Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5082, sondan 1155. ayet; 57. sure ve Hadîd Suresinin 7. ayetidir. Hadîd Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 74 ve toplam ebced değeri ise 4200 olarak hesaplanmıştır. Hadîd Suresinin toplam ebced değeri 189037 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
امنوا بالله ورسوله وانفقوا مما جعلكم مستخلفين فيه فالذين امنوا منكم وانفقوا لهم اجر كبير
Allah’a ve Resûlüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükâfat vardır.[526]
İslâm’a göre insanın sahip olduğu her şey, Allah’ın insana emanetidir. Âyet-i kerimede bu genel İslâmî anlayış çerçevesinde malın da gerçekte Allah’ın olduğu hatırlatılmakta ve yerli yerince kullanılması istenmektedir.
Buradaki hitapla ilgili farklı açıklamalar yapılmış olmakla beraber, hitabın genel olduğu dikkate alındığında, henüz iman etmemiş muhatapların inanmaya çağırıldığı, müminlerin ise imanlarını pekiştirmelerinin istendiği söylenebilir (İbn Atıyye, V, 258; Şevkânî, V, 193; başka yorumlar için bk. Râzî, XXIX, 215; Ateş, IX, 259). “Allah’a iman” buyruğunun hemen ardından gelen iki unsur âyetin asıl mesajının şu iki noktada odaklandığını göstermektedir: a) Yukarıda sıfatlarından söz edilen Allah’a imanla birlikte O’nun resulüne de inanmak şarttır, b) İnfak yani kişinin sahip olduğu imkânları paylaşmaya, başkaları için ve özellikle Allah ve resulünün hoşnut olacağı biçimde harcamalar yapmaya razı olması bu imanın gereklerindendir.
Harcamaya (infak) ilişkin buyrukta kullanılan ifade, dünyada elde ettiğimiz imkânların asıl sahibini hatırlatan ve bulunduğumuz konumun bilincinde olmamız gerektiğine dikkat çeken bir incelik taşımaktadır. Hak tasniflerinde “mülkiyet”, eşya üzerindeki en güçlü hak olarak nitelenir; zira mâlik, mülkiyetinde bulunan eşyayı kullanma, semerelerinden yararlanma ve gerektiğinde onu tüketme yahut başkalarına temlik etme hususunda –istisnaî bazı sınırlamalar bir yana– mutlak bir yetkiye sahiptir. Fakat bu, insanların birbiriyle ilişkileri açısından böyledir. Mülkün asıl sahibinin insanı ve bütün evreni yaratan olduğu dikkate alındığında ise başka insanlara nisbetle mâlik konumunda olan kişi, Yüce Allah’a nisbetle emanetçi konumundadır. Şu var ki bu, –“vedia”da olduğu gibi– kendisine bırakılan şeyi korumakla yükümlü olmaktan ibaret bir emanetçilik değildir; kişi kendisine verilen imkânları belli ölçüler içinde kullanmakla da görevlidir. Âyette bu durumu anlatmak üzere kullanılan müstahlefîn kelimesi, hem Allah tarafından bu imkânları kullanmaya yetkilendirilmiş olma hem de mal, mülk ve başkalarına aktarılabilir birikimlerin önceki nesillerden devralınmış olması mânasıyla açıklanmıştır (Zemahşerî, IV, 64). İnfakın konusu olarak ilk hatıra gelen şey servet olmakla beraber bunu, başkalarıyla paylaşılabilecek her türlü imkân olarak düşünmek gerekir. Meselâ insanın sahip olduğu bilgi birikimi de bu kapsamdadır.
Mehmet Okuyan
Allah’a ve Elçisine inanıp güvenin! Sizi, kendisinde yetkili kıldığı şeylerden (mallardan) [infak] edin (verin)! Sizden güvenenler ve [infak] edenler (verenler) için büyük ödül vardır.
Allah'a ve Peygamberine inanınız; sizi üzerlerine yetkili kıldığı mallardan hayra harcayınız. Sizden, inanıp da hayırda harcama yapanlar için büyük bir ödül vardır.
Allah'a ve Resûl'üne inanın. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine yardım edenler için büyük ödül vardır.
Allah'a ve Resulüne iman edin. (Onların sünnetine ve sistemine teslimiyet gösterin) . "Sizi üzerlerine sahip halifeler kılıp harcama yetkisi verdiği” şeylerden (servet ve üretimlerden) infak edin. Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlara büyük bir ecir (verilecektir).
İnanın Allah'a ve Peygamberine ve sizi sahib ettiği, sizin tasarrufunuza verdiği malların bir kısmını, onun yolunda harcayın; artık sizden inanan ve mallarını harcayanlara büyük bir mükafat var.
Allah'a ve peygamberine inanın ve O'nun size emanet olarak sahip ettiği şeylerden başkaları için harcayın. Çünkü sizden kim iman edip, Allah yolunda malını harcarsa, onlar için büyük bir mükafat vardır.
Allah'a ve Rasulüne iman edin. Allah'ın, üzerinde yetki sahipleri olarak sizi tayin ettiği, harcama yetkisi verdiği her şeyden, O'nun yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayın, insanların ihtiyaçlarını görün. Sizden imanda kemâle erenlere ve karşılık gözetmeden Allah yolunda gönüllü harcayanlara büyük mükâfatlar vardır.
Allah'a ve peygamberine iman edin ve sizi üzerinde yetki sahibi kıldığı şeylerden (Allah yolunda) harcayın. Sizden iman eden ve (Allah yolunda) harcayanlar için büyük ecir vardır.
Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. 'Sizi kendilerinde halifeler kılıp harcama yetkisi verdiği' şeylerden infak edin. Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlara büyük bir ecir vardır.
Allah'a ve Rasûlüne iman edin de, sizi mirasçıları kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edib de (Allah yolunda) harcayanlar için büyük bir mükâfat vardır.
Artık Allah’a ve Resulüne inanın ve Allah’ın sizi idarecisi kıldığı maldan nafaka verin. Sizden iman edip de nafaka verenler için büyük bir mükâfat vardır.
Allah'a ve Resulüne inanın ve O'nun size emanet olarak tevdi ettiği şeylerden başkaları için harcayın. Çünkü sizden iman edip de (Allah yolunda) sınırsızca harcayanlar büyük bir mükâfat göreceklerdir.
Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.
Âyet, Tebük seferiyle ilgili olarak inmiştir. Bu seferde büyük mâlî fedakârlıklarda bulunan Hz. Osman’a işaret edilmiştir. Ayrıca öncekilerden intikal eden malın, gerçekte Allah’ın olduğu hatırlatılarak, Allah’ın verdiği malın yerli yerince kullanılması istenmiştir.
Edip Yüksel
ALLAH'a ve elçisine inanın ve yönetiminize verdiği şeylerden yardım için verin. Sizden inanıp yardım edenler için büyük bir ödül vardır.
Allah'a ve Resulüne iman edin. Sizi hâkim kıldığı, sizin yönetiminize verdiği şeylerden harcayın. Sizden, inanan ve harcayanlar için büyük mükafat vardır.
Allaha ve peygamberine îman (etmekde sebat) edin, (Sizden evvel geçenlerin ardından Allahın) size (tasarruf için) vekâlet verdiği (mal) dan (Onun uğrunda) harcayın, içinizden îman edib de (o suretle) harcayanlar (yok mu?) onlar için büyük mükâfat vardır.
Allah'a ve Resûlüne îmân edin ve sizi üzerine vekiller (tasarruf sâhibleri) kıldığı şeylerden (Allah yolunda) sarf edin; işte sizden îmân edip, (Allah yolunda) sarf eden kimseler var ya, onlar için (pek) büyük bir mükâfât vardır.
Allah’a ve O’nun elçisine inanın. Allah’ın yeryüzünde sizi sahiplendirdiklerinden ihtiyaç sahiplerine de verin. Sizden inanan ve ihtiyaç sahiplerine verenlere, büyük karşılıklar vardır.
Allah/a ve peygamberine iman edin, Allah/ın sizi, kendine vekil edip [²] tasarruf ettirdiği mallardan harcedin. İçinizden iman edip hayra harcedenler için büyük mükâfat vardır,
Öyleyse, ey Müslüman olmayı isteyenler! Allah’a ve Elçisine gerçek anlamda iman edin ve sizi geçici olarak kullanmaya yetkili kıldığı servet, güç, ilim, vakit gibi güzel şeylerden bir kısmını, zâlimlere karşı yapılan mücâdelede İslâm’ın zaferi için harcayın! Çünkü içinizden her kim bu Kitaba yürekten iman eder ve onun gösterdiği doğrultuda harcama yaparsa, onlara Allah katında büyük bir ödül verilecektir!
Allah’a ve O’nun rasûlüne iman edin!
Sizi başına geçirdiği şeylerden infâk edin / harcayın!
Sizden iman edenler ve infâk edenler için büyük bir ödül vardır.
(Ey insanlar!) Allah’a ve Peygamberine1 îman edin.2 Sizi hâkim kıldığı ve size harcama yetkisi verdiği şeylerden, Allah yolunda harcayın. Artık sizden inanan ve Allah yolunda harcayanlar için büyük bir mükâfat vardır.
1 Sadece, sıfatları yukarıda zikrolunan Allah’a iman etmekle beraber Rasulüne de iman edin. Çünkü Allah’ın teblîğatını, emirlerini ve yasaklarını o getirecek, o beyan edecektir. Öyleyse o Peygamberin getirdiklerine, söylediklerine ve uyguladıklarına aklınızla değil imanınızla yaklaşın.2 Bazı akılları dinlerini aşanlar, (اٰمِنُوا) fiiline “güvenmek” anlamı vererek neleri ifade etmek istiyorlarsa da şunu bilmek gerekir ki, Türkçede “iman etmek”le “güvenmek” arasındaki anlam farkı en azından onlarla Allah’ın dini arasındaki mesafeden çok daha fazladır.
Muhammed Esed
ALLAH'A ve Elçisi'ne inanın ve O'nun size emanet olarak tevdî ettiği şeylerden başkaları için harcayın; 5 çünkü sizden imana eren ve [Allah yolunda] sınırsızca harcayanlar büyük bir mükafat göreceklerdir.
Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine yürekten inanıp güvenin, Allah’ın size emanet olarak verip üzerine yetkili kıldığı mallardan O’nun yolunda harcayın. Sizden iman edip malından Allah yolunda harcayanlara büyük bir mükâfat vardır. 2/261
ALLAH’A ve Rasûlü’ne yürekten güvenin ve O’nun sizi kendisine emanetçi kıldığı şeylerden infak edin![4937] Artık sizden iman ve infak eden kimseler için büyük bir ecir vardır.[4938]
[4937] Mustahlefîne fîh, zımnen: “size mülkiyetini verdiği” değil, “emanet ettiği” anlamına gelir.
[4938] Müslümanlara hitap eden âyetin “iman edin” demesinin, infakla doğrudan bir münasebeti vardır. Zira îman edip infak etmemek, Allah’a inanıp da O’na güvenmemek gibidir. Kur’an üç şeyi “Allah yoluna” nisbet eder: İnfak, cihad ve hicret. Müslüman tasavvurunda infak üç temele dayanır: 1) Mülk Allah’ındır. 2) İman Allah’a güvendir. 3) Servet insana emanettir. Servet ata benzer; sırtına binerseniz siz ona sahip olursunuz, sırtınıza binerse o size sahip olur. Vahyin infak konusundaki tavsiyesi üçtür: 1) Bollukta da darlıkta da infak et (3:134). 2) Sevdiğinden ver (2:177). 3) Gizlice de açıktan da ver (13:22). İnfakın âdâbı üçtür: 1) Allah için verdiğini çok görmemek (74:6), 2) Hadisin ifadesiyle “kusmuğunu yalayan köpek” durumuna düşmemek, 3) Başa kakmamak (2:262-264). Zımnen: Allah için vermek, vermek değil almaktır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Allah'a ve Peygamberine imân edin. Kendisinde sizi istihlâf etmiş olduğu şeylerden infakta bulunun. İmdi sizden o kimseler ki, imân ettiler ve infakta bulundular, onlar için pek büyük bir mükâfaat vardır.
Allah'a ve Resulüne iman edin ve O'nun (sizi emanetçi yaptığı) yönetimini size bıraktığı mallardan harcayın. İçinizden iman edip harcayanlara büyük ecir vardır.
Allah'a ve Elçisine inanın ve (O'nun) sizi hakim kıldığı, sizin yönetiminize verdiği şeylerden (Allah için) harcayın. Sizden, inanan ve (hak rızasına) harcayanlar için büyük mükafat vardır.
Siz, Allah’a ve elçisine inanıp güvenin ve size verilen şeylerden hayra harcayın. İçinizden inanıp güvenen ve hayra harcayanlar için büyük bir ödül vardır.
Allah'a ve Resulüne iman edin; size kullanma yetkisi verdiği şeylerden bağışta bulunun. Sizden iman eden ve Allah yolunda harcayanlar için büyük bir ödül vardır.
Allah'a resulüne iman edin; sizi üzerinde buyruk sahibi yaptığı şeylerden başkalarına bol bol verin! İçinizden iman eden ve infakta bulunanlar için çok büyük bir ödül vardır.