Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4905, sondan 1332. ayet; 55. sure ve bu surenin 4. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 2, harf sayısı 10 ve toplam ebced değeri ise 239 olarak hesaplanmıştır.
Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
İnsanı da yaratanın Allah olduğu belirtilip ona verilen özelliklerin en önemlisinin, duygu ve düşüncelerini açıklayabilme, konuşma ve anlatma yetisi olduğuna işaret edilmektedir. Anlamak, anlatabilmenin ön şartı olduğuna göre burada altı çizilen nimetin idrak ve ifade yetisi olduğu söylenebilir. Böylece bu âyetlerde insanı insan yapan akıl nimeti ve muhâkeme gücünün pratiğe yansıyan yüzü ön plana çıkarılmaktadır. İnsanın, her şeyden önce Allah’a olan kulluğunu idrak ve ifade etmesi, başka insanlarla ilişkilerinde hak ve vecîbelerini kavrayıp bunların gereğini yerine getirmesi, kısaca akıl nimetinin semere verebilmesi hep anlama ve anlatma yetisine bağlıdır; dolayısıyla kültür ve medeniyetleri oluşturan temel faktör de budur. Gülme, ağlama, sevgi veya nefretle bakma, anlamlı söz söyleme, düşündüklerini eyleme dönüştürme, bir sanat eserine şekil verme ... hep anlama ve anlatma faaliyetinin sonuçlarıdır ve birer anlatım biçimidir. Güzel, düzgün ve etkili söz söylemeyi, bir anlamı belli yöntem ve kurallara göre değişik yollarla ifade etmeyi, anlatım fenomenini kendisine konu edinen belâgat, hitabet, beyân, narratoloji gibi teorik incelemeler; en güçlü örneklerine görsel sanatlarda rastlanmakla beraber esasen herhangi bir alanda anlatım imkânlarını zorlayan sanat akımı ekspresyonizm (dışavurumculuk) ve bu konudaki fikrî çekişmeler, hep insanın bu yetisinin önemini somut biçimde ortaya koyan ürünler ve göstergelerdir.
Açıklamayı (insana O) öğretti.
1,2,3,4. Rahmân, Kur'ân'ı öğretti. İnsanı yarattı, ona kendini ifade etmeyi öğretti.[600]
[600] Rahmân sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 465.
Ona beyanı¹ öğretti.
1- Ona düşünmeyi ve düşündüklerini açıklamayı, ifade edebilmeyi.
Ona beyanı (iletişim kurmayı ve duygularını başkalarına anlatmayı) öğretti.
ona dilleri, konuşmayı belletti.
Diğer yaratıklardan farklı olsunlar diye, insanlara düşünmeyi ve konuşmayı da öğretti.
İnsana dili, konuşmayı, düşünmeyi ve meramını anlatmayı, Kur'âna vukufu, açıklamayı, varlıkları ayırıcı vasıflarıyla birbirinden ayırt etmeyi öğretti.
Ona beyanı (iç duyguların ifadesini) ilham etti.
1, 4. Bütün kemal sıfatların sahibi olan Rahman, Kur’anı peyderpey öğretti: İnsanı yarattı, ona beyanı (anlama ve anlatmayı) öğretti.
Ona düşünmeyi ve konuşmayı öğretti.
3,4. İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
1, 2, 3, 4. Rahmân Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti.
Ona beyanı (açıklama yeteneğini) öğretti.
Belletti ona o güzel beyânı
Ona beyânı O ta'lîm etdi.
Ona beyânı (açıkça anlatmayı) öğretti.
İnsana, Kur’an’nın anlaşılıp hayatına uygulamasını öğretti.
Ona beyanı [⁴] öğretti.
[4] İfade-i meramı, hüsnü beyan ve belâgati öğretti veya nutuk ile mümtaz kıldı.
Ve ona, açık ve berrak şekilde düşünme, konuşma ve öğrenmeyeteneği bahşetti. Bunca üstün özelliklerle donattığı insanı, ilâhî rehberlikten mahrum bırakarak cehâletin karanlıklarına terk etmesi, O’nun sınırsız hikmet ve rahmetine elbette uygun düşmezdi.
Ona Beyan’ı / Açıklama’yı öğretti.
3,4. İnsan (cinsini) yarattı, ona duygularını ifade etmeyi1 öğretti.
1 Beyan: Bir kimsenin, kendini, vicdan ve gönlündeki duygu ve idraklerini haricindekilere açık ve güzel ifade ile anlatmak, ifade-i meram etmek ve anlamak demektir. Zira ilim ve Kur'an’ı öğrenme nimeti de bununla oluşur. Hz. Âdem yaratıldıktan sonra isimleri öğrenmesi sayesinde meleklerin bilemediklerini bildi, anlayamadıklarını anladı. Peygamberlerin peygamberliğe mazhar olması, tebliğ yapabilmeleri, kitaplar getirmeleri, ümmetlerin onlardan istifade edebilmeleri hep “beyan ilmi,” dil nimeti sâyesinde olduğu gibi Kur'an’a ve Kur'an’ın tefsir ve tercümesi nimetine nâil olmamız ve ondan istifade derecemiz dahi o nimetten hissemiz nispetindedir. (Elmalılı)
ona açık ve berrak şekilde düşünmeyi ve konuşmayı öğretti. 1
İnsana düşüncesini ifade etmeyi O öğretti. 30/22, 51/23
insana kendini ifade etmeyi O öğretti.[4834]
[4834] Ta‘lim, “anlamın tasavvuru için benliği tahrik etmek”tir. Bu, tasavvurun inşasıdır. Zira tasavvurunuzu kim inşâ etmişse “Rabbiniz” odur.
Ona beyanı (ifade-i meramı) öğretti.
3, 4. İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
Sûrenin başındaki bu bir satırlık kısım muazzam bir gerçeği bildirmektedir: Sonsuz rahmet sahibi Allah, şefkatle yaratıp kemale erdirdiği insana olan rahmetini tamamlamak için Kur’ân’ı göndermiş, onu cehalet ve dalâlet karanlıklarından kurtarmıştır. Hitabı olan Kur’ân’ı anlaması için, yarattığı bu insana düşünüp ifade etme kabiliyeti vermiştir.Bu âyetler şöyle özetlenebilir: RahmanKur’ânBeyanİnsanRahman insanla iletişim kurmaya tenezzül buyurmuştur. Mesajı olan Kur’ân’ı anlayabilmesi için insana beyan kabiliyeti vermiştir.
Ona beyanı (konuşup, düşüncelerini açıklamayı) öğretti.
Ona kendini ifade etmeyi öğretti.
Ona beyanı(1) öğretti.
(1) Konuşmayı ve anlamayı. Bunların her ikisi de bilim dünyasını tam anlamıyla acze düşüren birer mucizeler silsilesidir. Beyanın temelinde, herşeyden önce, düşünce vardır ki, bu başlı başına bir mucizedir. Konuşmanın ilk adımı ise, düşüncenin kelime dediğimiz sembollere çevrilmesidir. Bu semboller, hafızanın derinliklerinden, sırrına akıl erdiremediğimiz bir mekanizma ile çağrılır, bir cümle içinde peş peşe dizilir. Cümlelere kelimeler, anlamlar, duygular yüklenir. Sonra, vücutta işini bitirmiş ve atık madde olarak ciğerlerden çıkmakta olan hava, ses tellerinde, dilde, dişte, dudaklarda kelimelere dönüşür. Bu arada yüzümüzün 44 tane kası, akıl almaz bir biçimde derimizi şekilden şekle sokarak, ağzımızdan çıkan sözlere kendi yorumuyla eşlik eder. Hava zerreleri bu kelimeleri alır, milyar kere milyar kere milyar kopyalarını muhatapların kulak zarlarına iletir. Dinleyenin vücut sistemlerinde de, en az konuşanınki kadar olağanüstü işlemler sonucunda cümlelerin ve kelimelerin anlamları çözülür, duyguları anlaşılır. Konuşulanı anlamak da beyan mucizesinin en az konuşmak kadar önemli bir halkasıdır; aksi takdirde, insan kendi konuşmasını dahi çözemez hale gelir ve saçmalamaya başlar. Fakat bu da kendisini kimin konuşturduğunu bilmeyen yahut bilmek istemeyen kimsenin saçmalaması yanında o kadar büyütülecek birşey değildir! Çünkü âyetten de, yaratılışımızdan da kolayca anlaşılacağı gibi, insana beyanın öğretilmesindeki amaç, onu Âlemlerin Rabbine muhatap etmektir. Kendisini bu şereften kendi eliyle yoksun bırakan kimsenin bedbahtlığı yanında her felâket bir hiç mertebesine iner.
3-4. yarattı ādemį ögretti aña sözi.
Ona danışmağı (fikrini və duyğularını bəyan etməyi) öyrətdi.
He hath taught him utterance.
He has taught him speech(5173) (and intelligence).*
5173 Bayan: intelligent speech: power of expression: capacity to understand clearly the relation of things and to explain them. Allah has given this to man, and besides this revelation in man's own heart, has aided him with revelation in nature and revelation through prophets and messengers.