Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4990, sondan 1247. ayet; 56. sure ve bu surenin 11. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 2, harf sayısı 13 ve toplam ebced değeri ise 496 olarak hesaplanmıştır.
10,11. (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir.
“Mukarrebûn” (Allah’a en yakın olanlar) diye nitelenen “es-sâbikūne’s-sâbikūn” (önde olanlar, o önde olanlar) grubu ile “Allah ve resulüne ilk iman edenler, ilk muhacirler, iki kıbleye doğru da namaz kılmış sahâbîler” şeklinde belirli kimselerin kastedildiği yorumları yapılmış olmakla beraber, İbn Atıyye esasen âyetin dünyada iken iyilik yapma ve kötülüklerden sakınma hususunda öncü konumunda olan ve âhiret mutluluğunda da en önde olmayı hak eden bütün insanları kapsadığını belirtir (diğer yorumlarla birlikte bk. Taberî, XXVII, 170-171; İbn Atıyye, V, 240; Şevkânî, V, 172).
13. âyette geçen ve “çoğu” diye tercüme edilen sülle kelimesi “az olsun çok olsun insan topluluğu”nu ifade eden bir kelimedir. Buna göre âyeti “bir kısmı öncekilerdendir” şeklinde çevirmek mümkündür. Fakat sonrakilerden söz eden 14. âyette “birazı” dendiği için buna da “çoğu” anlamı verilmiştir. Burada Kur’an’ın muasırları ve sonrasını kapsayan bir tasniften söz edildiği kabul edilirse, “sâbikūn”dan çoğunun öncekilerden olduğunu izah kolaylaşır; zira bu grubun öncüleri sahâbe-i kirâmdır. Bu tasnifin geçmiş ümmetleri de kapsadığı kabul edildiğinde ise, gelip geçmişlerden “sâbikūn”un çokluğu, bütün peygamberleri içine almasıyla izah edilebilir (İbn Atıyye, V, 241).
15-26. âyetlerde ve daha sonra da 28-37. âyetlerde cennet nimetiyle ödüllendirilecek ve onurlandırılacak kimseleri bekleyen hayata ilişkin canlı tasvirlere yer verilmektedir. 17. âyette, dünyadaki tasavvurlarımıza göre hatıra gelebilecek bir soruya cevap verilmekte; cennette dünyada olduğu gibi bir kısım insanların diğerlerine hizmet vermesinin söz konusu olmayacağı, cennetle ödüllendirilen herkesin “hizmet edilen” konumunda bulunacağı, ikramları sunmak üzere –sonsuza dek genç kalacak– hizmetçiler tahsis edileceği bildirilmektedir (başka yorumlarla birlikte bk. Şevkânî, V, 173-174). 19. âyetteki cennet içkilerinin içenlere baş ağrısı vermeyeceğine dair ifade “toplantıları dağıtılmaz, ağızlarının tadını kaçıracak bir durumla karşılaşmazlar”, aynı içkinin sarhoşluk vermeyeceğine dair ifade ise “içtikleri tükenmez” mânalarıyla da açıklanmıştır (İbn Atıyye, V, 242; cennet ve nimetleri hakkında bilgi ve değerlendirme için bk. Bakara
2:25; Zuhruf
43:68-73; Nebe‘
78:31-36; Mutaffifîn
83:22-28; Bekir Topaloğlu, “Cennet”, DİA, VII, 376-386).
11,12. Bu kişiler, nimet cennetlerinde (Allah’a) yakınlaştırılanlardır.
10,11. Hayır/iyilik işlerinde yarışanlar önde olacaklardır. İşte onlar Allah'a yakın olanlardır.
İşte onlar¹, yaklaştırılanlardır.²
1- Öne geçenler. 2- Allah'ın rızasına uygun davrananlardır; iman edip sâlihâtı yaparak, yaptıklarının karşılığını kat be kat fazlasıyla alanlardır.
İşte bunlar, (Rabbine ve va’adine) yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.
Onlardır mabutlarına yaklaştırılanlar.
İşte Allah'a yakın olanlar, bunlardır.
İşte bunlar, gözde olanlardır.
İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış olanlardır.
İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.
Bunlar, dereceleri en yüksek olanlar...
Allah’a yakın olanlar onlardır.
İşte onlardır Allah'a en yakın olanlar.
11,12. Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
11, 12. İşte bunlar, naîm cennetlerinde (Allah'a) en yakın olanlardır.
Onlar (Tanrı'ya) yaklaştırılanlardır.
11,12. Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun
İşte onlar (Allaha) en çok yaklaşdırılmış olanlardır.
İşte onlar (o öne geçenler), mukarrabîn (Allah'a yakın kılınan kimseler)dir.
İşte onlar (cennete) yaklaştırılmış olanlardır.
İşte bunlar mukarreplerdir [⁹].
İşte onlar, yakınlaştırılmış olanlardır.
En iyiler işte onlardır, en yüce makâma erişip Allah’a yakınlaştırılmış olanlar.
İşte onlar Yakın Gözdeler’dir.
11,12. İşte onlar, (Allah’a) en çok yaklaştırılanlardır (ve onlar,) nîmetleri bol cennetlerdedirler.
[her zaman] Allah'a yakınlık sağlayanlar!
İşte bunlar, Allah’a en yakın olanlardır. 54/54-55
İşte bunlardır Allah’a yakınlık sağlayanlar,[4883]
[4883] Allah Rasûlü’nün, Allah-insan ilişkilerini kendi mertebesinden okuyarak bunu “Rabbinin nazarından” söz kalıbına döktüğü şu hadis sanki bu âyetin tefsiri gibidir: “Has kulum Bana farzlardan daha sevimli bir şeyle yaklaşamaz. Buna ilaveten nafileler onu Bana daha da yaklaştırır. En sonunda Ben onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli ve kendisiyle yürüdüğü ayağı olurum” (Buhari, Rikâk 38).
İşte mukarreb olanlar, onlardır.
11, 12. İşte onlardır Allah'a en yakın olanlar. Naîm cennetlerindedir onlar.
İşte , onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar,
Onlar, her türlü ikramın yakınına alınırlar.
Onlar, en gözde olanlardır.
İşte onlar Allah katında yakınlık sahibidirler.
İşte onlardır yaklaştırılanlar.
11-12. şunlar yaķın olınmışlardur diñlenmek uçmaķlarında.
Anlardur muḳarrebler ve ḫāṣlar.
Onlar (Allah dərgahına, Allahın lütfünə) yaxınlaşdırılmış kimsələrdir.
Those are they who will be brought nigh
These will be those Nearest to Allah:(5227)*
5227 See n. 5223 above. Nearness to Allah is the test of the highest Bliss, (see also n. 3779). (R).