Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4928, sondan 1309. ayet; 55. sure ve bu surenin 27. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 27 ve toplam ebced değeri ise 1464 olarak hesaplanmıştır.
ويبقى وجه ربك ذوالجلال والاكرام
ويبقىوجهربكذوالجلالوالاكرام
Ve yebkâ vechu rabbike żû-lcelâli vel-ikrâm(i)
Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.
Birçok dünya nimetine değinildikten sonra bütün bunların geçici ve üzerinde yaşayanların sonlu olduğu, mutlak anlamda kalıcılığın ise Allah Teâlâ’ya mahsus bulunduğu hatırlatılarak ölümle sona ermeyecek bir mutluluk isteyenlerin Allah’ın hoşnut olacağı bir hayat sürmeleri gereğine işaret edilmektedir.
Rabbinin yücelik ve cömertlik sahibi (olan) yüzü (zatı) sonsuz olacaktır.
Bu ayet şöyle de tercüme edilebilir: “(Sadece) Rabbinin [celal] (yücelik) ve [ikram] (cömertlik) sahibi yüzü (zatı) baki kalacaktır”; “(Sadece) [celal] (yücelik) ve [ikram] (cömertlik) sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır.”
26,27,28. Kâinatta bulunan her canlı fânidir. Ancak yüce olan ve ikram sahibi Rabbinizin zatı kalacaktır. Şimdi Rabbinizin hayat kanununu nasıl inkâr edersiniz?
Kalıcı olan yalnız celal¹ ve ikram² sahibi Rabb'inin kendisidir.
1- İhtişam sahibi, muhteşem, ulu, yüce. 2- Şerefli, çok cömert.
(Hakiki ve daimi varlık ise) Sadece Celâl ve İkram sahibi Rabbin vechidir (ki O’nun Zatı Bâki’dir).
Ve ancak ululuk ve kerem ıssı Rabbinin zatıdır kalan.
Ancak büyüklük, ihtiyaçsızlık ve ikram sahibi olan Allah, daima baki kalacaktır.
Ancak, hayatın devamı ve işleyişi, yardımıyla gerçekleşen, muhtaç ve âciz olmayacak, saygıya lâyık görülecek kadar güçlü olan, fânî varlıklara hayat vererek lütuf ve ihsanına mazhar eden, zâtına lâyık olmayan şirkten münezzeh, kudret ve ihtişam sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.
Yalnız yücelik ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) kalacaktır.
Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (kendisi) baki kalacaktır.
Fakat azamet ve ikram sahibi olan Rabbinin zâtı bakîdir.
26, 27, 28. Yeryüzündeki herkes fanidir. Celal ve ikram sahibi Rabbinin zatı (öz varlığı) ise bakidir. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
Ancak, celâl sahibi kerim olan Tanrı kalımlı
Ancak azamet ve ikram sahibi olan Rabbinin zatı baki kalacaktır.
Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir.
Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak.
Sadece Görkemli ve Onurlu Rabbinin varlığı kalıcıdır.
Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) baki kalacaktır.
Bakı o Rabbının yüzü o zülcelâli vel'ikram
(Ancak) azamet ve ikram saahibi olan Rabbinin zâti baakıy kalacakdır.
(Ancak) celâl (azamet ve kahır) ve ikram sâhibi Rabbinin vechi (Zât'ı ve O'nun rızâsı için olan şeyler) bâki kalır.
Ancak yüce kudret sahibi ve her şeye ikram eden Rabbinin kendisi baki kalır.
Azamet ve heybet ve in/am ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü hâkidir.
Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (zatı) baki kalacaktır.
Sınırsız kudret ve ikram sahibi olan Rabb’inin yüce Zatı ise ebedîdir, sonsuzdur. Diğer varlıklar, ancak O’nun lütuf ve rahmeti sayesinde varlığını sürdürebilirler.
İkrâm ve Celâl sahibi rabbinin vechi / yüzü / rızası bâkîdir.
Ancak son derece yüce ve lütuf sahibi olan Rabbinin zatı, baki kalacaktır.
ama kudret ve ihtişam sahibi olan Rabbinizin Zâtı 11 sonsuza dek kalıcıdır.
Baki olan kudret ve ikram sahibi olan Rabbinin zatıdır. 14/2, 53/31-32
bâkî kalacak olan azamet ve ihtişam sahibi Rabbinin zatıdır:[4852]
[4852] Veya: “Rabbinin rızasıdır”. Lafzen: “Rabbinin yüzüdür” (Bkz:
88:2, not 2). “Azamet ve ihtişam” diye çevirdiğimiz Celâl ve İkrâm, kahır-lütuf dengesini ifade eden iki ilâhî isimdir. Krş: “her şey yok olacak, sadece O’nun zâtı bâki kalacaktır.” (
28:88).
Celâl ve ikram sahibi olan Rabbinin zâtı ise bâki kalacaktır.
Ancak senin azamet ve kerem sahibi Rabbinin Zatı baki kalır.
Yalnız Rabbinin celal ve ikram sahibi yüzü baki kalacaktır.
İkramı bol olan ulu Rabbinin (Sahibinin) hükümdarlığıdır kalıcı olan.
Azamet ve ikram sahibi olan Rabbinizin vechi/yönü kalıcıdır.
Ancak sonsuz büyüklük ve ikram sahibi olan Rabbinin zâtı bâki kalır.
Sadece o bağış ve celal sahibi Rabbinin yüzü kalacaktır.
daħı vardur çalabuñ źātı ulu issi daħı aġırlamaķ issi.
Daḫı bāḳī ḳalur Tañrınuñ ẕātı, heybet issi ve kerem ve iḥsān issi.
Ancaq əzəmət və kərəm sahibi olan Rəbbinin zatı baqidir.
There remaineth but the countenance of thy Lord of Might and Glory.
But will abide (for ever) the Face of thy Lord,-(5189) full of Majesty, Bounty and Honour.(5190)*
5189 The most magnificent works of man-such as they are-are but fleeting. Ships, Empires, the Wonders of Science and Art, the splendours of human glory or intellect, will all pass away. The most magnificent objects in outer Nature-the mountains and valleys, the sun and moon, the Constellation Orion and the star Sinus-will also pass away in their appointed time. But the only One that will endure forever is the "Face" of Allah. "Face" expresses Personality, Glory, Majesty, Inner Being, Essence, Self-all the noble qualities which we associate with the Beautiful Names of Allah. See n. 114 to
2:112; also n. 1154 to
7:180, and n. 2322 to
17:110. 5190 Ikram: two ideas are prominent in the word. (1) the idea of generosity, as proceeding from the person whose attribute it is, and (2) the idea of honour, as given by others to the person whose attribute it is. Both these ideas are summed up in "nobility". To make the meaning quite clear, I have employed in the translation the two words "Bounty and Honour" for the single word Ikram. The same attributes recur in the last verse of this Surah. In the Fact of Allah's Eternity is the Hope of our Future.