Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4936, sondan 1301. ayet; 55. sure ve bu surenin 35. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 8, harf sayısı 34 ve toplam ebced değeri ise 3446 olarak hesaplanmıştır.
يرسل عليكما شواظ من نار ونحاس فلا تنتصران
يرسلعليكماشواظمننارونحاسفلاتنتصران
Yurselu ‘aleykumâ şuvâzun min nârin ve nuhâsun felâ tentesirân(i)
Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.
Müfessirlerin bir kısmı buradaki hitabı kıyamet tasviri çerçevesinde değerlendirmişler ve o gün cinlere ve insanlara böyle seslenileceği yorumunu yapmışlardır. Önceki âyetlerde hesap gününe ilişkin bir uyarının bulunması, müteakip âyetlerde de kıyametten ve âhirette karşılaşılacak sonuçlardan söz edilmesi bu yorumu destekleyici niteliktedir. Diğer bir grup müfessire göre ise bu hitap dünya hayatıyla ilgilidir ve önceki âyetlerde yer alan uyarıyı tamamlamaktadır: Cinlere ve insanlara kendilerine dünya hayatında tanınan fırsata aldanmamaları gerektiği hatırlatılmakta, ölümden ve ilâhî huzurda verilecek hesaptan kaçışın asla mümkün olmadığı bildirilmektedir. Derveze 33. âyette geçen sultân kelimesini “kişiyi kurtaracak sâlih ameller” şeklinde izah eder (VII,136); birçok müfessirin anılan kelimeyi “delil, hüccet” anlamında almaları (İbn Atıyye, V, 230) bu yorumu destekler nitelikte olmakla beraber, 35. âyetin ifadesi belirtilen ihtimali zayıflatmaktadır. Öte yandan, bazı tefsirlerde sultan kelimesinin “güç” anlamı esas alınarak “Büyük bir güç bulunmadıkça geçemezsiniz” ifadesinden, “Böyle bir gücünüz de olmadığına göre göklerin ve yerin sınırını aşıp ötelere geçmeniz de imkânsızdır” anlamı çıkarılmıştır. Fakat sultan kelimesinin “yetki” anlamı dikkate alınarak âyetin ilgili kısmı, “Göklerin ve yerin sınırlarını aşıp ötelere geçebilmeniz ancak (Allah tarafından verilecek) bir yetki, bir imkânla olabilir” şeklinde de anlaşılabilir. Bu takdirde muhatapların, yüce yaratıcının evrendeki yasaları doğrultusunda ortaya koyacakları çabaları sonucunda elde edecekleri kuvvete bir gönderme yapılmış demektir. Uzay araştırmalarının ilerlediği ve uzaya seyahatlerin gerçekleştiği günümüz şartları, Kur’an tefsiriyle meşgul olanları bu yorumu benimsemeye ve bu âyetlerde uzayın fethine işaret bulunduğu görüşüne yöneltmiştir. Hatta 35. âyetteki tasvirin modern silâhları çağrıştırdığı yorumları yapılmıştır. Râzî’nin belirttiği gibi, bağlam bu hitabın âhirette olduğu izlenimini vermektedir. Fakat her iki ihtimale göre düşünüp bu âyetlerde, Allah’ın hükümranlığını aşmanın ve verdiği hükümden kaçmanın asla mümkün olmayacağı uyarısı bulunduğunu söylemek daha doğru olur (XXIX, 113-114). Bir başka anlatımla, Allah’a karşı sorumluluğu olan varlıklar ister dünya hayatında ister kıyamet gelip çattığında Allah’ın hükmünden kaçıp kurtulmak için yerin ve göğün sınırlarını zorlayacak kadar güç elde etseler veya kendilerine bu tarz bir imkân verilse, hatta bu varlıklar topyekün bir dayanışma içine girseler dahi, 35. âyette ifade edildiği üzere bunlar sınırlı ve sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Şu halde ikinci yorum esas alındığında da (dünya hayatı bakımından) bu âyetlerden çıkan mesaj şu olmaktadır: Evreni daha iyi tanıma merakı, yerin derinliklerine ve göğün en uzak noktalarına nüfuz etme arzusu yadırganacak bir şey değildir ve büyük bir güç oluşturularak bu konuda epeyce mesafe alınabilir; ama bu çabalar asla ilâhî iradenin egemenliğini alt etme gibi bir amaç taşımamalıdır. Zira bu, Allah’ın evrendeki mutlak gücünü ayan beyan gören şuurlu varlıklara yaraşmaz; kaldı ki böyle bir yöneliş başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkûmdur, böyle bir amaç taşıyanların âkıbeti hüsrandır. 35. âyette “erimiş bakır” diye çevrilen kelimeye “bakır gibi kızıl duman” mânası da verilmiştir.
Üzerinize ateşten bir alev ve bir duman gönderilir ve (hiçbir yerden) yardım da alamazsınız.
35,36. İkinizin de üzerine ateşten bir dev ve erimiş bakır/duman göndeririz de, başarılı olamazsınız. Şimdi, Rabbinizin gücünü nasıl inkâr edebilirsiniz?
İkinizin üzerine ateşten bir alev ve duman gönderilir ve siz yardımlaşamazsınız.¹
İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de kendinizi koruyamazsınız.
Üstünüze bir ateş yalımı ve erimiş bakır gönderilir de kaçamazsınız.
Ey insanlar ve cinler topluluğu! Bu dünyada ölümden ve Allah'ın göndereceği azaptan kurtulmanız mümkün olmadığı gibi, öteki alemde de kaçıp kurtulmak mümkün olmayacak. Çünkü üzerinize kızgın ateş alevi ve erimiş bakır madeni veya bunaltıcı bir duman salıverilir de, kurtulup kaçamazsınız ve hiçbir yardım da göremezsiniz.
Üzerinize yüksek hararet, güçlü ışınlar (radyasyon) yağdırılır. Kendinizi koruyamazsınız, yardım ve kurtarma da mümkün değildir.
bk. el-Lübâb, fî Ulûmi’l-kitâb,
18:334.
Üzerinize ateşten yalın bir alevle ateşsiz kıpkızıl bir duman salıverilir de kendinizi savunamazsınız. [3]
3.Bunların üzerinize çökmesine engel olamazsınız.
İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de 'kurtulup-başaramazsınız.'
(Kabirlerinizden çıktığınız zaman) üstünüze saf ateşten bir alevle, bir duman salıverilir; (ve onlar, sizi mahşere sevkederler). Onları engelleyib kurtulamazsınız.
35, 36. Üzerinize ateş şerareleri ve erimiş madenler gönderilir. Yardım da alamazsınız. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
Dumansız ateşten, kızgın bakırdan üstünüze dökülür, yardımcı da bulamazsınız
Üzerinize dumansız bir alev ve kıpkızıl (zehirleyici ve) bunaltıcı bir duman gönderilir de artık kendinizi koruyamazsınız.
Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız.
Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir de birbirinizi kurtaramaz ve yardımlaşamazsınız.
Üzerinize ateşten toplar ve ışınlar gönderilir; yardım görmezsiniz.
Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir, kendinizi savunamazsınız.
Salınır üstünüze ateşten bir yalın, bir zehir duman, kurtulamazsınız deseniz de el'aman
Üzerinize ateşden (dumansız) bir yalınla (kara) bir duman salıverilecek, öyle ki birbirinizi kurtaramayacak, yardımlaşamayacaksınız.
Üzerinize ateşten (dumansız) bir alev ve alevsiz bir duman gönderilir dekurtulamazsınız.
Üzerinize ateşten bir alev ve duman gönderilir ve ona karşı koyamazsınız.
Üzerlerinize alevli ateş, erimiş bakır dökülür de [⁶] kendinizi kurtaracak yardımcı bulamazsınız.
[6] Veya üzerinize alevli ateşle kara duman salıverilir de.
İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve bakır gibi erimiş kıpkızıl bir duman salıverilir de artık yardımlaşamazsınız.
Eğer göklerdeki sınırları aşmaya kalkışırsanız, üzerinize dumansızbir ateş alevi ve erimiş bakır gibi kıpkızıl, zehirli bir gaz gönderilir de, kendinizi asla kurtaramazsınız!
İkinizin üzerine ateşten bir alev ve kızıl bir duman gönderilir; kurtulamazsınız.
İkinizin de üzerine ateşten bir alev ve bir zehirli duman salıverilir de (ne yapsanız) kurtulamazsınız.
Bir ateş alevi ve duman üzerinize salınacak ve hiçbir yardım görmeyeceksiniz!
Böyle bir şeye kalkışsanız üstünüze ateşten yalın bir alev kıpkızıl bir duman gönderilir de hiçbiriniz kendinizi koruyamazsınız. 67/5, 72/1...10
Sizin üzerinize dumanıyla boğup aleviyle yakan tarifsiz bir ateş topu[4859] gönderilir ve hiçbir yardım da alamazsınız:
[4859] Veya İbn Abbas’ın “dumansız ateş”, Zemahşerî’nin “saf alev” yorumuna dayanarak: “tarifsiz bir ışın bombardımanı..” Tercihimizde nuhas, nâra atıf olarak alınmıştır.
Sizin üzerinize ateşten dumansız bir alev ve alevsiz bir duman gönderilir, artık yardımlaşamıyacaksınızdır.
Üzerinize ateşler, duman alevleri gönderilir de artık kendinizi savunamazsınız. {KM, Mezmurlar 136, 10; Çıkış 15; Tesniye 32, 2}
İkinizin de üzerine, ateşten yalın alev ve kıpkızıl bir duman (yahut erimiş bakır) gönderilir, başaramazsınız.
İkinizin de üstüne dumansız bir alev ve alevsiz bir duman gönderilir. Birbirinizle de yardımlaşamazsınız.
[*] Kelimenin sözlük anlamı...
Üstünüze ateşten bir alev bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.
Üzerinize ateşten saf alevler, bakır eriyiği gibi dumanlar salınır da birbirinize hiçbir yardımınız olmaz.(10)
(10) Uzay bu tanımlara uyabilecek pek çok şeyle doludur. Yıldızların nükleer patlamalarında üretilen ışınlar, gaz ve toz bulutları, yıldız ölümleriyle ortaya çıkan milyarlarca derece sıcaklıklar ve binlerce sene boyunca uzayda yayılıp giden bulutlar, dumanlar... Orta çapta bir yıldız olan Güneşimizin alevleri bile zaman zaman milyonlarca Dünyayı yutacak kadar yüksekliklere erişebiliyor.
İkinizin de üzerine ateşten bir alev ve erimiş bakır/duman gönderilir de başarılı olamazsınız.
viribinile siz iki üzerine dütünsüz yalıñ oddan daħı baķırdan pes girü ŧurmayasız.
Viribir Tañrı Ta‘ālā üstüñüze bir bölük oddan, daḫı erimiş baḳırdan. Size ḳur‐tarıcı bulunmaya.
(Qiyamət günü) sizin üstünüzə tüstüsüz alov və alovsuz tüstü göndəriləcək (başınıza ərimiş mis, od və duman töküləcək) və siz bir-birinizə kömək də edə bilməyəcəksiniz.
There will be sent, against you both, heat of fire and flash of brass, and ye will not escape.
On you will be sent (O ye evil ones twain!)(5196) a flame of fire (to burn) and a smoke (to choke):(5197) no defence will ye have:*
5196 The Dual is with reference to the two worlds explained above in n. 5193. 5197 We now come to the terrors of the Judgement on the evil ones.