Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5018, sondan
1219. ayet;
56. sure ve bu surenin
39. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi
3, harf sayısı
12 ve toplam ebced değeri ise
753 olarak hesaplanmıştır. Bu ayetle aynı/benzer
1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar;
56:13 ayetleridir.
Śulletun mine-l-evvelîn(e)
39,40. Bunların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.
Hakkın ve erdemin yanında olanları bekleyen âhiret nimetlerine ilişkin bazı ayrıntılı bilgiler verilmektedir. 39-40. âyetlerde, 13-14. âyetlerdekinden farklı olarak hem öncekiler hem de sonrakiler için “bir çoğu” anlamı verilen sülle kelimesi kullanılmıştır. 14. âyette sâbikûnun “az” olmasının ifade edilmesi bir yandan bu mertebeye erişmenin zorluğunu belirtirken diğer yandan da iyi davranışlar için yarışmaya özendirme taşımaktadır. Burada ise sâbikûna göre bir alt derecede bulunacak müminlerin hemen bütün nesillerde çoğunluğu teşkil edeceğine işaret edilmiş olup olayın tabiatına uygun olan da budur (Derveze, III, 103-104, 106). 28. âyette geçen ve “dalbastı kiraz” olarak çevrilen tamlama daha çok Arabistan kirazının dikensiz olanı manasıyla açıklanır (bu tercihin izahı için bk. Elmalılı, VII, 4706-4707). 29. âyette geçen tamlama müfessirlerin çoğunluğunca “meyve yüklü muz ağaçları” diye anlaşılmış olmakla beraber başka ağaç tasvirleri de yapılmıştır (başka açıklamalar için bk. Şevkânî, V, 177). 34. âyet daha çok “Kabartılmış döşekler üzerinde (olacaklar)” diye anlaşılmıştır. Birçok müfessir ise –müteakip âyetlerin ifadesi ile Hz. Peygamber’in cennet ehli kadınların genç ve aynı yaşta olacakları ve hep öyle kalacakları yönündeki açıklamalarını dikkate alarak– bunu “ve mertebeleri yükseltilmiş eşleriyle birlikte olacaklar” şeklinde yorumlamıştır (Zemahşerî, IV, 58-59; İbn Atıyye, V, 244-245). 35 ve 61. âyetler, âhiret hayatında insanların ve eşlerinin hangi biçimde olacağı hususunda önemli bir ilkeyi hatırlatmaktadır: Yüce Allah orada herkesi oraya mahsus bir biçimde yeniden yaratacak, –âyetin ifadesiyle– “inşâ” edecektir; bizim bu dünyadaki tasavvurlarımızla bunun mahiyetini bilmemiz, anlamamız mümkün değildir. Şu halde oraya ilişkin olarak verilen diğer bilgi ve ayrıntıları hep bu ilke ışığında düşünmek gerekir. Buna göre öyle anlaşılıyor ki, âyet ve hadislerde cennet hayatı anlatılırken gençlik, bâkirelik, aynı yaşlarda olma gibi özelliklerden söz edilmesindeki amaç mahiyet bilgisi vermek değil, oradaki nimetlerin, dünya nimetleri gibi gelip geçici olmadığını, dolayısıyla insanların bunlardan mahrum kalıp tekrar elde edebilmek için özlem ve hasret hissetmeyecekleri yahut paylaşma kaygısı, kıskançlık ve birbirlerini çekememe gibi olumsuz durumların söz konusu olmayacağını belirtmek, bu hayatta gerçekleşmesi mümkün olmayan istek, özlem ve hayallerin, kısacası mükemmelliğin ve tam mânasıyla mutluluğun ancak orada bulunabileceğini somut bir anlatıma kavuşturmaktır.
38,39,40. (Bütün bunlar) bir bölümü önceki (ümmet)lerden, bir bölümü de sonrakilerden oluşan sağın halkı içindir.
35,36,37,38,39,40. Sağdakiler için biz, kadınları yeniden biçimlendiririz. Onları genç kızlar haline getiririz. Eşleri tarafından sevilen yaşıt genç kızlar. Bütün bunlar amel defteri sağından verilenler içindir. Onların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir.
Bir kısmı öncekilerdendir.
(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet) lerden,
Onlarda, evvelkilerden de birçok topluluk var.
Bir kısmı önceki toplumlardan veya peygamberlere önce inananlardan.
Önceki ümmetlerin bazılarından çok.
(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,
(Ahir zaman ümmetinden olan sağcılar, hayırda ileri geçen= Sabikûn gibi değil, çoktur.) Bunların bir çoğu evvelki ümmetlerden,
O sağ tarafın adamları; eskilerden bir cemaat,
Bunların birçoğu önceki ümmetlerden,
39,40. Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Bunların birçoğu önceki ümmetlerdendir.
Onların bir çoğu önceki nesillerdendir.
Bir çoğu öncekilerdendir.
(Bunların) bir çok (u) evvelki (ümmet) lerden,
39,40. (Onlar) önceki (ümmet)lerden birçok, sonrakilerden de birçoktur.
Onların bir kısmı önceki topluluklardan,
Uğurlular, evvelkilerden de,
(Bunların) Birçoğu geçmişlerden.
Bir kısmı önceki nesillerden,
İlk Öncekiler’den birçok;
(Bunların) birçoğu geçmiş (ümmet)-lerden
bir kısmı eski zamanlardan,
Onların bir kısmı önceki gruptan. 56/10-13
(O Ashâb-ı Yemîn) Evvelkilerden bir cemaattir.
39, 40. Birçoğu önceki ümmetlerden, birçoğu da sonrakilerden.
(Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir,
Onların birçoğu öncekilerdendir.
39-40. bir bölük öñdüngilerden daħı bir bölük śoñraġılardan.
(Onların) bir çoxu əvvəlkilərdən (keçmiş peyğəmbərlərin ümmətlərindən),
A multitude of those of old
A (goodly) number from those of old,(5241)*
5241 This class-the righteous-will be a large company in Heaven, belonging to all the ages of the world. Cf. n. 5228 to
56:13 above. Such is the unbounded Bounty of Allah,