Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5025, sondan 1212. ayet; 56. sure ve bu surenin 46. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 5, harf sayısı 25 ve toplam ebced değeri ise 2190 olarak hesaplanmıştır.
وكانوا يصرون على الحنث العظيم
وكانوايصرونعلىالحنثالعظيم
Ve kânû yusirrûne ‘alâ-lhinśi-l’azîm(i)
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Bu defa, âhireti inkâr ederek dünya hayatını boşa geçirenlerin acı âkıbeti ve içine düşecekleri vahim durumlar canlı bir anlatımla tasvir edilmektedir (cehennem hakkında bilgi için bk. Ömer Faruk HarmanBekir Topaloğlu, “Cehennem”, DİA, VII, 225-233). 45. âyetteki mütrefîn kelimesi –Kur’an’da aynı kökten gelen kelimelerin kullanımı da dikkate alınarak– genellikle “sahip olduğu imkânlardan ötürü, refah içinde şımaran insanlar” mânasında anlaşılmıştır. Bu bağlamda kelimeyi “Allah’a şirk koşanlar” veya “kibirlenenler” şeklinde yorumlayan müfessirler de vardır (Şevkânî, V, 178). Râzî’nin dikkate değer açıklamasından da (XXIX, 170-171) yararlanarak bu konuda şöyle bir değerlendirme yapılabilir: Amel defteri solundan verilecek cehennemlikler hep zenginlerden olmayacağına göre burada kötülenen şey, insanların nimetler içinde olması değildir; asıl eleştirilen tutum, müteakip âyette değinilen, günahta ve inkârcılıkta ısrar etmektir. Esasen yoksulluk ve zenginlik hem toplumsal şartlara hem de kişinin algılamasına göre izâfîlik taşır ve hemen bütün insanlar –sahip oldukları imkânlar çerçevesinde– nimetin asıl sahibini görmezden geliyorsa “mütref” olarak nitelenebilir. Dolayısıyla, burada eleştirilenler, âhiret endişesi taşımayan, ahlâkî değerlere sırt çevirerek gününü gün eden, böylece hazlarının tutsağı haline gelen ve ebedî kurtuluşları için ellerindeki en büyük fırsat olan ömürlerini hoyratça tüketenlerdir. 46. âyetin meâlinde hıns kelimesinin “günah” anlamı esas alınmıştır. Müfessirlerin çoğunluğuna göre burada, cehennemliklerin Lokman sûresinin 13. âyetinde en büyük günah olarak nitelenen şirk (Allah’a ortak koşma) üzerindeki inatçı tavırlarından söz edilmektedir. Bu kelimenin “yemini bozma” anlamından hareketle âyet, “Onlar o büyük yeminlerini bozmamakta ısrarcı davranıyorlardı” şeklinde de çevrilebilir; bu takdirde Nahl sûresinin 38. âyetinde belirtildiği üzere müşriklerin, “Allah’ın ölen birini diriltmeyeceğine dair en büyük yeminleri etmeleri”ne atıfta bulunulmuş olur (İbn Atıyye, V, 246; zakkum ağacı hakkında bilgi için bk. Sâffât
37:62-65).
Büyük günahı (şirki) işlemekte ısrar ediyorlar.
42,43,44,45,46. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar. Çünkü onlar bundan önce, varlık içinde sefahete dalmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar edip dururlardı.
Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.
Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
Ve büyük günahları yapmada ısrar ederlerdi.
Büyük günahları işlemede ısrar ederlerdi
Büyük günahlar işlemekte ısrar ediyorlardı.
O büyük günâhta da ısrar ediyorlardı.
Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
Ve en büyük günah (Allah'a ortak koşmak) üzerinde ısrar ediyorlardı...
Ve onlar, büyük günahı yapmada ısrar ediyorlardı. (Küfürde devam ediyorlardı.)
Büyük günah üzere, ayakların dirediler
(Onlar) büyük günahları işlemekte ısrar ederlerdi.
Bkz.
4:31Allah’a şirk koşmak, haksız yere adam öldürmek, faiz yemek, zina etmek, sarhoşluk verici içki içmek, kumar oynamak, yalan söylemek, hırsızlık yapmak, israf etmek, sihir yapmak, iftira atmak, gıybet etmek, verdiği sözü bozmak, yalan yere yemin etmek, hak yemek gibi Allah’ın yasakladığı fiilleri işlemekte ısrar edenlerin akıbetlerinin felâket olacağı vurgulanıyor.
45,46. Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı.
Büyük günahı işlemekte direniyorlardı.
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
Ve büyük cinayete ısrar ediyorlardı
O büyük günâh üzerinde ısrar ederlerdi.
Ve o büyük günâh üzerine (şirki işlemekte) ısrâr ediyorlardı.
Büyük günahları yapmakta pervasızca ısrar ediyorlardı.
Pek büyük günahta ayak diriyorlardı.
Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
Ve Allah’a ortak koşma, adam öldürme, hırsızlık, yalana şâhitlik, ana babaya isyan, dolandırıcılık, zina, fuhuş, içki, kumar ve benzeri büyük günah işlemekte inat ederlerdi.
Çok Büyük Günah’da ısrar ediyorlardı.
Onlar, büyük günâhlarda1 ısrar ederlerdi.
1 Hıns: Esasen günah manasınadır. Yemininde durmayıp bozmaya da “hıns” denilir. Müfessirlerin çoğu burada “hıns-i azîm”i, büyük günah diye tefsir etmişlerdir. Çünkü “muhakkak ki şirk en büyük zulümdür” (Lokman: 13) buyurulduğu üzere şirk, en büyük zulüm ve en büyük günahtır.
çirkin günahlar işlemekte inat ediyorlardı,
O büyük günah üzerinde ısrar etmiştiler. 17/49...52
ve büyük ihanette ısrar etmiştiler;[4905]
[4905] Zımnen: Allah’la yaptıkları fıtrat sözleşmesine (Krş:
20:115 ve
7:172).
Ve büyük günah üzerine ısrar eder olmuşlardır.
O en büyük günahta, şirkte ısrar ederlerdi.
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
Israrla büyük günahları işler dururlardı,
[*] Kelimeler elif lamlı olduğu için diğer ayetlerde en büyük olduğu belirtilen şirk günahı diye tercüme ettik.
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
O büyük günahta(4) ısrar ediyorlardı.
(4) Allah’a ortak koşmakta.
O büyük günah üzerinde ısrar edip dururlardı.
daħı oldılar becid ŧurıcılar yalan üzere ulu.
Daḫı anlar dāyim dururlardı ulu günāhlar üstine.
Özləri də böyük günah içində (Allaha şərik qoşmaqla) israr edib dururdular.
And used to persist in the awful sin.
And persisted obstinately in wickedness supreme!(5244-A)*
5244-A Wickedness supreme: i.e., their associating others with Allah in His divinity. [Eds.].