alevli ateşte [⁵] bulunacaklardır.
[5] Veya dalâlet ve cehalet içindedir.
Hiç şüphesiz suçlu günahkâr olanlar, bir şaşkınlık ve de çılgın bir ateş içindedirler.
Buna rağmen suç işleyenler, gerçekten büyük bir yanılgı ve ahmaklık içindedirler! Çünkü kendi elleriyle kendilerini ateşe atıyorlar:
Suç İşleyenler, bir çılgınlık ve sapkınlık içindedir.
Şüphesiz (o gün) günâhkârlar, şaşkınlık ve çılgın (ateş) içerisindedir.
çünkü, günaha batmış olanlar [o zaman, görecekler ki] sapıklıkta ve ahmaklıkta kaybolup gitmişler! 28
Şüphesiz suçlular sapkınlığa ve helake mahkûm olmuşlardır. 18/53
Çünkü günahı hayat tarzı edinenler, sapıklığa ve çılgınlığa mahkûm olmuşlardır.
Şüphe yok ki günahkârlar, bir sapıklık ve çılgın ateşler içindedirler.
Mücrimler tam bir şaşkınlık ve çılgınlık içindedirler.
Suçlular bir sapıklık ve çılgınlık içindedir.
Bu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindeler.
Şüphesiz günahkarlar sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Mücrimler şaşkınlık ve çılgınlık içindeler.
Kuşkusuz, suçlular, şaşkınlık ve çılgınlık içindedir.
bayıķ yazuķlular azġunlıķ içindedür daħı odlar içinde daħı ḥelāllik.
Taḥḳīḳ yaman kişiler azġunluḳ içinde ve odlar içindedürler.
Şübhəsiz ki, günahkarlar (dünyada) haqq yoldan azmışlar və (axirətdə də) cəhənnəm odu içərisində olacaqlar. (Yaxud günahkarlar heyrət, yanlışlıq və dəlilik içindədirlər).
Lo! the guilty are in error and madness.
Truly those in sin are the ones straying in mind, and mad.(5161)*
5161 Cf.
54:24 above. Note how the tables are turned in the argument by the repetition. The unjust think that the godly are wandering in mind and mad. They will find that it is really they who were wandering in mind, and mad, even when they were in the plenitude of their power and in the enjoyment of all the good things of this life. These minor echoes heighten the effect of the major refrain mentioned in the Introduction.