Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5005, sondan 1232. ayet; 56. sure ve bu surenin 26. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 4, harf sayısı 17 ve toplam ebced değeri ise 437 olarak hesaplanmıştır.
İllâ kîlen selâmen selâmâ(n)
Sadece “selâm!”, “selâm!” sözünü işitirler.
“Mukarrebûn” (Allah’a en yakın olanlar) diye nitelenen “es-sâbikûne’s-sâbikûn” (önde olanlar, o önde olanlar) grubu ile “Allah ve resulüne ilk iman edenler, ilk muhacirler, iki kıbleye doğru da namaz kılmış sahâbîler” şeklinde belirli kimselerin kastedildiği yorumları yapılmış olmakla beraber, İbn Atıyye esasen âyetin dünyada iken iyilik yapma ve kötülüklerden sakınma hususunda öncü konumunda olan ve âhiret mutluluğunda da en önde olmayı hak eden bütün insanları kapsadığını belirtir (diğer yorumlarla birlikte bk. Taberî, XXVII, 170-171; İbn Atıyye, V, 240; Şevkânî, V, 172). 13. âyette geçen ve “çoğu” diye tercüme edilen sülle kelimesi “az olsun çok olsun insan topluluğu”nu ifade eden bir kelimedir. Buna göre âyeti “bir kısmı öncekilerdendir” şeklinde çevirmek mümkündür. Fakat sonrakilerden söz eden 14. âyette “birazı” dendiği için buna da “çoğu” anlamı verilmiştir. Burada Kur’an’ın muasırları ve sonrasını kapsayan bir tasniften söz edildiği kabul edilirse, “sâbikûn”dan çoğunun öncekilerden olduğunu izah kolaylaşır; zira bu grubun öncüleri sahâbe-i kirâmdır. Bu tasnifin geçmiş ümmetleri de kapsadığı kabul edildiğinde ise, gelip geçmişlerden “sâbikûn”un çokluğu, bütün peygamberleri içine almasıyla izah edilebilir (İbn Atıyye, V, 241). 15-26. âyetlerde ve daha sonra da 28-37. âyetlerde cennet nimetiyle ödüllendirilecek ve onurlandırılacak kimseleri bekleyen hayata ilişkin canlı tasvirlere yer verilmektedir. 17. âyette, dünyadaki tasavvurlarımıza göre hatıra gelebilecek bir soruya cevap verilmekte; cennette dünyada olduğu gibi bir kısım insanların diğerlerine hizmet vermesinin söz konusu olmayacağı, cennetle ödüllendirilen herkesin “hizmet edilen” konumunda bulunacağı, ikramları sunmak üzere –sonsuza dek genç kalacak– hizmetçiler tahsis edileceği bildirilmektedir (başka yorumlarla birlikte bk. Şevkânî, V, 173-174). 19. âyetteki cennet içkilerinin içenlere baş ağrısı vermeyeceğine dair ifade “toplantıları dağıtılmaz, ağızlarının tadını kaçıracak bir durumla karşılaşmazlar”, aynı içkinin sarhoşluk vermeyeceğine dair ifade ise “içtikleri tükenmez” mânalarıyla da açıklanmıştır (İbn Atıyye, V, 242; cennet ve nimetleri hakkında bilgi ve değerlendirme için bk. Bakara
2:25; Zuhruf
43:68-73; M. Süreyya Şahin-Bekir Topaloğlu, “Cennet”, DİA, VII, 374-386).
25,26. O (cennet)lerde “Selam, selam”dan başka bir söz de günaha sokan bir (laf) da duymazlar.
25,26. Karşılıklı selâmlaşmadan başka, orada boş ve günah söz duymazlar.
Söz olarak yalnızca; selâm, selâm¹ sözü söylenir.
1- Esenlik, güven ve barış.
Ancak sadece bir söz: "Selam, selam" (diye dua ve hoşnutluk duyulacaktır).
Ancak, esenlik size, esenlik denir.
Duydukları ve duyacakları söz yalnızca: “Selam, selam”dır.
Söylenen yalnızca:
“Selâm size, selâmette olun, selâmete erdiniz.”
“Selâm size, selâmette olun selâmete erdiniz”dir.
Sadece: "Selâm, selâm" (sözü duyarlar).
Yalnızca bir söz (işitirler:) 'Selam, selam.'
Ancak bir söz işitirler: Selâm... (birbirleriyle selâmlaşır dururlar).
Yalnızca birbirinin selamına karşı selam verirler.
25,26. Ne bir boş söz, ne de günah işitirler orada, ancak, bir söz, selâmdır, selâm !
Sadece “selâm!”, “selâm!” (“Mutluluklar!”, “Mutluluklar!”) sözünü işitirler.
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.
Söylenen, yalnızca «selâm, selâm»dır.
10-26. âyetler hayır yarışında ileri giden öncülerin (sâbıkûn)un kavuşacağı nimetler sıralanmıştır. Bu nimetlerden biri de, asla bitip eksilmeyen bir kaynaktan akan ve kendisinden kapların doldurulduğu Maîn adlı cennet şarabıdır.
Sadece, "Selam, selam," derler.
Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.
Ancak bir kelâm: Selâmen selâm
Yalınız bir söz (işidirler ki o da) «Selâm, selâm» dır.
Ancak bir söz (işitirler ki, o da): “Selâm (olsun!), selâm (olsun)!”dur.
Yalnızca “Selam ile güvenlik içinde olun” denilir.
Yalnız birbirlerine selâm vermeyi işitecekler.
Yalnızca bir söz (işitirler:) “Selam, selam!”
Sadece “Selâm size ey cennetlikler, selâm! Mutluluk ve esenlik içinde, sonsuza dek yaşayın!” sözlerini işitecekler.
Orada sadece : -“selâm! selâm!” denir.
Sadece selama karşılık, selam işitirler.
ama sadece iç sükûneti ve barış müjdesi. 9
İşittikleri yalnızca selam, hep selam. 36/55...60, 56/91
sadece denilecek ki: “Mutluluklar!.. Mutluluklar!..”[4891]
[4891] Teslimiyetin öbür adı olan İslâm’ın ödülü “sonsuz mutluluk ve kurtuluş” olan selamdır. (Krş:
10:10;
13:24)
Ancak bir söz işitirler (ki, o da) selâmdan ibarettir
İşittikleri söz, hep: “Selâm! selâm! ” sesleridir.
Duydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır.
İşittikleri sadece “Selam, selam” sözleridir.
Yalnızca söylenen:-Selam, selamdır!
İşittikleri hep esenlik, hep esenliktir.
Sadece "Selam, selam!" denir.
illā söz «selām içinde selām».
Eşitdikləri söz ancaq “salam” olacaqdır.
(Naught) but the saying: Peace, (and again) Peace.
Only the saying,(5236) "Peace! Peace".*
5236 Qil is best translated "saying", rather than "word". For the saying is an act, a thought, a fact, which may be embodied in a word, but which goes far beyond the word. The "Peace of Allah" is an atmosphere which sums up Heaven even better than "Bliss".