Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5039, sondan 1198. ayet; 56. sure ve bu surenin 60. ayetidir. Bu ayetin kelime sayisi 7, harf sayısı 32 ve toplam ebced değeri ise 1487 olarak hesaplanmıştır.
نحن قدرنا بينكم الموت وما نحن بمسبوقين
نحنقدرنابينكمالموتومانحنبمسبوقين
Nahnu kaddernâ beynekumu-lmevte vemâ nahnu bimesbûkîn(e)
60,61. Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.
İnsanın kendi varlığı ve yakın çevresinde her gün yararlandığı imkânlar üzerinde, bütün bu varlık ve oluşların hangi irade ve gücün eseri olduğu hakkında düşünmeye çağıran çarpıcı sorularla Allah Teâlâ’nın irade ve yaratma gücüne, bunun da insana yüklediği kulluk görevine dikkat çekilmektedir. Burada özellikle zikredilen, insanın yaratılışı, tuzlu deniz sularının yağmura, tatlı suya dönüştürülmesi, ekinlerin ürün vermesi ve ateşin yararı konularına başka birçok âyette değişik vesilelerle geniş biçimde yer verilmiştir. 61 ve 62. âyetlerin bağlamı, öldükten sonra diriltilmeyi ve ilâhî huzurda mahkeme-i kübrâda yapılacak büyük yargılamayı inkârla ilgili olduğu için meâlde, “Aranızda ölümü biz takdir ettik; sizi benzerlerinizle değiştirmemiz ve bilemeyeceğiniz bir şekilde sizi yeniden var etmemiz hususunda bizim önümüze asla geçilemez” şeklindeki mâna tercih edilmiştir. 61. âyetteki emsâl kelimesi misl veya meselin çoğulu olmasına göre farklı mânalara geldiği ve gramer açısından önceki âyete iki ayrı şekilde bağlanabildiği için bu âyetlere şöyle mâna vermek de mümkündür: “Yerinize benzerlerinizi getirmek ve bilemeyeceğiniz bir şekilde sizi yeniden var etmek üzere aranızda ölümü biz takdir ettik.” Bu anlayışa göre âyetlerin yorumu da şöyle olmaktadır: Ölümü insan nesline son vermek için değil, ölenlerin yerine yeni nesiller var etmek üzere takdir ettik; ama haşir günü sizi yeniden yaratmaya da kadiriz” (başka yorumlarla birlikte bk. Râzî, XXIX, 178-180; Şevkânî, V, 182; bu konuda ayrıca bk. Yâsîn
36:81). İbn Âşûr “Aranızda ölümü biz takdir ettik” cümlesinde “hakkınızda” değil, “aranızda” denerek, ölümün âdeta herkesin sırası geldiğinde payını aldığı ortak bir şey olduğuna ve insanların yararına bir realite olarak düzenlendiğine işaret edildiğini belirtir (XXVII, 315). 72. âyette geçen “ağaç” anlamındaki şecere kelimesi genellikle bedevî Araplarca iyi bilinen ve birbirine sürtülmesiyle ateş çıkaran ağaç türü olarak anlaşılmıştır (bu konuda bk. Yâsîn
36:80). Buna göre 73. âyetteki mukvîn kelimesinin de sözlük anlamıyla “çöl yolcuları ve açlık çekenler” diye çevrilmesi uygun olmaktadır. Belirtilen kişiler açısından ateşin ve ona kaynaklık eden ağacın –gerek yemek pişirip açlığı giderme gerekse satıp maişet temin etmede– sağladığı yarar açıktır. Fakat âyetin lafzî anlamı bu olsa da, burada ateşin, sürtünme yoluyla meydana gelen yanma olayının, hatta daha geniş bir yorumla ışığın insan hayatındaki önemine, yine ateşin kontrol edilebilir hale gelmesinin medeniyetin oluşmasındaki rolüne dikkat çeken bir örneklendirme yapıldığı söylenebilir. Buradaki tezkire kelimesine, bağlam ve sözün akışı dikkate alınarak meâlde “işaret” anlamı verilmiştir, Mücâhid’in yorumu da bu yöndedir. Birçok müfessir ise belirtilen kelimeyi “ibret” mânasında anlamış ve bu ifadede, ateşin cehennem azabını hatırlatıcı yönüne işaret bulunduğunu belirtmiştir (Taberî, XXVII, 201; Zemahşerî, IV, 61). Bağlam göz önüne alındığında bu ifadenin öncelikle Allah’ın insanlara verdiği nimetler üzerinde düşünüp sonuçlar çıkarma ve özellikle O’nun insanları öldükten sonra diriltmeye kadir olduğu yargısına ulaşma (Râzî, XXIX, 184) mânasıyla anlaşılması uygun olur. Muhammed Esed ise burada insana “Allah’ın göklerin ve yerin nûru olduğu”nun hatırlatıldığı yorumunu yapar (III, 1107; ayrıca bk. Nûr
24:35). 74. âyetteki azîm kelimesi genellikle “rab” kelimesinin sıfatı kabul edildiği için meâlde “Öyleyse ulu rabbinin adını tesbih et” anlamı tercih edilmiştir; fakat bunu “isim” kelimesinin sıfatı olarak da düşünmek mümkündür; buna göre meâl şöyle olur: “Öyleyse rabbini yüce ismiyle tesbih et” (İbn Atıyye, V, 255).
60,61. Aranızda ölümü belirleyen biziz. Sizi, benzerlerinizle değiştirmemiz ve yine sizi bilemeyeceğiniz şekilde (ahirette) yeniden yaratmamızda kimse bizim önümüze geçemez.
60,61,62. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Biz, sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var etmek konusunda önüne geçilebileceklerden değiliz. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz; düşünüp bundan ders almanız gerekmez mi?
Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Kimse Bizi engelleyemez.
Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilecek (ve hiçbir güç takdirimizi değiştirecek) değildir;
Biz takdir ettik aranızda ölümü ve kimse geçemez önümüze bizim.
Ölümü siz canlılar arasında, daima geçerli kıldık. Bu sebeple ölüme engel olabilecek ve bizim önümüze geçebilecek yoktur.
Aranızda ölümü takdir eden, planlayan biziz. Bizim önümüze geçilemez, biz âciz duruma düşürülemeyiz.
Aranızda ölümü biz takdir ettik ve bizim önümüze geçilmiş değildir.
Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir;
Aranızda ölümü (ve ecelleri) biz takdir ettik; ve biz, dilediğimiz şeyi yerine getirmekten âciz de değiliz.
Aranızda ölümü takdir eden Biziz. Ve Bizi geçemezsiniz. (Bizden kurtulamazsınız.)
Biz, ölümü sizin aranızda ölçümlemişiz, biz geçirmişlerden değiliz !
Aranızda (farklı eceller belirleyerek) ölümü takdir eden biziz. Hiç kimse bizim önümüze geçemez (Bizi bu işten alıkoyamaz).
60,61. Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
Aranızda ölümü takdir eden biziz. Ve biz, önüne geçilebileceklerden değiliz.
Aranızda ölümünüzü önceden biz belirledik. Kimse bizi engelleyemez:
Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.
Biz takdir ettik aranızda o ölümü ve bizim önümüze geçilmez
60,61. Aranızda ölüm (ün keyfiyyetini, zamaanını, mekânını ve ecellerin mıkdarını) biz (ta'yin ve) takdîr etdik ve biz — (sizi helak ederek) yerinize diğer benzerlerinizi getirmemiz ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışda ve suretlerde tekrar peyda etmemiz hususunda — önüne geçilecekler de değiliz.
60,61. Ölümü aranızda biz takdîr ettik ve biz, (yerinize) benzerlerinizi (getirip, sizinle)değiştirmekten ve sizi bilemeyeceğiniz (başka) bir şekilde yaratmaktan önüne geçilecek (acze düşürülecek) olan kimseler değiliz!
Aranızda ölümü planlayan biziz. Bu konuda bize engel olacak yoktur.
60, 61. Aranızda ölümü biz takdir ettik. Sizin gibileri değiştirip bilmediğiniz bir şekilde sizi yaratmak hususunda geri kalmış değiliz [²].
[2] Veya âciz değiliz. Veya ölümü takdir ettik, takdirde yâni ölümden kaçmak veya vaktini değiştirmek suretiyle bizi geçecek yoktur. Sizin gibilerini değiştirerek başka bir şekilde sizi yaratmaya da gücümüz yeter.
Sizin aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir.
Aranızda ölümü şaşmaz bir plân çerçevesinde takdir eden Biziz!
Ölüm’ü aranızda biz takdir ettik.
Biz mesbûklar / yetişemezler değiliz;
60,61. Aranızda ölümü takdir eden,1 Biziz ve (sizi yok edip) yerinize benzerlerinizi getirme veya sizi asla bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratma konusunda, Bizim önümüze kimse geçemez.
1 Aranızda ölümü biz takdir ettik. Yani büyük hikmetler içeren, sadece Bizim irademizin bir eseri olarak her birinize bir vakit tayin ederek aranızda ölümü kesinlikle takdir ve taksim eden Biziz.
Ölümün sizin aranızda [her zaman geçerli] olmasını emrettik: ama hiçbir şey Bizi alıkoyamaz
60-61. Aranızdaki ölüm yasasını koyan biziz! Biz sizi yok edip yerinize size benzer başkalarını getirmeyi veya sizi bilemeyeceğiniz şekil ve vasıfta yeniden yaratmayı dileyecek olsak bize hiç kimse engel olamaz. 6/2, 35/11
Aranıza ölüm kanununu koyan Biziz; ve Biz asla önüne geçilen biri değiliz;[4912]
[4912] Zımnen: Yaratışta insanın Allah’la ayaklaşmaya kalkması sadece haddini bilmezliktir. Allah aşılamaz olandır. O’nun verdiklerini kullanarak O’nu aşma iddiası, küstahlaşmaktır.
Sizin aranızda ölümü Biz takdir ettik ve Biz önüne geçilmiş olanlar değiliz.
60, 61. Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Sizi yok edip yerinize benzerlerinizi getirmeyi ve sizi bilemeyeceğiniz bir biçimde ve vasıfta yaratmayı dilersek, Bize mani olacak hiçbir güç yoktur.
Allah dilerse insanları öldürür, yerlerine yeni nesilleri getirir. Dilerse insan türünü de ortadan kaldırır. Dilerse diriltme sırasında, insan sûretinde değil de, herhangi bir hayvan sûretinde yaratır. Bunları yapmaya kadir olan, bildiğimiz mûtad sûrette haydi haydi yaratabilir. Yahut maksat: “Hiç kimse ölümden kaçıp elimizden kurtulamaz, ölümün vaktini değiştiremez.” demektir.
Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz).
Biz aranızda ölümü yazdık; kimse bizden kaçıp kurtulamaz.
Aranızda ölümü takdir eden biziz! Önümüze de geçilemez.
Aranızda ölümü takdir eden Biziz. Kimse Bizi alıkoyacak değildir:
Ölümü aranızda biz takdir ettik. Biz önüne geçilecekler değiliz.
60-61. biz ŧaķdįr eyledük arañuzda ölümi. daħı degülüz biz 'ācizler yā yinilmişler anuñ üzere kim degşürevüz ya'nį sizüñ yirüñüze sizcileyinler daħı yaradavuz sizi anuñ içinde kim bilmezsiz.
Biz taḳdīr itdük arañuzda ölümi, daḫı biz ‘āciz degülüz,
Sizin aranızda ölüm (kimin nə vaxt öləcəyini) əvvəlcədən Biz müəyyən etdik. Və Biz əsla aciz (önünə keçilməsi mümkün olan) deyilik,
We mete out death among you, and We are not to be outrun,
We have decreed Death to be your common lot,(5250) and We are not to be frustrated*
5250 Just as Allah has created this life that we see, so He has decreed that Death should be the common lot of all of us. Surely, if He can thus give life and death, as we see it, why should we refuse to believe that He can give us other forms when this life is over? The Future Life, though indicated by what we know now, is to be on a wholly different plane. (R).