Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5027, sondan
1210. ayet;
56. sure ve bu surenin
48. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi
2, harf sayısı
15 ve toplam ebced değeri ise
192 olarak hesaplanmıştır. Bu ayetle aynı/benzer
1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar;
37:17 ayetleridir.
“Evvelki atalarımız da mı?”
Bu defa, âhireti inkâr ederek dünya hayatını boşa geçirenlerin acı âkıbeti ve içine düşecekleri vahim durumlar canlı bir anlatımla tasvir edilmektedir (cehennem hakkında bilgi için bk. Ömer Faruk HarmanBekir Topaloğlu, “Cehennem”, DİA, VII, 225-233). 45. âyetteki mütrefîn kelimesi –Kur’an’da aynı kökten gelen kelimelerin kullanımı da dikkate alınarak– genellikle “sahip olduğu imkânlardan ötürü, refah içinde şımaran insanlar” mânasında anlaşılmıştır. Bu bağlamda kelimeyi “Allah’a şirk koşanlar” veya “kibirlenenler” şeklinde yorumlayan müfessirler de vardır (Şevkânî, V, 178). Râzî’nin dikkate değer açıklamasından da (XXIX, 170-171) yararlanarak bu konuda şöyle bir değerlendirme yapılabilir: Amel defteri solundan verilecek cehennemlikler hep zenginlerden olmayacağına göre burada kötülenen şey, insanların nimetler içinde olması değildir; asıl eleştirilen tutum, müteakip âyette değinilen, günahta ve inkârcılıkta ısrar etmektir. Esasen yoksulluk ve zenginlik hem toplumsal şartlara hem de kişinin algılamasına göre izâfîlik taşır ve hemen bütün insanlar –sahip oldukları imkânlar çerçevesinde– nimetin asıl sahibini görmezden geliyorsa “mütref” olarak nitelenebilir. Dolayısıyla, burada eleştirilenler, âhiret endişesi taşımayan, ahlâkî değerlere sırt çevirerek gününü gün eden, böylece hazlarının tutsağı haline gelen ve ebedî kurtuluşları için ellerindeki en büyük fırsat olan ömürlerini hoyratça tüketenlerdir. 46. âyetin meâlinde hıns kelimesinin “günah” anlamı esas alınmıştır. Müfessirlerin çoğunluğuna göre burada, cehennemliklerin Lokman sûresinin 13. âyetinde en büyük günah olarak nitelenen şirk (Allah’a ortak koşma) üzerindeki inatçı tavırlarından söz edilmektedir. Bu kelimenin “yemini bozma” anlamından hareketle âyet, “Onlar o büyük yeminlerini bozmamakta ısrarcı davranıyorlardı” şeklinde de çevrilebilir; bu takdirde Nahl sûresinin 38. âyetinde belirtildiği üzere müşriklerin, “Allah’ın ölen birini diriltmeyeceğine dair en büyük yeminleri etmeleri”ne atıfta bulunulmuş olur (İbn Atıyye, V, 246; zakkum ağacı hakkında bilgi için bk. Sâffât
37:62-65).
47,48. Şöyle diyorlardı: “Hem biz hem de önceki atalarımız, ölüp toprak ve kemik hâline geldikten sonra (yeniden) diriltilecekmişiz, öyle mi?”
47,48,49,50. Şöyle diyorlardı: “Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? Eski atalarımız da mı?” De ki: “Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de, belli bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir.”
Bizden önce ölmüş olan atalarımız da mı?
(Üstelik) "Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı (diriltilip hesaba çekilecekmiş?" diye Kur’an’ın çağrısını alay konusu yaparlardı).
Yoksa önceden gelip geçen atalarımız mı dirilecek?
Yoksa önceden gelip geçen atalarımızda mı diriltilecek?
“Önceki atalarımız da mı diriltilecek?”
Ve önceki atalarımız da mı?"
'Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?'
Evvelki atalarımızda mı?”
Önceki atalarımız da mı dirilecek?!
Eski atalarımız da mı?» dediler
“Ölmüş gitmiş atalarımız da mı (diriltilecek)?”
"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"
"Önceki atalarımız da mı?"
"Önceki atalarımızda mı?"
Ya evvelki atalarımız da mı?
«Evvelce geçmiş atalarımız da mı?»
47,48. Ve diyorlardı ki: “(Biz) öldüğümüz ve bir toprak ve bir kemik yığını hâline geldiğimiz zaman mı, gerçekten biz mi yeniden diriltilecek olan kimseleriz? Önceki atalarımız da mı?”
Önceki atalarımızda mı?” derlerdi.
Evvelki babalarımız da dirilecekler mi?» diyorlardı.
“Önceden gelip geçmiş babalarımız da mı?”
“Hem biz, hem de geçmiş atalarımız, öyle mi?”
“İlk Önceki atalarımız da mı?”.
47,48. Ve: “sahi biz veya geçmiş atalarımız, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken, gerçekten yeniden diriltileceğiz öyle mi?” 1 derlerdi.
1 Buradaki soru inkâr içindir. Yani kesinlikle diriltilmeyeceğiz anlamınadır.
Ve eski atalarımız da mı?”
Üstelik ölmüş gitmiş atalarımız da, öyle mi? 45/24
Önden giden atalarımız da (diriltilecek), öyle mi?”[4907]
[4907] Tüm vahiyler sorumluluk ahlâkına çağırır. Sorumluluk ahlâkının üzerinde yükseldiği temel ise Hesap Günü inancıdır. Bu inanç bilinç düzeyine yükseldiğinde “sorumluluk bilinci” (takvâ) oluşur.
«Ve bizlerin evvelce geçmiş atalarımız da mı?»
47, 48. Ve derlerdi ki: “Ölüp toprak olduktan ve çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz diriltilecekmişiz? Gelip geçmiş atalarımız da mı? ”
“Eski atalarımız da mı kalkacak!” derlerdi.
Daha önceki atalarımızda mı? ..
“Ya evvelki atalarımız, onlar da mı?”
"Önceki atalarımız da mı?"
“yā atalarumuz öñdüngiler?”
Yā ilerüki atalarumuz daḫı mı dirilürdi?
Yaxud bizdən əvvəl gəlib-getmiş atalarımız da dirildiləcəklərmi?!”
And also our forefathers?
"(We) and our fathers of old?"